İlk Derece Mahkemesi · Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 2025/66 E. 2025/367 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Esas No
2025/66
Karar No
2025/367
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/66 Esas - 2025/367 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/66 KARAR NO : 2025/367

..... DAVA : Marka YİDK Kararının İptali DAVA TARİHİ : 10/02/2025 KARAR TARİHİ : 02/10/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/10/2025 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka ....Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, muteriz markasının "....." kelimesi markanın ayırt edici unsuru olarak kabul edilmemelidir ki Kurul değerlendirmesinde bu hususu göz ardı ederek hatalı bir sonuca ulaşmış olduğunu, kaldı ki, yalnızca "..." ibaresi muteriz markasının esaslı unsuru olarak değerlendirilmiş olsaydı dahi, ilgili markanın Kurum'un internet sitesinde yapılacak basit bir araştırma sonucu da anlaşılabileceği üzere, SMK m. 5 çerçevesinde tescil alamayacak olduğunu, buradan da açıkça anlaşılmaktadır ki, Kurum, muteriz markasının yalnızca "..." kısmını değil, ".... ....." olarak tamamını değerlendirerek tesciline karar vermiş olduğunu, her ne kadar taraf markalarda ortak harfler yer alsa da bütüncül yaklaşımda bir değerlendirme yapıldığı takdirde görsel, işitsel, kavramsal olarak markaların birbirinden tamamen ayrıldığı ve benzerlik içermediğini, müvekkili marka işaretinde açıkça görüldüğü gibi; beyaz arka plan üzerine kırmızı ile çizilmiş bir otomobil ve şarjlama hizmetini anlatmaya yönelik priz/fiş görselleri yer almakta iken; muteriz markanın beyaz arka plan üzerine yeşil ve lacivert renklerle yazılmış yazılardan ibaret olduğunu, taraf markaların işaretlerindeki yazı tipinin ve puntosunun da farklı olduğunu, tescil için başvurusu yapılan marka ile tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka arasında ortalama tüketici tarafından karıştırılma ihtimalinden bahsedebilmek için mal ve hizmetin aynı veya benzer olmasının yanında işaretlerin de "aynı veya benzer" olmasının gerektiğini, taraf markalarının iltibasa ihtimal dahi vermeyecek şekilde benzerlikten uzak olduğunu, Türkiye’nin de taraf olduğu Nice Anlaşması m. 2/1 uyarınca, markalara ait mal ve hizmet listelerinde yer alan mal ve hizmetlerin benzerliğinin değerlendirilmesinde, sınıflandırmaya ilişkin ulusal ve uluslararası düzenlemelerde bağlayıcı kuralların yer almadığını, nitekim SMK m. 11/4’te de mal veya hizmetlerin aynı sınıflarda yer almalarının benzer olduklarına, farklı sınıflarda yer almalarının da benzer olmadıklarına karine teşkil etmeyeceğinin açıkça hükme bağlanmış olduğunu, müvekkili markanın hitap etmiş olduğu kitlenin uygulamanın kullanıcılarının neredeyse tamamında ortak olan elektrikli araç sahipliğinden yola çıkarak eğitim seviyesi yüksek bireyler olduğundan, dikkat düzeylerinin de bu oranda ortalama tüketicilerden farklı olduğunu söylemenin hatalı olmayacağını, muteriz marka tarafından sunulan ....'e ilişkin hizmetler, ilgili tüketicilerin piyasa araştırması ve maliyet analizi yapmasını gerektiren hususlar olup, ....'e ilişkin hizmetlerde alelade bir tabelaya bakılarak hizmet alınmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu nedenle söz konusu tüketicilerin işbu araştırma ve takibi yaparken müvekkili markasını ve muteriz markasını karıştırma ihtimalinin bulunmadığını, 9. sınıfın hitap ettiği tüketici grubunun bu ürünleri karıştırma ihtimalinin bulunmadığını, markalar arasında, ortalama tüketici açısından bile karıştırılma (iltibas) ihtimalinin bulunmadığı sabitken dikkat düzeyi yüksek tüketici tarafından karıştırılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, taraf markaların benzer olduğu iddia edilen ....” ibaresinin ayırt edicilik düzeyinin oldukça düşük olduğunu, ayırt ediciliği düşük markaların piyasada markanın esas işlevi olan ticari köken gösterme işlevini yerine getirme kapasitesinin daha düşük olması nedeniyle, düşük seviyede ayırt edici niteliği haiz markalara sağlanan koruma kapsamının da dar olması gerektiğini, kurum nezdinde tescilli “volt” unsurlu yüzlerce marka olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, bütün olarak en fazla asgari düzeyde ayırt edici niteliği sahip olduğunu, güncel olarak 700'den fazla markanın "...." kelimesini içerdiğini ve yine 9. sınıfta hizmet veren 300'den fazla marka ...." ibaresini içerdiğini, hal böyle iken "gerilimin birimi" anlamına gelen "...." sözcüğünü bir markanın ayırt ediciliğinin esas unsuru kabul edilmesi ve yalnızca bu ortak kök bakımından bir değerlendirme yapılarak iltibasın varlığının tespitine varılamayacağını beyan ederek ..... sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu somut olay açısından değerlendirildiğinde, dava konusu markalarda ortak unsurun “....” ibaresi olduğunu, ortak olan bu esas unsur dikkate alındığında, davacı şirkete ait başvuruya konu marka ile diğer davalı şirkete ait itiraz gerekçesi markaların benzer markalar olduğunu, davacı vekilinin iddialarının aksine; dava konusu markalar, görsel, işitsel ve kavramsal yönden benzer markalar olup kapsadıkları mal ve hizmetler yönünden değerlendirildiğinde de, başvuru markasının kapsadığı mal ve hizmetlerle, itiraz gerekçesi markaların kapsadığı mal ve hizmetlerden redde konu olan mal ve hizmetlerin aynı/aynı tür olduğunu, dava konusu markaları gören ilgili tüketici kesimi açısından değerlendirme yapıldığında da, ilgili tüketici kesiminin dava konusu markaları gördüklerinde, marka sahipleri arasında idari veya iktisadi anlamda bir bağlılığın bulunduğu yönünde bir izlenim oluşabildiğini ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şirkete usulüne uygun tebligat yapılmasına karşın, yargılamaya katılımı olmamıştır. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, ..... Kararının iptali koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, davacı şirket tarafından 22.12.2022 tarihinde .... başvuru numarası ile “...” ibareli marka için 09 / 42 / sınıflardaki malları/hizmetleri kapsayan marka başvurusunda bulunulmuş; söz konusu marka başvurusu .... tarafından kabul edilerek 12.01.2023 tarihli ve 412 sayılı ... Bülteni'nde ilan edilmiş, söz konusu yayına davalı şirket tarafından itiraz edilmiş, işbu itiraz ....tarafından kabul edilmiş, davacı şirket tarafından söz konusu karara .... nezdinde yapılan itiraz, Yeniden İnceleme Değerlendirme Kurulu tarafından incelenmiş ve Yeniden İnceleme Değerlendirme Kurulu tarafından .... sayılı kararı ile nihai olarak reddedildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER; Taraf Markaları Arasında Karıştırılma İhtimali; 6769 sayılı SMK’nin 6/1 maddesi “Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.” hükmüne amirdir. 6769 sayılı SMK’nin 6/1 maddesi anlamında benzerlik değerlendirmesinin ilk koşulu markaların tescilli oldukları sınıfların birbirine benzerliğidir. Markaların tescilli oldukları veya tescili talep edilen mal ve hizmetlerin benzerliğine kanaat getirilmesi halinde, ikinci şart olan markaların benzerliğine geçilir. Eğer her iki koşul da gerçekleşmiş ise markalar arasında iltibas olduğuna karar verilecektir. Markalar arasındaki benzerlik incelenirken, Markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları Görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlik, Çağrıştırma, Bir bütün olarak markaların uyandırdığı toplu kanaat, Malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, Markayı taşıyan mal veya hizmetin değeri ve alıcının bu mal ve hizmeti almaya ayırdığı zaman kriterleri ele alınmalıdır. Yerleşik Yargıtay içtihatları ile sabit olduğu üzere; bir markanın bir başka marka ile benzer olup olmadığı müşterisi hafızasında bıraktığı imaja göre belirlenir. Bir marka, hizmet veya malın, diğer bir marka, hizmet veya malla karşılaştırılarak benzerliği tespit edilirken marka, mal veya hizmete bütünsel bir açıdan yaklaşılmalı ve müşterileri nezdinde bıraktıkları izlenim dikkate alınmalıdır. Nitekim ..... sayılı kararında; “…556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 8/1-b bendi uyarınca markaların iltibas yaratıp yaratmadıklarının belirlenmesinde, markaların kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının alıcısı olan ortalama düzeydeki halk nezdinde karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığının tespiti gereklidir. Bunun için de işaretleri oluşturan harf, kelime, şekil gibi asıl ve yardımcı unsurların değerlendirilmesi zorunludur... Dairemizin bu konuda yerleşik içtihatları uyarınca asıl unsurun; bunların ayırt edici ve baskın unsurları unutulmaksızın markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin tümüne hâkim olan görünüş ve ayırt ediciliği vurgulayan imajda aranması gereklidir...” denmektedir. İltibas, kanunlarda tanımlanmamış olmakla birlikte öğretide “bir markanın aynen veya benzerinin kullanılması suretiyle, alıcı zihninde gerek emtiaların (veya hizmetlerin), gerekse müteşebbisin kaynağı açısından yanlış kanaatler uyandırılması ve bunların aynı yerden piyasaya sürüldüklerinin düşündürülmesi, bu yönden çağrışımlar yapması” olarak tanımlanmıştır. Sadece alıcıların belirli bir mal veya hizmet yerine başka mal veya hizmeti almak istemeleri halinde değil; alıcıların mal veya hizmetlerin birbirinden farklı olduklarını anlamalarına rağmen, bunların kaynağının aynı işletme olduğuna veya malları satan yahut hizmetleri sunanlar arasında idari veya ekonomik bağlılık olduğuna inanmaları halinde de iltibas ihtimali vardır. Dolayısıyla, iltibas bulunduğunun kabulü için işaretin marka ile bağlantı kurulmasına ve düşünsel olarak markayı çağrıştırmasına elverişli olması gerektiği anlaşılmaktadır. Karıştırılma ihtimalinin varlığı 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi uyarınca “halk” nezdinde olmalıdır. Bir markanın diğer marka ile karıştırılma ya da iki marka arasında ilişki bulunduğu ihtimali, malın hitap ettiği uzman ya da satıcı nezdinde değil, halk nezdinde araştırılmalıdır. Dolayısıyla, markaların hitap ettiği tüketici ya da kullanıcı dikkate alınmak suretiyle, markaların bu kişiler nezdinde karıştırılıp karıştırılmayacağının değerlendirilmesi gerekmektedir. Yasada geçen “halk” tabiri amaca uygun şekilde “markayı taşıyan ürünlerin nihai tüketici kitlesi” olarak anlaşılmalıdır. Benzerlikte görüşüne başvurulacak kişi markalı ürünün yöneldiği hedef kitleye mensup/makul derecede bilgilendirilmiş, makul derecede dikkatli ve makul derecede ihtiyatla değerlendirme yeteneğine sahip kişinin değerlendirmesidir. İltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığının tespitinde, mal ve hizmetlerin aynı veya benzer alıcı çevresine hitap edip etmediklerine ve aynı veya benzer ihtiyaçları gidermede kullanılıp kullanılmadıklarına; markaların kullanıldığı mal veya hizmetin ekonomik değerine; bunların hitap ettiği alıcı grubunun sosyal ve ekonomik düzeyine ve orta yetenekteki alıcıların markanın kullanılacağı mal veya hizmetleri aldıkları sırada sarf edecekleri dikkat ve özene de bakılır. Emtiaların Aynı/Benzer/İlişkili Olup Olmadığı ; Dava konusu..... sayılı markanın kapsamından çıkartılan dava konusu mallar/hizmetlerin davalının redde mesnet markasının kapsamında aynı/aynı tür/benzer olarak yer aldığı, Mal ve hizmetlerin benzerliği değerlendirilirken de çekişme konusu mal ve hizmetlerin ortalama tüketici kitlesi, doğal yapısı, kullanım amacı, fiyatı, alım sıklığı, üretim dağıtım ve satış kanalları ile yerleri, rekabet, ikame veya tamamlama ilişkisi olup olmadığı gibi bütün faktörler dikkate alınmalıdır. Tüketicinin dikkat ve bilinç seviyesi, markalar arasındaki iltibas riskini etkileyecek bir unsurdur. Dikkati düşük olan tüketici kitlesine yönelik emtiaların tescillendiği markalarda iltibas riskinin daha yüksek olacağı açıktır. Diğer yandan, tüketicinin bilinç ve dikkat seviyesi tek başına iltibas riskini oluşturan unsurlardan değildir. Marka işaretlerinin ne derece ayırt edici olduğu, markanın ne derece iltibas riski taşıdığı, markaların korunma düzeyinin ne aşamada değerlendirileceği de iltibas riskinin tespitinde önem taşımaktadır. Marka İşaretlerinin Benzer Olup Olmadığı; Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, yukarıda da değinildiği üzere, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılması gerekmektedir. Global değerlendirme gereği, markaların unsurları bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla aslolan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır. ....kararlarından da izlenebileceği gibi, karıştırma olasılığının değerlendirmesi, aslında ileriye dönük bir tetkiktir. Bu tetkikte; “Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları” ve “davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak, global olarak yapılmalıdır” . Bununla birlikte markalar esas ve yardımcı unsur olmak üzere iki unsurdan meydana geldiği asla göz ardı edilmemelidir. Markayı benzerlerinden ayırt etmeye yarayan markada diğer unsurlara göre daha ön planda olan unsur esas unsur iken; esas unsura göre nispeten arka planda olan, malın ve hizmetin temel özelliklerini veya sair özelliklerini belirten ve esas unsura bağlı ve onunla ilişki içinde bulunanlar yardımcı unsurdur. Markaları benzerlerinden ayıran en önemli unsur esas unsurlardır. Markanın ayırt ediciliği ve iltibasa sebebiyet verip vermediği gibi hususlar esas unsur nazara alınarak tespit edilir. Benzerlik değerlendirmesine ilişkin bu genel tespitler çerçevesinde yapılması gereken temel değerlendirme, dava konusu marka ile davalının redde gerekçe gösterdiği marka arasında SMK md. 6/1 uyarınca karıştırılmaya yol açabilecek düzeyde bir benzerliğin mevcut olup olmadığı ile ilgili olacaktır. Dava konusu “...