Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/8200 E. 2024/10848 K. – İş Kazasından
Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/8200
- Karar No
- 2024/10848
- Karar Tarihi
- Konu
- İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/3064 E., 2023/1351 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 29. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/840 E., 2021/702 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının 05.09.2000 tarihinde makina mühendisi olarak davalı Park Termik Elektrik San. ve Tic. A.Ş. işe başladığını, bir haftalık bir eğitimden sonra B sektöründe mekanik nezaretçisi olarak vardiya tutmaya başladığını, 2012 yılında emekli olduktan sonra kömür sıkıntısı olduğu için işe ara vermeden söküm-montaj işi için 02.03.2012 tarihinde işe yeniden başladığını, İşe başlamadan önce Ankara Sincan Devlet Hastanesinden yeraltında ağır ve tehlikeli işlerde çalışabilir sağlık raporunu alındığını, 21.02.2013 tarihinde işyerinde meydana gelen ve davacının % 78 engelli olarak hayatına devam etmesine neden İş Kazasından dolayı fazlaya ilişkin talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydı ile 10.000,00 TL maddi, 125.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 21.02.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, her ne kadar davacının rahatsızlığı iş yerinde meydana gelmiş olsa da iş yerinde yürütülmekte olan iş dolayısıyla ya da işten kaynaklı olarak meydana gelmediğini, iş ile davaya konu olay arasında illiyet bağı bulunmadığını, bir olayın salt iş yerinde meydana gelmiş olması bunun iş kazası olduğunu da göstermeyeceğini, ya da rahatsızlığın iş yerinde iken belirti vermiş olmasının iş kazası olduğunu göstermeyeceğini, davaya konu olayın iş kazası niteliği taşıması için gereken şartları taşımadığını; davalının; işveren olarak, kanunun yükümlendirdiği her türlü sorumluluğu yerine getirdiğini, işyerinde çalışan tüm işçilere işe girişlerinde genel mahiyette işçi sağlığı ve iş güvenliği eğitimleri verildiği gibi, daha sonraki evrelerde her işin gerektirdiği özellik arz eden durumlar karşısında yeni eğitimlerin de verildiğini, davalı şirketin iş sağlığı ve güvenliği konularında tarafına yüklenen tüm edimleri eksiksiz olarak yerine getirdiğini, daha sonrasında, işverence davacının yer altı işlerinden alınarak yer üstü işlerinde görevlendirildiğini ve 31.07.2017 tarihine kadar yer üstü işlerinde çalıştığını, olaydan sonra davacının ortalama 4 yıl süre boyunca da davalı işveren bünyesinde çalışmaya devam ettiğinden açılan davanın reddine karar verilmesine talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "..Tüm dosya kapsamına göre,davaya konu olay esnasında, beyne pıhtı atmayı tetikleyecek, ekstra bir çalışma yada olay tespit edilmemiştir. İşyerinde mutat ayak değiştirme işleri yapılmakta olup, davacının da çalışmaları kontrol etmek amacıyla çalışma mahalline geldiği, beyne pıhtı atması öncesi, bir baş ağrısı haricinde herhangi bir belirti tespit edildiğine dair bir kayıt da bulunmadığı, beyne pıhtı atılmasının olmaması için davalı İşverenliğin alabileceği bir tedbir bulunmadığından, Kazazede davacının, beyne pıhtı atma sonucu malul kalmasına, önceden belirlenemeyen, davacının bünyesinden kaynaklanan olumsuzlukların sebep olduğu kanaatine varıldığından, davalı ile dava konusu olay arasında illiyet bağı bulunmadığından açılan davanın reddine.." karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında "..Nöroloji uzmanı (işyeri hekimi) ile işgücü sağlığı ve iş güvenliği konularında uzmanların yer aldığı bilirkişiler tarafından düzenlenen 22.09.2020 ve 29.12.2020 tarihli iki ayrı kusur heyeti raporlarında, davacının, dış şartlardan bağımsız olarak kendi genetik yatkınlığından ve bünyesel faktörlerden kaynaklanan ve önceden tespit edilemeyen durum neticesinde işyerinde beyne pıhtı atması sonucunda malul kaldığı, davalı işverenin ve davacının olayının meydana gelmesine, herhangi bir olumsuz etkisinin ve kusurunun bulunmadığı mütalaa olunmuştur. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa Mahkemesi hakiminin objektif, mantıksal ve hayatın olağan akışına uygun, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355 inci maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak, davacının istinaf başvurusunun esas yönünden reddine ..." karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin yeraltı kömür madeninde, çok tehlikeli işyeri sınıfında bulunan bir işyerinde çalıştığını, yeraltında basınç ve sıcaklıkların sürekli değiştiğini, nitekim bu sebeplerle bu tür işyerlerinde çalışanların, yer altında çalışabileceklerine dair sağlık raporu almalarının mevzuat tarafından zorunlu tutulduğunu, sonrasında ise sağlıklı olduğu raporuna haiz müvekkilinin sürekli yer altında çalışmanın da etkisi ile beyin kanaması geçirdiğini, müvekkilinin, rahatsızlanması sonucu, işyerinde bulunan sağlık birimine başvuruda bulunmasına rağmen, gerekli özen, ihtimam gösterilmeksizin ve tetkikler yapılmaksızın (gerekli olması durumunda diğer sağlık kuruluşlarına sevk dahi edilmediğini) sadece tansiyonu ölçüldüğünü, normal olduğu söylenip, ağrı kesici tablet verilerek tekrar işe gönderildiğini, sonrasında ise saat 14.30'da beynine pıhtı atmış olması ve beyni oksijensiz kalmış olmasına rağmen, müvekkilinin yürütülerek yer altından çıkarılmaya çalışıldığını, yürüyerek çıkarılamaması sonrasında ise, aradan geçen süreden sonra müvekkilinin, sedyeye yatırılarak yer altından yer üstüne çıkarıldığını, bu geçen süre müvekkiline tıbbi müdahale sürecini de uzattığını, oysa rahatsızlanan bir çalışanın, kısa süre içerisinde sağlık birimlerine ulaştırılmasının eğitimi ve şartlarının sağlanmasının işverenin sorumluluğunda olduğunun aşikar olduğunu, meydana gelen bu iş kazasının, işyeri sağlık birimine yapılan başvurunun sadece tansiyon ölçülüp, ağrı kesici verilerek geçiştirilmesi, sonrasında gerekli ve hızlı tıbbi müdahalede bulunulmayarak, müvekkilinin %78 engelli olarak hayatına devam etmesine neden olan işverenin sorumlu olduğunu beyan ederek Mahkemenin kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazası sonucu maluliyeti nedeniyle maddi ve manevi tazminatın davalı taraftan tahsili istemine ilişkindir. 1.Usuli kazanılmış hak kavramı, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada Mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan ... ifade etmektedir. 2.Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya Mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (...nun 12.07.2006 T., 2006/4-519 E, 2006/527 K, 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Usuli kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı). 3.Somut uyuşmazlıkta; İlk Derece Mahkemesince alının 27.01.2020 tarihli kusur bilirkişi raporunda davalı işverenin %10 kusurlu olduğu belirtilmiş olup taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edildiği halde davalı vekili tarafından rapora ve kusura itiraz edilmediği, davacının itirazı üzerine alınan raporların işverenin kusursuz olduğu belirtilerek hüküm kurulmuş ise de davacı lehine oluşmuş usulü kazanılmış hak gözetilmeden hatalı sonuca gidildiği anlaşılmıştır. 4. Mahkemece yapılacak iş, davacı lehine oluşan usuli kazanılmış ... gözeterek oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir. 5. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli istinaf itirazlarının esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır . VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekili tarafından temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 2. Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgilisine iadesine, 3. Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.