Yargıtay · 16. Hukuk Dairesi
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi 2007/540 E. 2007/520 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 16. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2007/540
- Karar No
- 2007/520
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Yargıtay bozma ilamında özetle: "Bölge ile ilgili orman tahdit harita ve mazbataları ile amenajman planları, tespite esas olan tapu ve vergi kayıtlarının revizyon gördüğü tüm parseller ile komşu parsellerin tutanağı ile dayanağı belgelerin getirtilip mahallinde keşif yapılması, tespite esas Şubat 1327 tarih 18 numaralı tapu kaydı ile 195 numaralı vergi kaydının okunup, hudutlarının zeminde yerel bilirkişilere göstertilip kapsamlarının belirlenmesi, taşınmazın geçmişte ne durumda olduğu, kimden intikal ettiği, kimin ne zamandan beri kullandığı, arazinin tamamının veya bir bölümünün ormandan elde edilip edilmediği, yasalar gereği Devlete intikal eden yerlerden olup olmadığının sorulup saptanması, komşu 275 parselin dayanak tapu kaydının çekişmeli parsel yönünü ne sebeple emvali metruke okuduğu hususu üzerinde durulması, taşınmazın doğu hududunda orman oluşu nazara alınarak orman yönünden inceleme yapılarak, uzman bilirkişiden taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığını belirtir rapor alınması kabule göre de; kadastro komisyonunca ... ve ... adına tescil edilen krokisinde (E) ve (H) harfi ile gösterilen 11.519 metrekarelik bölümü hakkında dava bulunmadığı halde, kesinleşen bu kısım için malikini değiştirir şeklinde karar verilmesinin doğru bulunmadığına" değenilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın reddi ile çekişme konusu 278 parselin 114541 metrekare miktarı ve tarla vasfı ile davalı ... ve arkadaşları adına payları oranında tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece hükmüne uyulan bozma ilamının gerekleri tam olarak yerine getirilmediği gibi, nizalı taşınmaza uygulanan tapu miktarı tespit miktarından az olsada, yine aynı kişiler adına olan bitişikteki 279 parsele revizyon gören tapu miktarı ile nizalı parsele revizyon gören tapu kaydı miktarı toplamının tespit miktarından fazla olduğu göz önünde bulundurulmamış davalılar adına tespit ve tescil edilen 279 parsele revizyon gören Şubat 1327 tarih 19 sıra numaralı sicilden gelen 19.12.1950 tarih 97 ve 3.7.1957 tarih 47 sıra numaralı tapu kaydı hudutları yöntemince uygulanarak kapsamı tam olarak belirlenmemiştir. Ayrıca kadastro tespit tutanağında ve komisyon kararında davalıların zilyet bulunduğu belirtilmiş, bozma ilamından önce yapılan 17.6.1985 tarihli keşifte de mahalli bilirkişi 50 yıldır davalıların aralıksız zilyet bulunduğu yönündeki beyanı ile tutanağı doğrulamışlardır. Oysa, mahkemece 29.9.2005 tarihinde yapılan son keşifte mahalli bilirkişiler ve davalı tanıkları, nizalı taşınmazın ekilip biçilmediği, hayvanların otlatıldığı, meralık ve çalılık yer olup, 1960 yılından sonra davalıların traktör ile sürdüğünü beyan etmişler, böylece zilyetlik yönünden yapılan keşiflerde çelişkili beyanlarda bulunulduğu halde beyanlar arasındaki bu çelişkinin giderilmesine çalışılmadan hüküm kurulmuştur. Eksik ve yetersiz soruşturmaya dayanılarak karar verilemez. Doğru sonuca varılabilmesi için; mahallinde yeniden keşif yapılmalı, niza konusu parsele uygulanan Şubat 1327 tarih 18 numaralı tapu kaydı ile yine davalılara ait olup bir bütün olduğu belirtilen 279 parsele revizyon gören Şubat 1327 tarih 19 sıra numaralı tapu kaydının okunup hudutlarının yerel bilirkişilerce zeminde tek tek göstertilmeli, yerel bilirkişilerce bilinmeyen hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, kayıtların uygulanmasında komşu parsel tutanak ve dayanaklarından faydalanılmalı, böylece nizalı 278 ve dava dışı 279 parsele revizyon gören tapu kayıtlarının kapsamı duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilmeli, keşiflerde zilyetlik hususundaki çelişkili beyanlar olması nedeniyle yeniden her iki keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler ve tanıklar ile sağ olan tespit bilirkişileri dinlenerek taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olup kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, kullanmanın ekonomik amaca uygun olup olmadığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, her iki keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler ve tanık sözleri arasındaki çelişki yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeli, teknik bilirkişiye uygulanan kayıtların kapsamını belirtir ve keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılmaması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 5.3.2007 gününde oy birliği ile karar verildi.