İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/18 E. 2026/223 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/18
- Karar No
- 2026/223
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/18 Esas KARAR NO : 2026/223
DAVA : Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) DAVA TARİHİ : 12/12/2021 KARAR TARİHİ : 10/03/2026 K.YAZIM TARİHİ : 17/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Uzayabilecek bir yargılama sürecinde davaya konu taşınmazın davalı banka tarafından ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla satılmasının önüne geçilmesi için ivedilikle teminatsız ihtiyati tedbir kararı verilerek tapuya şerh edilmesini, taşınmaz üzerinde banka lehine tesis edilmiş ipoteklerin fekkine, ipoteklerin fek edilmemesi halinde müvekkilin bir tüketici olarak uğradığı zarara karşılık taşınmazın karar tarihine yakın dönemdeki rayiç bedelinin ve müvekkil tarafından yapılan diğer ödemelerin (sözleşme damga vergisi,iskan harcı vs) toplamının alanında uzman bilirkişi tarafından hesaplanması ve faiziyle müvekkile iadesiyle taşınmaza ait tapunun iptali, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına, karar verilmesini bilvekale arz ve talep ederiz." demiş ve talep etmişlerdir. CEVAP: Davalı ..... BANK vekili cevap dilekçesinde özetle; Fazlaya ilişkin her türlü hak, dava ve talep haklarımız saklı kalmak kaydıyla, yukarıda açıklanan ve Mahkemenizce resen tespit edilecek nedenlerle; öncelikle davanın görev ve yetki itirazımız kapsamında İstanbul (Çağlayan) Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, müvekkil yönünden HUSUMET NEDENİYLE REDDİNE, taşınmaz üzerindeki diğer takyidat lehdarlarına husumetin yaygınlaştırılmasına, esasa ilişkin diğer itirazlarımız kapsamında haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın esastan REDDİNE, yargılama gideri ile avukatlık ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini saygılarımızla bilvekale arz ve talep ederiz." demiş ve talep etmişlerdir. Davalı ..... İnşaat Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; "İİK m. 194 gereği iflas tarihinden sonra Müflis Şirket ve İflas Müdürlüğü aleyhine dava açılamayacağından işbu davanın usulden reddine mahkeme'nin aksi kanaatte olması halinde ise Müflis Şirket hakkında verilen iflas kararı nedeniyle esasa ilişkin her türlü yasal hakkımız saklı kalmak kaydıyla iik m. 194 gereğince davanın ikinci alacaklar toplantısından on gün sonraya bırakılmasına. Huzurdaki davanın taleplerimiz kapsamında esastan ve usulden reddi ile vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini saygılarımızla vekâleten arz ve talep ederiz." demiş ve talep etmişlerdir. DELİLLER VE GEREKÇE: Bakırköy ..... Tüketici Mahkemesi'nin 03/12/2025 tarih ve ..... Esas ve..... Karar sayılı görevsizlik kararının kesinleşmesi üzerine dava dosyasının mahkememize gönderilerek yukarıdaki esasına kaydının yapıldığı görüldü. Huzurda görülen dava ipoteğin fekki, olmadığı takdirde taşınmazın rayiç bedelinin ödenmesi istemine ilişkindir. Davacı, dava konusu bağımsız bölüm üzerine davalı banka lehine tesis edilen ipoteğin fekkini talep etmiş olup uyuşmazlığın çözümü için öncelikle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesi'nin 26/05/2022 tarihli ..... Esas ..... Karar sayılı kararına göre davalı bankanın iyi niyetli olup olmadığını, üzerine düşen özen ve araştırma yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğini ve basiretli bir tacir gibi hareket edip etmediğini değerlendirmek gerekmektedir. Davalı banka, anonim şirket olup 6102 sayılı TTK'nın 18/2. maddesi gereğince ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir. Basiretli bir iş adamı gibi davranma yükümü aslında objektif bir özen ölçüsü getirmekte ve tacirin ticari işletmesiyle ilgili faaliyetlerinden kendi yetenek ve imkanlarına göre ondan beklenebilecek özeni değil, aynı ticaret dalında faaliyet gösteren tedbirli, öngörülü bir tacirden beklenen özenin gösterilmesinin gerekli olduğu kabul edilmektedir. 4721 sayılı TMK'nın 1023. maddesi; "Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur." Aynı kanunun 1024/1 maddesine göre ise "Bir aynî hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz." düzenlenlemesini içermektedir. Ne var ki; tapulu taşınmazların intikallerinde, huzur ve güveni koruma, toplum düzenini sağlama uğruna tapu kaydında ismi geçmeyen ama asıl malik olanın hakkı feda edildiğinden iktisapta bulunan kişinin, iyi niyetli olup olmadığının tam olarak tespiti büyük önem taşımaktadır. Gerçekten bir yanda tapu sicilinin doğruluğuna inanarak iktisapta bulunduğunu ileri süren kimse diğer yanda ise kendisi için maddi, hatta bazı hallerde manevi büyük değer taşıyan ayni hakkını yitirme tehlikesi ile karşı karşıya kalan önceki malik bulunmaktadır. Bu nedenle, yüzeysel ve şekilci bir araştırma ve yaklaşımın büyük mağduriyetlere yol açacağı, kişilerin Devlete ve adalete olan güven ve saygısını sarsacağı ve yasa koyucunun amacının ilk bakışta, şeklen iyi niyetli gözükeni değil, gerçekten iyiniyetli olan kişiyi korumak olduğu hususlarının daima göz önünde tutulması, bu yönde tüm delillerin toplanıp derinliğine irdelenmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir. Tapuda kat irtifaklı gözüken taşınmaz üzerine ipotek koyan bankanın hem basiretli tacir hem de güven kurumu olması nedeniyle kredi vereceği kişiler ile krediye karşı gösterilecek ayni teminatlar hususunda uzmanlığı tartışmasız olduğundan, arsa üzerinde bulunan yapıların ve bu yapılar içerisinde yaşayan insanların bankalarca bilinmediği, mevcut durumdan haberdar olmadıkları ileriye sürülemeyecektir. 