Yargıtay · 22. Hukuk Dairesi

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2011/12854 E. 2012/10294 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
22. Hukuk Dairesi
Esas No
2011/12854
Karar No
2012/10294
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I İş sözleşmesinin geçerli sebep olmadan davalı işveren tarafından feshedildiğini belirten davacı işçi, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı işveren vekili, davacının iş sözleşmesinin müvekkili şirket tarafından ekonomik kriz sebebiyle zorunlu olarak feshedildiğini, feshin usul ve kanuna uygun olduğunu, zira dünyada ve Türkiye’de yaşanan ekonomik kriz sebebiyle uluslararası alanda birçok tanınmış şirket ve bankanın iflas ettiğini, ülkemizdeki demir ... sektörünün de krizden olumsuz yönde etkilendiğini, müvekkilinin krizin etkilerini çalışanlarına asgari düzeyde yansıtmak için gerekli tüm önlemleri aldığını, fazla mesai uygulamalarına son verdiğini, vardiya sayısını düşürdüğünü, personele birikmiş yıllık ücretli izinlerini kullandırdığını, üretim departmanındaki üç ark ocağından ikisi ile iki haddehaneden birini kapattığını, işçilere yıllık izinlerini kullandırdığını, işyerinde yapılan ilan ile ücretsiz izin uygulamasının 15/01/2009-15/04/2009 tarihleri arasında planlandığını ve her çalışan için ortalama bir aylık ücretsiz izin öngörüldüğünü, ücretsiz izne tabi tutulacak çalışanların kısa çalışma ödeneğinden yararlandırılabilmesi için gerekli işlemlerin yapıldığını, çalışanların yaklaşık %75’inin işçi sendikasının da bilgisi dahilinde işletmenin içinde bulunduğu ekonomik krizi gözeterek uygulamaya muvafakat ettiğini, ancak alınan tüm bu önlemlere rağmen yaşanan global krizin etkileri, üretim ve satışlardaki düşüşler sebebiyle toplu işçi çıkarma sürecinin devam ettiğini, işyerinde üretimin ve satışın azaldığını belirterek, davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, davacı tarafça, işverence başvurulan tedbirler dışında feshe karşı esirgeyici başka tedbirlerin mevcut olduğu konusunda iddia ve ispat faaliyetinde bulunulmadığı, ayrıca işletme gereklerine dayanan fesihlerde iş sözleşmesi feshedilecek işçilerin seçimi bakımından 4857 sayılı İş Kanunun'da işvereni bağlayan bir düzenleme bulunmadığı gibi, uyuşmazlık konusu olayda bu yönde sözleşmesi bir düzenlemeye de yer verilmediği, davacının işverene karşı ücret farkı alacağı davası açan işçilerden olmadığı, dolayısıyla davacıya karşı ayrımcılık yapıldığı yönünde de bir tespit yapılamadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. 4857 sayılı Kanun'un 20/2 maddesi uyarınca “feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir”. İşveren ispat yükünü yerine getirirken, öncelikle feshin biçimsel koşullarına uyduğunu, daha sonra, içerik yönünden fesih sebeplerinin geçerli (veya haklı) olduğunu kanıtlayacaktır. İşçi fesihte sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı iddiasında bulunacaktır. İspat yükü ise işverendedir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia etmesi durumunda, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin feshin başka bir sebebe dayandığını iddia etmesi ve bunu ispatlaması, işverenin geçerli fesihle ispat yükünü ortadan kaldırmaz. Gerek işverenin geçerli sebebin varlığı gerekse işverenin gösterdiği sebep dışında bir sebeple dayandığı ileri sürülmesi durumunda bu vakıalar bir hukuki işlem olmadığından takdiri delillerle ispatı mümkündür. Dairemizin ve Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin incelemesinden geçen emsal dosyalara göre, somut uyuşmazlıkta ispat yükü kendisinde olan davalı işveren davacı işçinin iş sözleşmesini geçerli sebeple feshettiğini ve feshin son çare olması ilkesine uyduğunu kanıtlayamamıştır. Emsal dosyalardan, davalı işverenin ekonomik krizden bir ölçüde etkilendiği görülmüş ise de, işverenin fesihlerden önce başvurması gereken tedbirlere başvurmadığı ve uygulamasında tutarsız davrandığı anlaşılmıştır. Nitekim, emsal dosyalarda alınan bilirkişi raporlarında, 2009 yılı başında İnbat adında bir haddehanenin faaliyete geçtiği ve 2009 yaz aylarına kadar çalıştığı, fazla mesai uygulamasına devam edildiği, ücret farkı davası olanlar yönünden fazla mesailerin kaldırıldığı, davalı işverenin 2009 yılı Ocak ayında kısa çalışma ödeneği için Bölge Çalışma Müdürlüğüne yaptığı başvuruda çalışan sayısını 819 (personel tablolarına göre) olduğu halde, 680 olarak bildirmiş olup, kısa çalışma ödeneği ile ilgili tedbiri uygulayıp, bu tedbirin yeterli gelmemesi halinde fesih yoluna gitmesi gerekirken, daha başvuru tarihinde çıkarmak istediği işçileri dışlayarak kalan 680 işçi için başvuru yaptığı, diğer yandan 2009 Ocak ayında sendikaya işine son verilmek istenen işçi sayısının 326 olduğunu bildirdiği, ilk etapta Şubat ayı fesihlerinde 143 işçinin iş sözleşmesini feshettiği, kalan kısmını ise 2009 Nisan ayında feshederek öngördüğü fesihleri gerçekleştirdiği, ayrıca işveren personel giderlerinden tasarruf etmek amacıyla fesih yolunu tercih etmiş ise de, genel üretim giderleri içinde işçi ücret ve giderlerinin 2008 yılında %10 iken, 2009 yılında %12 olduğu, bu oranın da genel giderler de önemli bir yer tutmadığı, davalı şirketin çelikhane üretiminde 2009 Şubat'ından itibaren üretimde artış olduğu, 22.770 tondan 37.266 tona çıktığı, haddehane üretiminde ise 2009 Şubat'ından itibaren önemli bir artış olduğu, 4.600 ton üretimden 26.823 ton üretime çıktığı ve bir haddehanede iki vardiya, diğer haddehanede ise üç vardiya halinde çalışıldığı, buna göre, nisan ayındaki fesihlerde ekonomik krize dayalı olarak fesihlerin gerçekleştirilmesinin gerekli olmadığı, 2008 yılındaki üretim miktarına ulaşamasa da 2009 Şubat'ındaki duruma göre iyi durumda olduğu, şirketin ekonomik durumunda iyileşme olduğu ve işçi azaltılmasını gerektirecek nitelikte olmadığı, 2008 Ocak'tan itibaren fesih tarihine kadar olan dönemde Türkiye İş Kurumu'nun işgücü çizelgelerine göre 2008 yılı Ocak-Aralık döneminde 252 yeni işçi alındığı, 124 işçi çıkarıldığı, işverenin ekonomik krizden etkilendiğini belirttiği 2008 yılında 252 işçi alırken, bir ay sonra 2009 Ocak ayında kısa çalışma ödeneğine başvurması ve sendikaya aynı tarihte gönderdiği yazıda 326 işçinin iş sözleşmelerini feshetmek istediğini bildirmesinin çelişkili bir uygulama olduğu belirtilmiştir. Bu durumda, fesih geçerli bir sebebe dayanmadığından davanın kabulü yerine, yazılı şekilde reddi hatalıdır. Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçe ile; 1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2-İşverence yapılan FESHİN GEÇERSİZLİĞİNE, 3-Davacının kanuni sürede işe başvurmasına rağmen, işverenin süresi içinde işe başlatmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının fesih sebebi ve kıdemi dikkate alınarak beş aylık ücreti olarak belirlenmesine, 4-Davacının işe iade için işverene süresi içinde başvurması halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar doğmuş bulunan en çok dört aylık ücret ve diğer haklarının davacıya ödenmesi gerektiğinin belirlenmesine, davacının işe başlatılması halinde varsa ödenen ihbar ve kıdem tazminatının bu alacaktan mahsubuna, 5-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 6-Davacı vekille temsil edildiğinden, karar tarihinde yürürlükte olan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan 167,70 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 8-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, kesin olarak, oybirliğiyle 18/05/2012 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2011/12854, K. 2012/10294, T. 18.05.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-22-hukuk-dairesi-2011-12854-e-2012-10294-k-2931e1f63f21