Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2009/13519 E. 2010/10028 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2009/13519
Karar No
2010/10028
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve ... aleyhine 22/05/2008 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 31/03/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, haksız eylem nedeniyle kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalılar tarafından temyiz olunmuştur. Davacı, davalılardan ... aleyhine açtığı manevi tazminat davasında, davalı asıl ... ve vekili olan diğer davalı Avukat ... tarafından dosyaya sunulan ve dava ile ilgisi olmayan asılsız haberler ve el yazılı mektubun kişilik haklarına saldırı oluşturduğunu ileri sürerek, davalıların manevi tazminat ile sorumlu tutulmalarını istemiştir. Davalılar ise, haksız açılan davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuşlardır. Yerel mahkemece, davalılar tarafından ... Asliye 4. Hukuk Hakimliği'ne sunulan dilekçelerde ileri sürülen iddiaların davanın konusu ile ilgisi olmadığı, yıllar önce davacının da adının geçtiği soygun ve yolsuzluk olaylarına ilişkin haberin yeniden gündeme getirilmesinin davacının kişilik haklarına saldırı oluşturduğu gerekçesiyle istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriğinden; davacı tarafından, davalılardan ... hakkında tehdit eylemi nedeniyle kişilik haklarına saldırıdan dolayı manevi tazminat davası açıldığı; ... Asliye 4. Hukuk Hakimliği'nin 2007/63 Esas sayısında görülen davaya davalılardan ... tarafından sunulan 28.05.2007 günlü yanıt dilekçesinde, hakkında çıkan gazete haberlerine karşı dahi dava açmayan davacının, olmayan bir olayı olmuş varsayarak dava açtığı, kendi el yazısı ile yazdığı mektupta “Birgün gelecek paraya bende sahip olacağım ama dürüst yollardan ama dürüst olmayan yollardan” diyebilecek bir kişiliğe sahip olan davacının haksız kazanç sağlama amacı taşıdığı belirtilerek davanın reddedilmesinin istendiği; davalı asıl adına 16.10.2007 günlü dilekçeyi sunan diğer davalı Avukat ...'ün de vekil edeninin verdiği yanıt dilekçesi ile davacının karakterini ortaya koyan somut olayları anlattığını belirttiği; davacı ile davalılardan ...'ın dava dışı halası arasında miras davaları ile bazı hukuki uyuşmazlıkların yargıya taşındığı; davacının da bu dilekçelerde ileri sürülen iddia ve kanıtların dava ile ilgisi olmadığını ileri sürerek, kişilik haklarına saldırıdan dolayı davalıların manevi tazminat ile sorumlu tutulmalarını istediği anlaşılmaktadır. Davalıların dosyaya sunduğu 31.03.1998 günlü “Sarayda soygun” başlıklı Posta ve 17.10.1999 tarihli “Dolmabahçe diye bir enkaz” başlıklı Hürriyet gazetesi ile davacının el yazısı mektuba davacı da karşı çıkmamıştır. Şikayet üzerine olayı inceleyen ... Cumhuriyet Başsavcılığı “…ulusal basında yer alan gazete haberlerinin ve söz konusu mektubun savunma amaçlı olarak sunulmasında hakaret ve haberleşmenin gizliliğinin ihlali suçunun unsurları oluşmadığı…” gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Savunma hakkının üstünlüğü ilkesi gereğince, davanın görülmesi sırasında tarafların veya avukatlarının mahkemeye sundukları dilekçeler, kanıtlar veya yaptıkları açıklamalar savunma sınırlarını aşmadığı takdirde Borçlar Yasası'nın 49. maddesi kapsamında değerlendirilemez ve haksız eylem olarak nitelendirilmez. Dava konusu olayda; davalı asıl ve avukatı, tehdit iddiası ile açılan manevi tazminat davasına karşı öncelikle iddiaların asılsız olduğunu savunmuşlar; bu savunmayı güçlendirmek için, kamuoyuna yansıyan haberlere karşı dahi dava açmamış olan davacının, davacı asıla karşı dayanağı olmayan bir iddiayla dava açarak haksız kazanç amacı güttüğünü kanıtlamaya yönelik olarak da davacının yıllar önce abisine yazdığı mektubu kanıt olarak sunmuşlardır. Yerel mahkemece, davalıların amacının yıllar önce yaşanan bir olayı gündeme taşımak olmayıp savunmalarını güçlendirmeye yönelik olduğu ve savunma sınırları içerisinde sunulan kanıtların davacının kişilik haklarına saldırı oluşturmayacağı benimsenerek, istemin tümden reddedilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle, davalıların manevi tazminat ile sorumlu tutulmuş olmaları usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 11/10/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/13519, K. 2010/10028, T. 17.10.1999, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2009-13519-e-2010-10028-k-9a07c71fb6e6