İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/128 E. 2026/215 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/128
- Karar No
- 2026/215
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/128 KARAR NO : 2026/215
DAVA : Kıymetli Evrak İptali (Çek İptali (Hasımsız)) DAVA TARİHİ : 12/02/2026 KARAR TARİHİ : 10/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan Kıymetli Evrak İptali (Çek İptali (Hasımsız)) davasının yapılan dosya üzerinden yapılan incelemesi sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA:
Davacı vekili tarafından Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne sunmuş olduğu 12/02/2026 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde özetle ; müvekkili şirkete ciro edilmiş bulunan, davacı müvekkilinin şirketin zilyedi ve hamili olduğu davaya konu çekin, davacının rızası hilafına elinden çıktığını ve zayi olduğunu, müvekkilinin hem iş yerinde, hem de ikamet ettiği konutta yapılan tüm detaylı aramalara rağmen, davaya konu çeki bulunamadığını, çekin 3. kişilerin eline geçmesi, kötüniyetli 3. kişiler tarafından haksız bir şekilde piyasaya tedavül edilmesi veya kullanılması ya da vadesi geldiğinde muhatap bankadan karşılığının tahsil edilmesi ya da haksız ve kötü niyetli olarak müvekkiline karşı icra takibine konu edilmesi ihtimalleri bulunmakta olduğunu, bu durumda, davacı müvekkilinin telafisi zor ve imkansız zararlara uğrayacağını beyan ederek, anılan sebeplerle çek için ödeme yasağı verilmesine, müvekkiline keşide edilen çekin iptaline dair karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLER ve GEREKÇE: Dava, kıymetli evrak iptali istemine ilişkindir. Davacı vekili Av. ...'un UYAP sistemi üzerinden e-imzalı olarak mahkememize sunmuş olduğu 09/03/2026 havale tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiğini beyan etmiştir. Davacı vekili tarafından açılan dava ile, davacı hamilin zilyetliğinde bulunduğu ileri sürülen ve ciro yoluyla kendisine intikal ettiği belirtilen çekin davacının iradesi dışında elinden çıktığı, yapılan tüm araştırmalara rağmen bulunamadığı, bu nedenle çekin üçüncü kişiler tarafından kötü niyetli şekilde tedavüle sokulması, muhatap banka nezdinde tahsil edilmesi veya davacı aleyhine icra takibine konu edilmesi ihtimallerinin bulunduğu ileri sürülmüş; bu kapsamda çek hakkında ödeme yasağı verilmesi ve nihai olarak çekin iptaline karar verilmesi talep edilmiştir. Kıymetli evrak hukukunda senedin varlığı ile hak arasında sıkı bir bağlılık bulunduğu, başka bir ifadeyle hak ile senedin ekonomik ve hukuki kaderinin birbirine bağlı olduğu kabul edilmektedir. Bu nedenle kıymetli evrakın zayi olması hâlinde, senedin kötü niyetli kişilerin eline geçmesi ve hak sahibinin aleyhine kullanılabilmesi ihtimali doğmaktadır. Türk Ticaret Kanunu’nun kıymetli evraka ilişkin sistematiğinde de, senedin zayi olması durumunda gerçek hak sahibinin korunabilmesi amacıyla iptal davası açılmasına imkân tanınmış; böylece senedin dolaşım kabiliyeti ile hukuki güvenlik ilkesi arasında bir denge kurulması amaçlanmıştır. Bu tür davalarda mahkemenin temel fonksiyonu, zayi olduğu ileri sürülen kıymetli evrakın hukuki dolaşımının sona erdirilmesi suretiyle, senedin kötüye kullanılmasını önlemek ve gerçek hak sahibinin menfaatini korumaktır. Bu sebeple kıymetli evrak iptal davaları kural olarak hasımsız dava niteliğinde olup, yargılama çekişmesiz yargıya yakın özellikler taşımakta ve çoğu durumda dosya üzerinden inceleme yapılarak sonuçlandırılabilmektedir. Somut olayda davacı vekili tarafından açılan dava ile çekin davacının rızası dışında elden çıktığı ve zayi olduğu ileri sürülmüş ise de, yargılama devam ederken davacı vekilinin UYAP sistemi üzerinden e-imza ile gönderdiği 09.03.2026 tarihli dilekçe ile davadan feragat edildiği açıkça beyan edilmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 307. maddesinde davadan feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmış olup, feragat davacının davaya konu ettiği maddi hakkın yargısal korunmasını istemekten vazgeçtiğini gösteren tek taraflı bir usul işlemi niteliğindedir. Aynı Kanunun 309 ve devamı maddelerinde düzenlendiği üzere feragat, mahkemeye yöneltilmiş kesin ve açık bir irade beyanı olup, karşı tarafın veya mahkemenin kabulüne bağlı değildir ve hüküm doğurabilmesi için ayrıca bir tasarrufa ihtiyaç bulunmamaktadır. Feragat beyanı usul hukukunda kesin sonuç doğuran taraf işlemlerinden biri olup, davanın esasına girilmesine gerek kalmaksızın davanın sona ermesine yol açar. Nitekim feragat beyanı mahkemece tespit edildiğinde, davanın esası hakkında inceleme yapılmasına artık hukuken gerek bulunmamaktadır. Davacı vekilinin UYAP sistemi üzerinden gönderdiği feragat dilekçesi incelendiğinde, vekilin davacı adına usulüne uygun şekilde düzenlenmiş vekâletnameye sahip olduğu ve feragat yetkisinin bulunduğu anlaşılmış; feragat iradesinin açık ve tereddüde yer vermeyecek şekilde ortaya konulduğu görülmüştür. Bu nedenle davacının dava konusu çekin iptali yönündeki talep sonucundan vazgeçtiği kabul edilmiştir. Feragat, davayı sona erdiren ve kesin hüküm etkisi doğuran bir usul işlemi olduğundan, mahkemenin artık uyuşmazlığın esasına girerek çekin zayi olup olmadığını veya iptal koşullarının oluşup oluşmadığını incelemesine hukuken gerek bulunmamaktadır. Bu çerçevede davanın, feragat nedeniyle reddine karar verilmesi reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM/Yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın feragat sebebiyle REDDİNE, 2-Feragat yargılamanın ilk celsesinden önce vuku bulduğundan Harçlar Kanunun 22. maddesi gereğince 732,00-TL karar ve ilam harcının 1/3'üne tekabül eden 244,00-TL'nin peşin yatırılan 732,00-TL peşin harçtan mahsubuna, fazla yatan 488,00- TL'nin talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, 3-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Dava konusu çek üzerindeki ödeme yasağının KALDIRILMASINA ve bu konuda muhatap bankaya müzekkere YAZILMASINA, 5-Davacı tarafından yatırılan teminatın 6100 sayılı HMK'nın 392/2'nci maddesi uyarınca asıl davaya ilişkin hükmün kesinleşmesinden veya ihtiyati tedbir kararının kalkmasından itibaren bir ay içinde tazminat davasının açılmaması hâlinde yatırana İADESİNE, 6-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, 5235 sayılı Kanunun geçici 2'nci maddesine göre ,Bölge Adliye Mahkemeleri'nin kurulmasına ve 20 Temmuz 2016 tarihinde göreve başlamalarına dair kararların 07/11/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği anlaşılmakla; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda karar verildi.10/03/2026
Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır