Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/868 E. 2025/6807 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/868
- Karar No
- 2025/6807
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/689 Esas, 2024/1972 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/197 E., 2023/17 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin inhisari lisans sahibi sıfatıyla “...” markası yönünden dava açma hak ve yetkisinin mevcut olduğunu, davacıya verilen yetki belgesinde müvekkiline “...” markasını taşıyan elektrikli aletler (testere) ürünleri ile ilgili olarak da kanıt toplama ve tazminat talep etme hakkının verildiğini, markaların lisans veren şirket adına Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde 2015 ...., 2014 ...., 2011 ...., 2011 .... ... numaraları ile tescilli olduklarını, davalı şirketin 15.10.2021 tarihli ihtarnamesi ile, “... markalı testeresinin benzerinin, marka ve patent haklarına aykırılık teşkil edecek şekilde Çin’den ithal ederek satışa sunulduğunu, ürün üzerindeki model numarası ile üretici firma internet sayfasındaki ürün numarasının farklı olduğunu, TSE ve Gümrük mevzuatına aykırı olarak ithal edilen bu ürünün satış ve ithalatının durdurulmasını, satılan ürünlerin müşterilerden istenmesini, mahrece iadesini ve bu ürün ile ilgili benzer bir girişimde bulunulmayacağı taahhüdünün verilmesini” müvekkilinden talep ettiğini, bu ihtarnamenin tebliği üzerine davacının 20.10.2021 tarihli ihtarnameyi göndererek, "gümrük mevzuatına ve yasalara uygun belgeler ile ithal edilen ürünlerin “...” markalı olup, “...” markasını taşımadığı, dolayısı ile marka ve patent haklarına aykırılık teşkil etmediği, elektrikli testerenin herkes tarafından satılabileceği, bu yaklaşımın rekabet hukukuna aykırı olduğunun" belirtildiğini, buna rağmen davalının örneği ibraz edilen yazıyı portalında yayınladığını ve tüm bayilere gönderdiğinin anlaşıldığını, bahsi geçen yazıda müvekkilinin de adı belirtilerek, “...” markalı motorlu testerenin, ... CS .... modelinin taklidi olduğu, farklı bir ürünün CE belgesi ile usulsüz olarak ithal edildiği konusunda kuşkuların bulunduğu ve ilgili dokümanların resmi makamlarla paylaşıldığı belirtilerek, “gerçek bir ... bayinin ...’nun taklit bir ürününü rafında bulundurmayacağı, bu hususun satış yöneticileri tarafından da takip edildiği” hususuna yer verildiğini, davalının bu eyleminin açık bir markaya tecavüz ve haksız rekabet hali olduğunu, davalının “...” markasının tescilli olup olmadığını, ... CS ... testere modelinin tescilli bir patentle korunup korunmadığını açıklamadığını, bu ürünün bir eser de olmadığını, davalının “...” markası ile taklit ürün üretildiği iddiasının markanın itibarını zedeleyeceğini, uzun ve pahalı bir yatırım ve tanıtım sürecinde oluşturulan “...” markasının imajının zedelenmesinin yanı sıra müvekkili şirketin de mesleki itibarının zarar görme tehlikesi karşısında davalının manevi tazminata mahkum edilmesi gerektiğini ileri sürerek davalının markaya tecavüz ve haksız rekabet eylemlerinin tespiti ile duyurunun derhal kaldırılması suretiyle ref’ine ve bir daha bu mahiyette eylemlerde bulunulmasının yasaklanmasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 150.000,00 TL manevi tazminatın kesintiye uğramaksızın dava tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin Japonya'da kurulu ... firmasına ait “...” markasının ve ürünlerinin Türkiye'deki distribütörü olduğunu, ... firması tarafından üretilen ve bu firmanın Türkiye'deki distribütörü olan müvekkili şirketin ithal edip piyasaya sürülen 2,3 kg ağırlığındaki ... CS-2511TES model motorlu budama testeresinin davacı şirketin 2021 yılına ilişkin kataloğunda, davalının yukarıda anılan ... CS-2511TES modeli ile çok benzer