Yargıtay · 22. Hukuk Dairesi
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2012/13225 E. 2012/22722 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 22. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/13225
- Karar No
- 2012/22722
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, manevi tazminatı, yıllık izin, fazla mesai, hafta tatili, eksik ödenen ücret, eksik ödenen tazminat ücreti alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davacı ve davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı işe iade davası sonrası süresinde işe başlamak için müracaat ettiğini ancak işe başlatılmayarak kendisine eksik miktarda ödemeler yapıldığını belirterek 4+4 tazminat ve bir kısım işçilik alacaklarını istemiştir Davalı, davacının alacaklarının ödendiğini savunmuştur Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir Karar davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir 1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıda belirtilen bendin kapsamı dışında kalan tüm temyiz itirazlarının reddine, 2-Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinden dolayı davacının manevi tazminat talep edip edemeyeceği hususunda uyuşmazlık vardır. Uyuşmazlığın normatif dayanağı Borçlar Kanunun 55. maddesidir. Sözü edilen hükme göre “Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı zarara karşılık tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir” Somut olayda, davalı taraf iş sözleşmesini süresinin dolduğu gerekçesiyle fesh etmiştir. Mahkemece davacının davalı işyerinde Yardımcı Doçent kadrosunda Diş Hekimi olarak yedi yıl, dört ay çalıştığı, buna göre hem akademik dünyada hem toplumda belli bir statüye sahip olduğu, bu kadar çalışma süresinden sonra iş sözleşmesinin hiç bir neden gösterilmeksizin süre bittiği gerekçesi ile haklılığı kanıtlanmaksızın feshedilmesinin davacının ruhsal dünyasını, toplum içindeki o ana kadar kazanmış olduğu itibarının, mesleki kişisel onur ve saygınlığını olumsuz etkileyeceği, çevresinde haksız yere kanaatler oluşacağı ve bununda manevi dünyasında tahribat yaratacağı gerekçesiyle davacı lehine manevi tazminata hükmedilmiş ise de davalının iş sözleşmesinin feshinde ibaret eyleminde davacının kişilik haklarının zedelendiğinden bahsedilemeyecek olup manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 15.10.2012 tarihinde oyçokluğu ilkarar verildi. KARŞI OY Somut olayda iş sözleşmesi geçerli neden olmadan feshedilen davacı işçinin açtığı işe iade davasında mahkemece feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmiş ve ayrıca “Davacının süresi içinde müracaatına rağmen işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının 4 aylık ücreti tutarı olarak belirlenmesine” şeklinde hüküm kurulmuştur. İşe iade kararının kesinleşmesinden sonra davacının süresinde başvurusuna rağmen davalı işverence önceki şartlarda işe başlatılmadığı, davacının işe iade davasında mahkeme belirlenen iş güvencesi tazminatına hak kazandığı dosya içeriği ile sabittir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 21.maddesinde “İşverence geçerli sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı mahkemece veya özel hakem tarafından tespit edilerek feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işveren, işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. İşçiyi başvurusu üzerine işveren bir ay içinde işe başlatmaz ise, işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat ödemekle yükümlü olur” kuralına yer verilmiştir. Davacının açtığı işe iade davasında mahkemece anılan kanuni düzenleme uyarınca davacının işe başlatılmaması halinde iş güvencesi tazminatının ödenmesi gerektiğine karar verilmiştir. Gerek 4857 sayılı Kanunun sözü edilen düzenlemesinde, gerekse işe iade davasında mahkemece kurulan hükümde iş güvencesi tazminatının ne zaman ödeneceği açıktır. Başka bir anlatımla, kanun hükmü ve mahkeme kararında davacının işe başlatılmaması halinde iş güvencesi tazminatının ödenmesi gerektiği açıkça belirtildiğinden faiz talebi için işverenin ayrıca temerrüde düşürülmesine gerek yoktur. 4857 sayılı Kanunun 21.maddesinin iş güvencesine ilişkin olması da hükmün bu yönde yorumlanmasını gerektirmektedir. Kaldı ki, iş sözleşmesi geçerli neden olmadan feshedilen işçinin işe başlatılması için yaptığı başvuru, aynı zamanda iş güvencesi tazminatını da kapsamaktadır. Zira iş güvencesi tazminatı, işe başlatılmamanın yaptırımıdır. Gerçekten, iş hukuku mevzuatımızda işçiye işe başlatılmayı talep etme veya iş güvencesi tazminatını isteme arasında bir seçimlik hakkın tanınmadığı dikkate alındığında işe başlatılmama halinde bir yaptırım olarak iş güvencesi tazminatı kendiliğinden devreye girmektedir. Bu nedenle anılan tazminata faiz yürütülmesi için işverenin ayrıca temerrüde düşürülmesine gerek olmamalıdır. Yukarıda belirttiğim nedenlerle mahkemece iş güvencesi tazminatına dava ve ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesinin hatalı olduğu, bu hususun da bozma nedeni yapılması gerektiği görüşü ile sayın çoğunluğun sadece manevi tazminat yönünden kararın bozulması yönündeki görüşüne katılamıyorum. 15.10.2012