Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2011/5029 E. 2012/11571 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2011/5029
Karar No
2012/11571
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 20/11/2007 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 29/12/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince: Dava, 6570 sayılı kanunun 15. maddesine dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece istem kısmen kabul edilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir. a)Davacı, davalının maliki bulunduğu taşınmazda kiracı olarak 6 yıldır kuaför dükkanı işlettiğini, davacının kendi işyerini açma bahanesiyle tahliye davası açtığını ve davasının kabulüne karar verildiğinden mecuru tahliye etmek zorunda kaldığını, ancak aradan henüz 3 yıl geçmeden, davalının taşınmazı 3. kişiye büro olarak kiraladığını, tahliye ettiği taşınmaz için kısa süre önce tadilat yaptırdığını, yeni kiraladığı taşınmaz için de tadilat yaptırmak zorunda kaldığını, yer değişikliği nedeniyle müşteri çevresinin azaldığını beyan ederek maddi ve manevi zaralarının tazminini istemiştir. Davalı, davacı ile aralarındaki kira sözleşmesine istinaden ve sözleşmedeki süre bitmiş olduğundan tahliye istediğini, davacının zararı bulunmadığını, kendisinin o dönemde ağır kalp rahatsızlığı geçirdiğinden olayda mücbir sebebin söz konusu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Yerel mahkemece, benimsenen bilirkişi raporundaki tutarlar kadar davacının maddi zararı olduğu kabul edilerek maddi tazminat isteminin bir bölümü ile manevi tazminat isteminin bir bölümünün ödetilmesine karar verilmiştir. Manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan nesnel (objektif) eksilmedir. Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir. Acı ve elemin manevi zarar olarak nitelendirilmesi sonucu tüzel kişileri ve bilinçsizleri; öte yandan acılarını içlerinde gizleyenleri tazminat isteme haklarından yoksun bırakmamak için yasalar, manevi tazminat verilebilecek olguları sınırlamıştır. Bunlar, kişilik değerlerinin zedelenmesi (Medeni Yasa 24), isme saldırı (Medeni Yasa 26), nişan bozulması (Medeni Yasa 121), evlenmenin feshi (Medeni Yasa 158), bedensel zarar ve ölüme neden olma (Borçlar Yasası 47) durumlarından biri ile kişilik haklarının zedelenmesidir (Borçlar Yasası 49). Bunlardan Medeni Yasa'nın 24. maddesi ile Borçlar Yasası'nın 49. maddesi daha kapsamlıdır. Medeni Yasa'nın 24. maddesinin belli yerlere yollaması nedeniyle böyle bir durumun bulunduğu yerde, onu düzenleyen kurallar (örneğin; Medeni Yasa'nın 26, 174, 287); bunların dışında Borçlar Yasası'nın 49. maddesi uygulanır. Medeni Yasa'nın 24. ve Borçlar Yasası'nın 49. maddesinde belirlenen kişisel çıkarlar, kişilik haklarıdır. Kişilik hakları ise, kişisel varlıkların korunmasıyla ilgilidir. Kişisel varlıklar, bedensel ve ruhsal tamlık ve yaşam ile nesep gibi insanın, insan olmasından güç alan varlıklar ya da kişinin adı, onuru ve sır alanı gibi dolaylı varlıklar olarak iki kesimlidir. Tekniğin gelişimi ve yaşam koşullarına göre belirlenmiş varlıklar, açıklanan olgularla çevrelendirildiğinde, davaya konu olayın bu çerçeve dışında kalması durumunda manevi tazminat isteği reddedilmelidir. Yukarıda açıklanan olay nedeniyle oluşan zarar davacının iç huzurunu bozacak nitelikte bir olgu değildir. Manevi tazminatın koşullarını düzenleyen Borçlar Yasası'nın 49. maddesine göre mal varlığına yönelik zararlar kişinin sosyal, fiziki ve kişilik değerlerine saldırı oluşturacak nitelikte bir eylem olarak benimsenemez. Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, davacının manevi tazminat isteminin tümden reddine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle, yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. b)Mahkemece hükme esas alınan ve davacının yer değişikliğine bağlı kazanç kaybının hesaplandığı yeminli mali müşavir tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda davanın açıldığı tarih aşılmak suretiyle 31.12.2007 tarihine kadar ki dönem dikkate alınarak hesaplama yapılmıştır. Dava tarihinden sonraki süre için de zarar hesabı doğru değildir. Kararın bu yönden de bozulması gerekir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2-a-b) bentlerinde gösterilen nedenlerle BOZULMASINA,davalının diğer temyiz itirazlarının ilk bentte gösterilen nedenle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 03/07/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2011/5029, K. 2012/11571, T. 31.12.2007, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2011-5029-e-2012-11571-k-6eaf79e43d10