Yargıtay · 5. Ceza Dairesi
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2006/9362 E. 2010/7999 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2006/9362
- Karar No
- 2010/7999
- Karar Tarihi
Devlete ait alım satımda ticaret yapmak ve sahte evrak tanzim etme suçlarından sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...’nin yapılan yargılanmaları sonunda; devlete ait eşya alım satımında ticaret yapma suçundan sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...’nın yüklenen suçlardan ayrı ayrı beraetlerine, sanıklar ..., ... ... ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ın devlete ait eşya alım satımında ticaret yapmak suçundan, sanıklar ... ve sanık ...'ın ayrıca sahte evrak tanzim etmek suçundan mahkümiyetlerine dair, Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 18.3.2005 gün ve 2002/133 Esas, 2005/76 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ... ... müdafiileri, sanık ... ve katılan vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü: İddianameye konu ihalelere katılan firmaların suç tarihleri itibarı ile sahipleri ve ortaklarının kimler olduklarının ilgili mercilerden sorulup belirlendikten sonra teklif mektupları altında kaşe ve imzası bulunan firma yetkilileri ile bu tekliflere dair muayene ve kabulleri yapan kurum görevlilerince düzenlenen tutanaklarda imzası bulunanların tanıklıklarına başvurularak; söz konusu teklif mektuplarının kendileri tarafından verilip verilmedikleri ve içeriklerinin doğru olup olmadığının saptanarak, belirtilen işlemlerle ilgili olarak düzenlenen belgelerdeki imzaların kendilerine ait olmadığının ileri sürülmesi durumunda bu konuda imza incelemesi yaptırılmak suretiyle imzaların onlara ait olup olmadıklarının bilirkişi raporuyla saptanması ve bu tekliflere konu mektupların hangi görevliler tarafından alındığı, ihalelere konu tahmini bedellerin kim tarafından neye göre yapıldığının İSU Genel Müdürlüğünden ve ihalelere konu mal ve hizmetlerin teknik özellikleri, nitelik ve sayıları da gösterilmek suretiyle suç tarihleri itibarıyla ortalama rayiç bedellerinin ne kadar olduğunun ise Ticaret Odasından sorulmasından sonra dosyanın konunun uzmanı bilirkişilerden oluşturulacak kurula tevdi edilerek, İçişleri Bakanlığı Başmüfettişlerince düzenlenen 18.02.2002 tarihli raporda tespit edilen mevzuata aykırılık ve usulsüzlüklerin ilgili oldukları her bir ihale kararı ile ayrı ayrı ilişkilendirilerek irdelenmesi suretiyle; ihale kararlarının alındığı tarihler itibariyle piyasa rayiçleri ile yapılan teklifler ile tercihe layık görülen tekliflerin değer ve uygunluklarının ve ayrıca ihale kararına konu mal ve hizmetlerin değeri ile kurumca kabulü yapılan mal ve hizmetlerin değerlerinin muayene kabul tutanakları ve ayniyat alındı belgeleri de dikkate alınarak ayrı ayrı mukayese edilip değerlendirilmesinden sonra, suç tarihleri itibariyle saptanacak ortalama rayiç fiyatları ile ihale bedelleri arasında idare aleyhine fark bulunup bulunmadığı, varsa söz konusu ihalelere ilişkin idarenin zararına olan işlemlerin neler olduğu, uğranılan zararın, başka bir ifade ile suça konu edilen mal ve hizmetlerin satın alındığı firmalara haksız bir çıkar sağlanıp sağlanmadığı, sağlanmışsa tutarının ne kadar olduğu ve bunların kabulüne ilişkin işlemlerde öngörülen usul ve uygulamalara aykırı davranılıp davranılmadığı, kasıtlarını belirleme bakımından sanıkların menfaat sağlama sürecindeki konumları, görevleri ve hangi ölçüde etkili oldukları, menfaatin kime sağlandığı ve biçimi hususlarında ayrıntılı mütalaa alındıktan sonra hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekirken eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hükümler kurulması, Kabule göre de; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7. maddesinde “zaman bakımından uygulama”, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesinde ise, “lehe olan hükümlerin uygulanmasında usul” kurallarının düzenlenmesi, ayrıca 5252 sayılı Kanunun 12. maddesi ile 765 sayılı Türk Ceza Kanununun yürürlükten kaldırılması, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve bu kanunların hükümden sonra 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe girmiş bulunması karşısında; 5237 sayılı Kanunun 7 ve 5252 sayılı Kanunun 9. maddeleri uyarınca, olaya tatbik imkanı bulunan yasaların leh ve aleyhteki bütün hükümleri ayrı ayrı ele alınarak sonuçları karşılaştırılıp, lehe olanın belirlenmesi, her iki yasayla ilgili değerlendirme sonuçlarının denetime olanak verecek biçimde kararda gösterilerek hüküm kurulması gerektiğinin gözetilememesi, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun Dairemizce de benimsenen 12.03.1990 gün ve 1990/8-3-70, 09.10.2007 gün ve 2007/11-44-200 sayılı kararlarında vurgulandığı gibi, bir olayın açıklanması sırasında başka bir hadiseden söz edilmesi o hadise hakkında da dava açıldığını göstermeyeceği ve dava konusu yapılan eylemin açıklıkla ve bağımsız olarak gösterilmesi gerektiği, buna karşılık 30.12.2002 gün ve 2002/4852 hazırlık sayılı iddianame ile 28.07.1999 tarihinde yapılan 17 kalem muhtelif tesisat malzemesinin alımına dair tek ihaleyle ilgili olarak Orpe firması ortaklarından sanık ... hakkında kamu davası açıldığı, 03.09.1998 tarihinde yapılan işçi temini ihalesi ile ilgili olarak bu sanık hakkında açılmış bir davanın bulunmadığı ve bu hususta iddianame ile dava açtırılmaksızın ek savunma verilip yargılamaya devamla hakkında teselsül hükümleri uygulanarak hüküm tesis edilmesi suretiyle CMK.nun 225. maddesine aykırı davranılması, Vekalet ücretinin katılan kurum yerine yazılı şekilde vekiline verilmesine hükmolunması, Kanuna aykırı, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... müdafiileri, sanık ... ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 03.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.