İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/133 E. 2025/332 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/133
- Karar No
- 2025/332
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/133 Esas KARAR NO :2025/332
DAVA:Zayi Belgesi Verilmesi DAVA TARİHİ:24/02/2025 KARAR TARİHİ:29/04/2025
Mahkememizde görülen Zayi Belgesi Verilmesi davasının yapılan açık yargılamasında; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın, ... Vergi Nolu .... adresinde kayıtlı ... Şirketi'nin sahibi ve tek hissedarı olduğunu, müvekkilinin tek ortağı olduğu şirkete ait karar defterleri, genel kurul ve müzakere defteri ve ortaklar pay defteri zilyetliği altında iken şirket merkezinden kaybolduğunu belirterek; ... Şirketi'ne ait; genel kurul toplantı ve müzakere defteri, yönetim kurulu karar defteri, ortaklar pay defteri, zayi olduğuna dair belgenin verilmesini talep ve dava etmiştir. Dava: Zayi Belgesi Verilmesi İstemine İlişkindir. Somut uyuşmazlık; davacı şirket ortağının İtalya'da havalimanında iken şirkete ait defterlerin kaybolması üzerine zayi belgesi verilmesi istemine ilişkindir. Davanın şirket tarafından açılması gerekmekte olup, dava; şirket ortağı gerçek kişi tarafından açılmış ise de, sunulan vekaletname incelendiğinde gerçek kişi yanında bir şirkete ait vekaletname görülmüşse de, vekaletnamedeki şirketin başka bir şirket olduğu, davacı gerçek kişinin davaya konu şirket yetkilisi olmadığı, davanın gerçek kişi adına açıldığı anlaşılmıştır. 6102 sayılı TTK m. 82/7 hükmüne göre, bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu defterler ve belgeler; yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle ve kanuni saklama süresi içinde zıyaa uğrarsa tacir zıyaı öğrendiği tarihten itibaren onbeş gün içinde ticari işletmesinin bulunduğu yer yetkili mahkemesinden kendisine bir belge verilmesini isteyebilir. Bu dava hasımsız açılır. Söz konusu hükümde "yangın, su baskını, veya yer sarsıntısı gibi bir afet sebebiyle" defter ve belgelerin ziyaa uğramasından söz edildiği dikkate alınarak, sınırlayıcı bir düzenleme yapılmadığı kabul edilmelidir. Bu nedenle hükümdeki "gibi" sözcüğünden de anlaşılacağı üzere, tacirin elinde olmayan benzer olaylar da maddenin kapsamında düşünülmüştür. Bu nedenle tacirin, söz konusu hükümdeki defter ve belgelerin korunması amacıyla gereken dikkat ve ihtimamı göstermiş bulunması, diğer taraftan da ziyaa uğramanın onun iradesi dışında, elinde olmayan bir nedenle meydana gelmiş olması zorunludur (Yargıtay HGK'nın 25/09/1985, E. 1984/11-12, K. 1985/728 tarih ve sayılı kararı). Bundan ayrı olarak, ticari defter ve belgelerin kaybedilmiş olduğu iddiasının, samimi ve inandırıcı bulunması da lâzımdır (Arkan, Sabih: Ticarî İşletme Hukuku, 24. Basıdan Tıpkı Basım, Ankara 2018, s. 382). TTK'nın 82.maddesinde her tacirin saklamakla yükümlü olduğu belgeler sayılmıştır ve 82/1-d fıkrasında aynı kanunun 64.maddesine atıf yapmıştır ve davacı vekilinin zayi olduğu gerekçesiyle belirttiği belgenin anılan maddede sayılan ve tacirin saklamakla yükümlü olduğu belgelerden olduğu anlaşılmıştır. Öte yandan uygulamada davacı sıfatı, aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde kullanılmaktadır. Sıfat, davada taraflardan birinin davaya konu subjektif dava hakkının bulunup bulunmadığı ile ilgili bir husustur. Tarafların sıfatının yargılama sonuna kadar devam etmesi zorunludur. Bu husus mahkemece re’sen göz önünde bulundurulmalıdır. Bir davada, taraflardan birinin, davacı ya da davalı sıfatının (aktif ya da pasif husumet ehliyetinin) olmadığı belirlenirse, artık bu davanın esasının çözümüne girilmeden, davanın husumet yokluğundan reddi gerekir. Bir kişinin belli bir davada davacı ya da davalı sıfatını haiz olup olmadığı şeklinde nitelendirilen husumetin ileri sürülme zamanı yasa ile kabul edilen bir ilk itiraz olmadığı gibi, davalı tarafından ileri sürülmesi gerekli bir def’î de değildir. Davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece vakıf olunduğu takdirde re’sen nazara alınması gerekli hukukî bir durumdur (Kuru, Baki: Medeni Usul Hukuku El Kitabı, C. I, Ankara 2020, s. 331 vd.; Yargıtay HGK, 24/06/2021, E. 2017/1-1270, K. 2021/846 , §§16-17). Somut olayda zayi belgesi talebine konu defterler dava dışı ... Şirketi'ne ait olup, davacı gerçek kişi kendi adına dava açmıştır. Bu durumda davacı bu davada aktif dava ehliyetine haiz değildir. (Yargıtay 11.Hukuk Dairesi' nin 02/05/2017 tarih 2015/15331 esas 2017/2581 karar sayılı ilamı) Davacının, defterlerin yurt dışında hava limanında kaybolduğu gerekçesiyle zayi belgesi verilmesini talep etmiş ise de, ticaret sicil gazetesine göre davacının talebe konu şirketin ortağı olduğu, yetkili müdür olmadığı, davacı eldeki davayı şirket adına değil kendi adına açmış olup bu hali ile eldeki davada aktif husumeti bulunmadığından mahkemece davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2024/482E.-2024/1722K. Sayılı İlamı ) HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davanın REDDİNE, Yeteri kadar harç alındığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, Yatırılan ve bakiye kalan gider avansının kararın kesinleşmesi sonrası davacıya iadesine, Mahkememizin bu kararına karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde, Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle İstanbul BAM ilgili Hukuk Dairesince incelenmek üzere istinaf yoluna başvuru hakkı bulunduğuna dair verilen karar, hazır olan davacı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 29/04/2025
Katip ... E-imzalıdı
Hakim ... E-imzalıdır