Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2010/4420 E. 2010/6303 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2010/4420
Karar No
2010/6303
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle dolandırıcılık, başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma HÜKÜM : 1- 5237 sayılı TCK.nun 158/1-a, 168/1, 52, 53.maddeleri gereğince 2 yıl 6 ay hapis ile 5.000,00YTL.apc.belirtilen sürelerde belirtilen haklardan yoksunluk, 2-5237 sayılı TCK.nun 158/1-a, 35, 52, 53.maddeleri gereğince 2 yıl 6 ay hapis ile 5.000,00 YTL.apc., Belirtilen sürelerde belirtilen haklardan yoksunluk, 3-5237 sayılı TCK.nun 268/1.maddesi delaletiyle aynı Kanunun 267/1, 53, 63.maddeleri gereğince 2 yıl 6 ay hapis cezası, belirtilen sürelerde belirtilen haklardan yoksunluk, gözaltı ve tutuklulukta geçen sürelerin cezalardan indirilmesi Sanıklardan ... ile müdafilerinden Av. ın 24.08.2009 havale tarihli dilekçeleriyle temyiz istemlerinden vazgeçtikleri anlaşıldığından, sanık ...’in mahkumiyetine dair hükümlere yönelik müdafilerinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafiilerinin eylemlerin sübut bulmadığına, sanığın beraatine hükmedilmesi gerektiğine ilişen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; 1)“Başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma” suçu yönünden, suç şüphesi ile yakalanan sanığın, görevli polislerce düzenlenen 01.05.2009 tarihli tutanak içeriğine göre, kendisini, Mersin ili, Tarsus ilçesi nüfusuna kayıtlı, ve 1972 doğumlu, ile olarak gerçekte var olan başka bir kişi olarak tanıttığı iddia ve kabul edilse de, dosya içinde bulunan nüfus kayıtlarına göre, gerçek nın doğum tarihinin 1974 yılı olduğu, suç tarihinden çok önce 13.12.1999 tarihinde evlenerek nüfus kaydını eşinin hanesi olan Yozgat Yerköy nüfusuna naklettiği, soyadınınve eşinin adının da olduğunun anlaşılması karşısında, eylemin beyan edilen kişiye ait bilgilerin gerçek bir kişiye ait olmaması nedeniyle TCK’nun 206/1 maddesinde düzenlenen yalan beyanda bulunma suçuna uyduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, 2)Yakınan ...'a yönelik eylem açısından, “sende nazar var içeri girip okuyalım” diyerek yakınanla birlikte eve girdikten sonra, yakınandan bir çorap içine altın koymasını istedikleri, yakınanın kendine ait altınlar ile paranın bir kısmını çorabın içine koymasının ardından, çorabı kırlentin arasına koyup tülbent ile sardıktan sonra okuyup üfleyerek hep birlikte yatak odasına götürdüklerinin, “biz gittikten sonra odayı açar altınları alırsın, daha sonra da bu altınlarla banyo yaparsın nazar geçer” şeklinde tembihte bulunup bu arada çorap içine konulan altınlar ve parayı yakınana fark ettirmeden alıp, evden ayrıldıklarının iddia ve kabul olunması karşısında, yakınanın altınlar ve paranın alındığından haberdar olmaması nedeniyle aldatma sonucu rızai bir teslim(mülkiyet devri) söz konusu olmadığından eylemin hırsızlık suçuna uyduğu gözetilmeden yazılı şekilde unsurları bulunmayan dolandırıcılık suçundan mahkumiyetine hükmedilmesi, 3)Yakınan ...'ye yönelik eylem açısından ise, yakınan ...’a yönelik eylemde olduğu gibi dolandırıcılık suçundan söz edilemeyeceği gibi, sanıkların suç işlemek niyetiyle de olsa yakınanın rızasıyla eve girdikten sonra amaçlanan suçun icra hareketlerinden sayılabilecek herhangi bir davranışta bulunmadan, yakınanın huzursuzluğu ve tanık ’nin eve gelmesi nedeniyle menfeat teminine yönelik bir eylem sergilememiş ve yakınandan bu yolda bir talepte bulunamamış olmaları nedeniyle henüz hazırlık hareketleri aşamasındayken polislerce yakalanmaları karşısında icra hareketlerine başlanmadığı için teşebbüsten söz edilemeyeceği gözetilmeksizin yazılı şekilde dolandırıcılık suçuna teşebbüsten mahkumiyet hükmü kurulması, Yasaya aykırı, sanık müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ve kabule göre dolandırıcılık ile dolandırıcılığa teşebbüs suçları yönünden kurulan hükümler açısından aynı Kanunun 325 maddesi uyarınca, bozmanın temyiz talebinden vazgeçen sanık ...’a sirayetine, 26.05.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2010/4420, K. 2010/6303, T. 26.05.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2010-4420-e-2010-6303-k-37b80725ff85