İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/521 E. 2026/164 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/521
- Karar No
- 2026/164
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/521 Esas KARAR NO : 2026/164
DAVA : Sigorta (Kaza Sigortası Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 09/07/2025 KARAR TARİHİ : 31/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan Sigorta (Kaza Sigortası Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda : TALEP: Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "“Müvekkil Sirket, 04.07.2018 tarihli uzun dönem araç kiralama sozlesmesine (“Sözleşme”) istinaden ... plaka sayılı aracı dava dışı ... (“...”) kiralamıştır. Müvekkil Sirket yetkililerinden ...'nin kullanımına bırakılan araç, Davalı Sigorta Sirketi tarafından Kasko poliçesi ile sigorta teminatı altına alınmıştır. 12.05.2024 tarihinde ...'nın kontrolünde olan araç, tek tarafli maddi hasarlı trafik kazasına karışmış ve yol kenarmda çarptığı fistik tarlasının tel çitleri dolayısıyla araçta ağır hasar meydana gelmiştir. Kaza tutanağı, olay yerine gelen jandarma birimlerince tutulmuştur. Dava dışı ... tarafından Müvekkil Sirket'e araçta meydana gelen hasar tutari olarak 21.08.2024 tarihli, 474.369,00 TL tutarlı fatura ile 05.09.2024 tarihli 7.575,28 TL tutarlı “pert aracin otopark ve ekspertiz bedeli” açıklamalı fatura diizenlenmistir. Müvekkil Sirketçe yasal süresi içerisinde söz konusu faturalara itiraz edilerek faturalara konu bedellerin, aracı Kasko Poligesi ile teminat altina alan Davali Sigorta Şirketince ödenmesi gerektigi belirtilmiştir. İlgili ihtarnameler ışığında Müvekkil Şirket, dava dışı ...'nin Davalı Sigorta Sirketine yaptığı başvuru neticesinde Davalı Sigorta Şirketi'nin”...hasarın belirtildiği şekilde meydana gelmediği” gerekçesiyle hasar bedeli ödemesini reddettiğini öğrenmiştir. Müvekkil Şirket'in hasar bedeli ödemesinin reddedilme gerekçesine dair dava dışı ... ile yaptığı yazışmalarda ise Davalı'nın aslen “sürücü değişikliği nedeniyle” ödemeyi reddettiği hususu öğrenilmiştir. Müvekkil Şirket, aralarında süre gelen sözleşmesel ilişkiye istinaden dava dışı ...'ye fatura bedellerini, ihtirazı kayıtla ödemiş akabinde haksız yere ödemiş olduğu alacağının tahsili için zorunlu arabuluculuk yoluna başvurmuştur. Taraflar, ilgili arabuluculuk sürecinde anlaşmaya varamamıştır. Gelinen noktada mesnetsiz şekilde hasar ödemesini reddederek Kasko Poliçesi kapsamındaki ödeme yükümlülüğünü yerine getirmeyen Davalı Sigorta Şirketi'nden olan alacağı, dava dışı ...'den temlik alınarak Müvekkil Şirket yönünden huzurdaki alacak davasını ikame etme gereği doğmuştur. İşbu dava dilekçemizde yer vermiş olduğumuz açıklamalarımız ışığında, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere ve Sayın Mahkemenizce re'sen gözetilecek sebeplerle, davamızın KABULÜNE, davalı Sigorta Şirketi'nin Sigorta Sözleşmesi kapsamında yükümlülüklerini yerine getirmemesi sebebiyle toplam 481.944,28 TL'nin, KTK 98/1. maddesi hükmi uyarmca dava dışı ...'nin Davalı'ya hasarı ihbar tarihi olan 01.06.2024 tarihinden 8 is günü sonrasindan itibaren isleyecek avans faizi ile Davalı Sigorta Sirket'inden tazmin edilmesine, yargilama gideri ile vekalet ticretinin Davalı Sigorta Şirketi'ne yükletilmesine, karar verilmesini” talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "“Huzurdaki uyuşmazlığa konu trafik kazasının oluşumunda sigortalı araç sürücüsüne atfi kabil bir kusur bulunmadığından davanın doğrudan reddi gerekmektedir. Nitekim kaza tespit tutanağında da sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Müvekkil şirketin yaptığı incelemeler sonucu sigortalı araç üzerinde oluşan hasar izinin sürücü beyanı ile uyumlu olmadığı, sigortalı sürücünün kaza hakkında vermiş olduğu bilgilerin yetersiz ve detaysız olduğu, ayrıca çelişkiler bulunduğu, sürücünün kazadan sonra aldığını iddia ettiği aksiyonların doğru olup olmadığını teyit etmek için arama geçmişi talep edildiğinde kurumsal hat kullandığını ve bu nedenle paylaşamayacağını, kaza günü resimlerini ilk çeken kişinin abdullah karakeçili adında bir anlaşılmış, bu kişi sigortalı sürücü ile resimleri paylaştıktan sonra sigortalının da resim çekti resimleri sonradan olay yerine gelip çekmiş olabileceği, Abdullah Karakeçili'nin çektiği resimler ve sürücü ile paylaştığı whatsapp ekranında, sigortalı sürücünün sürücü koltuğunda da resim çektirdiği tespit edilmiş, bu resimlerin sürücü olduğu kurgusunu yapmak amaçlı olduğu, sebepleriyle davanın reddedilmesi gerekmektedir. Yukarıda sayılan sebeplerle sigortalı müvekkil şirketten hasar tazminatı alabilmek için yanıltıcı beyanlar ve eylemlerde bulunmuştur. Davanın reddi gerekmektedir. Söz konusu meydana gelen tek taraflı trafik kazası neticesinde oluşan hasar tazminatı müvekkil şirketinin sorumluluğunda değildir. Arabuluculuk ücreti ve arabuluculuk vekalet ücretinden müvekkil şirket sorumlu değildir. Dolayısıyla zorunlu arabuluculuğa başvurulması gerekmediği halde başvurulmasından dolayı arabuluculuk ücreti ve arabuluculuk vekalet ücretinden müvekkil şirket sorumlu tutulamayacaktır. Ekspertiz raporu ücreti talebinin reddi gerekmektedir. Müvekkil şirkete usule uygun olmayan başvuru yapılmıştır. Yapılan başvuru nedeniyle müvekkil temerrüt olgusu gerçekleşmemiş olup müvekkil şirket aleyhine hüküm kurulması halinde ancak dava tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faiz talep edilmesi mümkündür. Yukarıda arz ve izah olunan nedenler ile Sayın Mahkemece resen nazara alınacak nedenler ışığında, tüm yasal haklarımız saklı kalmak kaydıyla, Davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edilmesi nedeniyle davanın usulden reddine, aksi kanaatte dava şartı yerine getirilmeden huzurdaki dava ikame edildiğinden davanın usulden reddine, davanın esasına girilmesi halinde; Davaya konu kazanın meydana gelmesinde tarafların kusur durumunun belirlenmesi için dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesine gönderilmesine, Hasar tazminatı talebinin reddine, Arabuluculuk ücreti ve arabuluculuk vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına, Makul gider kapsamında olmayan ekspertiz ücreti talebinin reddine, Davanın kabulü halinde alacağa dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, Davaya yönelik tüm beyanlarımız dikkate alınarak, şartların varlığı halinde Sigortalı araç sürücüsü ve işletenine rücu hakkımız saklı kalmak kaydıyla, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini" talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Mahkememizde görülmekte olan işbu dava dava dışı ... isimli şirketten kiralanan davacı şirket yetkilisi tarafından kullanılan ve davalı şirket tarafından kasko poliçesi ile teminat altına alınan araçta tek taraflı hasar meydana geldiği, davalı sigorta şirketi tarafından poliçe yükümlülüklerine uygun olarak ödeme yapılmadığı ve davacı şirket tarafından dava dışı sigortalıdan alacağın temliki hükümlerine göre alacağın temlik alındığı iddiasıyla kasko sigorta poliçesi kapsamında uğramış olduğu zararın tazmini isteminden ibarettir. Emsal mahiyette ... Bölge Adliye Mahkemesi 21.hukuk Dairesi'nin ...E...K sayılı ilamında özetle; "TTK'nun 1427. maddesinde sigorta bedelinin rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her halde 1446. maddeye göre yapılacak ihbardan 45 gün sonra muaccel olacağı belirtilmiş, aynı maddenin 4. bendinde borç muaccel olunca sigortacının ihtara gerek kalmaksızın temerrüte düşeceği belirtilmiştir (Emsal Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 13/11/2017 tarih ... Esas...Karar, 01/03/2018 tarih ... Esas ... Karar). Dava konusu zararın meydana geldiği olay 15/11/2022 tarihinde meydana gelmiş olup, olay tarihinden sonra davacı tarafından davalıya yapılan başvuru üzerine, davalı tarafından davacı başvurusu nedeniyle tazminat ödemesi yapılmayacağı davacıya 04/01/2023 tarihli yazı ile bildirilmiş olmakla, davalının başvuruyu ret tarihi olan 04/01/2023 tarihi itibariyle temerrüte düştüğü anlaşılmakla mahkemece bu tarihin temerrüt tarihi olarak esas alınmasında isabetsizlik görülmemiştir. Davacı yan dava dilekçesinde hüküm altına alınan alacağa avans faizi işletilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık TTK'da düzenlenen ve mutlak ticari işlerden olan sigorta sözleşmesinden kaynaklandığından ve davacının talebi de gözetilerek hüküm altına alınan tazminata avans faizi işletilmesine karar verilmiş olması da usul ve yasaya uygun bulunmuştur. (Emsal Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 30/09/2013 tarih ve ... Esas ... Karar)" şeklinde karar verilmiştir. Mahkememiz ara kararı gereği alanında uzman bilirkişiden rapor aldırıldığı ve bilirkişinin mahkememize sunmuş olduğu raporda özetle: "12.05.2024 tarihinde meydana gelen tek taraflı trafik kazasında, ... plakalı araç ...'nın, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 52/1-a ve 52/1- b maddelerinde düzenlenen yükümlülüklere aykırı şekilde araç hâkimiyetini kaybet suretle kazanın meydana gelmesine sebebiyet verdiği, kazanın oluşumunda %100 (yüz) oranında asli kusurlu olduğu,Kazanın oluş şekli ile araç üzerinde meydana gelen hasarların, dosya kapsamındaki ekspertiz raporu, hasar fotoğrafları ve fatura içerikleri ile uyumlu olduğu, kaza ile hasar arasında illiyet bağının bulunduğu, Davalı sigorta şirketince ileri sürülen “kazayı sigortalı sürücünün yapmadı değişikliği bulunduğu” yönündeki iddiaların, resmi kaza tespit tutanağı, olay yeri inceleme bulguları ve dosya kapsamındaki delillerle kanıtlanamadığı, bu nedenle sigortacının sorumluluktan kurtulmasını gerektiren teknik ve somut bir durumun bulunmadığı, Kaza sonrasında, araç maliki ... A.Ş. tarafından düzenlenen 21.08.2024 tarihli 474.369,00 TL tutarındaki hasar faturası ile 05.09.2024 t: 7.575,28 TL tutarındaki otopark ve ekspertiz giderine ilişkin faturaların, davacı tarafından ödendiği, bu bedellerin belgeli ve fiili zarar kalemleri niteliğinde olduğu, Hasar gören aracın hurda (sovtaj) olarak satışına ilişkin dosya kapsamında satış sözleşmesi, ihale sonucu veya bedel belgesi bulunmadığından, sovtaj bedeline ilişkin bir mahsup yapılıp yapılmayacağı hususunun hukuki takdir kapsamında Sayın Mahkeme'ye ait olduğu," şeklinde görüş bildirmiştir. Yerleşik Yargıtay ve istinaf ilamları doğrultusunda; sigortacının teminat dışında kalan halleri ileri sürmesi hâlinde bu durumu ispat külfeti sigortacıya aittir. Bu bağlamda somut olay bakımından davalı sigorta şirketi tarafından dava konusu kazanın davacı şirket yetkilisince değil bir başka kişinin şoförlüğü esnasında gerçekleştiği ileri sürülmüştür. Dolayısıyla bu durumu ispat külfeti davalı üzerindedir. Ancak davalı tarafından sunulan belge ve beyanlarda bu husus ispat edilememiş ve 21/11/2025 tarihli mahkememiz duruşması 1 numaralı ara kararı doğrultusunda davalı tarafından tanık da bildirilmemiştir. Bu sebeple kolluk personeli tarafından tanzim edilen kaza tespit tutanağı da dikkate alınarak; davalı tarafından davaya konu kazanın sigortalı olan aracın davalı şirket yetkilisi ... dışındaki bir kimsenin sevk ve idaresindeyken gerçekleştiği iddiası ispat edilememiştir. Davacı şirketin aktif dava ehliyeti bulunup bulunmadığı bakımından yapılan değerlendirmede; dava konusu kazaya uğrayan araç bakımından dava dışı ... isimli şirket ile davalı şirket arasında ... akdedildiği, dava konusu aracın dava dışı şirket tarafından 04/07/2018 tarihli Operasyonel Araç Kiralama ve Hizmet Sözleşmesi ve buna istinaden hazırlanan 24/03/2022 tarihli sipariş formuna istinaden davacı şirkete kiralanmış olduğu ve davaya konu kaza nedeniyle araçta oluşan hasarın davacı şirket tarafından ödenmesine istinaden davacı ile dava dışı ... arasında 10/06/2025 tarihli temliknamenin düzenlendiği anlaşılmıştır. Temliknamenin içeriğinin incelenmesinde davaya konu kazaya karışan araca ilişkin davacı tarafından ödenen 481.944,28 TL'lik kısmına kadar davalı şirketten tahsil edilecek hasar bedeline dava dışı ...'nin alacak haklarının davacıya temlik edildiği anlaşılmıştır. Usulüne uygun düzenlenmiş temliknameye göre davacının dava dışı sigortalı ...'nin alacaklarına halef olabileceği anlaşılmakla somut uyuşmazlık bakımından aktif dava ehliyetinin bulunduğu kanaati mahkememizde hâsıl olmuştur. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; 12/05/2024 tarihinde davacı şirket yetkililerinden ...'nın ... plakalı araç ile Şanlıurfa ilinde tek taraflı trafik kazasına karışmış olduğu, kazanın oluşumunda ...'nın %100 kusurlu olduğu, kaza nedeniyle 474.369,00 TL hasar bedeli ve 7.575,28 TL otopark ve ekspertiz giderinin hasar ile uyumlu olduğu ve kadri marufunda olduğunun bilirkişi tarafından tespit edildiği, söz konusu kaza nedeniyle dava dışı sigortalı ...'ye ilgili fatura bedellerini ödeyen davacının sunmuş olduğu temliknameye istinaden halefiyet hükümleri gereğince davada aktif dava ehliyetinin bulunduğu, davalı tarafça her ne kadar sürücü değişikliği iddia edilmiş olsa da bu hususun ispat edilemediği, yerleşik Yargıtay uygulamaları doğrultusunda kasko sigorta sözleşmeleri mal sigortası olup, hasarın poliçe teminatı kapsamında kaldığı haller hariç olmak üzere, sigortalının kusurlu olup olmaması sigortacının hasardan sorumlu olması sonucunu değiştirmeyeceği de dikkate alınarak davalının dava konusu araçta oluşan zararlardan sorumluluğunun bulunduğu anlaşılmakla davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Ayrıca her ne kadar davacı tarafça temerrüt tarihi olan 01/06/2024 tarihinden 8 iş günü sonrasından itibaren alacağa avans faiz işletilmesi talep edilmiş olsa da emsal olarak alınan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nin ... E ... K sayılı ilamında da belirtildiği üzere davalı tarafından dava dışı sigortalıya 10/07/2024 tarihinde hasar ödemesinin yapılmayacağı bildirilmiş olmakla 10/07/2024 tarihi itibariyle temerrüde düştüğü ve davacının şirket olması, dava konusu aracı 04/07/2018 tarihli ... Sözleşmesi ve buna istinaden hazırlanan 24/03/2022 tarihli sipariş formuna istinaden uzun süreli olarak kiralamış olduğu da dikkate alındığında dava konusu aracın kiralanmasının ticari iş nedeniyle vuku bulmuş olduğu anlaşılmakla alacağa avans faizi işletilmesine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : Davanın KABULÜNE, 1-481.944,28 TL'nin temerrüt tarihi olan 10/07/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 32.921,61 TL harçtan peşin alınan 8.230,41 TL'nin mahsup edilerek bakiye 24.691,20 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.800,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 8.230,41 TL peşin harç, 615,40 TL başvuru harcı gideri toplamı olan 8.845,81 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden, yürürlükte olan A.A.Ü.T. gereğince dava değeri olan 481.944,28 TL üzerinden hesaplanan 77.111,08 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 350,00 TL tebligat, posta gideri ile 8.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 8.350,00TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı ve davalının vekilinin yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 31/03/2026
Katip e-imzalıdır
Hakim e-imzalıdır