İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/818 E. 2026/172 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/818
- Karar No
- 2026/172
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/818 Esas KARAR NO : 2026/172
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/09/2025 KARAR TARİHİ : 12/02/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafın, davacı 31.10.2024 tarihli 87.504,39-TL ve 30.11.2024 tarihli 29.039,36-TL bedelli faturalar kapsamında mal satın aldığını söz konusu mallar kendisine eksiksiz şekilde teslim edildiğini, teslim edilen mallara rağmen, davalı taraf borç bedelini süresinde ödemediğini, bu nedenle Büyükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını ancak davalı taraf, borcun varlığını gayet iyi bilmesine rağmen, borca itiraz ettiğini ve takibin durmasına sebep olduğunu, bu itiraz tamamen kötü niyetli olduğunu, yalnızca süreci uzatarak ödeme yükümlülüğünden kaçmaya yönelik olduğunu, hukukun sağladığı itiraz hakkının açıkça kötüye kullanımı niteliğinde olduğunu, davalının bu şekilde davranması, hakkın kötüye kullanımı ve dürüstlük kuralına açıkça aykırı olduğunu, borçlunun, herhangi bir hukuki gerekçeye dayanmaksızın borcunu reddetmesi, usul ekonomisine aykırı olduğu gibi yargı mercilerinin gereksiz yere meşgul edilmesine ve davacının mağduriyetine neden olduğunu, düzenlediği ve kendisine gönderdiği irsaliyeli faturalara ilişkin süresi içinde itirazı olmadığını, alacak likit ve muayyen olduğundan kötü niyetle takibe itiraz eden davalı tarafın 9620'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini, davalı şirketin ödeme güçlüğü içerisinde olup, dava sonuçlanıncaya kadar mevcut mallarını kaçırmasından endişe ettiklerini , buna mani olmak amacıyla; Sayın Mahkeme'nizden, borçlunun menkul, gayrimenkul ve 3. şahıslardaki hak ve alacakları için İhtiyati Tedbir/Haciz kararı verilmesini talep etmiş ve davanın kabulünü istemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının işbu davayı açmakta haklı hukuki yararı bulunmadığını, tüm siparişleri eksiksiz ve zamanında teslim edildiğini ve karşılığı olan faturalar düzenlediğini belirtse de malların teslim edildiğine dair irsaliye fişleri sunmadığını, davacı, 31.10.2024 tarihli 87.504,39-TL ve 30.11.2024 tarihli 29.039,36-TLL bedelli faturalar kapsamında mal satın aldığını ve söz konusu malların davalıya eksiksiz şekilde teslim ettiğini belirtse de işbu husus gerçeği yansıtmadığını, davanın hukuka aykırı ve kötü niyetli olduğunu davalı ile davacı arasında yapılan ticaret karşılığı faturalar kesildiğini ve davalı tarafından ödemelerin yapıldığını, ödeme dekontlarından da anlaşılarak davacıya yüklü miktarda ödemeler yaptığını, davacı teslim et mallara ilişkin herhangi bir teslim evrakı sunmamış olsa da, davalı ile davacının ticaret ilişkileri içerisinde davacı birçok ayıplı mal tedarikinde bulunduğunu ve bu sebeple davalı mağdur duruma zarara uğradığını, basiretli bir tacir gibi hukukun ve ticaretin doğurduğu yükümlü yerine getirdiğini ve hukuki sorumluluktan kurtulduğunu herhangi bir borcu bulunmadığını, davacının ispat yükünü üstlendiğini bu nedenlerle davanın reddini savunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller: 1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. 2-Mahkememizce: a-Yenikapı Vergi Dairesi 'ne müzekkere yazılarak taraflara ait BA BS formları celp edilmiştir. b-İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne müzekkereler yazılmıştır. 3- Bilirkişi tarafından mahkememize sunulan 22/01/2026 tarihli raporda "Davacı şirketin 2024 ve 2025 yıllarına ait envanter defterlerinin yasal sürede tasdik ettirildiği, 213 sayılı VUK ve ilgili tebliğler uyarınca e-defter mükellefi olduğu anlaşılmıştır. 2024 yılına ait Yevmiye ve Defteri Kebir beratlarının süresi içinde alındığı, 2025 yılı Ocak ayı beratlarının süresinden sonra alındığı, Aralık dönemi beratlarının ise henüz yasal süresi içinde olduğu tespit edilmiştir. Bu haliyle, ticari defterlerin usulüne uygun tutulup tutulmadığı ve delil niteliği taşıyıp taşımadığı hususundaki takdir Sayın Mahkemeye aittir. Davalı şirketin 2024 ve 2025 yıllarına ait envanter defterlerinin yasal sürede tasdik ettirildiği ve e-defter mükellefi olduğu belirlenmiştir. 2024 yılına ait Yevmiye ve Defteri Kebir beratlarının resi içinde alındığı, 2025 yılı Ocak ayı beratlarının süresinden sonra 22.06.2025 tarihinde alındığı, Aralık dönemi beratlarının ise henüz yasal süresi içinde olduğu tespit edilmiştir. Bu kapsamda, davalı şirket defterlerinin delil niteliğine haiz olup olmadığı hususu Sayın Mahkemenin takdirindedir. 1.Tarafların Ticari Defter ve Muhasebe Kayıtlarına Göre Davacı defter kayıtlarına göre; takip tarihi itibarıyla davalı adına 4 adet fatura düzenlendiği, bu faturalar karşılığında 216.040,88 TL tutarında fatura bedeli oluştuğu; davalı tarafından 21.518,86 TL ve 299.000,00 TL olmak üzere toplam 320.518,86 TL tutarında banka yoluyla ödeme yapıldığı; bu kayıtların sonucunda 104.477,98 TL tutarında davalı bakiye alacağın davacı defterlerinde izlendiği ve söz konusu bakiyenin 2025 yılına devreden alacak olarak muhasebeleştirildiği anlaşılmıştır. Davalı şirket defter kayıtlarına göre ise; davacı tarafından düzenlenen 23.667,28 TL, 75.829,85 TL, 87.504,39 TL ve 133.508,48 TL tutarlarında olmak üzere toplam 320.510,00 TL bedelli faturanın davacı hesabına alacak kaydedildiği; buna karşılık 299.000,00 TL ve 21.510,00 TL tutarlarında olmak üzere toplam 320.510,00 TL ödemenin davacı borcuna işlendiği; davalı defterlerinde takip tarihi itibarıyla 111.998,48 TL, dava tarihi itibarıyla ise 133.508,48 TL tutarında davacı borç bakiyesi bulunduğunun görüldüğü tespit edilmiştir. 2.Taraf Kayıtları Arasındaki Mutabakatsızlıklar Taraf defter kayıtları arasında ortaya çıkan mutabakatsızlığın, esas itibarıyla;" şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir. 4-Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir. Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri: Davacı açmış olduğu dava ile; taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, davalı tarafından alınan malların davalıya teslim edildiğini ancak fatura bedellerinin davalı tarafından ödenmediğini, başlatılan takibe de itiraz edildiğini belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ise sunduğu cevap dilekçesinde; davacı tarafından kesilen faturaların ödemesinin yapıldığını, davacının taraflar arasındaki ticari ilişkide ayıplı mal teslimleri yaptığını davacının davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davaya konu icra takip dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalıya karşı 31.10.2024 tarihli 87.504,39 TL bedelli ve 30.11.2024 tarihli 29.039,36 TL bedelli 2 ayrı fatura dayanak yapılarak takip başlatıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için bilirkişi görevlendirilmiş, davacının ve davalı ticari defterlerinin 2025 yılı Ocak ayı beratlarının süresinden sonra alındığı tespit edilmiştir. Diğer açılış ve kapanış tasdiklerinin ise süresinde olduğu tespit edilmiştir. Davacının ve davalının ticari defter ve kayıtları incelendiğinde; taraflar arasında 2024 yılı içerisinde ticari ilişkinin bulunduğu, davacı tarafından davalıya 4 ayrı fatura kesildiği takibe konu faturaların da bu 4 fatura içerisinde bulunduğu, davacı tarafından davalıya kesilen 4 ayrı faturanın toplam bedelinin 216.040,88-TL olduğu, buna karşılık davalı tarafından davacıya 2 ayrı işlem ile toplamda 320.518,86-TL ödeme yapıldığı tespit edilmiştir. Hem davacının hem davalının ticari defter ve kayıtlarına göre davalının davacıya borçlu olarak görünmediği anlaşılmaktadır. Kesilen faturalar ve yapılan ödemeler bakımından taraflar arasında uyuşmazlık olmadığı anlaşılmakta olup, taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacı tarafından davalı tarafından yapılan bir kısım ödemeleri kendi hesabına göre dava dışı başka bir şirketin borcundan mahsup etmesi nedeniyle ortaya çıktığı anlaşılmaktadır. Davacı aşamalarda sunduğu beyan dilekçelerinde dava dışı üçüncü kişi bir şirketin ortakları ve pay sahibinin davalı şirket ile aynı olduğunu ve dava dışı bu şirkete de davacı tarafından mal satıldığını ve davacıya borcu olduğunu, davalı tarafından davacıya yapılan ödemelerin bir kısmının davacı tarafından dava dışı üçüncü kişi şirketin yine davacıya olan borcundan mahsup edilmesi sonucunda ortaya çıktığı anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere 4721 sayılı Kanun ve 6102 sayılı Kanun hükümleri gereğince tüzel kişi ticaret şirketleri kendilerine ait ayrı hak ve borç ehliyetlerine sahip olup, her tüzel kişilik pay sahiplerinin veya yetkililerinin aynı olup olmadığına bakılmaksızın kendi tüzel kişiliği çerçevesinde ayrı ayrı hak ve borçlara sahiptir. Bu bağlamda taraflar arasında yazılı bir anlaşma olmaksızın iki ayrı tüzel kişi şirketin ortak veya yetkilileri aynı olması hak ve borç ehliyetlerinin aynı olması sonucunu doğurmayacak, biri tarafından yapılan ödemenin diğer şirketin borcundan mahsup edilmesi mümkün olmayacaktır. Davacı tarafından davalı ve dava dışı borçlu olduğu iddia edilen üçüncü kişi şirket ile aralarında bu yönde bir anlaşma bulunduğuna dair herhangi bir yazılı belge, delil veya anlaşma sunulmamıştır. Davalı tarafından davacıya yapılan tarafların ticari defterlerinde kayıtlı ödemelerin dekontlarında da davalı tarafından yapılan ödemelerin üçüncü kişinin davacıya olan borcundan mahsubuna dair bir açıklamanın bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafından davalının dava dışı üçüncü kişi şirketin borcunu üstlendiği veya devraldığına dair de herhangi bir yazılı delilin sunulmadığı, davalının da bu yönde bir kabulünün bulunmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla davacı tarafından ortak ve yetkilisi aynı olduğu iddia edilerek dava dışı üçüncü kişi şirketin borcunun tarafların bu konuda bir anlaşması olmadan davalı tarafından ödenen paradan mahsup edilmesi mümkün değildir. Bu bağlamda davacı tarafından davalıya kesilen takibe konu 2 fatura da dahil olmak üzere 4 ayrı fatura bedeli toplamının 216.040,88-TL olduğu, buna karşılık davalı tarafından davacıya 320.518,86-TL ödeme yapıldığı, davalı tarafından yapılan 320.518,86-TL toplam ödemenin bir kısmının üçüncü kişinin davacıya olan borcuna mahsuben yapıldığına dair davalının bir kabulü olmadığı gibi tarafların yazılı bir anlaşmasının da olmadığı, davacı tarafından aksini ispatlar bir yazılı delil sunulmadığı anlaşılmakta ödemelerin tamamının davalı borcundan düşülmesi gerektiği dolayısıyla davalının davacıya borcu olmadığı anlaşılmakla davacının itirazın iptali talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafından aşamalarda sunulan bir takım faturasız işlemler yönünden beyan dilekçesi Mahkememize sunulmuş olup, faturasız işlemlere yönelik takipte bir talebin olmadığı gibi faturasız işlemlerin bedelinin de daha önce ödendiğinin davacı tarafından beyan ve ikrar edildiği anlaşılmakla söz konusu işlemlerin işbu itirazın iptali davasında sonuca etkili olmadığı anlaşılmış, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 732,00-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 1.407,56-TL peşin harcın mahsubu ile artan 675,56-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya İADESİNE, -Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin; davacıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda HÜKÜM KURULMASINA YER OLMADIĞINA, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine, 7-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, 8-Vergi mevzuatı yönünden gereğinin takdir ve ifası için dava dosyasının ve davacının beyan dilekçelerinin bir suretinin davacının bağlı olduğu Vergi Dairesi'ne gönderilmesine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere tarfaların yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/02/2026
Katip ... e-imza
Hakim ... e-imza