Yargıtay · 2. Hukuk Dairesi

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2010/18477 E. 2011/18580 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Hukuk Dairesi
Esas No
2010/18477
Karar No
2011/18580
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa 31.3.2011 tarihli 6217 sayılı Kanunla ilave edilen Geçici 3. maddenin (1.) fıkrasında "Bölge Adliye Mahkemelerinin Resmi Gazete'de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin", aynı maddenin (2.) fıkrasında da, "Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 427 ila 454. madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı" öngörüldüğünden, temyiz isteğinin incelenmesinde 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin hükümleri uygulanmıştır. Temyiz edilen karar temyiz eden tarafa 02.06.2010 günü tebliğ edilmiş ve fakat söz konusu karar yasada öngörülen (HUMK.432) onbeş günlük süre geçtikten sonra 21.06.2010 tarihinde mahkemeye ulaşan dilekçe ile temyiz edilmiştir. Cezaevi Müdürlüğüne verilen dilekçenin "aynı ... içinde" aile mahkemesine gönderilerek temyiz esas defterine kaydedilmesine "hukuki bir engel bulunmamaktadır. Aksi uygulamada Cezaevi Müdürlüğüne verilen ve yıllar sonra ortaya çıkan bir temyiz dilekçesinin bile süresinde olduğunun kabulü gerekir ki bu uygulamanın hukuki güvenilirlilikle bağdaşmayacağı izahtan varestedir. Temyiz isteği, harca tabi ise harcın yatırıldığı tarihte yapılmış sayılır (HUMK.md.434/2, Yönetmelik md.18, VII). Temyiz dilekçesi kararı veren mahkemeye veya başka bir yer mahkemesine verilebileceğinden (HUMK.md.432/3) Cezaevi Müdürlüğüne temyiz dilekçesi verilmesi ile temyiz süresi kesilmez. Kuşkusuz Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 2494 sayılı kanunla değiştirilen 432.maddesine göre, temyiz kanuni süre geçtikten sonra yapılır ise, temyiz isteminin reddine karar verme yetkisi hükmü veren mahkemeye aittir. Ne var ki Aile Mahkemelerince verilen kararların yasal süre geçtikten sonra temyiz edilmesi veya temyiz kabiliyetinin bulunmaması halinde dosyanın yerel mahkemece temyiz isteminin reddine karar verilmeden, Yargıtay'a gönderilmesi durumunda, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 2494 sayılı kanun ile değişik 432/4.maddesine göre, bu konuda bir karar verilmek üzere, dosya mahalline geri çevrilmeden doğrudan doğruya Yargıtay'ca da temyiz isteminin reddine karar verilebileceği Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunca (1.6.1990 ... ve 1989/3 esas, 1990/4 k. sayı ile) karara bağlanmıştır. Bu durumda gösterilen sebeple temyiz isteminin reddi gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz dilekçesinin yukarıda gösterilen sebeple REDDİNE, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 ... içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 15.11.2011 (Salı) KARŞI OY YAZISI Davalı, Edirne F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu olup, Antalya 3. Aile Mahkemesinin gerekçeli kararı 02.06.2010 tarihinde bizzat tebliğ edilmiş ve 15 günlük yasal temyiz süresi içinde temyiz isteğini içeren dilekçesini Cezaevi Müdürlüğüne 14.06.2010 tarihinde vermiştir. 17.06.2010 tarihli Edirne Cumhuriyet Savcısının yazısıyla bu dilekçe Antalya 3. Aile Mahkemesine gönderilmiştir. Cezaevinde tutuklu olan davalının temyiz dilekçesini Edirne Aile Mahkemesine veya Antalya 3. Aile Mahkemesine götürüp ilgili hakime havale ettirme imkanı bulunmadığına göre; tutuklunun temyiz süresi içinde cezaevi idaresine dilekçe vermesiyle temyiz süresi kesilir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda tutuklunun kanun yoluna başvurmasıyla ilgili bir düzenleme bulunmadığından, bu hususta Ceza Muhakemeleri Kanununun 263.maddesinin kıyasen uygulanması gerekir. Bu nedenle, davalının temyiz isteğinin incelenmesi gerektiği düşüncesiyle ... çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir. KARŞI OY YAZISI Davalı temyiz dilekçesini süresi içinde tutuklu bulunduğu Edirne F Tipi Cezaevi Müdürlüğü aracılığı ile kararı veren Antalya 3. Aile Mahkemesine göndermiştir. Davalı tutuklu olduğu için temyiz dilekçesini kararı veren mahkemeye veya başka bir mahkemeye verememiştir. Davalının temyiz dilekçesini kararı veren mahkemeye veya başka bir mahkemeye verememesi kendi kusurundan kaynaklanan bir durum değildir. Bu durum tamamen fiili imkansızlık ve mücbir sebepten kaynaklanmıştır. Tamamen fiili imkansızlıktan kaynaklanan bir gecikmeden dolayı, davalının temyiz hakkını elinden almanın ne evrensel hukuk ilkeleriyle, ne de Anayasanın 36. maddesindeki hak arama özgürlüğü ve ... yargılanma hakkı ile bağdaşmayacağı düşüncesindeyim. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 432/2. maddesi "temyiz dilekçesi kararı veren mahkemeye veya başka bir mahkemeye verilebilir" şeklinde, Hukuk Muhakemeleri Kanunun 365. maddesi de benzer bir düzenleme içermektedir. Yasa koyucu "verilir" ya da "verilmelidir" gibi sınırlayıcı bir kelime yerine "verilebilir" kelimesini tercih etmiştir. Yasa koyucu burada yasaya esneklik kazandırmak istemiştir. Yüksek Yargıtay'da yasaları esnek ve özgürlükçü şekilde yorumlamaktadır. Evrensel Hukuk Uygulamaları da bu yöndedir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 22.12.2004 tarih 2004/554-742 esas karar sayılı ilamında Medeni Kanununun 289/1. maddesindeki "..öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl, her halde doğumdan başlayarak beş yıl içinde açmak zorundadır" şeklindeki düzenlemeyi, haklı sebep veya fiili imkansızlık hallerinde 5 yıllık süreyi kaçırsa bile dava açabileceği şeklinde yorumlamıştır. Bu düzenlemeyi Anayasa Mahkemesi, yasadaki "her halde doğumdan başlayarak beş yıl" ibaresini Anayasaya ve hak arama özgürlüğüne aykırı bularak iptal etmiştir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 432/2. ve Hukuk Muhakemeleri Kanununun 365/1. maddelerini hak arama özgürlüğünü genişletici şekilde yorumlayarak, tutuklu davalının temyiz dilekçesinin süresinde olup olmadığını, temyiz dilekçesinin cezaevi idaresine verildiği tarih itibariyle değerlendirmenin, hem anayasa hem de evrensel hukuk ilkesine daha uygun olduğu kanısındayım. Yukarıda açıkladığım gerekçelerle davalının temyiz dilekçesinin süresinde kabul edilerek temyiz isteğinin incelenmesi gerektiği düşüncesindeyim. Bu nedenlerle değerli çoğunluktan farklı düşünüyorum.

Atıf: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2010/18477, K. 2011/18580, T. 22.12.2004, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-hukuk-dairesi-2010-18477-e-2011-18580-k-0e1be8051d2d