İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/240 E. 2025/958 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/240
- Karar No
- 2025/958
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO :2025/240 Esas KARAR NO:2025/958
DAVA:Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ:07/04/2025 KARAR TARİHİ:09/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkili idare tarafından yapılan ihalenin yüklenicisi olduğunu, ihale iş alan şirketlerin işyeri devri hükümlerine göre önceki şirket işçilerini devralarak çalıştırmaya devam ettiklerini, müvekkilinin çalıştırılan işçilere ödediği tüm tutarlardan davalı alt yüklenici ve yüklenicilerin ihale sözleşmeleri ve Borçlar Kanunu uyarınca aslen sorumlu olduklarını, davalı şirketin çalıştırdığı ...’ın müvekkili aleyhine ikame ettiği .... İş Mahkemesinin .... sayılı dosyası ile işçilik alacaklarının müvekkili idareden tahsiline karar verildiği, dava dışı işçinin .... İcra Müdürlüğünün 2023/... E sayılı dosyası ile takip işlemi başlattığını, işbu dosyaya toplam 142.503,57 TL ödeme yapıldığını, dava dışı işçinin çalıştığı bir kısım alt işverenden sorumluluk tutarları tahsil edilirken, dava dışı işçinin çalıştığı davalı ... İnşaat San. ve Tic. A.Ş ve ... İnşaat ve Turim Ltd. Şti. iş ortkalığındaki döneme denk gelen bakiye tutarların tahsil edilmediğini,bu halde bakiye olan ve davalı işveren dönemine isabet eden 93.31649 TL'nin davalıdan ticari avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı ... İnş. ve Turizm Ltd. Şti. vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili şirket dışında ... İnş Tur Tic Ltd Şti, ...İnş San ve Tic Ltd Şti firmalarında da çalıştığını, davacının ödediği tazminatı kendi takdirine göre taksim ettiğini, yapılan taksim işçinin müvekkili şirketteki hizmetlerine uygun olmadığını, var ise alacaklarının bilirkişi raporu ile tespit edilmesini talep ve dava etmiştir. Diğer davalı ... İnş. San. ve Tic. A.Ş. davaya cevap vermemiştir. DELİLER VE GEREKÇE: Davanın, davacının dava dışı işçi ...'ın işçilik alacakları nedeni ile ödemiş olduğu bedelin rücuuna ilişkin olarak, davalılar aleyhine ... İcra Müdürlüğü'nün 2023/... Esas sayılı dosyasından başlatmış olduğu takibe davalı taraflarca vaki itirazın iptaline ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Taraflara usulüne uygun davetiyeler tebliğ edilmiş olup,... İcra Müdürlüğü'nün 2023/... Esas sayılı dosya sureti ile .... İş Mahkemesi'nin 2022/... Esas 2023/... Karar sayılı dosya sureti, ... ... Genel Müdürlüğü'nden gelen taraflar arasında akdedilen ihale sözlemesi sureti ve ... SGK tarafından dava dışı kişiye ait bilgi ve belgeler dosyamız içerisine alınmıştır. Dosyanın işçilik alacakları konusunda uzman bilirkişi ...'e tevdi edildiği, bilirkişinin 01/10/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Mahkemenizce davalı tarafların ödenen bedelden davalının sorumluluk miktarları aşağıdaki şekildedir; % 100 sorumluluk oranına göre 73.833,79 TL olduğu, 16.08.2024 (icra ödeme tarihi) tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte alınarak davacıya ödenmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. Tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda yapılan yargılama, toplanan deliller, dava dilekçesi, cevap dilekçesi, aşamalarda aldırılan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı ile yapılan değerlendirmede; Dava; hizmet alım sözleşmeleri kapsamında çalıştırılan dava dışı işçi ...'a ödenen işçilik alacaklarından, davalının sorumlu olduğu iddiası ile ödenen bedellerin davalıdan tahsili istemine ilişkin olup uyuşmazlık rücuen tazminat şartlarının oluşup oluşmadığı ve rücu miktarı noktasında toplanmıştır.
Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde; "Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur." hükmü bulunmaktadır. Dava konusu olayda davacı ile davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeriyle ilgili olarak İş Kanunundan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusudur ve işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla getirilmiş olan sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise iş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir. Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 167. maddesi "Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludur. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır." şeklinde düzenleme mevcut olup, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu durumda, uyuşmazlığın çözümü için taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi, teknik şartname ve genel şartnamelerinin sorumluluğa yönelik hükümleri ve genel hukuk prensipleri dikkate alınarak bir sonuca gidilmesi gerekmektedir. Tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme ve şartname hükümlerinde işçi alacaklarından kimin, ne kadar sorumlu olduğuna ilişkin hüküm varsa bu hükümler tarafları bağlar. Hizmet sözleşmelerinde, ihale evraklarında teknik ve idari şartnamelerde ve taraflar arasında karşılıklı düzenlenen diğer belgelerde yüklenici şirketin sorumluluğuna ilişkin açık hüküm olan hallerde, asıl işveren ödemiş olduğu miktarın tamamını, ilgili alt işverenden rücuen tahsilini talep edebilirken alt işverenin, asıl işverenden rücu imkanı yoktur. Sözleşme değerlendirilirken işçinin çalıştığı dönemlere ilişkin sözleşme hükümleri dikkate alınmalıdır. Buna göre, son alt işverenin alacağın tamamından sorumlu tutulamayacağı, tamamından sorumlu olmasının İş Kanunu gereği yalnız işçiye karşı olduğu, işçiyi çalıştırmış olan alt işverenlerin her birinin dava dışı işçiyi çalıştırdığı dönemi kapsayan kısmından sınırlı sorumlu olacağı dikkate alınmalıdır. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 24/05/2018 tarihli 2015/38873 E. 2018/6205 K., yine aynı Daire'nin 31/05/2018 tarihli 2016/2779 E. 2018/6452-K:; 11/05/2017 tarihli 2016/7790 E. 2017/5936K. sayılı ilamları) Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 25/01/2021 tarihli, 2019/2330 E., 2021/175 K. sayılı kararı; "İş Kanunu'na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır. İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır. İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir..." şeklindedir. İşçilik ücretlerden asıl işveren ve alt işverenin sorumlulukları yönünden ... Bölge Adliye Mahkemesi 1.ve 14. Hukuk Daireleri arasında çıkan uyuşmazlıkta Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 05/05/2023 tarihli 2023/1118 Esas, 2023/1683 Karar sayılı kararı ile; " Somut olaya gelince; ... Bölge Adliye Mahkemesi 7'inci Hukuk DAiresi ile ... Bölge Adliye Mahkemesi 14'üncü Hukuk Dairesi arasında ki uyuşmazlık, az yukarıda yer verilen emsal Yargıtay ilamı doğrultusunda giderilmelidir. Dairemizin istikrar kazanan uygulamalarında da belirtildiği gibi, hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde, hizmetin yüklenicinin ( alt işveren) işçileri ile herhangi bir organik bağı bulunmamaktadır. Hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlenmekte ve bu şartlarla sözleşme imzalanmaktadır. İş kanunu'nda işçiyi, korumak amacıyla düzenlenmiş olan asıl işveren ve alt işverenin ( yüklenici ) müteselsil sorumluluğuna ilişkin düzenlemenin taraflar arasındaki hizmet sözlemelerinde iç ilişki bakımından uygulanması mümkün değildir. Hizmet alım sözleşmelerinde, işçilik özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici ( alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması durumunda yüklenicinin ( alt işveren) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işveren işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulmamalıdır. Bu itibarla ... Bölge Adliye Mahkemesi 7'inci Hukuk Dairesi ile ... Bölge Adliye Mahkemesi 14'üncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlığın asıl işverence yüklenicinin ( alt işveren) işçilerine ödenen ücretlerden yükleniciyi ( alt işveren) tamamen sorumlu tutan ... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin uygulaması doğrultusunda gidilmesi gerekmiştir..." şeklinde uyuşmazlığın giderilmesine karar verilmiştir.(Emsal için bkz İst.BAM 45 HD'nin 2020/2361 E 2024/141 K sayılı kararı) Emsal karar, TBK'nın 167.maddesinde yer alan " ...borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça..." hükmü çerçevesinde değerlendirildiğinde, kararda da ifade edildiği gibi hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlendiği ve bu şartlarla sözleşme imzalandığı için işçiye ödenen dava konusu bedellerden asıl işverenin de sorumlu olduğuna dair bir hüküm yer almadığı takdirde asıl işverenin sorumluluğuna gidilemeyecektir. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 167/1'ncimaddesi ile Yüksek Yargıtay'ın bu konudaki oturmuş ve yerleşmiş içtihatlarına göre, asıl işveren ile alt işveren arasındaki sözleşmede işçinin hak ve alacaklarından hangi tarafın ne oranda sorumlu olacağına ilişkin hüküm bulunmakta ise rücu alacağının sözleşme hükümlerine göre belirlenmesi gerekmektedir. Şayet taraflar arasındaki sözleşmede bu hususta açık bir hüküm bulunmamakta ise işçinin hak ve alacaklarından güncel son kararlar uyarınca alt işverenin alacakların tamamında sorumlu oldukları kabul edilerek rücu alacağının tespiti gerekmektedir. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E. 2021/32 K. 2021/848 T. 13.10.2021) Yargıtay'ın konuya ilişkin yerleşik içtihatlarıyla kabul edilen görüşü, yukarıda yer verilen iki hüküm birlikte değerlendirildiğinde, yüklenicinin sorumlu olduğu “ücretler”in içerinde ulusal bayram ve genel tatil günleri ile fazla çalışma saatlerine dair ücretleri ile kıdem tazminatı olduğunun kabulü yönünde olduğu, (Yarg.13.H.D. 28.01.2016 Tarih, 2015/33001E-2016/02063 K.) Somut olayda davacı tarafın, davalının müvekkili idare tarafından yapılan ihalenin yüklenicisi olduğunu, ihale iş alan şirketlerin işyeri devri hükümlerine göre önceki şirket işçilerini devralarak çalıştırmaya devam ettiklerini, müvekkilinin çalıştırılan işçilere ödediği tüm tutarlardan davalı alt yüklenici ve yüklenicilerin ihale sözleşmeleri ve Borçlar Kanunu uyarınca aslen sorumlu olduklarını, davalı şirketin çalıştırdığı dava dışı işçi ...’ın müvekkili aleyhine ikame ettiği .... İş Mahkemesinin .... sayılı dosyası ile işçilik alacaklarının müvekkili idareden tahsiline karar verildiğini, dava dışı işçinin .... İcra Müdürlüğünün 2023/... E sayılı dosyası ile takip işlemi başlattığını, işbu dosyaya toplam 142.503,57 TL ödeme yapıldığını, dava dışı işçinin çalıştığı bir kısım alt işverenden sorumluluk tutarları tahsil edilirken, dava dışı işçinin çalıştığı davalı ... İnşaat San. ve Tic. A.Ş ve ... İnşaat ve Turim Ltd. Şti. iş ortkalığındaki döneme denk gelen bakiye tutarların tahsil edilmediğini, bu halde bakiye olan ve davalı işveren dönemine isabet eden 93.31649 TL'nin davalıdan ticari avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ettiği, dosyamızdan alınan dosya kapsamına uygun denetime açık ve hükme elverişli bilirkişi raporu ile davalıların ödenen bedelden, işçinin çalışma süresine göre hesaplanan % 49,90 sorumluluk oranına göre 73.833,79 TL sorumlu olduklarının tespit edildiği anlaşıldığından; davanın kısmen kabulüne, 73.833,79 TL alacağın ödeme tarihi olan 16/08/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, -73.833,79 TL alacağın ödeme tarihi olan 16/08/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, -Fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Harçlar kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 5.043,59-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 1.593,62-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 3.449,97-TL harcın davalılardan müştereken müteselsilen alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 İkinci Kısım İkinci Bülüm) göre hesaplanan 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 4-Davalı ... İnşaat ve Turizm Limited Şirketi kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre vekalet ücreti red edilen miktarı geçemeyeceğinden 19.482,70-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... İnşaat ve Turizm Limited Şirketine verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan; 615,40-TL Başvuru Harcı, 1.593,62-TL Peşin/nisbi Harcı, olmak üzere toplam 2.209,02 TL harcın davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan; 6.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 517,50-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar olmak üzere toplam 6.517,50 TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 5.156,77-TL'lik kısmanın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davacı üzerinde bırakılmasına, 7-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.800,00-TL arabuluculuk ücretinin davada haklı çıkma oranına göre 3.008,66-TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 791,34 TL'sinin davacıdan tahsiliyle Hazine adına gelir kaydına, 8-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine, Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı. 09/12/2025
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır