İlk Derece Mahkemesi · Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 2025/209 E. 2026/216 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Esas No
2025/209
Karar No
2026/216
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/209 Esas - 2026/216

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R

ESAS NO : 2025/209 KARAR NO : 2026/216

DAVA : Marka .... Kararı İptali - Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 15/05/2025 KARAR TARİHİ : 11/05/2026 Yazım Tarihi: 13/05/2026

İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE:“müvekkilinin 2007 yılından bu yana “...” ibaresini esas unsur olarak içeren seri markaların sahibi olduğu, bu markaların uzun yıllardır yoğun ve ciddi şekilde kullanılarak ayırt edicilik kazandığı ve sektörde bilinir hale geldiği, davaya konu ... sayılı “...” ibareli başvurunun müvekkil markalarının esas unsuru olan “...” ibaresini aynen içerdiği ve yalnızca “-...” eki ile oluşturulduğu, bu ekin ayırt edici nitelik kazandırmadığı, taraf markalarının görsel işitsel ve kavramsal açıdan ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu, başvuru konusu markanın 29 ve 30. sınıflarda yer alan gıda emtialarını kapsadığı ve müvekkile ait markaların da aynı sınıflarda tescilli olduğu, bu nedenle mal ve hizmetler bakımından ayniyet bulunduğu, gıda ürünlerine yönelik ortalama tüketici dikkat düzeyinin düşük olması nedeniyle karıştırılma ihtimalinin daha geniş değerlendirilmesi gerektiği, “...” ibaresinin müvekkil markalarının bir seri markası veya alt markası olarak algılanabileceği ve tüketiciler nezdinde aynı ticari kaynaktan geldiği yönünde kanaat oluşturacağı, davalı tarafın markalar arasında benzerlik bulunmadığı yönündeki iddialarının yerinde olmadığı, müvekkilin “...” ibaresi üzerinde önceye dayalı hak sahibi olduğu ve markalarını aktif ve yoğun şekilde kullandığı, markanın tanınmış hale geldiği, başvurunun kötü niyetli olduğu ve müvekkil markalarından haksız yarar sağlama amacı taşıdığı, bu nedenlerle ... kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek dava konusu markanın tescili halinde hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine karar verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı Şahıs Vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Dava konusu “...” ibareli marka başvurusu ile davacıya ait markalar arasında benzerlik bulunmadığını, davacının “...” ibaresi üzerinde tekel hakkı iddia edemeyeceğini, markalar arasında yalnızca bazı harf benzerlikleri bulunduğunu ancak yazım biçimi görsel yapı okunuş ve anlam bakımından belirgin farklılıklar mevcut olduğunu, “...” ibaresinin davacı markasından türetilmediğini, aksine müvekkilin eşinin isminden esinlenerek oluşturulduğunu, “...” kelimesinin doğal ve katıksız anlamına gelen genel bir ibare olduğunu ve marka tekeline konu edilemeyeceğini, davacı markalarında yer alan ibarelerin bir kısmının müvekkil markası içerisinde geçmesinin tek başına benzerlik oluşturmayacağını, markalar arasında görsel işitsel ve kavramsal açıdan iltibas bulunmadığını, özellikle telaffuz bakımından “...” ibaresindeki kısa “a” ile davacı markalarındaki uzun “â” kullanımının farklılık yarattığını, SMK ... 6/1 kapsamında gerekli şartların oluşmadığını, mal ve hizmetler yönünden de benzerlik bulunmadığını ve tüketici nezdinde ilişkilendirme ihtimalinin ortaya çıkmayacağını, SMK ... 6/3 kapsamında davacının önceye dayalı kullanım iddiasını ispatlayamadığını, SMK ... 6/4 ve 6/5 kapsamında tanınmışlık iddialarının yeterli delille ortaya konulmadığını, SMK ... 6/6 kapsamında başvurunun davacıya ait herhangi bir kişi adı ticaret unvanı veya fikri mülkiyet hakkını içermediğini, kötü niyet iddialarının soyut ve dayanaksız olduğunu, ayrıca benzer ibareler içeren markalar bakımından verilen emsal kararlarda da benzerlik bulunmadığı gerekçesiyle itirazların reddedildiğini, her markanın kendi koşulları içinde değerlendirilmesi gerektiğini, bu nedenlerle davanın reddi gerektiğini ve ayrıca verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılması veya teminat karşılığında uygulanması gerektiğini ” savunduğu anlaşılmıştır ve davanın reddini talep etmiştir. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şahsın ... başvuru sayılı markası ile davacı firmanın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davacı tarafın SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım , SMK 6/4-5 maddesine göre tanınmışlık, SMK 6/6 maddesine göre unvan isim ve diğer fikri hak , SMK 6/9 maddesine göre davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddia ve itirazları kapsamında verilen ... sayılı ... kararının iptalinin , aynı iddialara bağlı davalı taraf markasının tescili halinde hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 19/03/2025 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 15/05/2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında; “... başvuru numaralı ve “...” ibareli başvurunun ilanına yapılan itirazın reddine ilişkin ... kararına karşı yapılan itiraz incelenmiştir. Yapılan değerlendirme sonucunda, başvuru ile itiraza gerekçe markalar bütün olarak bıraktıkları izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamış, bu nedenle karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkmayacağı kanaatine varılarak itiraz yerinde görülmemiştir. SMK .... 6/III kapsamında başvuruya konu markanın önceye dayalı aktif ve yoğun kullanımının ispatlanamadığı, .... 6/IV ve 6/V kapsamında tanınmışlık koşullarının oluşmadığı, .... 6/VI kapsamında ileri sürülen hak ihlali iddiasının yerinde olmadığı değerlendirilmiştir. Ayrıca, markaların benzer olduğu iddiasının tek başına kötü niyeti ispatlamadığı, kötü niyete ilişkin yeterli delil sunulmadığı ve bu nedenle kötü niyet iddiasının da kabul edilmediği anlaşılmıştır. Son olarak, her markanın kendine özgü özellikleri dikkate alınarak yapılan değerlendirmede, diğer marka kararlarının somut uyuşmazlık açısından dayanak teşkil etmediği belirtilmiş ve sayılan nedenlerle itirazın reddine karar verilmiştir.” ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını,fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.", Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Taraf markalarında AYNI işaret olması ve kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Taraf markalarının BENZER işareti taşımaları ve kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Taraf markalarının BENZER işareti taşımaları ve kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. Yargıtay’ın yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere, farklı sınıf ve/veya alt gruplarda yer alan mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının tespitinde, bahse konu mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin özellikleri dikkate alınmak suretiyle; Bu mal veya hizmetlerin benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, Dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin aynı olup olmadığı, İkame imkanlarının bulunup bulunmadığı, birbirlerini tamamlayıcı niteliklerinin bulunup bulunmadığı, Benzer markaları bu farklı sınıf ve alt gruplardaki mal veya hizmetler üzerinde gören tüketicilerin herhangi bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurup kurmayacağı hususları göz önünde tutulan kıstaslar arasındadır. SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin MARKASAL şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da Türkiye hudutları içinde olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm Türkiye genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti Türkiye hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur. SMK 6/4 maddesine göre tanınmış markada ; ... sözleşmesi kapsamında tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, işaret ve emtia açısından aynı veya benzerinin Türkiye'de aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından başvurusunun yapılması halinde itiraz üzerine reddedileceği düzenlenmektedir. SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir. SMK 6/6 madde kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı girer. Marka ve ticaret unvanı da sınaî mülkiyet hakkı olarak maddenin koruma kapsamına alınmıştır. Ancak sınaî mülkiyet hakları kapsamında korunacak bir markadan veya ticaret unvanından söz edebilmek için “tescil” şarttır. Örneğin bir ticaret unvanına dayanarak başkasına ait marka tescilinin engellenmesi isteniyorsa bu ticaret unvanının ticaret sicilinde tescilli olması gerekmektedir. Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı başvuru Markası Davacı Markaları

...

25/03/2026 Tarihli Bilirkişi Raporundan ÖZETLE; 1. SMK md. 6/1 kapsamında; dava konusu ... sayılı “...” ibareli başvuru markasının 29. sınıfa konu “Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri.” mallarının; itiraza mesnet ...., markaların 29. sınıf kapsamında yer alan malları ile birebir AYNI veya AYNI TÜR mallar niteliğinde olduğu, 2. Yine dava konusu başvuru markasının 30. sınıfa konu “Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar:, Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri,, pekmez” mallarının; itiraza mesnet ...., markaların 30. sınıf kapsamında yer alan malları ile AYNI veya AYNI TÜR niteliğinde olduğu, 3. Davacıya ait .... sayılı markaların 35. sınıf kapsamında yer alan ve “müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için bir araya getirilmesi” suretiyle sunulan hizmetlere konu mallar olan “et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri, kuru bakliyat, hazır çorbalar, bulyonlar, zeytin, zeytin ezmeleri, süt ve süt ürünleri, yenilebilir bitkisel yağlar, kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar, kuru yemişler, fındık ve fıstık ezmeleri, tahin, yumurtalar, yumurta tozları, patates cipsleri, kahve, kakao, makarnalar, pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar, bal, arı sütü, propolis, baharatlar, soslar, mayalar, kabartma tozları, un ve unlu mamuller, şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler, sakızlar, dondurmalar, tuz, hububat ürünleri ve benzeri gıda ürünleri”nin; dava konusu başvuru markasının 29 ve 30. sınıf kapsamında yer alan malları ile aynı/aynı tür ve en azından benzerlik ilişkisinin mevcut olduğu, bu kapsamda, davacı markalarının 35. sınıf kapsamında sunduğu perakende satış hizmetlerinin doğrudan bu mallara yönelik olduğu, söz konusu hizmetler ile dava konusu başvurunun kapsadığı 29 ve 30. sınıf malları arasında ekonomik olarak sıkı bir bağ bulunduğu, bu nedenle söz konusu mal ve hizmetler arasında BENZERLİK ve tamamlayıcı bir ilişki bulunduğu, 4. Dava konusu “...” ibareli başvuru markası ile davacıya ait “...” esas unsurlu markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan birlikte değerlendirilmesi neticesinde; başvuru markasının davacı markalarının esas unsurunu aynen içerdiği, yalnızca “-...” eki ile farklılaştığı, bu farklılığın markaların genel algısını değiştirmeye yeterli olmadığı, bu kapsamda taraf markaları arasında görsel açıdan orta düzeyde, işitsel açıdan yüksek düzeyde ve kavramsal açıdan yakın bir benzerlik bulunduğu, 5. Bu çerçevede; taraf markalarının aynı veya benzer nitelikteki emtialar bakımından kullanılması, ortalama tüketici kitlesinin düşük dikkat düzeyi ve markaların bütünsel olarak benzerlik göstermesi birlikte değerlendirildiğinde, somut olayda SMK .... 6/1 kapsamında ilişkilendirme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, 6. SMK ....6/3 kapsamında başvurunun reddini gerektirecek nitelikte korunabilir bir önceye dayalı hak ve kullanımın ortaya konulamadığı, 7. SMK md. 6/4 kapsamında koruma şartlarının oluşmadığı, 8. SMK md. 6/5 kapsamında; davacı tarafından sunulan deliller markanın belirli bir kullanımını ve sınırlı bir bilinirliğini ortaya koymakla birlikte, markanın Türkiye genelinde tanınmış marka düzeyine ulaştığını ve başvuru markasının bu tanınmışlıktan haksız yarar sağlayacağını ortaya koyan yeterli ve somut delillerin bulunmadığı, 9. SMK md. 6/6 kapsamında; SMK .... 6/6 kapsamında; dava konusu başvuru markasının davacıya ait ticaret unvanını, kişi adını, alan adını veya bağımsız bir fikri mülkiyet hakkını aynen veya doğrudan içermediği, 10. Davacının SMK .... 6/9 kapsamında ileri sürdüğü kötü niyet iddiaları yönünden; dosya kapsamındaki mevcut bilgi ve belgelerle somut ve objektif şekilde desteklenmediği, iddiaların büyük ölçüde varsayıma dayandığı anlaşılmakta olup, heyetimizce kötü niyetin olmadığına kanaat getirilmiş olup, nihai takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu, 11. Tüm bu değerlendirmeler birlikte dikkate alındığında, SMK .... 6/1 kapsamında taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu değerlendirildiğinden, ...’nun 17.03.2025 tarihli ve ... sayılı kararının iptali gerektiği kanaatine varılmış olup, nihai takdir Sayın Mahkemeye aittir. " şeklinde ifade edilmiştir. Davalı şahıs vekilinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.

GEREKÇE: Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davalının "... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait " ... " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı; İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının"... " ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının " ... " ibareli tescilli markalı mallarından satın almak/yararlanmak isterken davalının "... " ibareli başvuru markalı malı satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu; ( HMK 282 .nci maddede " Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." hükmünden hareketle ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/06/2016 tarih ....sayılı kararı uyarınca iltibas incelemesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin gerekmesi karşısında bilirkişi raporunun iltibas değerlendirmesine ilişkin aksi yöndeki görüşüne itibar edilmemiştir.) Davacı tarafın "... " ibareli başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği kanıtlanmadığı, Taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/4-5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ; Davacı tarafın "... " ibareli başvuru üzerinde SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiası kanıtlanmadığı; Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı; Tüm bu gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.

H Ü K Ü ... : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin düşümü ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 3-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara eşit verilmesine, 4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran taraflara iadesine, Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 11/05/2026

Katip .... Hakim .... E- imzalıdır E- imzalıdır

Atıf: Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2025/209, K. 2026/216, T. 11.05.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-ankara-4-fikri-ve-sinai-haklar-hukuk-mahkemesi-2025-209-e-2026-216-k-530952757361