Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2010/8185 E. 2010/10038 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2010/8185
- Karar No
- 2010/10038
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi KARAR TARİHİ :13.10.2009 Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Uyuşmazlık, önalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulü ile davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili, dava dilekçesinde,müvekkilinin 5363 parsel sayılı taşınmazda ... ...'den gelen miras payı olduğunu, taşınmazın paydaşlarından ... ... ve ... ...'ün 1/3'er payını değerinin çok üzerinde olmak üzere ayrı ayrı 120.000,00 TL bedelle paylarını davalıya sattığını ileri sürerek davalı adına kayıtlı 2/3 payın iptali ile gerçek değeri üzerinden davacı adına tescilini talep etmiştir. Davalı vekili, bedelde muvazaa iddiasını kabul etmediklerini belirterek davanın reddini savunmuştur. Önalım hakkının kullanılmasında davacının dayandığı pay elbirliği mülkiyetine konu ise tüm ortakların birlikte dava açması veya birinin açtığı davaya diğerlerinin muvafakat etmesi gerekir. Çünkü bu hallerde 11.10.1982 gün ve 3 / 2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın tereke adına açıldığının kabulü gerekir. Muvafakat, duruşmaya gelip bu konuda beyanda bulunmakla veya imzası noterce onaylı muvafakat belgesi ibraz edilmesi suretiyle yahut davacı adına davayı takip eden avukata vekaletname verilmesi ile sağlanabilir. Bu yolda ortakların tümünün muvafakati sağlanamazsa Türk Medeni Kanunu’nun 640. maddesi hükmü uyarınca miras bırakanın terekesine görevli mahkemede temsilci atanması için davacıya süre verilir. Temsilci davacı dışında biri olursa davacının sıfatı biter, davayı temsilci takip eder. Dava hakkına ilişkin bu hususun hakim tarafından kendiliğinden öncelikle nazara alınması gerekir. Olayımıza gelince; davacı ...'ün taşınmazda kendi adına kayıtlı bağımsız payı bulunmamaktadır. Davayı miras bırakanı ... ...'ün 1/3 payına dayanarak açmıştır. Bu durumda mahkemece, davacının dayandığı pay elbirliği halinde mülkiyete konu olduğundan yukarda açıklanan esaslara göre davacı dışındaki mirasçıların da davaya muvafakatinin sağlanması, bu mümkün olmadığı takdirde davacıya terekeye temsilci atanması için süre verilmesi, davanın tayin edilecek temsilci vasıtası ile yürütülmesi ve davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı görüldüğünden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.nun 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz nedenlerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 29.9.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.