İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/253 E. 2026/209 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/253
Karar No
2026/209
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/253 Esas - 2026/209

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R

ESAS NO : 2025/253 KARAR NO : 2026/209

DAVA : Marka .... Kararı İptali - Kısmi Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 18/06/2025 KARAR TARİHİ : 06/05/2026 Yazım Tarihi: 20/05/2026

İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Davalının ...başvuru numaralı “...” ibareli marka başvurusuna müvekkili şirket tarafından "... ..., ..., ... ..." ibareli seri markalar ve tanınmış markası gerekçe gösterilerek itiraz edildiğini; ... tarafından karıştırılma ihtimali bulunmadığı gerekçesiyle itirazın reddine karar verildiğini, karara itiraz sonucunda ... tarafından 32.sınıf yönünden itirazın kabulüne, 29 ve 30.sınıf yönünden kısmen reddine karar verildiğini, kararın hukuka aykırı olduğunu; müvekkilinin, ... nezdinde “...” esas unsurlu birçok tescilli markası olduğunu, söz konusu markalarını belli bir düzeye getirmek için yıllardır emek ve para harcamış ve tüketiciler nezdinde tanınan markalar haline getirmek için uğraş sarf etmiş olduğunu; müvekkilinin ... ... ibareli markasının ... no. ile tanınmış marka olarak tescil edilmiş olduğunu; davaya Konu “...” markasının müvekkili adına tescilli “...” esas unsurlu markaları ile iltibas oluşturabilecek düzeyde benzer olduğunu; davalı markasında bulunan “...” ibaresinin ayırt edici olmadığını, davalı şirketin "..." ibareli 152 adet marka kaydı olduğunu; bu nedenle "..." ibaresinin markaya hiçbir ayırt edicilik katmadığını; davaya konu ... kararında davaya konu markanın, müvekkilinin mesnet markalarından ... sayılı "..." ibareli marka ile iltibas ihtimalinin 32. emtialar yönünden bulunduğunun tespit edilmiş olduğunu; bu tespite katıldıklarını, müvekkilinin ... sayılı "..." ibareli markasının tescil 29. - 30. ve 32. sınıf mal ve hizmetler olduğunu, 32. sınıf yönünden yapılan iltibas ihtimali tespitinin niçin 29. ve 30. sınıf mallar yönünden yapılmadığının anlaşılamadığını; “...” markasının müvekkiline ait ... markasının ardışık markası veya ürün serisine ait yeni bir ürün izlenimi verdiğini; .... kararlarında alıntılar yaparak; emsal Mahkeme ve Yargıtay kararları ışığında davaya konu marka başvurusunun müvekkilinin markaları ile son derece benzer olduğunu; davaya konu marka başvurusunun kapsadığı malların, müvekkilinin markalarının kapsadığı mallar ile bire bir aynı olduğunu; davaya konu marka başvurusu ile müvekkiline ait markalar arasında ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali bulunduğunu; müvekkilinin “...” ibareli markasının ... nezdinde ... numara ile tanınmış marka olarak kayıtlı olduğunu; ... markasının tanınmışlığını Yargıtay kararları ile de sabit olduğunu; davaya konu markanın tescili halinde davacı markasının tanınmışlığı ve ayırt ediciliğinden haksız yarar elde tme riskinin mevcut olduğunu; davalının, tamamen kötü niyetli bir şekilde, müvekkili şirkete ait “...” markalarına, ayırt ediciliği bulunmayan "..." ibaresini ekleyerek kendi adına tescil ettirmeye çalıştığını; bu sayede müvekkili şirket markalarının tüketiciler nezdinde yarattığı güven ve haklı ünden faydalanma kastı ile hareket etmiş olduğunu; beyan ederek dava konusu ... kararının iptaline ve tescili halinde markanı hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı Firma Vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Müvekkilinin markasının esas unsurunun “...” ibaresi olduğunu; davacının üzerinde gerçek ve öncelikli hak sahibi olduğunu iddia ettiği“.../...” ibaresinin hiçbir ayırt ediciliği bulunmadığını; “...” ibaresinin İngilizce kökenli bir kelime olup “çikolatalı kek” anlamına geldiğini; bu ibarenin, tüketici tarafından da “...” ve “...” olarak yaygın bir şekilde kullanılmakta ve bilinmekte olduğunu; ... kararının hukuka uygun olduğunu; müvekkilinin “...” ibareli çok sayıda tescilli kelime ve/veya şekil markası ve marka başvuruları bulunduğunu; . “...” markasının da bu “...” markalarının serisi olarak tescile konu edildiğini; ortalama tüketicinin “...” esas unsurundan hareketle, “...” markalı ürünlerin “...” ürünlerinin yeni bir çeşidi olduğunu ve müvekkili ... Çikolata tarafından üretilerek piyasaya sürüldüğünü ayırt edebilecek olduğunu; davacının “... ...” dışındaki bir kullanımın ayırt edici olmayacağını, tüketicinin ürünü ayrıştıramayacağını ve zaman içinde bir kek türü olan “...” ürünüyle karıştıracağını öngörerek “... ...” ibarelerini birlikte kullanmış ve tanıtmış olduğunu; davacının, “...’nin ...’si” şeklinde bir kullanımı hedeflediğini; davacının, herkesin kullanımına açık, ayırt ediciliği zayıf “...” ve “...” ibareleri üzerinde tekel hakkı kurma çabasının kötüniyetli ve haksız olduğunu; davacının kullanımlarının tamamının “... ...” şeklinde olup “...” ibaresini içeren hiçbir kullanımı bulunmadığını; “...” ibaresinin bir kek türünü ifade ettiğini ve tüketici tarafından bu baskın anlamıyla algılanacağını, işaretin vasıf bildirici olduğunu, davacının “...” kullanımlarının “...” kullanımına sayılamayacağı hususunun yargı kararlarıyla sabit olduğunu; “...” ibaresi üzerinde davacıya tekel hakkı tanınmasının mümkün olmadığını beyan ederek, davanın reddini talep etmiştir. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın;davalı firmanın ...başvuru sayılı markasının kapsamında yer alan 29 ve 30. Sınıftaki emtialarla ilgili olarak davacı tarafın SMK 6/1 maddesine göre iltibas , SMK 6/4-5 maddesine göre tanınmışlık, SMK 6/9 maddesine göre kötü niyetli başvuru yapıldığı iddia ve itirazlarının reddi konusunda verilen ... sayılı ... Kararının kısmen iptalinin , davalı markasının tescili halinde de kısmen hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 22/04/2025 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 18/06/2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında; "...başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ....... sayılı "...." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali, eskiye dayalı kullanım, ... Sözleşmesi kapsamında tanınmışlık, tanınmışlık ve kötü niyet gerekçeleriyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. Öncelikle, başvuru sahibinin ... (...) nezdindeki yayına itiraz işlemlerinde, itiraz gerekçesi .... sayılı markalaar hakkında SMK m. 19(2) çerçevesinde kullanım ispatı talebinde bulunduğu; inceleme konusu başvurunun yapıldığı 23/02/2023 tarihinde söz konusu markanın beş yıldan uzun süredir tescilli durumda olduğu, dolayısıyla anılan markalar bakımından kullanım ispatı talebinin geçerli ve incelenebilir nitelikte bir talep olduğu; bu kapsamda yayına itiraz sahibi tarafından delil sunulmaması neticesinde ...'nca anılan markaların Md. 6/1 kapsamında yapılan incelemede dikkate alınmadığı tespit edilmiştir. Kurul da, ... kararında kullanım ispatıyla ilgili olarak yapılan tespit ve değerlendirmelerde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı görüşünde olup itiraz konusu ... kararını bu yönüyle yerinde bulmaktadır. Yapılan incelemede, "...." ibaresinin bir çikolatalı kek çeşidinin adı olduğu, bu kek çeşidinin aynı isim ile Türkiye'de de yaygın olarak bilindiği ve Türkçeye de geçmiş olan ibarenin Türkiye'deki tüketiciler tarafından da yaygın olarak kullanıldığı tespit edilmiştir. Bu çerçevede yapılan değerlendirme neticesinde, ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile 29 ve 30. sınıfa ait mallar bakımından itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış, öte yandan ... sayılı ... kararı da göz önüne alınarak yapılan değerlendirmede, başvuruya konu marka ile itiraz gerekçesi ... sayılı "..." ibareli markanın 32. sınıfta bulunan mallar bakımından görsel ve işitsel yönden bağlantı kurulması ihtimali dahil iltibasa yol açabilecek düzeyde benzer oldukları görüşüne varılmış ve itirazın "Sınıf Kodu 32 Biralar; bira yapımında kullanılan preparatlar. Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar. Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri. " bakımından kısmen kabulü gerekmiştir. Md. 6/4 kapsamında yapılan inceleme sonucunda "....." hükmünde belirtilen koşulların oluşmadığı kanaatine varıldığından itiraz gerekçesi yerinde bulunmamıştır. Öte yandan, 6769 Sayılı SMK'nın 6/5 maddesi "...." hükmüne amirdir. Somut olay açısından, itiraza konu başvurunun tescilinin 6769 Sayılı SMK'nın 6/5 maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde de bir kanaat oluşmadığından, tanınmışlık gerekçesine dayalı itiraz haklı görülmemiştir. Son olarak, başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde somut ve elle tutulur delillere rastlanmadığından ve Kurul'da başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde bir kanaat de oluşmadığından, bu iddiaya dayalı itiraz haklı görülmemiştir. KARAR İtirazın kısmen kabulüne ve başvurunun reddine "Sınıf Kodu 32 Biralar; bira yapımında kullanılan preparatlar. Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar. Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri. "malları bakımından reddine oybirliği ile karar verilmiştir." ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.", Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. SMK 6/4 maddesine göre tanınmış markada ; ... sözleşmesi kapsamında tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, işaret ve emtia açısından aynı veya benzerinin Türkiye'de aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından başvurusunun yapılması halinde itiraz üzerine reddedileceği düzenlenmektedir. SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir. Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı başvuru Markası Davacı Markaları

...

27/02/2026 Tarihli Bilirkişi Raporundan ÖZETLE; "1) ... kararı iptali ve Hükümsüzlük istemi bakımından dava konusu “...” markası ile davacının tüm dayanak markaları arasında “pasta, kek, ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül… Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler” ürünleri yönünden ilişkilendirme dahil, karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı; 2) ... kararı iptali ve Hükümsüzlük istemi bakımından dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan “29.sınıf: Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri” ve “30.sınıf:Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez” ürünleri yönünden “...” ibaresinin doğrudan sayılan mallar açısından tanımlayıcı nitelikte olmadığı dikkate alındığında, dava konusu marka başvurusu ile davacı markaları arasında ilişkilendirme dahil karıştırılma ihtimalinin oluşabileceği, 3) ... kararı iptali ve hükümsüzlük istemi bakımından , SMK.m.6/4 ve 6/5 koşullarının oluşmadığı; 4) Dosya içeriğinde dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli yaptığına dair somut delil bulunmamakla birlikte, HMK.m.279 gereği heyetimizin görev sınırları dışında kaldığı için davacı tarafın kötü niyet iddiaları ile ilgili hukuki yorum ve değerlendirmenin Mahkemenin takdirinde olduğu;" şeklinde ifade edilmiştir. Davacı vekili ile davalı firma vekilinin aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.

GEREKÇE: Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davalının "... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait kullanım ispatı gerekmeyen (bilirkişi raporunda sayfa 6 daki karşılaştırma tablosunda ) " ...." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil benzerlik oluştuğu ve aynı zamanda dava konusu markanın kapsamında yer alan 29 ve 30. Sınıflara ait tüm mallar yönünden yönünden markalar arasında emtia benzerliği/ilişkili ve bağlantılı emtialar oluştuğu; (bilirkişi heyeti raporu sayfa 13 ve devamındaki karşılaştırma tablosunda görüleceği) İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin yukarıda belirtilen emtialar açısından ayırdığı satın alma /faydalanma süresi içinde davalının başvuru markasını gördüğünde derhâl ve hiç düşünmeden bunun davacının " ..." ibareli tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki taraf markasında benzerlik nedeniyle yanılgı yaşayabileceği, bu emtialar açısından her iki taraf markasının aynı işletmeye ait markalar ya da idari ve ekonomik anlamda bağlantılı bir işletme markaları olarak algılanabileceği , taraf markaları arasında bu emtialarda SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşulu oluştuğu; SMK 6/4-5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ; Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı; Ancak bu durumlar yukarıda açıklanan kısmi iltibası ortadan kaldırmadığından neticeden dava kabul edilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın KABULÜNE, 2-Dava konusu ....sayılı ... Kararının dava konusu edilen ... sayılı markanın kapsamında yer alan 29 ve 30. Sınıflara ait tüm mallar yönünden ... Kararının kısmen iptaline, markanın bu emtialar yönünden kısmen hükümsüzlüğüne, sicilden terkin edilmesine, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 L'nin düşümü ile bakiye 116,60 TL'nin davalılardan eşit tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 4-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine, 5-Davacının yaptığı; 16.000,00 TL bilirkişi ücreti, 235,00 TL tebligat ücreti, 615,40 TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 16.850,40 TL yargılama giderinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine, 6-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 06/05/2026

Katip .... Hakim .... E- imzalıdır E- imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/253, K. 2026/209, T. 06.05.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-253-e-2026-209-k-c36945bb1dc9