İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/254 E. 2026/53 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/254
- Karar No
- 2026/53
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2025/254 Esas KARAR NO: 2026/53 DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 20/03/2025 KARAR TARİHİ:15/01/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACI: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; ------ günü saat 12:00 sıralarında sürücü -----sevk ve idaresindeki ------plaka sayılı aracıyla -----otoyolu ---şişeler istikametinde seyir halindeyken aynı istikamette seyir halinde olan sürücü ---- sevk ve idaresindeki ----- plaka sayılı aracıyla kontrolsüz şekilde arkadan çapması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği,----- tarihli kaza tespit tutanağından da anlaşılacağı üzere, bu kazanın oluşumunda------ plakalı araç sürücüsü önündeki araca arkadan çarptığından 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun, Trafik kazalarında sürücü kusurlarının tespiti ve asli kusur sayılan haller: Madde 84 – Araç sürücüleri trafik kazalarında; d) arkadan çarpma hallerinde asli kusurlu sayılırlar, maddesini ihlal ettiği,------ plakalı araç sürücüsünün ise meydana gelen bu kazada kusursuz olduğu, davacı müvekkilinin alacağı temlik aldığı kazada meydana gelen hasardan kaynaklı olarak talep edilebilir tazminat bedelinin bilirkişi incelemesi ile tespit edileceği baz alınarak, (HMK m.107 gereği belirsiz alacak davası) fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla, müvekkilinin aracında meydana gelen hasara ilişkin olarak şimdilik 10,00 TL alacağın haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine, davacı müvekkilinin alacağı temlik aldığı kazada talep edilebilir tazminat bedelinin HMK m. 107 gereği belirsiz alacak davasının, fazlaya ilişkin talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydıyla, müvekkiline ait aracın geçirmiş olduğu maddi hasarlı trafik kazası sonucunda şimdilik 10,00 TL araç değer kaybı tazminatının haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine, davacı müvekkilinin alacağı temlik aldığı kazada meydana gelen hasardan kaynaklı olarak müvekkilin araç mahrumiyet tazminatı için HMK m.107 gereğince şimdilik, 1.000,00 TL'nin haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine, müvekkilinin temlik alınan araçtadaki meydana gelen hasarın kayıt altına alınması için ekspere ödenen ücretinin yargılama giderinden sayılarak davalıdan alınarak müvekkile ödenmesine, müvekkilinin temlik alınan araçtaki meydana gelen hasarın sorumluluğu ve kusur tespiti yapılması amacıyla kusur bilirkişisine ödenen kusur rapor hizmeti ücretinin yargılama giderinden sayılarak davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine, davalının dava açılmasına sebebiyet vermesinden dolayı HMK gereğince disiplin hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALI:Davalı------ şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davada, dava değeri tam ve kesin olarak belirlenebilir olduğundan, davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edilmesi hukuken mümkün olmadığı işbu nedenle söz konusu talep bakımından davanın öncelikle usulden reddinin gerektiği, davaya konu olay, trafik kazasından kaynaklanan hasar bedeli, değer kaybı ve araç mahrumiyet bedeli talebine ilişkin olduğu, davacı, sigorta şirketine değil; malik sıfatına sahip müvekkil şirkete ve aracı kullanan sürücüye karşı dava açtığı, ancak dava, sigorta sözleşmesinden veya taraflar arasında ticari nitelikteki bir ilişkiden kaynaklanmamakta olup, tamamen haksız fiil sorumluluğuna dayandığı,------ istikrar kazanmış kararlarında da vurgulandığı üzere, trafik kazalarına ilişkin maddi ve manevi tazminat davalarında sigorta şirketi davalı olarak gösterilmedikçe, dava ticari dava sayılmamaktadır. Bu durumda uyuşmazlık Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülmesi gerekeceğinden beyanla dosyanın asliye hukuk mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini, müvekkili şirketin zorunlu mali mesuliyet sigortası ---- nezdinde ve genişletilmiş kasko sigortası ---- nezdinde bulunduğu, bu sebeple davacının mezkur talepleri için öncelikle ---olduğundan husumetten reddine karar verilmesini, davanın usul ve esas bakımından reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı -------- vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin aktif dava ehliyetinin olmadığı, Davacı şirketin unvanından anlaşılacağı üzere maddi hasarlı trafik kazaları üzerinden kazanç sağlamayı amaçlayan ve bu konuda trafik kazalarına karışan kişilere maddi menfaat vaadi ile kendi nam ve hesabına dava açan bir kişi olduğu, Davacı şirket, trafik kazasına karışan araçların maliki veya kullanıcısı olmadığı, meydana gelen trafik kazasından dolayı herhangi bir zarara uğraması ve alacak talep hakkı bulunmadığı, davacı şirket, alacak temliki yolu ile dava hakkı sahipliğini kazandığı beyan ve iddia edilmekte ise de, dava hak sahipliği iddiasına dayanak olarak "Alacağın Temliki" başlıklı --- tarihli sözleşmeyi gösterdiği anlaşıldığı, kazanın ------- tarihinde olduğu, temlikname isimli sözleşmenin ise 1 gün sonra davacı şirketin anlaşmalı olduğu bir oto tamircisi aracılığı ile imzalatılan bir belge olduğu ve sözleşme tarihi itibari ile uğranılan zararın ve temlik edilen zararın henüz belirli olmadığı açık olduğu beyan edilmekle, temlik sözleşmesi, içerik itibari ile bir temlikname olmadığı, hukuki olarak alacağı temlik yolu ile alan kişinin belirsiz alacak davası açma hakkı olmadığı, zira temlik aldığı alacağın miktarı ve nevi belirli olacağı, bu yüzden de temlik sözleşmesi geçerli olmadığından bahisle, davacı taraf, eksper yolu ile zararı öğrenmiş ise belirsiz alacak davası açmasında hukuki bir yararı olmadığI, temlik sözleşme tarihi itibari ile araç mahrumiyet zararı veya değer kaybı zararları oluşmadığı, plastik aksamda meydana gelen hasar araç değerine olumsuz etki etmeyeceğinden davanın reddine karar verilmesini beyan etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, dava konusu ----- tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle, değer kaybı tazminatının hasar bedeli tazminatı ve araç mahrumiyet zararı taleple tazminat davasıdır.Davacı vekilinin ------- tarihli dilekçesinde, davalı vekilinin cevap dilekçesindeki beyanları doğrultusunda taraf değişikliği taleplerinin bulunduğu, davalı ----- tarafından ---- tarihinde cevap dilekçesi sunulduğu, cevap dilekçelerinde ------ uzun dönem kiralama sözleşmesinin yapıldığı belirtilmiş olup ekte kiralama sözleşmesi de sunulmadığı, ayrıca aracın teslim edildiğine ilişkin teslim formu ve ödeme dekontları da ekte sunulduğu, kazanın gerçekleştiği tarih, kiralama süresi içerisinde olup işbu kapsamda taraf değişikliği talebinde bulunmak gerektiği beyan edilmiştir.Mahkememiz ---- tarihli celsede, davacının taraf değişikliği talebinin reddine, davalı ---- yönünden dosyanın tefrik edilerek, yeni bir esasa kaydına karar verildiği görülmüştür. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nda kural olarak araç işleteninin sorumluluğu tehlike sorumluluğu olarak kabul edilmiştir. Anılan Kanunun 85/I.maddesine göre;“Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”Bu fıkradan çıkan sonuç şudur ki; motorlu araç işleten, motorlu aracın işletilmesinden doğan zarardan kusuru olmasa bile sorumludur. Buradaki sorumluluk kusura dayanmayan ağırlaştırılmış objektif sorumluluktur (tehlike sorumluluğu).Bu sorumluluktan kurtuluş beyyinesi ise aynı Kanunun 86/I.maddesinde şöyle belirlenmiştir. “İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur.”Yine aynı Kanunun 85/son fıkrasında, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” denilmiştir. Bu fıkrada eylemlerinden sorumlu olduğu kişiler, “araç sürücüsü” ve de “aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişiler” ortaya çıkmış bulunmaktadır. Şu var ki, “araç sürücüsü” ve “aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin”, “işletenin eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin” kapsamında yer aldığı su götürmez. İşte araç işleteninin sorumluluktan kurtulması için, eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, yasanın deyimi ile kusurları bulunmadığını da kanıtlaması gerekecektir.Eldeki davada; kaza yapan -----plakalı aracın maliki davalı ------ de sunulan belgeler incelendiğinde aracın uzun süreli kira sözleşmesi ile dava dışı ---- kiraladığı görülmektedir.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır” denilmektedir.2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır. Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise, trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve----kabul ettiği görüş maddi ölçüdür.Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devredilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir.Gerek doktrinde, gerekse ---- uygulamalarında, işleten sıfatının belirlenmesinde araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması ve fiili hakimiyetin uzun süreli olması gerekmektedir. Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şarttır.Açıklamalardan sonra somut olaya gelince; davalı ----- araç malikinin, aracını uzun süreli kiralama sözleşmesi ile dava dışı ------ kiraladığı, kira sözleşmesinin 3.kişileri bağlayıcı mahiyette olduğu, uzun süreli sayılması gereken kira sözleşmesi gereğince de davalı kayıt malikinin işleten sıfatının bulunmadığı, işleten sıfatının dava dışı ---- ait olduğu anlaşılmıştır. Hal böyle olunca davalı ------ yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. Davacının dava açıldığı esna da uzun süreli kiralama sözleşmesi bulunduğunu bilebilecek durum da olmadığından Davalı -----vekili lehine vekalet ücretine hükmedilmemiştir.
HÜKÜM (gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere): 1-Davalının husumet yokluğu nedeniyle davanın REDDİNE, 2-Harçlar kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL harç dava açılırken peşin olarak yatırılan 615,40 TL harçtan mahsubu ile eksik kalan bakiye 116,60 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Karar kesinleştiğinde artan gider avansının davacı tarafa iadesine, 5- Davalı -----vekili lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına 6-Diğer davalı-------- yönünden dosya tefrik edildiğinden bu dosya yönünden lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, 8- Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca -------bütçesinden ödenen 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ---Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 15/01/2026