İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/1095 E. 2026/212 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1095
- Karar No
- 2026/212
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/1095 Esas KARAR NO : 2026/212
DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 17/09/2025 KARAR TARİHİ : 25/02/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Kırgızistan'da saygın bir bir iş insanı olduğunu, devlet kurumlarından ve özel şirketlerden almış olduğunu, inşaat ve tadilat işlerinin büyük bir saygınlık ve itibar kazandığını, müvekkilinin davalı şirketin %25 hissesi ile kurucu ortak olduğunu, müvekkili ile Türkiye'deki davalı şirket arasında sözleşme imzalandığını, imzalanan sözleşmeler sonrasında çalışmaların başladığını, müvekkilinin almış olduğu ürünlerin parasını peşin olarak gönderdiğini, verdiği sözü tutmak ve üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmek için büyük çabalar gösterdiğini, belli bir süreden sonra Türkiye'deki ortaklarının müvekkiline gerekli yardımları yapmamaya başladığını, gönderilen personellerin yetersiz ve sayıca eksik olmasının, ürünlerin belirtilen ürünlerden ayrı olması, işlerin zamanında sonuçlandırılamaması gibi sorunların ortaya çıktığını, müvekkilinin davalı şirket yetkililerinin bu tutumlarından şüphelenerek Üsküdar ..... Noterliği'nin 02/07/2025 tarih ve ...... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile şirkete bildirildiğini, davalı şirket vekili tarafından Beyoğlu .....Noterliği'nin 09/07/2025 tarih ve ..... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile cevap verildiği, cevabi yazıda belirtilen genel kurul toplantı tutanağını müvekkilinin imzalamadığını, tutanakta bulunan imzanın da müvekkiline ait olmadığını, bilirkişi incelemesi ile bu durumun ortaya çıkacağını, müvekkilinin davalı şirket nezdinde yapılan usulsüzlükleri ve kendisi olmadan genel kurul toplantıları yapıldığını işbu ihtarname cevabı ile öğrendiğini, daha öncesinde bu durumlardan habersiz olduğunu, 03/03/2021 tarihinde müvekkilinin haberinin olmadığı bir genel kurul kararıyla ortaklardan dava dışı .... isimli ortağın hissesini ..... ve ....... isimli diğer iki ortağa devrederek ortaklıktan ayrıldığını, müvekkilinin ortaklıktan ayrılma payını kendisi de alabilecek iken bu işlemlerin müvekkiline teklif dahil edilmediğini, kötü niyetli diğer ortaklar tarafından alındığını, gelinen aşamada şirketin ortaklık yapısında müvekkilinin payının %25 oranında kalırken diğer iki ortağın ortaklık paylarının %37,5 oranına yükseldiğini, müvekkilinin Türkiye'de bulunduğu dönemde davalı şirketin yönetim kurulu üyeleri olan ..... ve ......n tarafından boş kağıt imzalatıldığını, ayrıca kendisinden vekalet de alındığını, müvekkilinin kar payı ödemesi de alamadığını, tüm bu sebeplerle davalı şirketin 03.03.2021, 15.02.2025, 04.03.2024 ve 04.08.2025 tarihlerinde yapılan genel kurullar uyarınca alınmış olan genel kurul kararlarının kanuna, esas sözleşmeye aykırı olduğunu bu sebeple yokluklarının tespitini, mahkeme aksi kanaatte ise anılan tarihlerde yapılan genel kurul toplantılarının iptalini, müvekkilinin bu hukuka aykırı olduğu iddia edilen işlemler dolayısıyla uğramış olduğu zararların davalı şirket tarafından tazminini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara tahmilini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı pay sahibinin ileri sürdüğü tüm iddiaların gerçek dışı olduğunu, ilk olarak 2021 yılında yapılan hisse devri ile dava dışı ......'ün sahip olduğu hisselerini dava dışı ...... ve .....'e devrettiğini ve ortaklıktan ayrıldığını, bu hususta alınan yönetim kurulu kararında davacının da yönetim kurulu üyesi olarak imzasının bulunduğunu, huzurdaki davada davalı şirketin bir anonim şirket olduğunu, anonim ortaklıklarda payın serbestçe devri ilkesinin geçerli olduğunu, müvekkili şirketin 2018, 2019 ve 2020 yıllarına ilişkin olağan genel kurul toplantısının 03.03.2021 tarihinde çağrısız bir şekilde yapıldığını, anılan bu genel kurul toplantısına davacıya vekaleten dava dışı ......'ın katıldığını, tüm kararların oy birliği ile alındığını, davacının Almaatı Başkonsolosluğu'na giderek düzenleme şeklinde vekaletname çıkartarak müvekkili şirketin 03.03.2021 tarihli ve ileri tarihlerde yapılacak olan diğer genel kurul toplantılarında kendisini temsil etmek üzere dava dışı ......'a vekalet verildiğini ve dava dışı şahsın davacı pay sahibini temsilen katıldığını ve oy kullandığını, müvekkili şirketin 2021 ve 2022 yıllarına ilişkin olağan genel kurul toplantısının ise 04.03.2024 tarihinde çağrısız bir şekilde yapıldığını, bu genel kurul toplantısına davacının bizzat katıldığını ve tüm kararların yine oy birliği ile alındığını, müvekkili şirketin yönetim kurulunun almış olduğu 01.07.2025 tarihli karara istinaden 18.07.2025 tarihli ticaret sicil gazetesinde çağrının yapıldığını, çağrı metni ve tüm pay sahiplerinin bilinen adreslerine iadeli ve taahhütlü bir şekilde tebliğin yapıldığını, bu işlemler yerine getirildikten sonra 04.08.2025 tarihinde olağan genel kurul toplantısının bakanlık temsilcisi gözetiminde yapıldığını, davacının 04.08.2025 tarihli genel kurul toplantısına davet edilmiş olmasına rağmen katılmadığını, davacının dava dilekçesinde müvekkilinin hukuka aykırı işlemler dolayısıyla uğramış olduğu zararların tazminine karar verilmesi gerektiğini talep ettiğini, ancak bu talebin farklı davanın konusunu oluşturacağı, bu yönüyle usuli yönden itirazda bulunduklarını, mahkeme aksi kanaatte ise davanın zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu, dava şartı olan arabuluculuk müessesi yerine getirilmediğinden ve son tutanak dosyaya sunulmadığından usulden reddini, usulüne uygun şekilde yapılan 2018,2019,2020,2021,2022,2023 ve 2024 yıllarına ilişkin genel kurul toplantılarında alınan kararların hukuka uygun olduğunu bu sebeple davanın esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmilini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, tazminat istemine ilişkindir. Mahkememizin ..... Esas sayılı dosyasının 26/11/2025 tarihli duruşmasında verilen 1 numaralı ara karar ile zarar tazmini istemine ilişkin olarak davanın tefriki ile farklı esasa kaydının yapılmasına kararı verildiği, tefrik işlemi sonrası işbu esasa kaydının yapıldığı anlaşılmıştır. TTK’nın 5/A maddesi “Bu kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuğa başvurulmuş olması dava şartıdır.” hükümlerini içermektedir. 05.04.2023 tarih 32154 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Orman Kanunu ve bazı kanun- larda değişiklik yapılmasına dair 7442 sayılı Kanunun 31.maddesi ile 6102 sayılı kanunun 5/A maddesinin 1.fıkrasında yer alan "paranın ödenmesi, alacak ve tazminat talepleri hakkında " ibaresi "para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında " şeklinde değiştirilmiş, aynı yasanın geçici 1. maddesinde "bu maddeyi ihdas eden kanunla 6102 sayılı kanunun 5/A maddesinin 1. fıkrası ve 7036 sayılı kanunun 3. Maddesinin 1. fıkrasına eklenen menfi tespit ve istirdat davaları hakkındaki hüküm 01.09.2023 tarihinde ve sonrasında açılacak davalar hakkında uygulanır" denilmiştir. Eldeki davanın açıldığı tarih olan (tefrik öncesi) 17/09/2025 itibariyle tazminat davalarının zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu açıktır. Yapılan açıklamalar ve belirtilen yasal düzenlemeler çerçevesinde, eldeki davada, TTK'nın 5/A ve 6325 sayılı Kanunun 18/A-2 maddesi gereğince, dava tarihi itibariyle, arabuluculuk faaliyeti sonucu anlaşmaya varılamadığına dair tutanağın sunulması dava şartıdır. Yani davanın açıldığı tarih itibariyle, arabuluculuk süreci tamamlanmış olmalı ve bu süreci gösteren "anlaşamama tutanağı" dava dilekçesine eklenmiş olmalıdır. Sadece arabuluculuk başvurusunda bulunmuş olmak, dava şartını yerine getirmez. Ayrıca, 6325 sayılı Kanunun 18/A maddesinin, dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğine dair emredici hükmü uyarınca, davanın açılmasından sonra arabuluculuk dava şartının tamamlanmasını mümkün kılan bir yasal düzenleme de mevcut olmadığından, söz konusu dava şartı tamamlanabilir bir dava şartı değildir. HMK'nin 115/1 maddesi hükmünde dava şartlarının mevcut olup olmadığı hususunun yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden araştırılması gerektiği belirtilmiş, anılan yasanın 114. maddesinin 1. fıkrasında dava şartları sayılmış, aynı yasa maddesinin 2. fıkrasında ise diğer yasalarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı olduğu belirtilmiş, HMK'nın 115/2 maddesinde, mahkemenin dava şartı noksanlığını tespit etmesi halinde, davanın usulden reddine karar verileceği hüküm altına alınmıştır. Tüm bu açıklamalar çerçevesinde, somut olayda, davanın zorunluğu arabulucuğa tabi olduğu, yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler çerçevesinde, dava tarihi itibariyle arabuluculuk faaliyetinin sonuçlanarak, anlaşmaya varılamadığına dair son tutanağın düzenlenmiş olmasının dava şartı olduğu, ancak davacı tarafın 25/02/2026 tarihli duruşmada "...dosyadaki tazminat talebimiz yönünden davadan önce arabuluculuk yoluna başvurulmamıştır" beyanı ile araculuculuğa başvurulmadığının beyan edilmesi de gözetilerek davanın 6102 Sayılı TTK'nun 5/A maddesi, 6325 Sayılı Kanunun 18/A-2 maddesi ve 6100 Sayılı HMK'nın 115/1-2 maddeleri gereğince arabuluculuk dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın dava şartları yokluğu nedeniyle REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükteki bulunan AÜTT uyarınca 1.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Kullanılmayan gider avansının 6100 Sayılı HMK 333. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra yatırana iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 25/02/2026
Başkan ..... e-imzalıdır Üye..... e-imzalıdır Üye ..... e-imzalıdır Katip .... e-imzalıdır