bir şekilde, "..." markası altında ve TCS2510 modelini tanıttığını, davacı şirket tarafından 2,4 kg ağırlığında yeni bir ürünün duyurusunun yapılmasının şüpheli olduğunu, ürüne ait CE belgesinde atıf yapılan yetkili kurum olarak belirtilen ... GmbH tarafından düzenlenen test raporları ve sertifika incelendiğinde de bu belgelerin ağırlığı 3,4 kg olan CS2500 model testere için düzenlenmiş olduğunu, bu itibarla, davacı şirketin, hem müvekkili şirketin piyasaya sürdüğü ... CS-2511TES ürünüyle oldukça benzer bir ürünü Türkiye'de TCS2510 modeliyle satışa sunduğunu ve söz konusu ürüne ilişkin ithalat belgelerinin CE uyumluluk beyanını ve test raporlarını usulsüz bir şekilde düzenlettirdiğini, davacı şirketin bayilerine, müvekkili şirket tarafından piyasaya sürülen “... TCS2510" ürününün taklit olduğu yönünde bilgilendirici yazının gönderildiğini, davacı firmaya ait ... TCS2510 model ürünün, davalı şirketin ve distribütörü olduğu ... firmasının ... CS-2511TES model budama testeresi üzerindeki haklarını ihlal edecek şekilde taklit oluşturduğunu ve usulsüz bir şekilde ithal edildiğini, "... TCS2510" model ürünün, "... CS-2511TES" model ürününe müvekkilinin haklarını ihlal edecek şekilde benzer olduğunu, davalı tarafından yayımlanan yazının yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici bir açıklama niteliği taşımadığını, kötüleme iradesinin de mevcut olmadığını, ithalatının usulsüz gerçekleştirildiğinin tespit edildiğini, müvekkili şirketin bu kapsamda davacı şirkete ihtamame göndererek eylemelerini sona erdirilmesini talep ettiğini, ancak bu talebinin davacı şirket tarafından ciddiye alınmaması üzerine, özgün ve yeni "... CS-2511TES" model ürününün korunmasını sağlamak amacıyla böyle bir yazı hazırlamak zorunluluğu içinde kalındığını, davacı şirketin kendi ürününü müvekkili şirketin ürününün eşdeğeri olarak piyasaya sunarak müvekkili şirketin emeğinden faydalandığını ve müvekkili şirketin ürünleri ile karıştırılmasına yol açtığını, bunun da ticarette haksız bir şekilde öne geçmeye sebebiyet verdiğini, davacının kanunla kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getirmeyerek, ürününü sahip olmadığı CE sertifikasına sahipmiş gibi göstererek dürüstlüğe aykırı davrandığını ve haksız rekabet fiilini kendisinin işlediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar markaya tecavüz edildiği iddiasıyla davacı tarafça dava açılmışsa da, dosya içine gelen marka tescil kayıtları ve alınan bilirkişi raporu ile davacının el testeresi ürünü için "..." markasıyla ilgili korunması gereken bir marka hakkının mevcut olmadığı, ayrıca davalı tarafından bayilerine gönderilen uyarı yazısında davacının ürünlerinin kendi ürünlerinin taklidi olduğuna dair beyanının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 29. maddesi kapsamında marka hakkına tecavüz niteliği taşımadığı, davalının davacı tarafından yurt dışından ithal edilen davaya konu "..." markalı el testeresi ürünün kendileri tarafından satışı yapılan "..." markalı ürünün taklidi olduğuna dair bayiilerine bildirimde bulunduğu ve aynı metni internet portalında yayınladığının her iki tarafın da kabulünde olduğu, davalı tarafça bu ürünün hangi yönden kendi ürünlerinin taklidi olduğuna dair bir açıklama yapılmayıp, yalnızca kendilerine ait ürünün 2,3 kilogram ağırlığında olması nedeniyle benzer ürünlere göre daha hafif olduğunu, davacının ürününün de 2,4 kilogram olarak tanıtılmasının kuşku uyandırdığını bildirdiği, alınan bilirkişi raporu ile taraflara ait ürünlerin kısmen benzer olduklarına dair görüş bildirilmişse de, davacının ürünü üzerindeki markanın davalının ürünü üzerindeki markadan farklı olduğu, davalının ürünün 2,3 kilogram ağırlığında olmasının davacıya bu ağırlıkta veya yakın ağırlıklarda başkaca ürünün üretilmesini engelleme hakkı vermeyeceği, davacının ürünün 2,5 kilogram ağırlında olmasının davalının ürünün taklidi olduğu anlamına gelmediği, davacının ürünün model numaralarının farklı bildirilmesi ve gümrük işlemleri sırasındaki evrakta bir kısım yanlışlıkların mevcut olmasının da davacının ürünün davalının ürünün taklidi olduğuna dair iddiada bulunmaları için haklı bir neden olmadığı, bu nedenlerle davalının eyleminin, davacı tarafça Türkiye'de satışını yaptıkları motorlu testereyle ilgili ticari faaliyetini ve ürününü yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici nitelikte bir açıklama olduğu, haksız rekabet teşkil ettiği, dava konusu olayda kusur, zarar ve illiyet bağı unsurlarının tamamının mevcut olduğu, davalının kusur derecesine, davaya konu duyurunun yalnızca bayiilerine yapılmış ve kendi internet portalında yayınlanmış olmasına göre 30.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinin hakkaniyete uygun olacağı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile; davalının, davacının ithal ettiği "..." markalı TCS... model elektrikli testere ürününün kendileri tarafından satışı yapılan "..." markalı CS2511 model elektrikli testerenin taklidi olduğuna dair kendi bayilerine bildirim yapmasının ve portalında bu bildirimi yayınlamasının haksız rekabet olduğunun tespitine, davalının haksız rekabet teşkil eden bu eyleminin önlenmesine, yasaklanmasına, bu duyurunun davalının internet sitesinden kaldırılması suretiyle ref'ine, 30.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, hükmün kesinleşmesi halinde hüküm özetinin ilanına karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalının el testeresi ürünü için "..." markasıyla ilgili korunması gereken bir marka hakkının mevcut olmadığı, davalı tarafından bayilerine gönderilen uyarı yazısında davacının ürünlerinin kendi ürünlerinin taklidi olduğuna dair beyanının SMK'nun 29. maddesi kapsamında marka hakkına tecavüz niteliğinde olmadığı, davalının davacı tarafından yurt dışından ithal edilen davaya konu "..." markalı el testeresi ürünün kendileri tarafından satışı yapılan "..." markalı ürünün taklidi olduğuna dair bayiilerine bildirimde bulunduğu ve aynı metni internet portalında yayınladığı, davacının ürünü üzerindeki markanın davalının ürünü üzerindeki markadan farklı olduğu, davalının ürünün ağırlığına dayanarak davacıya bu ağırlıkta veya yakın ağırlıklarda başkaca ürünün üretilmesini engelleme hakkı vermeyeceği, davacının ürünün 2,5 kilogram ağırlığında olmasının davalının ürünün taklidi olduğu anlamına gelmediği, davacının ürünün model numaralarının farklı bildirilmesi ve gümrük işlemleri sırasındaki evrakta bir kısım yanlışlıkların mevcut olmasının da davacının ürünün davalının ürünün taklidi olduğuna dair iddiada bulunmaları için haklı bir neden olmadığı, bu nedenlerle davalının eyleminin, davacı tarafça Türkiye'de satışını yaptıkları motorlu testereyle ilgili ticari faaliyetini ve ürününü yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici nitelikte bir açıklama olup haksız rekabet teşkil ettiği, haksız rekabet nedeniyle manevi tazminat koşullarının oluştuğu, hükmedilen manevi tazminat miktarının hakkaniyete uygun olduğu, alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu, hüküm özetinin yayınlanmasına karar verilmesinde de bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalının bayilerine gönderdiği ve internet sitesinde yayınladığı davacının ürünlerinin kendi ürünlerinin taklidi olduğuna dair yazı nedeniyle marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine, temyiz harcı davacıdan peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 18.11.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi