İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/980 E. 2026/265 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/980
- Karar No
- 2026/265
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/980 Esas KARAR NO : 2026/265
DAVA : 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (İtirazın İptali) DAVA TARİHİ : 13/04/2023 KARAR TARİHİ : 04/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILMA TARİHİ : 05/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde ÖZETLE; Davalı hakkında Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden ipoteğin para çevrilmesi yollu ilamsız icra takibi başlatıldığını, takibin davalının yaptığı itiraz neticesinde durdurulduğunu, Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına vaki davalı itirazının iptaline ve takibin devamına, haksız ve kötüniyetli davalının, likit ve muaccel olan alacağının %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde ÖZETLE; Görev itirazlarının bulunduğunu, Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğunu, takip dayanağı belgenin müvekkile tebliğ edilmediğini, başlatılan icra takibinin ve huzurda görülen davanın haksız ve kötüniyetli olduğunu, taraflarınca icra takibine yapılan itirazın yerinde olduğunu, davanın reddine karar verilmesini, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün .... esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinde; alacaklının ... borçlunun ... , .... SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ olduğu, takibe konu alacağın 970.730,00 TL olduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği, borçlunun ödeme emrine süresinde itiraz ettiği takibin durdurulduğu anlaşılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, üst sınır ipoteğinden kaynaklı başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacının dava dilekçesinde özetle, davalının ve ortağı olduğu, ... Ltd ŞTİ'nin çok sayıda bankaya olan borcunu ödediğini, ... Bankası'na olan borçların ödenmesi kapsamında, davalının maliki olduğu taşınmaz üzerinde genel kredi sözleşmesi ve bu kapsamdaki ipotek hakkını 30/05/2019 tarihli temlik belgesi ile devraldığını, davalının borcu ödememesi sebebiyle 28/03/2022 tarihinde hesap katı ile ödeme ihtarı keşide ettiğini, davalının 12.4.2022 tarihinde cevabı ihtarda bulunduğunu, 970.730 TL resmi kredi sözleşmelerine, kayıtsız şartsız para borcu ikrarına ve ipotek akit tablosuna dayalı alacağa dayalı Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra dosyasına konu edildiğini, itirazın iptalinin talep edildiği, Davalının cevap dilekçesinde özetle, görev itirazında , takip dayanağı belgenin davalıya tebliğ edilmediği itirazında Bakırköy .... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası ile bu davanın sıkı suretle bağlı olduğunu, bu dosyada lehlerine karar verildiğini, ... şirketinin %50 'sinde davalının , %50 'sinde davacının kardeşinin ortak olduğunu, münferit sorumlu ve tek imza yetkilisinin ... olduğu, ... Şirketi ile Kırgızistan da bulunan .... Şirketi arasında ticari iş ilişkisi olduğunu, bu şirketinde %50 ortağının davacı taraf, %50 hissesinde davacının kardeşine ait olduğunu, davacının ... şirketinin ... Bankası'nda buluna kredi borcunu ödediğini, şirket kayıtlarında bunun "borç ödeme" olarak değil, alacak olarak ... Şirketi'ne "borç verme " şeklinde geçtiğini, davalının taşınmazına ilişkin ipotek hakkının bu ödemelere istinaden hukuka ve usule aykırı şekilde temlik alındığını, davalının borç talebi olmadığı, temlik işleminin hukuka aykırı olduğunu, davalının mağduriyetine sebep olduğunu, ipoteğin teminat olup para borcunun ödenmemesi halinde kullanılacağını, icra takibine konu borcun gerçek bir borç olmadığını, davalının şahsi borcu olmadığını, davanın reddini