Yargıtay · 14. Hukuk Dairesi
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2009/477 E. 2009/4697 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 14. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2009/477
- Karar No
- 2009/4697
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 22.5.2006 gününde verilen dilekçe ile gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ve muvazaa iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; bir kısım davalılar hakkındaki davanın pasif husumet yokluğundan, bir kısım davalılar hakkındaki davanın sabit olmadığından reddine dair verilen 6.5.2008 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 14.4.2009 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av. ... ... ile karşı taraftan davalılar ... ... ve ... ... vekili Av.... ... ile davalı ... ... ve ... ... vekili Av.... ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra taraf vekillerinin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, biçimine uygun düzenlenen 30.12.2003 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davalı, ... ... ... mirasçılarından ... ... ile ... ... ... mirasçıları kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini, sözleşmenin içinde bulundukları durumdan yararlanılarak yapıldığını, davalı ... vekili iyiniyetli malik olduklarını, açılan davanın reddini savunmuştur. Mahkemece dava reddedilmiştir. Hükmü davacı temyiz etmiştir. 30.12.2003 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin konusu 305 ada 2 parsel sayılı taşınmazda bir kısım davalılar miras bırakanı ... ...’dan intikal edecek paya ilişkindir. Sözleşmenin satış vaadi borçluları ... ... ile ... ...’dır. Dosyada yer ... mirasçılık belgesinden kayıt maliki ... ...’ın 13.7.1991 tarihinde öldüğü, mirasçısı olarak satış vaadinde bulunanlar dışında ... ... ...’ın da mirasçısı olduğu terekenin elbirliği mülkiyeti rejimine tabi olduğu görülmektedir. Elbirliği mülkiyetinde hiçbir ortak için tasarruf edebileceği ayrı bir pay söz konusu değildir. Mülkiyet hakkı elbirliği ile ortaklara aittir. Elbirliği mülkiyetine tabi bir eşya üzerinde hukuki işlemde bulunan taraf tüm malikler adına hareket etmişse (temsil yetkisi varsa) o hukuki işlem tüm ortakları bağlar. Fakat tüm malikler adına hareket eden tarafın temsil yetkisi bulunmamakta ise veya malikler işleme sonradan icazet vermemişse işlem bağlayıcı değildir. İşlemi yapan tarafın (ortağın) ortaklığa dahil bir mal üzerinde tasarruf yetkisi de olamayacağından işlem ancak borçlandırıcı işlem olarak (sözleşmeyi yapan ortak bakımından) hüküm ve sonuç meydana getirir. Buna rağmen ortaklık tasfiye edildiğinde her ortak kendisine düşecek tasfiye payına ilişkin olarak borçlandırıcı işlemlerde bulunabilir. Örneğin bir mirasçı miras şirketinin tasfiyesi halinde kendisine isabet edecek miras payını bir başkasına satmayı vaad edebilir. Bu gibi durumlarda sözleşme bir taahhüt sözleşmesi olarak geçerlidir. Ancak sözleşmenin ifası elbirliği mülkiyetinin sona ermesi halinde istenebilir. Fakat, elbirliği ortaklarının birbirlerine yaptıkları satış geçerlidir. Zira bu durumda bir ortağın tasfiye payı azalmakta veya kalmamakta bu pay elbirliği mülkiyetinin diğer ortağının tasfiye payına ilave edilmiş olmaktadır. Somut uyuşmazlıkta, mirasçılardan ... ... ... satış vaadi sözleşmesine taraf olmadığından davacıya diğer paydaşların yapmış olduğu satış sonuç doğurmaz. Yapılan yargılamaya toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davacının bütün temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, 625 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak ... ... ve ... ... ile ... ve ... ...’a verilmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, 14.4.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.