Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2010/2663 E. 2011/14149 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2010/2663
Karar No
2011/14149
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Konya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/12/2009 tarih ve 2009/115-2009/582 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalının müvekkilinden tahsil ettiği parayı istendiğinde iade etmediğini bunun üzerine müvekkili tarafından davalı aleyhine açılan davada, Bochum Asliye Hukuk Mahkemesi'nce 24.030,72 Euro ana paranın faiziyle tahsiline karar verildiğini ve bu kararın kesinleştiğini ileri sürerek, Bochum Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen kararın tenfizini talep ve dava etmiştir. Davalı davaya cevap vermemiştir. Mahkemece, 28.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1965 tarihli Adli Yardımlaşmaya İlişkin Lahey Sözleşmesi gereğince, tebligatların, Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü aracılığıyla yerine getirileceği, Mahkeme kararının bu usule uygun tebliğ edilmediği, tebligat hükümlerinin kamu düzenine ilişkin olduğu ve re'sen dikkate alınacağı, ortada kesinleşmiş bir mahkeme kararından bahsedilemeyeceği, ayrıca TTK'nın 329. maddesinin kamu düzenine ilişkin olduğu, şirketin kendi hisse senetlerini temellük edemeyeceği, TTK'nın 405/2. maddesinde de, pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyeceklerinin düzenlendiği, yabancı mahkeme kararının kamu düzenine ilişkin her iki maddeye de aykırılık teşkil ettiği, bu nedenlerle kararın tenfizinin mümkün olmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına yabancı mahkeme kararının tenfiz edilebilmesi için kararın Lahey Sözleşmesi hükümleri uyarınca kesinleşmesinin gerekmesine, somut olayda ise tenfizi talep edilen kararın Lahey Sözleşmesi uyarınca yetkili makamlar aracılığıyla tebliğ edilmeyip, posta yoluyla tebliğ edilmesi nedeniyle kesinleşmediğinden mahkemece sırf bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, ayrıca yerinde bulunmayan diğer gerekçelerin de davanın reddine dayanak yapılması doğru değil ise de yukarıda da belirtildiği üzere usulünce kesinleştirilmiş bir karar bulunmadığından yerinde olan bu gerekçeye göre temyiz eden vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Kendisini vekille temsil ettirmeyen taraf lehine vekalet ücreti hükmedilmesi usul ve yasaya uygun değildir. Bunun aksine karar verilmesi yerinde değil ise de, bu yanlışlığın giderilmesi, yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, Mahkeme kararının sonuç bölümündeki, 3 numaralı bendin, çıkarılmak suretiyle, kararın düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenle, mahkeme kararının sonuç bölümündeki, 3 numaralı bendin, çıkarılmak suretiyle, kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19/10/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/2663, K. 2011/14149, T. 28.04.1972, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2010-2663-e-2011-14149-k-ad7b5fcec90c