İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/48 E. 2025/917 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/48
- Karar No
- 2025/917
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/48 Esas KARAR NO :2025/917
DAVA:Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) DAVA TARİHİ:20/01/2025 KARAR TARİHİ:19/12/2025
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket nezdinde ... no.lu ... Genişletilmiş Kasko Poliçesi ile ... Turizm Ticaret Ve Sanayi Anonim Şirketi'ne ait ... plakalı otomobil sigortalandığını, 15.11.2023 tarihinde sigortalı ... plakalı araç, davalı sigorta şirketi tarafından sigortalı ... plakalı aracın karıştığı kaza nedeniyle hasar gördüğü, sigortalı araç üzerinde yapılan araştırma sonucu aracın onarımının ekonomik olmadığı tespit edildiğini ve ... plakalı araçta pert işlemi yapıldığını, kazanın oluş şeklinden ve kaza tespit tutanağına göre ... plakalı kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğunu, kaza sonucunda sigortalı araçta 765.608,77 TL hasar tespit edildiğini, aracın onarımının ekonomik olmaması nedeniyle ... plakalı araçta pert total işlemi uygulandığını, sigortalı aracın rayiç bedeli 1.470.000,00 TL, sovtaj bedeli olarak 764.400,00 TL belirlendiğini, yapılan mutabakat sonucu 09.01.2024 tarihinde müvekkili şirket tarafından 705.600,00 TL tazminat ödemesi yapılarak sigortalı aracın zararı karşılandığını, 15.11.2023 tarihli meydana gelen kazaya ilişkin tutulan tutanağa istinaden davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı ... plakalı aracın 2918 sayılı K.T.K. Nın 46/2-f maddesini ve 56/1-a maddesini ihlal ettiğini, kazanın davalı sigortalı şirketin sigortalı aracın asli kusuruyla meydana geldiği açık olmasına karşın bakiye 176.400,00 TL hasar bedelinin davalı sigorta şirketine başvuru tarihi olan 18.10.2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacın talebi zamanaşımına uğradığını, sigorta poliçesi hazırlanış tarihi itibari ile sigortalının maddi araç başına sigorta limiti 120.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, dava konusu aracın çekme belgeli ruhsatı davalıya ibraz edilmemiş olduğunu, pert bedelinin talep edilmesi hukuka aykırı olduğunu, davacı yanın zararının karşılamış olması karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında sorumluluğunu yerine getirdiğini, işbu sebeple huzurdaki davanın reddi gerektiğini, müvekkili şirketin sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve zararı nispetinde olduğunu, pert bedelini aracın rayiç bedelinin çok üstünde belirleyip sigortalısına ödendiğinden sigorta şirketi tarafından sigortalısına fahiş ödenen tutardan müvekkili şirketin sorumluluğu doğmayacağını, başvuru sahibinin tazminat taleplerinde, talep edebileceği faiz yasal faiz olduğunu, davacının belirsiz / kısmi alacak davası açmasında hukuki menfaat bulunmaması sebebiyle davanın usulden reddini, esas inceleme yapılması halinde davanın esastan reddini talep etmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, davacı sigorta şirketi nezdinde kasko poliçesi ile sigortalanmış olan dava dışı sigortalının aracında oluşan hasarın davacı sigortacı tarafından ödenen bedelinin halefiyet hükümleri uyarınca davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Somut olayda; davacı şirket nezdinde ... no.lu ... Genişletilmiş Kasko Poliçesi ile sigortalanmış olan dava dışı ... Turizm Ticaret Ve Sanayi Anonim Şirketi'ne ait, olay günü ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobil ile davalı şirket nezdinde İMMS kapsamında sigortalanmış olan Yavuz Bülent Erensoy'a ait, olay günü ...'ün sevk ve idaresindeki ... plakalı araç arasında 15.11.2023 tarihinde meydana gelen trafik kazasından kaynaklı olarak davacı şirket tarafından dava dışı sigortalısına ödenen 705.600,00 TL pert bedelinden bakiye kalan 176.400,00 TL'nin davalı sigorta şirketinden İMMS kapsamında 18.10.2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsili istemiyle işbu davanın açılmış olduğu görülmüştür. 6102 Sayılı TTK'nın Halefiyet başlıklı 1472. Maddesinin "(1) Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir." şeklindeki düzenlemesi ve emsal mahiyette olan Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/12639 Esas, 2017/5840 Karar Sayılı, 24/05/2017 Tarihli "... Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472. (6762 sayılı TTK'nun 1301.) maddesi uyarınca sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen tazminatın rücuen tahsiline ilişkindir. ... Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece kendiliğinden (re’sen) dikkate alınması zorunlu olmakla birlikte, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının 22.3.1944 tarih E. 37, K. 9, RG. 3.7.1944 sayılı kararında bu husus "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır." şeklindeki gerekçeli ilamı da göz önünde bulundurulduğunda işbu davada davacının dava dışı sigortalısına ödeme yapmış olması sebebiyle eldeki davada aktif husumetinin bulunduğu, davacının dava dışı sigortalısı olan ... Turizm Ticaret Ve Sanayi Anonim Şirketi'nin yerine geçerek davayı açmış olduğu, bu kapsamda davada görev hususu irdelenirken davanın ... Turizm Ticaret Ve Sanayi Anonim Şirketi ile davalı sigorta şirketi arasında görülen bir dava gibi görülmesi gerektiği, davalı sigorta şirketine yöneltilen taleplerin taraflar arasında sözleşmesel ilişki bulunmaması sebebiyle TTK kapsamında mutlak ticari dava olduğundan mahkememizin görevli olduğu kabul edilerek yargılama yapılmıştır. Haksız Fiillerden doğan borç ilişkileri Türk Borçlar Kanununun 49. Ve devamı hükümlerinde düzenlenmiş olup 49. Maddenin "(1)Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. (2)Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür." şeklindeki düzenlemesi ve aynı kanunun Zararın ve kusurun ispatı başlıklı 50. Maddesinin "(1) Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. (2)Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler." şeklindeki düzenlemesi uyarınca bir haksız fiil sonucunda zarar görenin tazminat isteminde bulunabilmesi için ortada haksız fiilin bulunması, failin kusur olması, talepte bulunan şahısta zararın meydana gelmiş olması ve zarar ile fiil arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir. Bu kapsamda sigorta poliçesi ile işletenin poliçe limiti dahilinde tazminat sorumluluğunu yüklenen sigorta şirketi gerçek zarardan, işletenin ve eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru oranında sorumlu tutulabilecektir. Rücuen tazminat davaları; gerçek zararın giderilmesi amacına yöneliktir. Zarar sorumlusundan halefiyet ilkelerine dayalı olarak talepte bulunan davacı, ödediği meblağın tamamını değil ancak zarar görenin uğradığı gerçek zararı, zarar sorumlusundan isteyebilir. Bu nedenle, zarar görene yapılması gereken gerçek ödeme miktarı tespit edilerek davacı tarafça yapılan ödeme miktarı daha fazla olsa da davalının gerçek zarar miktarıyla sorumluluğuna karar verilmesi gerekir (Yargıtay 17 HD, 2020/2303 E-2021/3171 K sayılı ilam). Başka bir ifade ile rücuen tazminat davaları, ödenmesi gerekenin tespiti amacı güder. Yargılama esnasında kazaya karışan araçların trafik tescil kayıtları, hasar dosyası evrakları, davacının aracının hasarının onarımına ilişkin evrakları bir bütün olarak incelenmek suretiyle rapor tanzimi için dosya trafik kazaları alanında uzman makine mühendisi bilirkişine tevdi edilmiş olup bilirkişi tarafından hazırlanan raporda özetle ; 15.11.2023 tarihinde saat 10:27 sıralarında davalıya sigortalı olup sürücü ... yönetimindeki ... plakalı aracı ile D 20 devlet yolu yan yolu izleyerek Tayakadın yönüne seyir halindeyken aracının sağ ön kısımları ile yine kendisiyle aynı yönde emniyet şeridinde bulunan davacıya sigortalı ve sürücü ... yönetimindeki, kendi beyanına göre emniyet şeridinde ... plaka sayılı aracıyla seyir halindeyken sol arka kısımlarına çarpmış ve hareketine devam eden ... plaka sayılı araç sağ ön kısımları ile yolun sağında bulunan çelik bariyerlere çarpıp 7 metre sonra hareketini sonlandırmış, çarpmanın etkisiyle hareketine devam eden ... plakalı araç orta şeritte gidiş yönüne göre ters yöne dönüp durmuş, meydana gelen iki araçlı kaza yaralanma ve maddi hasarla sonuçlanmıştır.Davalıya sigortalı aracın sürücüsü ...'ün %100 (yüzde yüz) oranında asli kusurlu olduğu,Davacıya sigortalı aracın sürücüsü ...'in kusursuz olduğu, Davacının perte ayrılan araç nedeniyle uğramış olduğu zarar tutarının 705.600,00 TL olduğu, Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde ise 281.576,55 TL rücu ödemesi dışında ZMM limiti olan 120.000,00 TL ödemenin 22.03.2024 tarihinde yapılmış olduğu belirtilmiş olup dolayısıyla davalının davacıya yapmış olduğu ödeme tutarının: 281.576,55 + 120.000,00 = 401.576,55 TL olduğu anlaşılmaktadır. Şeklinde tespit yapıldığı görülmüştür. Anılan hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporuna yönelik olarak yapılan itirazların reddine karar verilmiş, işbu rapor hükme esas alınmış olup davacının gerçek zararının tespiti bakımından dava dışı sigortalısına 09/01/2024 tarihinde 705.600,00 TL ödeme yapmış olması sebebiyle bilirkişi tarafından belirlenen kusur oranı kapsamında davalıya ait aracın sürücünün %100 kusurlu olması sebebiyle yapılan ödemenin tamamının davalıdan talep edilebileceği ancak davacının dava dilekçesinde "Davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı ... plakalı aracın %75 kusurlu olduğunun açık olması karşısında hasar bedelinin %75 i olan 529.200,00 TL tutarın tahsili amacıyla davalı sigorta şirketine rücu edilmiştir." şeklinde beyanda bulunarak yargılama esnasında da bu tutardan yapılan mahsup işlemleri akabinde tahsil talebinde bulunmuş olduğu görülmekle taleple bağlı kalınarak %75 kusur oranına denk gelen 529.600,00 TL'den davalının yapmış olduğu 120.000,00 TL ile 232.800,00 TL mahsup edildiğinde geriye 176.400,00 TL kaldığı anlaşılmakla davacının davasının bu miktar üzerinden tam kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacı sigorta şirketi tarafından, dava dışı hak sahibine yapılan ödeme tarihi, rücu borçlusu davalının temerrüt tarihidir. Başka bir ifade ile rücuen tazminat davalarında, ödeme tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekecektir.(Yargıtay 17 HD, 2016/11439 E- 2019/9363 K sayılı ilamı). Bu sebeple somut olay bakımından yapılan incelemede davacının sunmuş olduğu dekont sureti incelendiğinde 09/01/2024 tarihinde ödeme yapılmış olması sebebiyle ödeme tarihinden itibaren faiz talep edilebileceği ancak davacının talebinin 18/10/2024 tarihinden itibaren faiz işletilmesi olması sebebiyle taleple bağlı kalınarak aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere; 1-Davacının davasının KABULÜ ile 176.400,00 TL'nin 18/10/2024 tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 2-Alınması gerekli olan 12.049,88-TL karar ilam harcından dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 3.012,48-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 9.037,40-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından sarf edilen dava açılış gideri: 3.715,38-TL (başvurma, vekalet harcı ve peşin harç) davetiye, posta gideri: 110,00-TL, bilirkişi ücreti: 5.000,00-TL olmak üzere toplam: 8.825,38-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 4.600,00-TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 6-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/12/2025
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır