İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/674 E. 2026/195 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/674
- Karar No
- 2026/195
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/674 KARAR NO : 2026/195
DAVA : Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/08/2023 KARAR TARİHİ : 24/02/2026
Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dilekçesinde özetle; Müvekkilin Uzun süreli oto kiralama faaliyetinde bulunduğunu, bu kapsamda ---- plakalı aracın 09.11.2022 - 01.03.2023 tarihleri arasında ---- isimli kişiye kiralandığını, aracın alacağın kaynağını oluşturan 31.12.2022 tarihli trafik kazasına kusurlu olarak karıştığını, yaşanan kazada müvekkilin hiçbir kusurunun bulunmadığını ancak alacağın tahsili amacıyla müvekkil aleyhinde takip başlatıldığını, anılan nedenlerle müvekkil ile davalı arasında geçerli bir borç ilişkisinin bulunmadığının tespiti ile takibin durdurulmasını, davaya ilişkin uğranılan zararın %20’sinden az olmamak üzere tazminatın davalıdan alınarak müvekkile ödenmesini iddia ve talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil nezdinde kasko sigortalısı olarak bulunan ---- plakalı araç ile davacıya ait ---- plakalı araç arasında 31.12.2022 tarihinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonucu müvekkil şirket sigortalısı ----- ait Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi gereği, 28.02.2023 tarihinde 123.871,47-TL, 20.02.2023 tarihinde 354,00-TL ve 20.03.2023 tarihinde 2.723,44-TL olmak üzere toplamda 126.948,91-TL tazminat ödemesi yapıldığını, karşı aracın İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortacısı konumunda bulunan ----- 25.05.2023 tarihinde 26.948,91-TL tahsilat sağlandığını, bakiye alacağın tahsili amacıyla takip başlatıldığını ancak davacının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
DELİLLER: -----İcra Müdürlüğünün ---- esas sayılı dosyası, Vergi Dairesinden gelen yazı cevapları, Ticari Defter ve belge incelemeleri, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı.18.11.2025 tarihli ara karar ile dosyanın bir mali müşavir bilirkişisine tevdi edilerek bilirkişi raporu alınması yönünde ara karar kurulmuş ve 22.01.2026 tarihli bilirkişi raporu mahkememize teslim edilmiştir. Bilirkişi raporunda özetle; Davacı ile dava dışı ----- arasında akdedilen 09.11.2022 - 01.03.2023 tarihleri arası dönemi kapsayan 113 günlük kira sözleşmesinin uzun süreli nitelikte olmadığı, zira literatürde 1 yılı aşan kira sözleşmelerinin uzun süreli olarak nitelendirildiği, bu kapsamda huzurdaki dava konusu sözleşmenin üçüncü kişileri bağlayacak güçte bir kira sözleşmesi olup olmadığı ile ilgili hukuki nitelemenin Sayın Mahkemenizin takdirinde olduğu, Sayın Mahkemenizin 18.11.2025 tarihli celsesinin 4 numaralı ara kararında Dava dışı kiracı---- müzekkere yazılarak ; davacının ----- plakalı aracı 09.11.2022 - 01.03.2023 tarihleri arasında uzun süreli kiralama savunması bakımından varsa ticari defter ve belgelerinin mahkemenize inceleme günü ibraz etmesi için kesin süre verildiği, buna karşın ilgili kişinin belirtilen gün ve saatte ticari defterlerini sunmadığı, ayrıca yerinde inceleme talebinde de bulunmadığı, Sözleşme konusu kiraya verilen ---- plakalı aracın dava dışı --- 09.11.2022 kiralama tarihinde teslim edildiği, Sözleşme konusu ---- plakalı araçla ilgili davacı tarafından ----- adına 09.12.2022 tarih, ---- numaralı, “3 aylık kiralama bedeli -----” açıklamalı 35.400,00 TL tutarlı e-arşiv fatura düzenleyerek işletme defterinde ------ sıra numaralı kayıtla usulüne uygun olarak kaydedildiği, fatura üzerinde yer alan 5.400,00 TL tutarlı kdv’nin Katma Değer Vergisi beyannamesinde hesaplanan kdv mahiyetinde ilgili vergi dairesine beyan edildiği, bunun yanında davacı ile davalı arasında gerçekleşen herhangi bir işlemin davacıya ait ticari defterlerde kayıtlı bulunmadığı, Araç kira sözleşmelerinde uygulanan binde 1,89 oranı dikkate alındığında 30.000,00 TL için 56,70 TL damga vergisinin hesaplandığı, ancak gerek 09.12.2022 fatura tarihi gerekse 09.11.2022 sözleşme tarihi ile damga vergisi beyannamesinde belirtilen 21.06.2023 tarihinin uyumsuz olduğu, bu yönde sunulan damga vergisi beyannamesine konu kira sözleşmesinin huzurdaki davaya konu sözleşme olamayacağı sonucuna gidildiği, Dosya kapsamı incelemesine göre 31.12.2022 tarihli trafik kazasındaki fiili hakimiyetin dava dışı ----- üzerinde, düzenlenen kira faturasından dolayı ekonomik hakimiyetin ise davacı üzerinde olduğu, Taraf iddia ve savunmaları ile kaza sonucu oluşan tazminatın müşterek ve müteselsil sorumluluğu ile ilgili nihai değerlendirmenin Sayın Mahkemenizin takdirinde olduğu, şeklinde tespitte bulunduğu görülmüştür.
DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE: Dava, kasko sigortacısının trafik kazasından kazasından kaynaklı olarak yapmış olduğu ödemenin 6100 sayılı TTK'nın 1472.maddesi kapsamında rücuen tahsili istemiyle başlatılan takibe yönelik menfi tespit istemine ilişkindir. Davalı sigorta şirketinin ----- adına ----- plakalı otomobili 02/03/2022 ile 02/03/2023 tarihleri arasında kasko poliçesi ile sigortaladığı, sigortalısına ödeme yaptığı, yaptığı ödemeden kaynaklanan bakiye alacağının tahsili amacıyla icra takibi başlattığı, davacı ----- işleten sıfatı bulunmadığından kaynaklı menfi tespit isteminde bulunduğu ve huzurdaki davayı açmış olduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamından 31/12/2023 tarihinde dava dışı sigortalı --- adına kayıtlı ----- plaka sayılı aracın kaza tarihini kapsar biçimde davacı sigorta şirketi nezdinde kasko sigortalı olduğu, --- plaka sayılı aracın ---- sevk ve idaresindeyken, davalının maliki olan ----- plakalı aracın tehlikeli şerit değiştirdiği esnada aracın sağ ön kısımlarıyla aynı istikamette seyreden----- aracının sol arka ve yan kısımlarına çarpmasıyla ve devamında zincirleme şekilde çarpışmalı maddi hasarlı trafik kazası sonucunda hasarlandığı anlaşılmaktadır. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun "Halefiyet" başlıklı 1472. maddesinde " (1) Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir. (2) Sigortalı, birinci fıkraya göre sigortacıya geçen haklarını ihlal edici şekilde davranırsa, sigortacıya karşı sorumlu olur. Sigortacı zararı kısmen tazmin etmişse, sigortalı kalan kısımdan dolayı sorumlulara karşı sahip olduğu başvurma hakkını korur." hükmü bulunmaktadır. Anılan hükümden de anlaşılacağı üzere, sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal edeceğinden, sigortacı ancak sigortalısının zarar veren kişiden isteyebileceği kadar ve yaptığı ödemeyle sınırlı olarak rücu talebinde bulunabilir. Sigortalının zararını talep hakkı bulunmadığı durumlarda, sigortacı da halefiyetle talepte bulunamaz. Kural olarak haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil sebebiyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebilir.Zarar bir eksilmeyi ifade eder. Haksız fiilin borç doğurmasının sebebi doğan zararı giderme yükümlülüğünden kaynaklanır. Haksız fiil faili bu fiili ile yaratmış olduğu eksilmeyi gidermek, zarar gören kişiyi fiilden önceki durumuna getirme borcu altına girmiştir. Haksız fiil failinin borcu doğan bu zararı tazmin etmeye dayanır. Buna göre haksız fiilden doğan tazminat borcunun üst sınırını doğan zarar oluşturur. ------) Zarar belirlenirken, uğranılan gerçek zararın dışına taşılamaz. Zarar görenin zararla ilgisi saptanamayan giderleri zarar kapsamının dışında tutulmalıdır.Türk Borçlar Kanunu'nun 49.maddesi vd, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1, 85/1ile ilgili madde düzenlemeleri gereğince, davalının araç maliki/ işleten olarak davacının sigortalısının aracında meydana gelen hasara ilişkin gerçek zarar miktarı ile sınırlı sorumludur.Somut olayda davacı yanca uzun süreli kiralama ilişkisinin bulunduğunun savunması nedeniyle işleten sıfatının bulunup bulunmadığının çözülmesi gerekmektedir. Dosyanın mali müşavir bilirkişiye tevdi edilerek, bilirkişiden kiralama sözleşmesi dikkate alınarak taraflar arasında tanzim edilen kira sözleşmesinin uzun süreli ve üçüncü kişileri bağlayacak güçte bir kira sözleşmesi olup olmadığı, aracın