talep ettiği, Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; icra takibine konu alacağın ödenmediği iddiasıyla takibe yapılan itiraza ilişkin olduğu görülmektedir. Mahkememizce yapılan ilk yargılamada davanın ödeme nedeniyle konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına kararı verildiği, bu kararın istinaf edilmesi üzerine, İstanbul BAM ... HD'nin ... Esas .... karar sayılı ilamında dava dışı ... Bankasının dava dışı ... şirketine kullandırdığı ticari krediler için şirket ortaklarının müteselsil kefil olduğunu, taşınmaz üzerine ipoteğin konulduğunu, davacının alacağı ve teminatı olan ipotekleri ... bankasından temlik aldığı, alacağın davacı ile banka arasında yapılan temlik sözleşmesinden kaynaklı olduğunu, temlik sözleşmesinin bağımsız nitelikte bir sözleşme olduğunu, bu haliyle davanın mutlak ticari dava olmadığını, nispi ticari dava için tarafların tacir olup olmadığının araştırılması gerektiğini, davacının tacir kaydının bulunup bulunmadığının araştırılarak tacir olup olmadığı tespiti ile görev hususununda sonra işin esasına girilmesi gerektiği belirtilerek istinaf talebinin kabul edildiği, Kaldırma kararından sonra; tensip yapıldığı, davacının bilanço usulüne göre defter tuttuğu, davacı vekilinin 25.11.2025 tarihli beyanında davacının tacir olduğunu beyan ettiği, davacı tarafın tacir olduğunun tespit edildiği, temlik sözleşmesi kapsamında gerek banka gerekse davacının tacir olması nedeniyle nispi ticari dava şartı gerçekleştiğinden Mahkememizin görevli olduğu değerlendirilerek yargılamaya devam olunduğu, Dosyanın yapılan incelemesinde; Davacının dava dilekçesi ile ... numaralı 28.3.2022 tarihli hem şirkete hemde davalı adına ihtarı kat ettiği, ihtarın ... şirketine 8/4/2022 tarihinde , davalıya 6/4/2022 tarihinde tebliğ edildiği, ipotek belgesinde davalı adına kayıtlı taşınmazda 2. Derece yer alan 970.730 TL bedelli ipotek olduğu, dava dışı ... şirketi'nin yetkilerinin ... ile ... olduğu, ... Bankası'ndan ... kullandırılan kredilere yönelik belgelerin celp edildiği, alacağın 30.05.2019 tarihinde davacıya temlik edildiği, temlikin konusunun bankanın ... Şubesi'nin ... şirketi ile imzalamış olduğu GKS sebebiyle açılmış krediler ve faiz dahil 970.730TL alacağın tamamının 970.730 TL bedel karşılığında temlik edilmesine yönelik olduğu, temlike konu ipoteğin davalının adına kayıtlı taşınmazda yer alan 970.730 TL bedelli ipotek olduğu, Genel kredi sözleşmesinde müşterinin dava dışı ... şirketi olduğu, sözleşme bedelinin 10.000.000 USD olduğu, davalı ... ile dava dışı ...'nun 17.01.2013 tarihinde 10.000.000USD üzerinden müteselsil kefaletinin olduğu, davalının eşi ...'in 17.01.2013 tarihinde muvafakiyetinin alındığı, davalını 17.06.2016 tarihinde 10.000.000USD müteselsil kefaletinin olduğu, davalının 03.01.2018 tarihinde 1.500.00USD kefaletinin olduğu, 26.5.2014 tarihinde ... şirketi lehine 2. Derece doğmuş ve doğacak tüm borçlardan dolayı 970.730 TL ipotek verildiği, Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasının ilamsız icra takbi olduğu, alacağın ... Şirketi'nin ... Bankası ... Şubesi'ndeki kredi borcuna dayalı olduğu, icra takibinde davalının ve dava dışı ... Şirketi'nin birlikte yer aldığı, takibe konu borcun 5.000.000TL olduğu, Bakırköy .... İcra müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasının takip tarihinin 17.05.2022 tarihi olduğu, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi yapıldığı, borçluların davalı ile dava dışı ... şirketi olarak gösterildiği, Bakırköy .... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasında ipotekli taşınmazın satıldığı, taşınmaz kaydında ... Bankası adına 1. Derecede davacı adına 2. Derece ve ... şirketi adına 3. Derece ipotek olduğu, ... Bankasının ipotek hakkını davacı ....'na temlik ettiğini beyan ettiği, taşınmazın satışından sonra paylaştırmadan davacıya 2. Derece ipotek hakkı için 3.423,957,67 TL bedeli belirlendiği, 06.06.2024 tarihinde 2.239.953,69 TL borç tahsilatı olarak satıştan isabet eden ödemeye ilişkin tahsilatın olduğu, bu bedelin üzerine Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından (görevsizlik kararından önceki Mahkeme) teminat karşılığında alacaklıya ödenmemesi yönünde 12.6.2024 tarihinde tedbir kararı konulduğu, Dosyaya Bakırköy ... ATM'nin ... esas ... kararıyla yöneticilerin azline ilişkin davacının ..., davalının ... olduğu kararın sunulduğu, bu kararda yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilerek ... Şirketinde davalı şirket müdürünün yönetim ve temsil hakkının kaldırılmasına karar verildiği, Dosyaya Bakırköy ... ATM'nin ... esas ... Karar sayılı itirazın iptaline ilişkin davacının ... , davalının ... az dayanıklı şirketine ilişkin karar ilamının sunulduğu, bu ilamda itirazın iptalinin kısmen kabulüne karar verildiği, İş bu davada yargılamaya Bakırköy .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nde verilen görevsizlik kararıyla yargılamaya Mahkememizce devam olunduğu, dosyada delillerin celbi sonrasında bankacı bilirkişi ...'den ön rapor ile rapor alındığı, bilirkişi raporunda, davalının toplam 11.500.000USD kefaletinin olduğu, davalının adına kayıtlı taşınmaz üzerinde dava dışı ... şirketi adına kredilerin teminatı için 970.730 TL üst sınır ipoteği/ limit ipoteği verildiği, ipoteğin davacı tarafa temlik edildiği, dava dışı banka tarafından 4 adet kredi kullanıldığı, hesabın kat edilerek ihtaratın yapıldığı, davacı tarafından dava dışı bankaya 978.100TL ödeme yapıldığı, Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında icra takibi yapıldığı, banka tarafından yapılan 6.12.2018 tarihinde hesabın kat edildiği, temlik alacaklısının üst sınır ipoteği kapsamında herhangi bir ilave faiz ve feri işletilmek sizin sadece anapara ipotek bedelini talep edebileceğinin belirtildiği, ipotek bedelini aşkın hiçbir bedelin davalıdan istenemeyeceğinin belirtildiği, davacının rapora karşı beyan dilekçesi sunduğu, dilekçesinde davaya konu ipoteğin kesin borç karz ipoteği olduğunu ana para yanında gecikme faizini ve takip masraflarını da güvence altına aldığını beyan ettiği, davalını rapora karşı itiraz dilekçesinin cevap dilekçesi içeriği ile benzer olduğu, Emsal Yargıtay 12 HD'nin ESAS NO : 2014/2178, KARAR NO : 2014/4509 ilamında; "T.M.K.'nun 851 ve 881. maddelerinde ifadesini bulan muhtemel bir alacağın teminatı olarak tesis edilen üst sınır (limit) ipoteğinde, borcun ulaşacağı miktar belirsiz olduğundan, taşınmazların ne miktar için teminat teşkil edeceği ipotek akit tablosundaki limitle sınırlandırılmıştır. TMK'nun 875. maddesinde belirtilen ve ipotekle teminat altına alınan ana borç, faiz, icra takip giderleri ve taraflarca kararlaştırılan eklentilerden oluşan toplam borç miktarının, bu limiti aşması mümkün değildir (HGK. 24.05.1989 tarih, 1989/11-294 E, 1989/378 K). Şikayete konu ipotek akit tablosu incelendiğinde, taşınmaz üzerindeki ipoteğin ...’un, ... Bankası’nca açılmış ve açılacak her türlü krediler … vs nedeniyle bankaya doğmuş ve doğacak tüm borçlarından 130.000,00 TL'na kadar olan kısmı için teminat amacıyla ve limit ipoteği (üst sınır ipoteği) nev'inden kurulduğu görülmektedir. Bu nedenle alacaklının, ipotek veren ... yönünden ipotek limiti ile sınırlı olarak takip yapabileceği tartışmasızdır. Limitin aşılmasına ilişkin şikayet kamu düzenine ilişkin olup, süreye tabi olmadan yapılabilir. Bu durumda ipotek veren 3. kişi ...’