Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/25093 E. 2025/15736 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/25093
- Karar No
- 2025/15736
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/502 E., 2019/556 K. SUÇLAR:Tacir veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı, resmi belgede sahtecilik HÜKÜMLER: Mahkûmiyet, beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Düşme, onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, katılanın temyiz isteminin sanık ... hakkında kurulan beraat hükümlerine yönelik, sanıklar ... ve ... müdafiinin sanıklar ... ve ... hakkında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik olduğu tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
A.Sanık ... ve ... Hakkında Tacir veya Şirket Yöneticileri ile Kooperatif Yöneticilerinin Dolandırıcılığı ve Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan, Sanık ... Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan, Kurulan Hükümlere Yönelik Sanıklar ... ve ... Müdafiinin ve Katılanın Temyizi Yönünden;
Suç tarihinin suça konu en son senet keşide tarihi olan 18.06.2007 tarihi olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Sanıklar ... ve ...'in UYAP aracılığıyla MERNİS üzerinden ulaşılan nüfus kayıtlarına göre sanıkların hükümden sonra sırasıyla 06.02.20 22... .02.2023 tarihlerinde öldükleri anlaşılmakla, kamu davalarının 5237 sayılı TCK'nın 64/1. maddesi uyarınca düşürülmesinde zorunluluk bulunduğu, ayrıca diğer sanık ...'e yüklenen "resmi belgede sahtecilik" suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının, 18.06.2007 suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla sanıklar ... ve ... müdafii ve katılanın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan; sanıklar hakkındaki kamu davalarının ölüm ve dava zamanaşımı nedeniyle; 5271 sayılı CMK'nın 222/8. maddesi uyarınca Tebliğname’ye kısmen uygun/kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
B.Sanık ... Hakkında Tacir veya Şirket Yöneticileri ile Kooperatif Yöneticilerinin Dolandırıcılığı Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Sanık Müdafiinin Temyizi Yönünden; 1. Sanıklardan vefat eden ...'ün ...Nakliyat İnşaat ve Pazarlama Tic. Ltd. Şti'nin sorumlu müdürü, sanık ...'ün de aynı şirketin ortağı olduğu, sanık ... ve ortağı olan ...'un, kambiyo senedi vasfındaki 20 adet senedi başka bir şahsa düzenlettirip, sanık ...'ün imzası benzetilmek suretiyle imzalattıktan sonra senetleri ... San. Tic. Ltd. Şti yetkilisi vefat eden sanık ...'e teslim ettikleri, sanık ...'in de suça konu sahte senetleri ticari ilişki nedeniyle katılan ...'ın sorumlu müdürü olduğu ... Otomotiv Nak. San. Tic. Ltd. Şti'ye verdiği, senetlerden bir tanesinin ödendiği, ancak diğer senetlerin ödenmemesi üzerine katılanın ... İcra Müdürlüğü'nün 2007/... esas sayılı takip dosyası ile 8 adet senet için icra takibi başlattığı, sanık ...'nın borca ve imzaya itiraz etmesi üzerine ... İcra Hukuk Mahkemesi tarafından yaptırılan bilirkişi incelemesinde, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'nın 03/05/2010 tarihli raporuna göre senetler üzerinde bulunan imzaların sanık ...'ün eli ürünü olmadığının tespit edildiği, bu şekilde sanığın vefat eden diğer sanıklar ile fikir ve eylem birliği içinde hareket etmek suretiyle atılı suçları işlediği iddia edilen olayda; sanığın aşamalarda atılı suçu işlemediğine, katılan ... tanımadığına ve herhangi bir ticari alışverişlerinin bulunmadığına, vefat eden 1. ciranta olan sanık ... ile ticari alışveriş karşılığında senet tanzim etmediğine ilişkin istikrarlı savunmaları, sanık ...'ün suça konu senetleri keşide etme yetkisinin bulunmadığı ve keşideci şirketin yalnızca ortağı olduğu, dosya kapsamında yer alan bilirkişi raporlarına göre senetler üzerinde yer alan yazı ve imzaların sanığa ait olmadığının saptanması, ticari defter ve kayıtların temin edilemediğinin tespit edilmesi, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 31/03/2009 tarih ve 2008/6-256 Esas ve 2009/79 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere, ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan “şüpheden sanık yararlanır” kuralı uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulunun, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlı olduğu, gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılmamış olan olaylar ve iddiaların, sanık aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamayacağı, sanığın atılı suçu işlediğine dair hiç bir somut delil bulunmadığı ve varsayımlar üzerine mahkumiyet hükmü kurulamayacağı anlaşılmakla, sanığın üzerine atılı suçtan mahkumiyetine yeterli her türlü şüpheden uzak ve somut delil bulunmaması nedeniyle beraatine hükmedilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması, 2. Kabule göre de; Suç tarihinin suça konu en son senet keşide tarihi olan "18.06.2007" tarihi olduğu gözetilmeden gerekçeli karar başlığında "2007 " şeklinde eksik gösterilmesi,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,
04.12.2025 tarihinde karar verildi.