+.....” ibareli marka, kırmızı renkte, italik, büyük harflerle “...” ibaresinin yer aldığı, bu ibarenin üzerinde araba, fiş ve priz şekillerinin bulunduğu karma bir markadır. Marka hukukunda “söz görünümden yüksek sesle konuşur” ilkesi gereğince, dava konusu markanın esas unsurunun “..... ibaresi olduğu, Redde gerekçe “....” ibareli marka, beyaz zemin üzerine, mavi renkte, kalın, standart karakter kullanılarak, küçük harflerle “...” ibaresi ile mavi ve yeşil renklerinin kullanıldığı, kalın, standart karakter kullanılarak, küçük harflerle “enerji” ibaresinin bitişik yazıldığı ve bu ibarenin üzerinde yeşil renkte, stilize edilmiş küçük “e” harfinin bulunduğu, en altta ise çok daha küçük punto ile “.... (güneş bize bağlanıyor)” ibaresinin yer aldığı karma bir markadır. Söz konusu markada yer alan “enerji” ibaresinin dava konusu mallar/hizmetler bakımından ayırt edici niteliğe haiz olmayan veya ayırt edici niteliği zayıf bir ibare olması nedeniyle, markanın esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, dava konusu marka ile davalı markasında “volt” ibaresinin ortak olarak yer aldığı, Bu açıklamalar kapsamında; karşılaştırmaya konu olan markalar görsel, işitsel ve kavramsal olarak incelendiğinde, dava konusu marka ile redde gerekçe markanın ilk dört harfinin (“.....”) aynı olduğu, markalar arasındaki tek farkın dava konusu markanın beşinci harfi olan “l” harfi olduğu, markalar arasında oldukça yüksek işitsel, görsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu, tek harf değişikliğinin markaların kısa ibareler olmaması nedeniyle markalar arasındaki benzerliği ortadan kaldırmaya yeterli olmadığı, davacı markasında yer alan şekil unsurunun markaları farklılaştırmaya yeterli olmadığı, zira markalarda yer alan kelime unsurlarının ve markada yer alan esas unsurun başının tüketici algısında daha ön planda olduğu, redde gerekçe markada yer alan “enerji” ibaresinin de markaları farklılaştırmaya yeterli olmadığı, zira “enerji” ibaresinin dava konusu mallar ve hizmetler bakımından ayırt edici niteliğe haiz olmadığı veya ayırt edici niteliğinin zayıf olduğu, ilgili tüketici markaların farklı olduğunu algılasa bile dava konusu markayı davalının markasının serisi gibi algılamasının kuvvetle muhtemel olduğu, dolayısıyla markaların aynı işletmenin markaları olarak düşüneceği hususları birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu marka ile davalının markası arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve kavramsal olarak karıştırılmaya yol açacak düzeyde bir benzerlik olduğu, Sonuç olarak, hem dava konusu markanın kapsamından çıkartılan mallar/hizmetlerin redde gerekçe markanın kapsamında aynı/aynı tür/benzer olarak yer alması, hem de dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında işitsel, görsel ve kavramsal olarak iltibas oluşturacak düzeyde benzerlik bulunması nedeniyle bilinçli tüketici nezdinde bile dava konusu marka ile redde gerekçe marka arasında karıştırılma ihtimalinin söz konusu olduğu, Netice itibariyle; Dava konusu markanın kapsamından çıkartılan mallar/hizmetlerin davalının markasının kapsamında aynı/aynı tür/benzer olarak yer aldığı, Dava konusu marka başvurusu ile davalı markası arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğu, Dava konusu marka ile davalı markası arasında dava konusu mallar/hizmetler bakımından karıştırılma ihtimali bulunduğu, .... sayılı kararının yerinde olduğu sonuçlarına varılmış, davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın reddine, Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, Davalı kurum kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalı kuruma verilmesine, Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Davalı şirketin yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, diğer davalının yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.02.10.2025

Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır

Atıf: Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2025/66, K. 2025/367, T. 02.10.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-ankara-2-fikri-ve-sinai-haklar-hukuk-mahkemesi-2025-66-e-2025-367-k-186ff8da8374