ın, borçlu ....'un kredi borcu nedeniyle 130.000 TL miktarlı limit ipoteği verdiği halde tüm takip borcundan sorumlu tutulması isabetsiz olup 130.000 TL'yi aşan kısım yönünden takibin iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir." Emsal İSTANBUL BAM 23. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2017/473, KARAR NO: 2017/758 ilamında;" İleride gerçekleşecek veya gerçekleşmesi muhtemel bir alacağın teminatı olarak tesis edilen ve MK'nın 851. ve 881. maddelerinde belirtilen azami meblağ ipoteğinde (üst sınır ipoteği, limit ipoteği) borcun ulaşacağı miktar belirsiz olduğundan taşınmazların ne miktar için teminat oluşturacağı ipotek akit tablosunda limitle sınırlanabilir. MK'nın 875. maddesinde belirtilen ve ipotekle teminat altına alınan alacak, faiz, icra takip giderleri ve taraflarca kararlaştırılan eklentilerden oluşan toplam borç miktarının, bu limiti aşması mümkün değildir (HGK'nın 1989/11-294 E., 1989/378 K. sayılı ve 24.05.1989 tarihli kararı). İpoteğin üst sınır ipoteği olması halinde, borçtan şahsen sorumlu olmayan ipotek maliki sadece ipotek akit tablosunda belirtilen miktar ile sınırlı olmak üzere sorumludur. Bu husus kamu düzenine ilişkin olduğundan buna ilişkin şikayetler süreye tabi değildir. Tüm bu gerekçelerle ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. " Emsal İSTANBUL BAM 23. HUKUK DAİRESİ'nin ESAS NO: 2018/583, KARAR NO: 2018/1821 sayılı ilamında; "TMK'nun 851. ve 881. maddelerinde ifadesini bulan ve muhtemel bir alacağın teminatı olarak tesis edilen üst sınır (limit) ipoteğinde, borcun ulaşacağı miktar belirsiz olduğundan, taşınmazların ne miktar için teminat teşkil edeceği ipotek akit tablosundaki limitle sınırlandırılmıştır. TMK'nun 875. maddesinde belirtilen ve ipotekle teminat altına alınan ana borç, faiz, icra takip giderleri ve taraflarca kararlaştırılan eklentilerden oluşan toplam borç miktarının, bu limiti aşması mümkün değildir. Somut olayda, bilirkişi raporu ve takip dayanağı olan ipotek akit tabloları içeriğine göre; ipoteklerin borçlu ....'nın ve borçlu ... İnş. Taah. Turz. San. Ve Tic. Ltd. Şti'nin doğmuş ve doğacak borçlarını teminen alacaklı banka lehine kurulmuş üst sınır (limit) ipotekleri oldukları görülmektedir. İpotek akit tablolarına göre; davacı borçlu ....'nın sorumluluğu, ipotek limitleri toplamı olan 386.000-TL ile, davacı şirketin sorumluluğu ise ipotek limitleri toplamı olan 649.000-TL ile sınırlıdır. Ancak takipte talep edilen alacak toplamı ipotek limitlerinin üzerindedir. Bu nedenle, asıl alacak, faiz, masraflar ve icra vekalet ücreti dahil olmak üzere, şikayetçi borçlu .... yönünden ipotek limiti olan 386.000- TL'yi ve borçlu .... İnş. Taah. Turz. San. Ve Tic. Ltd. Şti yönünden 649.000-TL yi aşan kısımla ilgili takibin iptaline karar verilmesi gerekirken, mahkemece davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir." "Doktrinde ipotek kavramının, kişisel bir alacağı güvence altına alma amacını güden, kıymetli evraka bağlı olmayan ve bir taşınmazın değerinden alacaklının alacağını elde etmesi olanağını sağlayan sınırlı ayni hak olarak tanımlandığı, (Akipek, J.G./Akıntürk, T.: Eşya Hukuku, 2009, s. 786; Gürsoy, K./Eren, F./Cansel, E.: Türk Eşya Hukuku, 1984, s. 1032). Taşınmaz rehninin temel ilkelerinden biri olan belirlilik ilkesi gereğince, ipoteğin kurulmasında, taşınmazın ne miktar alacak için güvence teşkil edeceğinin tapu kütüğünde açıkça gösterilmesi gerektiği, bu hususun, TMK'nın 851. maddesinde "Taşınmaz rehni, miktarı Türk parası ile gösterilen belli bir alacak için kurulabilir. Alacağın miktarının belli olmaması hâlinde, alacaklının bütün istemlerini karşılayacak şekilde taşınmazın güvence altına alacağı üst sınır taraflarca belirtilir" şeklinde ifade edildiği, TMK' nın 851. maddesinden de anlaşıldığı üzere ipoteğin, güvence altına alınması düşünülen alacağın miktarının belirli olup olmamasına göre iki şekilde kurulabileceği, buna göre, ipotekle güvence altına alınması düşünülen alacağın miktarı belirli ise anapara ipoteği, belirli değilse üst sınır ipoteği kurulacağı (Köprülü; B:/Kaneti,S.: Sınırlı Ayni Haklar, 1982- 1983, s. 284, 287; Oğuzman,K./Seliçi, Ö./Oktay, S.- Özdemir, Eşya Hukuku, 12. Baskı, 2009, s. 720; Ayiter, N.:Eşya Hukuku, 1983, s. 171; Akipek/Akıntürk, s. 757; Dural, M.: Eşya Hukuku Dersleri, 1981, s. 136; Ayan, M: s. 136). Üst sınır ipoteğinin TMK'nın emredici hükümlerinden olan 851. ve 881. maddelerinde düzenlendiği, üst sınır ipoteğinin, ileride doğacak veya doğması muhtemel olan bir alacağın teminatı olarak tesis edildiği için bu belirsizliğin ileride getireceği sorunları önlemek amacıyla taşınmazın bu belirsiz borca azami ne miktar için teminat teşkil edeceğinin ipotek akit tablosunda bir limitle belirlendiği, ileride vücut bulacak ana borç ile buna eklenecek faiz, icra takip giderleri ile yanlarca kararlaştırılan diğer ferileri, yani TMK'nın 875. maddesinde belirtilen ve ipotekle teminat altına alınan toplam borç miktarının, bu tür ipotekte tarafların ipotek tesis edilirken rızaları ile tespit edilen bu limiti aşmasının mümkün olamayacağı, bu özelliğin üst sınır ipoteğini kesin borç ipoteğinden ayıran önemli bir unsur olduğu, kesin borç ipoteğinde ipotek akit tablosunda belirtilen ana alacaktan başka TMK'nın 875. maddesi uyarınca takip giderleri ile faiz ve diğer ferilerinin de teminat kapsamına girdiği, üst sınır ipoteğindeki bu ana ilkenin başlangıçta belirli olmayan bir borca giren ve taşınmazında alacaklı lehine ipotek tesis ettiren borçlu veya borçlu lehine ipotek veren üçüncü kişiler bakımından önem taşıdığı gibi tapu sicilinde kayıtlı ipotek limitine itibar ederek aynı taşınmazda alacakları için ipotek tesis ettirecek üçüncü kişiler yönünden de tapu sicilindeki kayda itibar edilmesi bakımından büyük bir önem taşıdığı, Hukuk Genel Kurulunun 24.05.1989 tarihli ve 1989/11-294 E., 1989/378 K. sayılı kararında da bu husus vurgulandığı, Yukarıda da açıklandığı üzere limit (üst sınır azami meblağ) ipoteğinin sadece ipotek akit tablosunda belirtilen limit kadar alacağı teminat altına almış olup alacaklının ancak bu limit kadar ipotekli takip yapabileceği, ipotekli malın satış bedelinden limit içinde kalan miktar kadar alacaklıya ödeme yapılabileceği, ipotek limitinin aşılarak icra takibi yapılması hâlinde ipotek veren malikin ipotekle teminat altına alınan, ipotek akit tablosunda belirtilen alacak miktarını (ipotek limitini) aşan kısmın iptalini süreye bağlı olmaksızın şikâyet yoluyla icra mahkemesinden talep edebileceği, TMK'nın amaç ve nitelik başlıklı 881. maddesinin 1. fıkrasının "Halen mevcut olan veya henüz doğmamış olmakla beraber doğması kesin veya olası bulunan herhangi bir alacak, ipotekle güvence altına alınabilir" şeklinde düzenlendiği, anılan maddenin 2. fıkrasına göre ipoteğe konu olacak taşınmazın borçlunun mülkiyetinde bulunmasının gerekmediği, bu durumda ipotekli taşınmaz malikinin borçtan şahsen sorumlu olmayıp sadece ipoteğe konu borcun ödenmemesi hâlinde taşınmazın satılmasına katlanmakla yükümlü olduğu, Öğretide “önce rehne müracaat zorunluluğu” olarak ifade edilen kuralın, İİK'nın 45. maddesinin 1. fıkrasında normatif düzenlemeye kavuşturulduğu, fıkra metninde “rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklı yalnız rehinin paraya çevrilmesi yoliyle takip yapabilir. Ancak rehinin tutarı borcu ödemeğe yetmezse alacaklı kalan alacağını iflas veya haciz yoliyle takip edebilir” şeklinde olduğu, İİK'nın 45. maddesi asıl borçlular ile ilgili olarak düzenlenmiş olup, alacağı rehinle temin edilen bir kimsenin, "rehni