İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/254 E. 2026/219 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/254
- Karar No
- 2026/219
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/254 Esas KARAR NO : 2026/219
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) DAVA TARİHİ : 26/01/2024 KARAR TARİHİ : 10/03/2026 K.YAZIM TARİHİ : 25/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, davalı ..... Enerji A.Ş ’de ( Eski Ünvan: .... Enerji San. Tic. A.Ş) 06.04.2007 tarihinde işe başlamış, iş akdinin ikale yoluyla sonlandırıldığı 30.06.2018 tarihine kadar aralıksız ve fasılasız olarak çalıştığını, davacı davalı iş yerinde İcra Kurulu Başkanı/ CEO olarak 11 yılı aşkın süre görev yapmış olup, davacının son maaşının net 27.500 TL olduğunu, maaşına ilave olarak iş yerinde bir öğün yemek verilmekte ve ayrıca davacının çalıştığı süre zarfında şirket tarafından davacıya araç tahsis edildiğini, davalı şirket 30.06.2018 tarihinde davacının iş akdini ikale yoluyla sonlandırmış olup, iş akdinin sonlandırıldığı tarihte davalı şirket tarafından ; davacının hak edişi olan, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve prim alacaklarının ödeneceği taahhüt edilmiş olmasına rağmen davacıya taahhüt edilen ödemeler yapılmadığını, davalı şirket tarafından davacının hak edişlerinin ödenmemesi ndeniyle davacı adına işçilik alacaklarının tahsili amacıyla Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü .... Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatılmış ve borçlu şirkete ödeme emri tebliğ edildiğini, borçlu şirket tarafından haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak başlatmış olduğumuz icra takibine itiraz edildiğini, davacı adına , Borçlu şirketin yapmış olduğu itirazın iptali amacıyla zorunlu arabuluculuğa başvuru yapılmış olup, arabuluculuk görüşmesi neticesinde davacı ile davalı şirket anlaşamadığından dava şartı arabuluculuk son tutanağı imzalandığını,belirtilen nedenlerle, arabuluculuk görüşmesinden bir sonuç alınamadığı ve davacının işçilik hakları ödenmediği için huzurdaki bu davayı açma gereği hasıl olduğunu, izah edildiği üzere; fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile borçlunun Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü ...... Esas sayılı dosyasına vaki itirazının iptali ile takibin devamına, borçlunun haksız itirazı nedeniyle alacağn %20 sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gider ve ücreti vekâletin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın görevsiz mahkemede açıldığını, huzurdaki davaya bakmakta görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesi olduğunu, dosyanın görevli asliye ticaret mahkemesine gönderilmesi gerektiğini, davacı ile davalı şirket arasında işçi-işveren ilişkisi değil; davacının davalı şirkette hissedar olması ve yönetim kurulu üyeliği bulunması sebebiyle bir vekalet ilişkisi mevcut olduğunu, davacının yönetim kurulu üyeliği sebebiyle davalı şirketle arasında olan ilişki türk ticaret kanunu hükümlerinden kaynaklanmakta olup; huzurdaki davaya bakmakla görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesi olduğunu, huzurdaki davanın tarafları arasında iş kanunu hükümlerinden doğan bir iş ilişkisi olmadığını, davacının davalı şirketteki konumu ve hissedar olması sebebiyle de davalı şirket ile davacı arasında iş kanunu kapsamında yer alan bir ilişki kurulmasının mümkün olmadığını, davacı taraf müvekkil şirket bünyesinde şirketi temsil ve ilzama yetkili yönetim kurulu üyesi ve hissedar olarak bulunduğunu, davacının, davalı şirketin eski unvanı olan ...... Enerji San. ve Tic. A.Ş.'nin hissedarı, imza yetkilisi ve yönetim kurulu üyesi olarak şirketi temsil ve ilzama yetkili, şirket organında görev alan şirket yetkilisi olduğunu, taraflar arasında iş kanunu anlamında iş ilişkisi olabilmesi için gerekli unsurlar davacı nezdinde bulunmadığını, davacının ne sgk kaydı, ne maaş/ücret ödemesi ne de davalı şirketten işçi pozisyonuna göre aldığı bir talimat veya izin bulunmadığını, davacı taraf davalı şirket imza yetkilisi olup, davacı adına imza sürkülerleri düzenlendiğini, davacı ile davalı şirket arasında iş kanunu'ndan doğan bir iş ilişkisi olmadığı için, davacının davalı tarafından işten çıkartılmadığını, davacının şirket hisselerinin tamamı davalı şirket tarafından satın alınmış ve bunun sonucunda davalı şirketle olan ticari ilişkisi sonlandığını, .... Enerji San. ve Tic. A.Ş'nin hisselerinin tamamı davalı ..... Enerji A.Ş. Tarafından satın alınarak, ticari unvan değişikliği yapıldığını, şirket hisselerinin satın alınmasının akabinde, satın alma işleminin doğal sonucu olarak şirketi temsil ve ilzama yetkili kişiler değiştirilmiş, şirket imza sirküleri yenilendiğini, arz ve izah olunan nedenlerle mahkeme tarafından resen nazara alınacak nedenler karşısında; öncelikle davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddine, görev itirazlarının kabulü ile davanın görevli mahkemeye gönderilmesine karar verilmesine, davacının kötü niyetli olarak açmış olduğu icra takibi nedeniyle %20'den az olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Bakırköy .... İş Mahkemesi'nin E. ...., K. .... sayılı görevsizlik kararının kesinleşmesi üzerine dava dosyasının mahkememize gönderilerek ..... Esasına kaydının yapıldığı görüldü. Davacı tanığı ..... konuyla ilgili olarak; Ortadoğu grubunda 18/01/2010 dan beri çalıştığını, bahsedilen şirketin gruba bağlı şirketlerden birisi olduğunu, grubun mali işler müdürü olduğunu, davacının icra kuruluna başkanlık yaptığını, 2018 yılında gruba bağlı 5 şirketin ..... devirinin gerçekleştiğini, davacının temsil yetkisi olduğunu, davacının iş yapması için birinin talimat almayacağını ya da almadığını, sgk kaydı olmadığını, Bağkur ödemesi olduğundan dolayı huzur hakkını genel kurula vermeyi yetkili olduğunu, içerideki kadrolardan yüksek bir tutar olduğunu, aynı çalışan gibi maaşı tahakkuk ettirilip ödemesinin bankadan yaptırıldığını, .... davacının babası olduğunu, hissedarlardan bir tanesi olduğunu, .... olduğunu, bu kişilerin başkaca şirketlerde yönetim kurulunda olabileceğini, .... Holding, .... Geliştirme A.Ş, Ortadoğu Yenilenebilir A.Ş, .....'te yönetim kurulu üyelerinin olduğunu, şirkette yapılacak yıllık maaş listeleri en son davacının onayından geçtiğini, mürferik yetki ise davacının imzası ile değilse müşterek imzayla olduğunu, kendisinin davacıdan başka birinden imza aldığını hatırlamadığını beyan etmiştir. Davalı tanığı ..... konuya ilişkin olarak özetle; iş yerinde bordro ve özlük şefi olarak çalıştığını, davacının şirketin ceosu ve patronu olduğunu, imza yetkisinin olduğunu, işçi alım çıkarma yetkisinin olduğunu, davacının halen Ortadoğuda çalışmaya devam ettiğini, şirketlerin ayrılmasından ve hisselerin devrilmesinden dolayı böyle olduğunu, şirketin devrinden sonra kıdem tazminatı için ..... talebi doğrultusunda hesaplama yapıldığını, ödeme yapılmadığını, iş akdi sonlandırılan tüm personeller için hesaplama yapıldığını, talebin ..... geldiğini, normalde üst yönetimdeki kişilerin huzur hakkı yapıldığı için yapılan maaş ödemelerinde huzur hakkı olduğunu, yorum olarak söyleyebileceğini, davacıya ödenen o dönem ki ücretlerin ücret ödemesi adı altında ödendiğini, aslında huzur hakkını olduğunu, o dönemde kendisine başka bir talimat gelmediğini, ücret ödemeleri talimatlarını .... aldığını, davacının bağlı olduğu birinin olmadığını, talimat aldığı birinin olmadığını, diğer personeller gibi sabah 09:00 akşam 18:00 gibi çalışma zorunluluğunun olmadığını, Ortadoğu Enerjinin bulunduğu bütün gruplarda imza yetkisinin olduğunu, hisse devir süreçlerinde Ortadoğunun patronu olduğunu, ...... Globalın patronuyla anlaşarak karşılıklı imzalama yapıldığını, görüşmeleri davacı ve avukatların yönettiğini, davacının sgk kaydının olmadığını, babasının .... amcasının oğlu imza yetkilerinin olduğunu beyan etmiştir. Davalı tanığı ....... konuya ilişkin olarak özetle; insan kaynakları müdürü olarak çalıştığını, davacının patronları olduğunu, o dönemde ..... şuan isminin ..... global olduğunu, emir ve talimatları en üst seviyede davacının verdiğini, davacının bir yerden emir ve talimat almadığını, en yetkili kişi olduğunu, en üst seviye işe alım kararlarının davacının verdiğini, şirketin hisselerini farklı bir şirket aldığı için ortaklık bitmiş olduğunu, davacının huzur hakkı aldığını, prim personellerin tamamına olduğunu, davacıya olmadığını, çalışanlara not veren ve değerlendiren kişinin davacı olduğunu, davacıyı değerlendiren kimsenin olmadığını, ödemelerin huzur hakkı olarak yatırıldığını hatırladığını, .... Holdingte sadece .... ailesinin olduğunu, diğer şirketlerde farklı ortaklıklar olduğunu, yönetim kurulunda ..... Grubu ve ..... Grubu olduğunu, söz sahibinin ..... ailesi olduğunu, şirketin yönetimini etkileyen bütün kararları ..... ailesinin verdiğini, bütün talimatları davacının talimat ve imzasıyla bütün çalışanlara dağıtıldığını, davacının patronu olduğu için mesai saatlerine uyma zorunluluğunun olmadığını, ortağı olduğu başka şirketlerde olduğunu, onlarla da ilgilendiğini, diğer personellerle ilgili tuttukları raporları en üst kendisi olduğu için davacıya ilettiklerini, .... ve .... grubunu şirket satılana kadar görmediklerini, herhangi bir talimat almadıklarını, şirketin işleyişiyle ilgili kararları davacının aldığını ancak şirketin büyümesiyle ilgili karar alınacaksa diğer yönetim kurulu üyeleri imzalarıyla karar verildiğini ancak şirketin işleyişinin davacıda olduğunu beyan etmiştir. Bilirkişiler ..... ve ..... tarafından 28/07/2025 tarihli bilirkişi raporunda; Mali Sonuç; Davacının elektronik ortamda tutulan e mühürlü yevmiye ve kebir defterinin Gelirler İdaresi Bilgi Sistemine yasal süre içerisinde yüklendiği, kebir ve yevmiye defterinin birbiriyle uyumlu olduğu, defterler üzerinde denetim ve tespit yapmaya elverişli olduğu, muhasebe ve teknik usullerine uygun tutulduğu, defterlerin kesin delil niteli taşıması hususu ise Sayın Başkanlığınızın Tamamen Takdirindedir. Davacının SGK bildirimlerinin Gelir Vergisi Kanununa göre ticari kazanç veya serbest meslek kazancı nedeniyle gerçek ya da basit usulde gelir vergisi mükellefi olan kişilerin bildirim yapmış olduğu 4-b gelir vergisi koduyla beyan edildiği, 2018/06 döneminde 83 terk koduyla gözüktüğü, İncelenen ..... Enerji San ve Ticaret A.Ş'nin ticaret sicil gazetelerinde davacının şirketin yönetim kurul üyesi ve ortağı olduğuna dair ifadelerin yer aldığı, yönetim kurulu karar defterlerinde davacının 13.000,00-TL pay tutarının, 1300 adet pay adeti, 0,109 hissesinin olduğu, Yönetim kurulu üyesi, şirkette hizmet akdine dayalı bir görev üstleniyorsa ve bir hizmet sözleşmesi mevcutsa, 4/a (SGK) kapsamında sigortalı sayılabilir. Hizmet sözleşmesinin yapılması bu noktada zaruridir. Dosya içeriğinde hizmet sözleşmesi olmadığı gibi davacının 4/a kapsamında sigorta beyanında olmadığı, Nitelikli Hesaplama Uzmanı:
Davacının yönetim kurulu üyesi/CEO sıfatıyla şirketle arasında hizmet sözleşmesi imzalandığına dair somut bir veri bulunmadığı dolayısıyla kıdem ve ihbar tazminatı alacağının varlığına kanaat getirilemediği, hususları tespit edilmiştir. Bilirkişiler ...... ve ..... tarafından 17/12/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda; Davacının yönetim kurulu üyesi/CEO sıfatıyla şirketle arasında hizmet sözleşmesi imzalandığına dair somut bir veri bulunmadığı dolayısıyla kıdem ve ihbar tazminatı alacağının varlığına kanaat getirilemediği yönündeki kök raporda yer verdiğimiz görüşlerini korudukları, hususları tespit edilmiştir. Huzurda görülen dava itirazın iptali davası olup, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan normal bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde vereceği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi davanın kabulü halinde borçlu da alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır. Bu nedenle mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır. Yasal dayanağını İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. maddesinden alan itirazın iptali davası, alacaklının icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nın 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlamaktadır. Takip hukukundan doğan bu davada tespit edilecek husus, borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesidir. Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacının ihbar tazminatı, kıdem tazminatı ve prim alacağı dayanak gösterilmek suretiyle davalı aleyhine başlattığı icra takibine davalının itirazı sonucunda işbu davayı açtığı görülmüştür. Dosya kapsamında davacının davalı şirkette İcra Kurulu Başkanı/CEO olarak çalıştığı konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. Davacı tarafından iş akdinin sona ermesine rağmen işçilik alacaklarının ödenmediği iddiası ile huzurda görülen itirazın iptali davası açılmıştır. Davacı tarafından, davalı ile arasında bir hizmet ilişkisi bulunduğu ispat edilemediğinden davacının davalıdan herhangi bir işçilik alacağı talep edemeyeceği mahkememizce kabul edilmiştir. Her ne kadar dava dilekçesi ekinde kıdem tazminatı formu, ihbar tazminatı formu ve ibraname sunulmuş ise de söz konusu belgelerin incelenmesinde belgelerde sadece davacının imzasının olduğu, davalının onay yerinin boş olduğu görüldüğünden söz konusu belgeler, taraflar arasında bir hizmet ilişkisinin varlığının kabulü için yeterli görülmemiştir. Kaldı ki davalı tanığı ...... 'nun, şirketin devrinden sonra kıdem tazminatı için .....'in talebi doğrultusunda hesaplama yapıldığını, ödeme yapılmadığını beyan etmesi; yine davacı tanığı .....'in, davacının temsil yetkisi olduğunu, iş yapması için birisinden talimat almadığını, çalışan gibi maaşı tahakkuk ettirilip ödemesinin bankadan yaptırıldığını, davacıdan başka birinden imza aldığını hatırlamadığını ilişkin beyanları da bir arada değerlendirilerek davacı tarafından borcun kaynağına yönelik sunulan davalının imzası olmayan belgelere mahkememizce itibar edilmemiştir. Bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere bir kimsenin anonim şirketlerde pay sahibi olmasının yönetim kurulu üyesi ile şirket arasındaki hukuki ilişkiye herhangi bir etkisi bulunmamaktadır. Dosya kapsamında davacının icra kurulu başkanı olduğu, çalışan gibi maaş tahakkuk ettirilmesine rağmen aslında huzur hakkı aldığı, giriş çıkış saatleri için hesap vermediği, en son davacının onayından geçtiği, davacının bağlı olduğu birimin olmadığı, talimat aldığı birinin olmadığı, emir ve talimatları en üst seviyede davacının verdiği, çalışanlara not verdiği, davacının çalışanları değerlendiren kişi olduğu, şirketin işleyişiyle ilgili kararları davacının verdiği, hisse devir süreçlerinde davacının Ortadoğu'nun patronu olduğu ve......'in patronuyla anlaşarak karşılıklı imzalama yapıldığı anlaşılmakla taraflar arasındaki ilişkinin, iş sözleşmesinin iş görme, ücret ve bağımlılık unsurlarını taşımadığı, şirketin temsil ve yönetime yetkili kişi organ sıfatını taşıyan kişilerin işveren konumunda bulunduklarından işçi sayılmayacağına ilişkin emsal kararlar da dikkate alınarak taraflar arasında işçi ve işveren ilişkisi bulunmadığı kanaatine varılarak ispatlanamayan davanın reddi ile davalının şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-AÇILAN DAVANIN REDDİNE, 2-Davalının şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE, 3-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 304,40-TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T.'ye göre hesaplanan 55.321,00-TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-6235 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderinden sayılan Arabuluculuk ücreti olan 3.120,00 TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye İRAT KAYDINA, 7-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nın 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE, Dair; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. ile 360. madde hükümleri uyarınca mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/03/2026
Katip ..... e-imzalı Hakim..... e-imzalı