Yargıtay · 17. Hukuk Dairesi

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2011/12448 E. 2012/1714 K.

Konu: Tasarrufun İptali

Mahkeme
Yargıtay
Daire
17. Hukuk Dairesi
Esas No
2011/12448
Karar No
2012/1714
Karar Tarihi
Konu
Tasarrufun İptali

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili davalı ...’ın müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takipleri sırasında alacaklarını tahsil edemediklerini ancak borçlu alacaklılarından mal kaçırmak amacı ile kendisine ait taşınmaz payını davalı ...’a, onun da diğer davalı Ömer Elal’a sattığını öne sürerek yapılan tasarrufların iptalini talep etmiştir. Davalılar ...davanın reddini savunmuşlar, diğer davalı cevap vermemiştir. Mahkemece kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava İİK.nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. İptal davasından maksat İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazıldığı gibi alacağın tahsilini temin için borcun doğumundan sonra yapılan tasarruflarının iptaline hükmettirmektir. Dava koşullarının bulunması halinde İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278.maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır. Bu tür davalar İİK 282. maddesi hükmü uyarınca borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimselerle bunların mirasçıları aleyhine açılır. Kural bu olmakla birlikte yine anılan hükme göre davada kötü niyet sahibi üçüncü kişiler de davalı olarak gösterilebilir. Dördüncü kişi konumundaki davalı hakkındaki davanın kabul edilebilmesi, dolayısıyla onun yaptığı tasarrufun iptali, ancak kötü niyetli olduğunun kanıtlanması durumunda mümkündür. Dördüncü kişinin kötü niyetli olduğu kanıtlanamamış ve borçlu ile işlemde bulunan kişi yönünden iptal koşulları oluşmuş ise tasarrufa konu malı borçludan satın alan kişi yönünden İİK’nın 283/II maddesine göre iptal davası, tazminata dönüşür. Bu ihtimalde 3. kişinin sorumlu olduğu miktar, elden çıkarılan malın o tarihteki gerçek değeridir. Somut olayda dava ve tasarrufa konu 8458 ada 13 sayılı parselin 1/2 payı 12.01.2004 tarihinde üzerindeki 30 Milyar TL. ipotek ve hacizle birlikte 30 milyar TL. bedelle borçlu davalı Erdoğan Yarar tarafından davalı ...’a satılmış, ... ise taşınmazın tamamını diğer paydaş... ile birlikte 30.000.00’er TL bedelle ve üzerinde herhangi bir takyidat olmaksızın davalı...’a satmış, bilirkişiler tarafından verilen raporda ise taşınmazın 1/2 payının 12.01.2004 tarihindeki gerçek değerinin 150.000.00 TL olduğu bildirilmiştir. Böylece ilk satışın yapıldığı tarih itibariyle ivazlar arasında bir mislini aşan fahiş fark bulunmaktadır. Ancak davalı ... Yıldız cevap dilekçesine ekli olarak ibraz ettiği banka dekontları ile borçlu davalıya 60.000.00 TL bedel ödediğini savunmuş ise de dekontların incelenmesinde paranın kim tarafından yatırıldığı anlaşılamamıştır. Bunun dışında mahkemece taşınmaz üzerindeki ipotek bedelinin de satış bedeline dahil edilerek davalı ... tarafından borçlu davalıya satış bedeli olarak 90.000.00 TL ödendiği kabul edilmiş ise de taşınmaz üzerindeki ipotek bedelinin 26.12.2007 tarihinde dava dışı Cengiz Aydıncık vekili tarafından yatırıldığı görülmüştür. Bu durumda mahkemece davalı ... tarafından... Bankası kanalı ile ödendiği öne sürülen 60.000.00 TL.nin kim ya da kimler tarafından ne amaçla yatırıldığının ilgili bankadan sorulması, yine ipotek bedelinin davalı ... tarafından yatırılıp yatırılmadığının araştırılarak bu bedelin ... tarafından yatırıldığının kesinleşmesi halinde satış bedeline eklenemeyeceğinin göz önünde bulundurulması, 4. kişi...yönünden yapılan tasarrufun iptale tabi olup olmadığına ilişkin de araştırma ve inceleme yapılarak taraf delillerinin toplanması, davalı Ömer’in borçlunun alacaklıları ızrar kastını bilmemesi diğer bir anlatımla kötü niyetli olduğunun kanıtlanamaması ve davalı ... yönünden iptal koşullarının oluşması halinde davanın tazminat isteğine dönüşeceğinin düşünülmesi ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm delillerin birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı olduğu üzere davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır. SONUÇ : Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 16.2.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2011/12448, K. 2012/1714, T. 16.02.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-17-hukuk-dairesi-2011-12448-e-2012-1714-k-8578cb3e535e