4721 sayılı TMK'nın 2. maddesi uyarınca herkes haklarını kullanırken ve borçlarını ifa ederken dürüstlük kuralına uymak zorundadır. Ayrıca, bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını da kanun himaye etmemektedir. Bütün hakların kullanılmasının en önemli ve emredici sınırı, dürüstlük kuralına uygun davranmaktır. Bankaların sorumluluğu, bir anlamda kamu hizmeti ifa etmeleri nedeniyle kamusal güvene sahip kuruluşlar olarak tanımlanmalarından dolayı ağırlaştırılmıştır. Sorumluluğun ağırlaştırılmasında dikkate alınan, özen borcuna aykırılıktan doğan sorumluluğun kapsamını genişletmek ve hafif kusurlu ve hatta kusursuz olsalar dahi bankaların faaliyet alanlarındaki iş ve eylemlerinden sorumlu olmalarını sağlamaktır. Böyle ağırlaştırılmış bir sorumluluk karinesine sahip olan bankaların, 6102 sayılı TTK'da düzenlenen basiretli tacirin özen yükümlülüğünden çok daha ağır bir özen yükümlülüğü ile hareket etmesi gerekmektedir. Bir bankacılık işlemi olan kredi tahsis işlemi sürecinde de kredi vereceği müşterisine ilişkin risk analizi yapması, kredi karşılığı teminat alması, müşterinin gelir tespitini yapması ve kredi için bir süre belirlemesi ticari hayatın ve bankacılık işlemlerinin olağan uygulaması halini almıştır. Dosya ve tüm deliller ile birlikte değerlendirildiğinde; dosyada mübrez bilirkişi raporunda belirtildiği üzere dava konusu bağımsız bölümün içinde bulunduğu HEYBELİ - E Blokun, %70 tamamlanma seviyesinde beklemekte olduğu, taşınmazın tapusunun davacı adına kayıtlı olduğu, davaya konu Heybeli (E) Blok 146 nolu dairenin tamamlanmış bir şekilde 12.12.2021 dava tarihi itibariyle rayiç değerinin 680.000 TL'ye kadar, 30.03.2021 .... A.Ş'nin iflas tarihi itibariyle rayiç değerinin 440.000 TL'ye kadar, 23.02.2024 keşif tarihi itibariyle rayiç değerinin ise 3.000.000 TL'ye kadar olabileceği; satış bedelinin tamamının ödendiği, ipotek alacaklısı bankanın, ipotek tesisinden önce satıcının mali kayıtları üzerinde ve dava konusu taşınmazda inceleme ve tespit yapma hakkını haiz olduğu, ipotek kurulmadan önce, bu bağımsız bölümün satılıp satılmadığına ilişkin bilginin, satıcı şirkete sorulması halinde kolaylıkla öğrenilebileceği gibi satıcı şirketin kayıt ve belgeleri üzerinde yapılacak basit bir inceleme ile taşınmazın satışından haberdar olabileceği, ipotek alacaklısı bankanın, dava konusu taşınmazın satımına ilişkin araştırma yükümlülüğünü, tam olarak yerine getirmediği ya da taşınmazın davacıya satılmış olduğunu bilmesine rağmen, bu hususun göz ardı edilerek ipotek tesis edildiği anlaşılmıştır. Yargılama sırasında dava konusu taşınmaz üzerindeki ipotek davalı banka tarafından fek edilmiş olup taraflar arasında bu hususta uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacının asıl talebi bakımından davalı banka tarafından ipotek fek edildiğinden asıl talep bakımından açılan davanın konusuz kalması nedeniyle davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacının asıl talebinin kabulü nedeniyle terditli talebi hakkında karar verilmesine karar verilmiştir. Huzurda görülen dava açıldıktan sonra ipotek fek edildiğinden ve dosyada mübrez bilirkişi raporu ile dava açıldığı tarihte davacının davayı açmakta haklı olduğu, davalıların huzurda görülen davanın açılmasına sebebiyet verdikleri tespit edildiğinden HMK'nın 331. Maddesi uyarınca davacı lehine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdir edilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının açtığı davanın konusuz kalması nedeni ile DAVANIN ESASI HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Davacının asıl talebinin kabulü nedeniyle terditli talep hakkında karar verilmesine YER OLMADIĞINA, 3-Alınması gerekli 732,00 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından bakiye harç tayinine yer olmadığına, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T.'ye göre hesaplanan 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan; 732,00-TL Başvuru Harcı, 732,00-TL Peşin/Nisbi Harç, 3.030,30-TL Keşif Harcı, 7.500,00-TL Bilirkişi ücreti, 2.907,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar olmak üzere toplam 14.901,30-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 6-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nın 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE, 7-6235 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderinden sayılan Arabuluculuk ücreti olan 720,00 TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye İRAT KAYDINA, Dair; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. ile 360. madde hükümleri uyarınca mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekillerinin yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/03/2026
Katip ..... e-imzalı Hakim ..... e-imzalı