veren" hakkında doğrudan doğruya genel haciz yolu ile takibe geçilmesini önlediğini ve rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile, alacaklının yalnız rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabileceğini öngördüğü, Önce rehne müracaat kuralının istisnalarından birinin TBK'nın 586. ve 587. maddelerinde düzenlendiği, TBK'nın müteselsil kefalet başlıklı 586. maddesinde " kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir" hükmünün yer aldığı, Bir üçüncü kişinin hem asıl borç için ipotek verip hem de asıl borca müteselsil kefil olması halinde, alacaklıın o kişiye karşı hem (asıl borçlu ile birlikte) ipotek veren üçüncü kişi sıfatı ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapabileceği, hem de ipotek limiti dışında kalan alacak bölümü için müteselsil kefil sıfatı ile genel haciz yolu ile takip yapabileceği ( Kuru, B.:İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s. 989) İİK'nın 149. maddesinin 1. fıkrası ve 149/b. maddeleri gereğince ipotek veren üçüncü kişi ise takipte ipotek veren üçüncü kişinin asıl borçlu ile birlikte gösterilmesi zorunlu olduğu, asıl borçlu ile ipotek veren üçüncü kişi arasında zorunlu takip arkadaşlığı olduğu, İpoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibine konu ipoteğin, limit ipoteği ise alacaklının takip talebinde sadece ipotek limiti içinde kalan alacak bölümünü talep edebileceği, ipotek veren üçüncü kişinin sorumluluğunun ipotek limiti ile sınırlı olduğu, Taşınmazı üzerinde limit ipoteği kurulan üçüncü kişinin, aynı zamanda kredi sözleşmesinde kefil olması, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takipte ipotek limiti ile sorumlu olduğu ilkesini değiştirmez. Zira borcun teminatı olan taşınmazın sorumluluğu limitle sınırlıdır. (Hukuk Genel Kurulu'nun 18/06/2019 tarih ve 2017/12-356 Esas, 2019/711 Karar)” Somut olayın incelenmesinde, dava dışı banka ile dava dışı ... şirketi arasında genel kredi sözleşmesi ilişkisi olduğu, davalı tarafın bu sözleşmeden kaynaklı müteselsil kefaletinin olduğu, ayrıca taşınmazı üzerinde şirket lehine "doğmuş ve doğacak tüm borçlardan kaynaklı 970.930 TL'ye kadar 2. derecede ipotek" verildiği, yukarıdaki emsal güncel kararlarda birlikte gözetilerek bu ipoteğin üst sınır ipoteği olduğu, davacı tarafın, dava dışı bankanın ... Şubesi'nin ... şirketi ile imzalamış olduğu GKS sebebiyle açılmış krediler ve faiz dahil 970.730TL alacağın tamamının 970.730 TL bedel karşılığında temlik aldığı, temlike konu borcu ödediği, temlik tarihinde geçerli TBK'nın 183. Maddesi dikkate alınarak kanun , sözleşme ve para borcunda temlike engel devir yasağı veya bir düzenleme olmadığı, temlik için borçlunun rızasına gerek olmadığından temlikin geçerli bir işlem olduğu, alacağın temlikinden sonra davacının şirkete ve davalıya ihtar çektiği ve icra takibi başlattığı, davalının icra takibine itiraz ettiği, Dosyada bankacı bilirkişiden rapor alındığı, bu raporda davacının ipotek limitiyle sınırlı olarak davacının davalıdan alacaklı olduğunun belirtildiği, raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, icra takibi yapılmadan önce davacı tarafından davalıya ihtar çekildiğinden davalının bu yöndeki itirazlarının yerinde olmadığı, davadan önce banka tarafından dava dışı şirkete ihtar çekildiğinden şirketin borcu düzenli olarak ödediğine ilişkin beyanlara itibar edilmediği, icra takibinin borçlu şirket ve davalı hakkında başlatıldığından davalının bu yöndeki itirazlarına itibar edilmediği, takibin ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi olması ve ipoteğin davalı adına kayıtlı olması nedeniyle diğer dava dışı ortağın icra takibinde gösterilmemesi yönündeki itiraza itibar edilmediği, GKS'nin 49 ve 50. Sayfalarında 13.2 