Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2010/16700 E. 2013/354 K. – Memur Olmayan
Konu: Memur Olmayan Kimsenin Resmi Belgede Sahteciliği
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/16700
- Karar No
- 2013/354
- Karar Tarihi
- Konu
- Memur Olmayan Kimsenin Resmi Belgede Sahteciliği
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Memur olmayan kimsenin resmi belgede sahteciliği HÜKÜM : 765 sayılı TCK 342/1, 59/2, 647 sayılı yasanın 6.maddelerine göre 1 yıl 8 ay hapis cezasının ertelenmesine, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, soruşturma ve kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine göre sanıklar müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; Bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın ispatı veya gerçek bir durumun belgelenmesi amacıyla belgede sahtecilik suçunun işlenmesi halinde daha az cezayı gerektiren hal olarak düzenlenen 765 sayılı TCK'nun 347. (5237 sayılı TCK’nun 211) maddesindeki hafifletici nedenin uygulanabilmesi için fail gerçek olan bir olayın kanıtlanmasını sağlamak amacıyla hareket etmiş olmalı, kanıtlanmak istenen olayın doğruluğu veya gerçekliği koşul olmayıp, failin iyi niyetle bu olayın doğruluğuna inanması yeterlidir. Buna göre somut olayda; sanık ...'in aşamalardaki savunmalarında; katılan ... ile daha önce ortak olduğunu, birlikte tanık ...’a ait bahçeyi park olarak işlettiklerini, ...’ın işlettikleri parkın elektrik borcunu ödememeleri ihtimaline binaen kendilerinden teminat senedi istediğini, bir teminat senedi düzenlediklerini ancak borcu ödediklerini ve bu senedin de iade edildiği, iade edilen senedi iptal ettiğini, davaya konu olan senedin elektrik borcu karşılığında teminat olarak verilen senet olmadığını belirttiği, daha sonra mahkemeye sunduğu 13.12.2005 havale tarihli dilekçesinde ise, şikayete konu senedin tanık ... Eker'den alınan senet olduğunu, borçları kendisi ödediği için senedin kendisinde kaldığını, katılan ... ile ortak borçlarını ödemek için kardeşi Tolga'dan borç aldıklarını, kardeşi Tolga'nın ...'e güvenmediği için kendilerinden senet istediğini, bunun üzerine ortağı ...'i arayarak ortak borçlarını ödemek için kardeşinden para alacağını bunun için kardeşinin kendilerinden senet istediğini ...'e söylediğini, ...'in ise ne gerekiyorsa yap, şimdi param yok ancak daha sonra borcumu ödeyeceğim dediğini, ancak daha sonra borcu ödemediğini, kendisine borcunu ödemesi için defalarca müracaat etmesine rağmen kendisini atlattığını, bunun üzerine kardeşi Tolga'ya olan ortak borcu kendisinin ödediğini, Tedaş'a olan taksitleri ve ortaklığa ilişkin diğer tüm borçları da kendisinin kardeşinden aldığı para ile ödediğini savunması, diğer sanık ...'nın da sanık ...'nın bu yöndeki beyanlarını doğrulaması, sanıklar müdafinin aşamalardaki beyan ve dilekçelerinde, aleyhine yapılan icra takibi sırasında 18.10.2002 tarihli haciz tutanağında katılan ...'in senet verdiğini kabul ettiğini ve borcunu ödemek için ödeme taahhüdünde bulunduğunu belirtmesi, katılan ...'ün ise beyanında, sanıkla ortak olduklarını ve kendisine borcunun kalmadığını belirtmesi, tanık ...'ın 20.10.2003 tarihli celsedeki ifadesinde, kendisinin park olarak bir bahçe sahibi olduğunu ve burayı sanık ... ve katılan ...'e kiraya verdiğini ancak elektrik borcunu ödememeleri ihtimaline binaen teminat senedi istediğini bunun üzerine kendisinin yazdığı senedi... ile ...'in imzaladıklarını ve kendisine teslim ettiklerini daha sonra Tedaş’a olan borcun ödendiğini ve sanıkların işletmeyi bıraktıklarını, senedi borç ödendikten sonra...’ya teslim ettiğini, bu olaylardan sonra katılan ve sanık ... arasında ihtilaf çıktığını, ikisini bir araya getirdiğini, katılan ...'in...'ya borcunu kabul ettiğini ve haftada 20 milyon olmak üzere ödeme planı yaptıklarını, daha sonra ...'in borcu ödeyip ödemediğini bilmediğini belirtmesi, dosya içinde bulunan 06.12.2001 tarihli onaysız fotokopiden ibaret ödeme emri incelendiğinde, sanığın iki milyar TL lik bonoya dayanarak bir milyar TL asıl alacak üzerinden icra takibinde bulunulduğunun anlaşılması karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek biçimde belirlenmesi bakımından, Nazilli 2. İcra Müdürlüğü'nün 2001/3724 esas sayılı takip dosyası getirtilerek, ödeme emrinin katılan ...'e hangi tarihte tebliğ edildiği, ...'ün borca itirazının bulunup bulunmadığı, takip müstenidatı senet ve senede dayalı borca ilişkin bir kabulünün ve ödeme taahhüdünün bulunup bulunmadığının araştırılması, tanık ...'ın yeniden celbi sağlanarak, katılan ... ile... arasında var olduğunu belirttiği ihtilafın ne kadarlık bir borca dayandığı hususu sorulup, bu şahıslar arasındaki alacak borç ilişkisine ilişkin ayrıntılı beyanlarının alınması, katılan ve sanıkların tüm ticari kayıt ve varsa dosyaya sunacakları belgeler de incelenmek suretiyle olayda suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK'nun 347. (5237 sayılı TCK'nın 211.) maddesinin koşulları bulunup bulunmadığı araştırıldıktan sonra sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının taktir ve tayini yerine eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, Yasaya aykırı, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321 nci maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 10/01/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.