İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/114 E. 2026/120 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/114
- Karar No
- 2026/120
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/114 Esas KARAR NO : 2026/120
DAVA : Şirketin İhyası DAVA TARİHİ : 10/02/2026 KARAR TARİHİ : 19/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili ...'in, davalı ...’nin tek ortağı ve kuruluş tarihinde münferiden temsile yetkili müdürü olduğu, şirketin 21.12.2021 tarihinde İstanbul Ticaret Siciline tescil edildiği, şirketin kuruluşu, müvekkilinin serbest ticari iradesine dayanmadığı, müvekkilinin, o tarihte evli olduğu eski eşinin yoğun baskısı ve psikolojik zorlaması altında, fiilen herhangi bir ticari faaliyet yürütme amacı olmaksızın, yalnızca kağıt üzerinde ortak ve müdür olarak gösterildiği, şirketin kuruluşundan itibaren fiilen faaliyete geçmediği, müvekkilinin, boşanma sürecinin ardından eski eşinin baskısından kurtulmak amacıyla Hatay iline yerleştiği; şirketle olan bağını fiilen kopardığı, şirketin; aktif bir işyeri, personeli, ticari faaliyeti ve düzenli muhasebe ve kanuni defterleri bulunmadığı, yapılan idari incelemelerde; şirketin beyanname vermediği, faaliyette bulunmadığı ve kanuni defterlerinin mevcut olmadığının tespit edildiği; bu sebeple Vergi İdaresi tarafından şirket hakkında resen terkin işlemi tesis edildiği, ancak bu terkinin, tasfiye süreci tamamlanmaksızın gerçekleştirildiği, müvekkilinin, şirketin hukuki varlığının tasfiye edilerek tamamen sona erdirilmesi amacıyla 24.09.2025 tarihinde İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü’ne başvuruda bulunduğu ancak Sicil Müdürlüğü, 03.10.2025 tarihli cevabi yazısında, şirketin sicilden silinebilmesi için Asliye Ticaret Mahkemesinden alınacak ihya ve tasfiye kararının ibraz edilmesi gerektiğini bildirdiği, davalı şirket her ne kadar resen terkin edilmiş ise de; tasfiye işlemleri tamamlanmadığından, şirketin hukuki varlığı tasfiye işlemleri bakımından askıda bulunduğu, bu nedenle, şirketin yeniden ihyası bir amaç değil, yalnızca tasfiyenin tamamlanabilmesi için zorunlu bir araç olduğu, kanuni defterlerin mevcut olmaması, müvekkiline atfedilebilecek bir kusur niteliğinde olmayıp; aksine, tasfiye işlemlerinin idari yolla yapılamamasının ve mahkeme kararıyla ihya zorunluluğunun temel sebebi olduğu, bu tür durumlarda, resen terkin edilen şirketlerin tasfiye amacıyla ihyasının mümkün olduğu gerek doktrin gerekse yerleşik yargı uygulamalarıyla kabul edildiği, şirketin herhangi bir faaliyeti, alacağı veya borcu bulunmamakta olup; tasfiye işlemlerinin yürütülmesi için müvekkilin tasfiye memuru olarak atanması, tasfiye sonunda ise şirketin ticaret sicilinden terkin edilmesi gerektiği, bu nedenlerle; resen terkin edilmiş bulunan ...’nin, tasfiye işlemlerinin tamamlanabilmesi amacıyla ihyasına, şirketin tasfiye haline alınmasına, Davacı ...’in tasfiye memuru olarak atanmasına, tasfiye işlemleri tamamlandıktan sonra şirketin ticaret sicilinden terkinine, verilecek kararın İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü’ne tescil ve ilanına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tüzel kişilik üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalıya usulüne uygun olarak dava dilekçesi ve tensip tutanağının tebliğ edildiği ancak herhangi bir cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır.
DELİLLER Davacı vekili delil ve belgelerini ibraz etmiş, davada; İstanbul Ticaret Sicil kayıtları, MERSİS kayıtları, Vergi Dairesi resen terkin kayıtları, İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü’nün 03.10.2025 tarihli yazısı, boşanma ilamı, tanık beyanları, bilirkişi incelemesi ve her türlü yasal delile dayanmışlardır. Getirtilip incelenen ticaret sicil kaydına göre; ...'nin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun ...-5 sicil numarasında kayıtlı "..." adresinde faaliyet gösterdiği, Ortaklarının ..., yetkililerinin ... olduğu, şirketin sicil kaydı faal olarak devam ettiği anlaşılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; davalı ...'nin ihyası ve tasfiyesi talebine ilişkindir. TTK.m.547; "(1) Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. (2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir." hükümlerini içermektedir. Madde metninde açıkça belirtildiği gibi ek tasfiye kararı için tasfiyenin kapanması gerekmekte olup, somut olayda İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünden gelen cevabi yazı kapsamına göre ilgili şirketin sicil kaydının faal olarak devam ettiği, bu durumda davacı yanın eldeki davayı açmakta hukuki bir yaranının bulunmadığı anlaşıldığından davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere: 1-Davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE, 2-Harç peşin alınmış olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Yatırılan avanstan artan kısmın karar kesinleştiğinde yatırana/ vekiline iadesine, Dair, dosya üzerinden tarafların yokluğunda, gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle, dosya üzerinden karar verildi. 19/02/2026
Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır