Yargıtay · 14. Hukuk Dairesi
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2006/15524 E. 2007/901 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 14. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2006/15524
- Karar No
- 2007/901
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 9.4.1996 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydından zilyetlik şerhinin kaldırılması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 26.9.2002 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Uyuşmazlık, 93 sayılı parselin tapu kaydı beyanlar hanesinde “... mirasçıları ve haleflerinin zilyetliklerinin ihlal olunamayacağına ve Hazine tarafından temliki tasarrufta bulunamayacağı” şerhinin silinmesi istemine ilişkindir. Bu şerhin tapu kaydına imar-ihyadan kaynaklanan kişisel hakkı ileri sürebilme kolaylığı amacıyla konulduğu kuşkusuzdur. Gerçekten, 3402 sayılı Kadastro Yasasının 46/1 maddesi hükmünce kadastrosu yapılacak veya daha önce tapulama veya kadastrosu tamamlanmış bulunan yerlerde 766 sayılı Kanunun 37.maddesi veya 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu ile ek ve tadilleri uyarınca Hazine adına kaydedilen bu gibi taşınmaz mallar Kadastro kanunu hükümlerine göre iktisap şartlarına dayanarak zilyetleri adına tescili mümkündür. Ancak, maddenin son fıkrası uyarınca daha önce kadastrosu yapılan yerlerde bu maddeye dayanan talep ve dava hakkı bu kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren iki yıl geçmekle düşer. 3402 sayılı Kadastro Kanunu 9.7.1987 tarihinde yayınlanmış 49.maddesi gereğince de üç ay sonra yani 9.10.1987 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Somut olayda, davalının 93 parselle ilgili 3402 sayılı Yasanın 46.maddesine dayanarak Hazine adına olan kaydın iptal ve tescili için dava açtığına dair bir savunması yoktur. Dolayısı ile şerhin tapu kaydının beyanlar hanesinde kalmasını gerektiren hukuki yarar da kalmamıştır. 28.11.1956 tarih ve 15/15 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca her davada uyuşmazlığın çözümü dava tarihine kadar olan devre esas alınarak halledileceğinden tarafların ilerde edinebilecekleri yararlar varsayıma dayandığından ve eldeki davayı etkilemeyeceğinden dava tarihinden sonra doğacak hakların hüküm altına alma olanağı da bulunmadığından davanın kabulü gerekirken reddi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 5.2.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.