İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/73 E. 2026/93 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/73
Karar No
2026/93
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/73 Esas KARAR NO : 2026/93

DAVA : Kıymetli Evrak İptali (Çek İptali (Hasımsız)) DAVA TARİHİ : 25/01/2026 KARAR TARİHİ : 27/01/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27.01.2026

Mahkememizde görülmekte olan Kıymetli Evrak İptali (Çek İptali (Hasımsız)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili Mahkememiz nezdinde açmış olduğu dava ile; Keşideci şirket ile aralarında bir süredir devam eden ticari ilişki kapsamında, davaya konu çekin davacıya teslim edilmek üzere keşideci şirket yetkilisi tarafından düzenlendiğini, ancak çek, henüz davacıya teslim edilmeden, keşideci şirket yetkilisinin iradesi dışında kaybolduğunu, Çekin teslim edilmesi amacıyla yola çıkıldığı esnada gerçekleşen bu kayıp sonrasında yapılan tüm aramalara rağmen çekin bulunamadığını, çekin hiçbir şekilde ciro edilmediğini veya davacıya teslim edilmediğini bu sebeple çekin iptaline karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu davada dava dilekçesinde özetle; keşideci tarafından keşide edilen çekin davacı şirkete teslim edilmek üzereyken ancak teslim edilmeden kaybolduğunu ve davacı tarafından ciro edilmediğini bu sebeple çekin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Bilindiği üzere çek 6102 sayılı Kanun uyarınca kambiyo senedi niteliğinde olup, hak sahipliği çek üzerindeki ciro zinciri vasıtasıyla ispatlanmaktadır. Davaya konu çek sureti incelendiğinde davacının çek üzerinde cirosunun olmadığı anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere 6102 sayılı Kanun uyarınca çekin devri için ciro ve zilyetliğin geçirilmesi ile olmaktadır. Bu noktada tartışılması gereken davacı şirketin ilgili çekin zilyetliğini kazanıp kazanmadığı dolayısıyla yetkili hamil olup olmadığı hususudur. Zira 6102 sayılı Kanun'un 790 ve 792. Maddesi gereğince çek iptalini ancak yetkili hamil talep edebilecektir. Davacı şirket 4721 sayılı Kanun gereğince tüzel kişilik olarak hak ve fiil ehliyetine sahip olmakla birlikte fiil ehliyetini yetkili temsilcileri aracılığı ile kullanmaktadır. 6102 sayılı Kanun'un 623 vd. maddeleri gereğince limited şirketin temsile yetkili organı müdürdür. Bu bağlamda davacı şirket ilgili çekin dava dışı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. Tarafından kargoya verildiğini beyan ve iddia etmiş olup, ilgili çekin davacı şirketin eline hiç geçmediği, davacı şirketin ilgili çekte zilyetliği kazanmadığı, dolayısıyla yetkili hamil olmadığı anlaşılmaktadır. Davacı şirketin ilgili çekte zilyet olduğunun kabul edilebilmesi için söz konusu çekin davacı şirketin yetkili temsilcisi olan müdürün zilyetliğine geçmiş olması gerektiği anlaşılmaktadır. Davacı şirketin dava dilekçesindeki beyan ve iddiaları incelendiğinde çekin zilyedi olunmadığının ve çekin davacı şirket eline hiç geçmediğinin davacı şirketin kabulünde olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim davaya konu çek davacı şirketin tahsile yetkili temsilcilerinin eline geçmemiş olup, davacı şirketin davaya konu çek yönünden zilyetliği kazandığından ve ödeme aracı olan çek ile alacağını tahsil etmiş olduğundan söz edilemeyecektir. Zira davaya konu çek davacının tahsile yetkili temsilcilerinin zilyetliğine hiç geçmemiştir. Bu bağlamda dosya kapsamındaki deliller değerlendirildiğinde davaya konu çekin davacının yetkili temsilcisi tarafından teslim alınarak, tahsil ödeme aracı olarak davacı şirketin zilyetliğine geçmiş olduğundan söz edilemeyeceği, bu suretle zilyetliğin davacı şirkete hiç geçmediği anlaşıldığından ve çekin ancak ciro ve zilyetliğin devri yolu ile yetkili hamile devredilebileceği anlaşılmakla 6102 sayılı Kanun gereğince davacının davaya konu çekte yetkili hamil olduğundan söz edilemeyeceği değerlendirilmiştir. Nitekim Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "6102 sayılı TTK'nın 788-(1) hükmü uyarınca, emre yazılı veya belirli bir kimse lehine düzenlenen çek, ciro ve teslim yolu ile devredilebilir. Emre yazılı senetlerin devri iki tasarruf işleminin bir arada yapılması ile gerçekleşir. Bu işlemlerin birincisi senedin ciro edilmesi, ikincisi de buna ek olarak senedin zilyetliğinin devralana geçirilmesidir. Dolayısıyla, kambiyo senedinde mündemiç hakka sahip olmak için senet üzerindeki zilyetlik zorunludur (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 06.06.2012 tarih ve 2011/4524 Esas, 2012/9838 Karar sayılı kararı da benzer yöndedir). Eldeki olayda, dava konusu çekin keşideci tarafından düzenlendikten sonra davacı lehtara teslim edilmeden kargoda kaybolduğu ileri sürüldüğüne göre, davacının çeklerin hâmili olduğunu ve elinde iken zayi olduğunu yaklaşık olarak ispat edemediğinin kabulü gerekmektedir." Sonuç olarak dava dosyası kapsamındaki tüm deliller ve iddialar incelenerek değerlendirildiğinde; davacı tarafından davaya konu çekin tahsil ve davacı şirketi temsil yetkisine sahip kişilerce zilyetliğinin teslim alınarak davacı şirketin mülkiyetindeki aktif mal varlığı değerleri arasına girdiğinin ispat edilemediği, davacının dava dilekçesindeki iddiasına göre ilgili çekin davacı şirket zilyetliğine hiç girmemiş olması ve zilyetliğin elde edilmemiş olması sebebiyle davacının zilyetliğine ve tahsil edilerek davacı şirketin mülkiyetindeki aktif mal varlığı değerlerinin arasına girdiğinin de kabul edilemeyeceği anlaşılmakla davacının davasının yetkili hamil olduğunun ve zilyetliğin elde edildiğinin davacı tarafından ispatlanamadığı anlaşılmakla davacının aktif husumetinin bulunmadığı değerlendirilerek davanın aktif husumet yokluğundan dava şartı noksanlığı sebebiyle usulden reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-DAVANIN AKTİF HUSUMET YOKLUĞUNDAN USULDEN REDDİNE, 2-Peşin alınan harcın mahsubuna ve yeterliliğine, 3-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine, 5-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair davanın mahiyeti ve dava şartları gözetilerek dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 27/01/2026

Katip ... E-imzalıdır.

Hakim ... E-imzalıdır.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2026/73, K. 2026/93, T. 27.01.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-73-e-2026-93-k-688d09edafb8