Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/6557 E. 2025/5733 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/6557
- Karar No
- 2025/5733
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 59. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı/alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Temyiz incelemesinin murafaalı yapılmasına işin ivediliği ve niteliği nedeniyle 5311 Sayılı Kanunla değişik İİK'nın 366. maddesi hükmü uygun bulunmadığından bu yöndeki isteğin reddine oy birliği ile karar verildikten sonra işin esası incelendi: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 Sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 Sayılı HMK'nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA, alınması gereken 615,40 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, 30.09.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. Üye ...'ın Karşı Oy Yazısı; İcra ve İflas dairesi, İcra ve İflas Kanununu birinci derecede uygulamakla görevlidir. Bu görevleri yaparken kanunu yanlış uygular, kanunun kendisine tanıdığı takdir yetkisini hadiseye uygun olarak kullanmaz, bir hakkı yerine getirmez veya bir hakkın yerine getirilmesini sebepsiz sürüncemede bırakırsa usul ve yasaya aykırı hareket etmiş olur. İcra ve iflas dairesinin bu gibi usulsüz işlemlerine karşı, bundan zarar gören ilgililer icra mahkemesinde şikayet yoluna başvurabilir. Şikayet; icra ve iflas dairelerinin icra ve iflas hukukuna aykırı olan işlemlerinin iptali veya düzeltilmesini sağlamak için kabul edilmiş kendine özgü bir kanun yoludur (Prof. Dr. Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı). İİK’nın 16. maddesinde “Kanunun hallini mahkemeye bıraktığı hususlar müstesna olmak üzere icra ve iflas dairelerinin yaptığı muameleler hakkında kanuna muhalif olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icra mahkemesine şikayet olunabilir. Şikayet bu muamelelerin öğrenildiği tarihten yedi gün içinde yapılır.” şeklinde düzenlenmiştir. Kural; şikayete konu işlemin öğrenildiği tarihten itibaren yedi günlük süreye tabi olmasıdır. Bu kuralın (süreye tâbi şikayetin) iki önemli istisnası vardır: 1-İİK'nın 16/2. maddesi gereğince “Bir hakkın yerine getirilmemesinden veya sebepsiz sürüncemede bırakılmasından dolayı her zaman (süresiz) şikayet olunabilir.” Bu hükmün amacı ilgilileri icra memurunun bir hakkı yerine getirmekten kaçınmasına karşı korumaktır. 2-Kamu düzenine aykırı olan işlemlere karşı da süresiz şikayet yoluna başvurulabilir. Anılan ilke doktrinde bu şekilde benimsenmiş ve Yargıtay uygulamalarında da kabul edilmiştir. Somut olayda; davacı/alacaklı tarafından İstanbul 36. İcra Müdürlüğünün 2021/23969 Esas sayılı dosyasında davalı/kiracılar aleyhine kira alacağı ve işlemiş faiz alacağı olarak toplam 25.165,10 USD tutarlı haciz ve tahliye talepli örnek 13 nolu ilamsız icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin davalı/kiracılara 27.09.2021 tarihinde tebliğ edildiği, davalı/kiracıların 27.09.2021 tarihinde itirazda bulundukları, itiraz nedeniyle takibin durdurulmasına karar verildiği davacı/alacaklı tarafından 02.11.2021 tarihinde eldeki itirazın kaldırılması ve tahliye davasının açıldığı, İlk Derece Mahkemesince; "...takibin yazılı veya sözlü bir kira sözleşmesine dayanmadığı, takip talebinde bu hususun hiç belirtilmediği, dava dilekçesinde söze dayalı güvenle kiralandığının belirtildiği, lakin bir tarih gösterilmediği, cevabi ihtarnamenin İİK'nın 68. maddede sayılan belgeler için geçerli şartları taşımadığı anlaşıldığından davanın reddine..." karar verildiği, bu kararın alacaklı tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; “...taraflar arasında kira sözleşmesinin 2018 tarihinde önce düzenlendiği, sözleşme bedelinin USD olarak ödenmesi kararlaştırıldığı, taraflar arasında kira bedelinin ödenmesi konusunda mutabakata varılmadığı anlaşılmaktadır. O halde mahkemece taraflar arasında yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler doğrultusunda aralarında kesinleşen kiracılık ilişkisinden kaynaklı olarak kira bedellerinin Türk parasına çevrilmesine ve revize edilmesine ilişkin bir düzenlenmiş sözleşme veya kira uyarlama davasının bulunmadığı, taraflar arasındaki kira bedelinin talep edilebilirliğinin yargılamaya muhtaç olduğu belirlenmekle, her ne mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de, mahkeme kararının gerekçesinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir..." şeklinde karar verildiği, bu kararın alacaklı tarafından temyiz edildiği anlaşılmıştır. Davalı/borçluların “…alacaklı olduğu iddiasında bulunan tarafa her hangi bir borcum bulunmamaktadır. Bu nedenle borca, faize ve tüm fer'ilerine itiraz ediyoruz..." şeklinde itirazda bulundukları, takibin yazılı veya sözlü bir kira sözleşmesine dayanmadığı, takip talebinde bu hususun hiç belirtilmediği, dava dilekçesinde söze dayalı güvenle kiralandığının belirtildiği, lakin bir tarih gösterilmediği, cevabi ihtarnamenin İİK'nın 68. maddesinde sayılan belgelerden olmadığı anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu görülmüştür. Bölge Adliye Mahkemesinin karar gerekçesinde; “…İşbu kanun hükümleri ışığında; 12.09.2018 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanı Kararı, 06.10.2018 tarihli Resmi Gazete'de Yayınlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ'de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ, 16.11.2018 tarihli Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ'de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ ile T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın 13.10.2020 tarihli Duyurusu ve meri yasal mevzuat birlikte değerlendirilmelidir…” şeklindeki gerekçe kamu düzeni nedeniyle re’sen dikkate alınacak bir husus değildir. Borçlular tarafından itiraz dilekçesiyle ileri sürülmesi gerekir. Somut olay incelendiğinde; bu konuda bir itiraz da yoktur(Zira Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 23.10.2024 tarih, 2024/3543 Esas-2024/8975 Karar, 23.10.2024 tarih, 2024/3544 Esas-2024/8974 Karar, 25.06.2025 tarih, 2025/3586 Esas-2025/4882 Karar, 25.09.2025 tarih, 2025/3664 Esas-2025/5651 Karar sayılı kararları benzer niteliktedir.). Belirtilen nedenlerle; istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince kamu düzeni nedeniyle re’sen yapılan incelemeye göre yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerektiğinden, Dairemizin sayın çoğunluğunun onama yönündeki görüşüne katılamıyorum. 30.09.2025