Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2010/8079 E. 2012/9491 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2010/8079
- Karar No
- 2012/9491
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/11/2009 tarih ve 2008/69-2009/121 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 29/05/2012 günü hazır bulunan davacı- karşı davalı vekili Av. ... ile davalı - karşı davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili adına 15.01.1988 tarihinden beri tescilli olan “Pınar Adana Kebap” markasının varlığı karşısında “Adana Kebap” ibaresinin coğrafi işaret olarak davalı adına 13.06.2004 tarihinden itibaren tescil edilmesinin Coğrafi İşaretlerin Korunması Hakkındaki KHK’nin daha önce tescili yapılmış bir ticari markanın menşe adı veya mahreç işareti olarak tesciline izin verilemeyeceğine ilişkin 18/son maddesine aykırı olduğunu, müvekkili şirketin sözkonusu markasının davalı tescilinden hatta Coğrafi İşaretlerin Korunması Hakkındaki KHK’nin yürürlüğe girdiği 27.06.1995 tarihinden önce tescil edildiğini, müvekkilinin adına tescilli markasından doğan müktesep hakkının bulunduğunu ileri sürerek, davalı adına tescilli “Adana Kebabı” ibareli mahreç işareti niteliğindeki coğrafi işaret tescil belgesinin iptali ile sözkonusu coğrafi işaretin hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının markasını tescil ettirdiği 1988 yılında da “Adana Kebabı”nın yöresel bir değer olduğunun herkes tarafından bilindiğini, bu nedenle davacının tescil talebinin iyi niyetli olmadığını, davacının haksız olduğu sabit olan marka tesciline dayanarak müvekkili aleyhine hükümsüzlük davası açma hakkının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Birleşen davayı açan ... vekili birleşen davada, davalı şirketin coğrafi işaretlerle ilgili düzenleme yapılmadan önceki tarihte de yöresel bir değer olduğu herkesçe bilinen “Adana Kebap” ibaresini adına marka olarak tescil ettirmesinin iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu ileri sürerek, “Pınar Hindi Adana Kebap” şeklindeki davalı markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini ya da markaya yer alan “Adana” ibaresinin çıkarılmak suretiyle markanın kısmen hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen dava davalısı Pınar A.Ş. vekili, müvekkili şirket adına tescilli “Pınar Adana Kebap” ibareli markanın 15.01.1988 tarihinden beri tescilli olup, davanın 5 yıllık hak düşürücü süreden sonra açıldığını, bu nedenle dava hakkının ortadan kalktığını, müvekkiline ait markanın 555 sayılı KHK’nin yürürlüğe girdiği tarihten 7,5 yıl önce tescil edilmiş olması karşısında müvekkilinin iyi niyetli olmadığı yönündeki davacı iddiasının hukuki dayanaktan yoksun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 555 sayılı KHK önceki marka sahibinin markasını belli koşulların varlığı halinde tescile engel olarak nitelemişse de hükümsüzlük sebebi olarak düzenlemediği, hükümsüzlük konusunu düzenleyen 21. madde hükümlerinin 18. maddeye atıf yapmadığı, marka sahibi olan firmanın ise başvurusunu yaparken bilinen bir yöresel ad taşıyan yemek ismini seçmesinin doğal ve açıklanabilir bir ticari tercih olduğu, bu markanın tescili üzerinden geçen süre de değerlendirildiğinde davanın dinlenemeyeceği, her iki tarafın tescilli haklarının birlikte varlıklarını sürdürebilir nitelikte bulunduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 900,00 TL vekalet ücretinin her bir yandan alınarak yek diğerine verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 04,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden taraflardan ayrı ayrı alınmasına, 31/05/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.