Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2010/10153 E. 2011/12314 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2010/10153
- Karar No
- 2011/12314
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... ... tarafından, davalı ... mirasçıları aleyhine 16/02/2009 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 11/05/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, haksız hacize maruz kalan davacının tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar davalılar tarafından temyiz edilmiştir. Dava konusu somut olayda davacı, borcu nedeni ile 27.07.1999 tarihinde tanzim edilen 20.08.1999 vade tarihli bedeli 5.000 mark olan bonoyu davalı ...'a vermiş, bononun bedel kısmı 45.000 mark edilmek sureti ile tahrif edilip dava dışı ... 'e ciro edilmiş, adı geçen üçüncü şahıs tanzim borçlusu davacı ile ciro borçlusu davalı aleyhine 02.03.2001 tarihinde icra takibi başlatmış, davacının Türk Ticaret Bankası nezdinde bulunan parası hazcedilip tahsil edilmiş, davacı 18.12.2002 tarihinde davalı hakkında suç duyurusunda bulunmuş, İstanbul 2.Ağır Ceza Mahkemesi davalının isnat edilen suçu işlediği kanaati ile 21.06.2005 tarihli kararı ile eylemine uyan 765 sk.347 maddesi gereğince tecziyesine karar vermiş, davacının müdahil olduğu ceza kararı 11.Ceza Dairesinin 17.07.2007 tarihli kararı ile onanmak sureti ile kesinleşmiştir. Olaylar tarihinde meri olan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 347.maddesinin atfı ile 102.maddesine göre davalıya isnat edilen eylemin zamanaşımı süresi 5 senedir. Davacının, 18.12.2002 tarihinde suç duyurusunda bulunduğundan eylemi ve failini öğrendiği tarihin, en geç, suç duyurusunda bulunduğu tarih olduğu kabul edilmelidir. Borçlar Kanunu'nun 60.maddesine göre zamanaşımı zararın (fiilin ve failin) öğrenildiği tarihten itibaren bir senedir ve eylemin suç oluşturması halinde ceza zamanaşımı uygulanır. Dava 16/02/2009 tarihinde açıldığından 1 ve 5 yıllık zamanaşımı süreleri geçmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere işbu davanın dava zamanaşımı süresi bittikten sonra açıldığı ve davalı tarafın süresi içerisinde zamanaşımı savunması yaptığı halde, mahkemece, davanın zamanaşımı gerekçesi ile reddi yerine kabulüne karar verilmiş olması doğru bulunmamış, temyiz edilen kararın bu yönden bozulması gerekmiştir. SONUÇ, Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 23/11/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.