teslim edilip edilmediği, araç üzerindeki fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma olup olmadığı, kira sözleşmesinin ve kira bedellerinin Maliye ve Vergi Dairelerine bildirilip bildirilmediği hususlarının araştırılmasına yönelik davalı işleten ve dava dışı kiracının ticari defter ve kayıtlar üzerinde mali müşavir bilirkişi marifetiyle inceleme yapılmasına, bilirkişiden tarafların ticari defter ve belgelerinde belirtilen hususlarda inceleme yapılması ve kira sözleşmesinin fatura, ruhsat ve cari hesap hareketleri gibi yan delillerle desteklenip desteklenmediğinin incelenmesinin istenilmiştir. Dava dışı kiracının yapılan tebligata rağmen belge ve bilgi sunmadığı görülmüştür. Mahkememizce alınan raporda faturadan kaynaklı olarak ekonomik hakimiyetinin davacı üzerinde olduğu bildirilmiş ise de; davacının sunmuş olduğu belgelerin ve bilirkişi raporunda mali tespitlerin incelenmesinde, davacını aracını 09/11/2022 ile 01/03/2023 tarihleri arasında 3 aylığına kiraya verdiği, 31/12/2022 tarihinde aracın trafik kazasına karışmış olduğu, davacı tarafından aracın kirala verilmesine ilişkin olarak 09/12/2022 tarihli fatura düzenlediği ve defterine kaydettiği, kira sözleşmesi üzerinde yapılan inceleme de aracın ---- tarafından kiralandığının görüldüğü ve aracın teslim edildiği, ------ İl Emniyet Müdürlüğü'nün 01/12/2023 tarihli yazı cevabında KABİS sorgulama ekranında ----- tarafından kiralandığı görüldüğü anlaşılmakla, kira sözleşmesinin uzun süreli ve 3.kişileri bağlayacak güçte bir sözleşme olduğundan fiili ve ekonomik hakimiyetin kiracıda olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı, mahkememizce kiracı ----- araç üzerinde fiili hakimiyeti ve ekonomik yararlanması bulunduğundan işleten sıfatına haiz olduğu, bu nedenle davacıya husumet yöneltilemeyeceğinden davacının menfi tespit isteminin yerinde görülerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Davalı tarafın kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden davacının kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Dosyada alınan 12/01/2024 tarihli raporda kiralama sözleşmesindeki "araçta kiralama esnasında oluşabilecek herhangi bir kazada veya hasarda müşteri 10.000,00 TL ye kadar sorumludur. Ancak süper sigorta yaptırdığı takdirde sorumluluktan muaftır" açıklamasına atıf yapılarak 90.000 TL tutarındaki kısmından sorumlu olacağını tespit edilmiş ise de, kira sözleşmesindeki bu düzenleme nispilik ilkesi gereğince sözleşmenin tarafları arasında ileri sürülebileceği, söz konusu hususun araç hasarına ilişkin olup, 3.kişilerin zararını kapsamadığı kanaatine varılmıştır.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜNE; davacının ----. İcra Müdürlüğü'nün ------- esas sayılı icra takibe konu borçtan dolayı davalıya borçlu olmadığının TESPİTİNE, 2-Davacının kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE, 3-Harçlar yasası uyarınca alınması gereken 7.055,01 TL harçtan, peşin yatırılan 1.763,76 TL harcın düşümü ile geri kalan 5.291,25 TL harcın davalıdan alınarak hazineye İRAD KAYDINA, 4-Davacı tarafından yapılan 1.763,76 TL peşin harç, 269,85 TL başvuru harcı, 2.000 TL bilirkişi ücreti, 812,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 4.845,61 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, davalı yanca yapılan yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde tarafa İADESİNE,Dair; Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.