maddesi c bendinde banka kayıtlarının delil olduğunun kabul edildiği, ödemeye ilişkin ayrıca belge sunulmadığından dava dışı şirketin defterlerinin incelenmesine gerek görülmediği, iş bu davaya konu ipoteğin üstsınır ipoteği olması sebebiyle asıl alacak, faiz, masraflar ve icra vekalet ücretini kapsayacağı, bu masrafların ipotek limitini aşamayacağı, yani davacının iş bu dava ile icra inkar tazminatı haricinde davalıdan 970.930 TL'den daha fazla miktarı talep edemeyeceği, yargılama sırasında davalının adına kayıtlı taşınmazın satılarak davaya konu icra dosyasına 06.06.2024 tarihinde 2.239.953,69 TL satıştan isabet eden ödemeye ilişkin para girişi olduğu, bu miktarın 12.6.2024 tarihli ara karar ile tedbiren alacaklıya ödenmemesine karar verildiği, ancak tedbir teminatının davalı tarafça yatırılmadığı, 10.11.2025 tarihli Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün yazı cevabından davacı tarafa ödemenin yapıldığının anlaşıldığı, Davacının iş bu davaya konu alacak istemini ispat ettiği, bununla birlikte üst sınır ipoteği olarak 970.930 TL temlik alınan alacak tutarını davalıdan isteyebileceği, yargılama sırasında bu miktardan daha fazla miktarın icra dosyasına taşınmaz satışından kaynaklı ödenmiş olduğu, Bakırköy .... İcra Müdürlüğü dosyasında 970.930 TL davacıya ödendiği, davacının icra inkar tazminat miktarını, alacak likit olduğundan talep edebileceği değerlendirilerek yargılama gideri davalı üzerine bırakılarak aşağıdaki şekilde karar verildi. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Üst Sınır ipoteğinin paraya çevrilmesi yolu ile Bakırköy .... İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyasında başlatılan icra takibinde takip alacaklısı davacının, takip borçlusu davalıdan 970.730 TL miktarı(asıl alacak, faiz, masraflar ve icra vekalet ücreti dahil olmak üzere) alacaklı olduğu, bu miktarın icra dosyasında davanın açılmasından sonra davacı tarafa ödenmiş olması sebebiyle davanın konusuz kaldığını tespitine 2-Alacağın likit olduğu anlaşılmakla dava ve takibe konu miktar olan 970.730 TL toplam alacak üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 3-Bakırköy ... Asliye Hukuk Mahkemesince 12.6.2024 tarihinde verilen tedbir kararının istinaf ilamı ile kaldırıldığının tespitine 4-davalının kötüniyet tazminat talebinin yasal şartlar oluşmadığından reddine 5-492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 66.310,57.-TL karar harcından mahkememiz veznesine yatırılan 11.724,00.-TL peşin harcın mahsubu ile eksik kalan 54.586,57.-TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 6-Davacı tarafından yatırılan 179,90.-TL başvurma harcı ve 11.724,00.-TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 7-Davacı tarafından dosyada yapılan 7.000,00 TL bilirkişi ücreti 474,75 TL posta masrafı olmak üzere toplam 7.474,75-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 8-Davalı tarafından dosyada yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 9-Davalı tarafından yatırılan 16.577,64 TL istinaf harcının yatıran tarafa iadesine, 10-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 151.609,50 .-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 11-Davacı tarafından dosyaya yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleşince ve HMK 333. maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine, 12-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irad KAYDINA,
Dair davacı vekilinin ve davalı taraf vekilinin yüzüne karşı verilen kararın, gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal sürede İstanbul BAM ‘a İstinaf Başvuru hakları olduğu hatırlatılarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 04/03/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır