İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/709 E. 2026/47 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/709
- Karar No
- 2026/47
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/709 Esas KARAR NO : 2026/47
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 13/08/2024 KARAR TARİHİ : 15/01/2026 YAZIM TARİHİ : 29/01/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacı/alacaklı müvekkili .... Otomasyon’un, 2001 yılında proses otomasyonu konusunda hizmet vermek üzere konusunda uzman kadrosu ile kurulmuş, 2003 yılında ..... (ABD) firmasının Türkiye'deki tek resmi distribütörü olarak ........ alanında proje, satış ve teknik destek hizmetleri vermeye başlamış olduğunu, 2016 yılı itibariyle şirket içinde yeniden yapılandırmaya gidilerek ........ alanındaki çalışmalar, ........ Turkey bünyesi altında sürdürülmeye devam etmekte olduğu, Davalı ...... BİLİŞİM A.Ş.’nin 15.02.2024 tarihinde müvekkilinden aynı gün ödemek üzere "......" satın almış, Faturada da görüldüğü üzere mal bedeli vergilerle birlikte toplam 1.680,00-USD değerinde olduğu, Müvekkilinin, davalının satın aldığı programın teslimini hemen gerçekleştirmiş, ancak borçlu aynı gün ödemesi gereken faturayı ödememiş olduğunu, Yine aynı şekilde, 01.03.2024 tarihinde aynı ürün "......" satın almış, E-Fatura da görüldüğü üzere hizmet bedeli ve vergilerle birlikte toplamda 1.680,01-USD tutarında olduğu, Müvekkilinin davalıya satışa konu programın teslimini de gerçekleştirmiş ancak davalı muaccel olan borcun ödemesini gerçekleştirmemiş olduğunu, özetle, iki ayrı ...... programı ile ilgili 15.02.2024 ve 31.03.2024 tarihli iki ayrı ödeme vadesinde gerçekleşmemiş, buna rağmen borcunu ödemeyen şirketin ticaret hayatı akışında olabilecek aksilikler düşünülerek taraflarınca iyi niyetli şekilde davranılmış olup, bir müddet herhangi bir takip açılmadan davalının borcu olan toplam 3.360,01USD tutarı ödemesi beklenmiş, fakat davalı taraf ile yapılan görüşmeler sonucu müvekkili şirketi oyaladıkları, ödemeyi gerçekleştirmeyecekleri anlaşılmış ve bunun üzerine, 25.04.2024 tarihli ihtarname düzenlenerek davalıya 29.04.2024 tarihinde tebliğ edilmiş, fakat, davalı/borçlu bu ihtara hiçbir cevap vermediği gibi, e-mail mesajlarıyla borçlu olduğunu ve fakat borçlarını ödemeyeceklerini ve hatta takip yapılırsa itiraz edeceklerini açıkça ifade ettiğinden ilamsız takiplerde ödeme emri borçluya gönderilmiş olduğu, Davalının, Bakırköy ..... İcra Dairesi ...... E. Sayılı dosyasından yapılan takibe kötü niyetli bir şekilde itiraz etmiş olduğu, bunun üzerine, işbu itirazın iptali davasını ikame etmeleri zarureti olduğunu, satıcı şirket ..... OTOMASYON A.Ş. satışını gerçekleştirdiği otomasyon sistemleri sanal şekilde kurulan ve kullanılan programlar olduğundan dolayı fiziki bir teslimi olmamakla birlikte sadece alıcının bildiği, kullanabildiği bir kodun verilmesi ile ürünün teslimini gerçekleştirmekte olduklarını, İşbu davaya konu taraflar arasındaki ticari olayda da, davacı ve satışı gerçekleştiren şirket davalı şirketle yaptığı anlaşma üzerine programın ve aktivasyon şifreleri verilmiş olduğu, dolayısıyla, taraflar arasındaki alım-satım sözleşmesinden doğan mükellefiyeti müvekkili eksiksiz ifa etmiş ve fakat karşı taraf ödeme tarihinde herhangi bir ödeme yapmamış ve 15.02.2024 ve 31.03.2024 tarihinden bu yana temerrüd halinde olduğunu, davalı şirketin, kendisine borç yükleyen iki faturaya da itiraz etmemiş olduğunu, davalı ile müvekkili şirket arasında mailler mevcut olduğunu, işbu maillerde davalı borcunu ikrar, temerrüde düştüğünü kabul etmiş olduğunu, davalının maillerde 2 faturaya karşı ödeme yapmadığını ikrar etmiş, taraflarınca ödeme hatırlatması için atılan maile karşı 02.04.2024 Tarihinde "Tarafınıza geciken ödeme için kusura bakmayın, bayramdan sonra her 2 fatura için de ödeme olacak şekilde planımızı yaptık." diyerek dönüş yapmış olduklarını, yani, borçlunun ikrarı kesin şekilde ortada olduğu, ancak, o tarihten günümüze kadar defalarca yazılı ve sözlü ikaz ve hatırlatmalara rağmen herhangi bir ödeme yapılmamış olduğu, karşı tarafın, borçlu olduğu ve herhangi bir ödeme yapmadığı açıkça ortada olduğu, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, yukarıda arz ve izah edilen ve sayın mahkemece re'sen nazara alınacak hususlar doğrultusunda; davalarının kabulüne, itirazın iptaline ve takibin devamına, asıl alacağın % 20’ sinden aşağı olmamak üzere, açıkça kötü niyetli davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacı firma tarafından temin edilen lisans vad edilen özellikleri sağlamadığından ücrete hak kazanamamakta olduklarını, müvekkili şirketin uzun yıllardır bilgi teknolojileri alanında bilgisayar programlama faaliyetleri, (sistem, veri tabanı, network, web sayfası vb. yazılımları ile müşteriye özel yazılımların kodlanması vb.) konularında hizmet vermekte olduklarını, müvekkili şirketin, sunduğu hizmetlerin yanı sıra bilgi işlem teknolojileri alanına giren konularda da projeler üretmekte ve çeşitli firmalarla işbu projeleri hayata geçirmekte olduklarını, davacı şirketin dava dilekçesinin ekinde sunmuş olduğu maillerde görüleceği üzere müvekkili şirketin ..... A.Ş. ile hazırlamış olduğu projede kullanılmak üzere ..... lisansı satın alınmak istenmiş ve davacı firma ile görüşmeler yapılmış, yapılan görüşmeler sonucu 15/02/2024 tarihinde müvekkili şirket tarafından söz konusu lisans 1.680,00 USD (51.663,53 TL) bedel ile satın alınmış olduğu, davacı firma ile yapılan görüşmelerde faturanın 30 gün vadeli ödeneceği kararlaştırılmış olup davacı şirket çalışanı ..... 'in 20/02/2024 tarihli 16:21'de gönderdiği mail'de görüleceği üzere faturanın 30 gün vadeli ödeneceği bilgisi finans bölümüne de iletilmiş olduğu, müvekkili şirket tarafından söz konusu programın ..... A.Ş. İle bulaşık makinesi fabrikasında gerçekleştirilen projede kullanılmak üzere satın alınan programda davacı firma tarafından vadedilen özelliklerin sağlanmaması nedeniyle projenin uzamasına neden olmuş olduğunu, satın alınan lisansta omron .... bağlantısı desteklendiği söylenmesine karşı proje yapım aşamasında sürekli kopmalar meydana gelmiş, proje süresi uzamış olduğu, proje süresinin uzamasıyla birlikte müvekkili şirket, ek maliyet ödemek zorunda kalmış, proje için ayrılan bütçenin üzerinde harcama yaparak maddi zarara uğramış olduğunu, davacı şirkete ürünün vadedilen özellikleri sağlamadığı, ...... bağlantısında kopmalar meydana geldiği bildirimi yapılmasına rağmen ürünle ilgili destek olunmadığı gibi ödeme talep edilerek müvekkili şirketin zor durumda kalmasına sebep olduklarını, Ürün ayıplı olduğundan müvekkili şirketin, ...... A.Ş.'ye projeyi zamanında teslim edememiş, ürünün ayıplı olduğu bilirkişi marifetiyle tespit edilebileceğini, tüm maddi zararların yanı sıra projenin süresinde bitmemesi nedeniyle müvekkili şirketin, yıllardır ticari faaliyetlerini sürdürdüğü ....... A.Ş.'ye karşı ticari itibarı zedelenmiş, müşteri memnuniyeti olumsuz etkilenmiş olduğunu, müvekkiline vadedilen hizmetleri sağlamayan ve müvekkilinin maddi zararına sebep olan davacı şirketin vade süresini beklemeden icra takibi açarak maddi menfaat elden etmeye çalışmasının hukuka aykırı olduğu, tüm bu nedenlerle, her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla; haksız ve mesnetsiz açılan huzurdaki davanın itirazları doğrultusunda reddine karar verilmesini talep etmiştir.
ARAŞTIRMA; 1-Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünün ..... esas sayılı dosyası 2-Esenler Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 19/08/2024 Tarih, ....... Sayılı yazısı ile; davalı şirketin BA-BS formları getirtilmiştir. 3-Üsküdar Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 27/08/2024 Tarih, ..... Sayılı yazısı ile; davacı şirketin karşılaştırmalı alış satış analizleri getirtilmiştir. 4-Esenler Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 02/12/2024 Tarih, ...... Sayılı yazısı ile; davalı şirketin BA-BS formları getirtilmiştir. 5-Üsküdar Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 11/12/2024 Tarih, ...... Sayılı yazısı ile; davacı şirketin BA-BS formları getirtilmiştir. 6-Tanık dinlenilmiştir. 13/03/2025 Tarihli Duruşmada Dinlenen Davacı Tanığı ..... beyanlarında; Ben davacı ...... Otomasyon A.Ş. yöneticilerinden biriyim, davalı ..... şirketi uzun zamandır bizden lisans alan bir şirkettir, söz konusu şirkete biz uygulama satmaktayız, son iki hizmet satışımıza ilişkin olarak biz davalı şirketten ödeme alamadık, kendileri ile görüşme gerçekleştirdik, en son ihtarname çektik ancak yine de ödeme yapmadılar, davalı şirket bize almış oldukları ürün ve hizmetle ilgili bugüne kadar olumsuz bir geri dönüşte bulunmadılar, ürünlerin hatalı veya ayıplı olduğuna ilişkin bize bir bildirimde bulunmadılar, herhangi bir fatura iadesi yapmadılar, biz ihtar çektiğimizde de bu ihtara ürünlerin hatalı veya ayıplı olduğuna dair bir cevap vermediler, ödeme güçlüğü çektiklerini söyleyerek isterseniz dava açın dediler, bizim ürünlerimizde herhangi bir hata veya ayıp yoktur, tamamen davalı şirket kendi ekonomik sıkıntıları nedeniyle bize ödeme yapmamıştır, şirket kayıtlarında incelendiği takdirde alacaklı olduğumuz ortaya çıkacaktır, dedi 7-SMMM Bilirkişisinden rapor aldırılmıştır. 19/11/2025 Tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle; 1-) Davacının 2024 yılına ait Ticari defterlerinin, 6102 sayılı TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu, Ticari defterlerinin HMK 222 mad. gereğince davacı lehine delil niteliğinin Sayın Mahkemenizin takdirinde olduğu, 2-) Davalı yana ait ticari defterlerin inceleme için sunulmamış olduğu, 3-) Davacı yanın incelenen ticari defterlerinde, icra takip tarihi olan 21/05/2024 tarihi itibariyle, davacının davalıdan 3.360,01 USD (118.350,64 TL) Alacaklı oldukları, 4-) Davacı tarafından davalı yana 2024 yılında toplam tutarı KDV Dahil 3.360,01 USD (104.106,55 TL) olan 2 Adet E- Fatura düzenlenmiş olduğu, tarafların bağlı oldukları Vergi Daire Müdürlükleri tarafından Sayın Mahkemeye gönderilmiş cevap yazı ekleri olan BA BS Bildirimlerine göre, tarafların BA BS Bildirimleri arasında fark olmadığı, BA BS Bildirimlerinde, Davalı tarafından davacı yana düzenlenmiş satış veya İade faturası bildirimi görülmemiş olduğu, Davalı yan tarafından Davacı yana yapılmış bir ödeme olmadığı, davacının alacağının işbu 2 fatura bedelinin davalı yan tarafından ödenmemiş olmasından kaynaklanmış olduğu, 5-) Davacı alacağını oluşturan E-Faturaların USD Bazlı düzenlenmiş olduğu, E-Faturalar üzerinde “Fatura döviz olarak düzenlenmiştir. Ödeme, ödeme tarihindeki kur üzerinden TL olarak yapılabilir. Ödeme, fatura kesilen tarihteki TL tutarı üzerinden yapılır ise, kur farkı faturası düzenlenir.” Açıklaması olduğu, 6-) Davacının dava konusu alacağını oluşturan ürünlere ait siparişlerin davalı yan tarafından verilmiş olduğu, tarafların 30 gün vade ile anlaşmış oldukları, davacı yan tarafından davalı yana 21.03.2024 tarihinde gönderilmiş mailde vade tarihi 31.03.2024 tarihinde dolan 2 adet faturanız bulunmaktadır.” Olarak mail gönderilmiş olduğu, Davalı yan tarafından davacı yana 02.04.2024 tarihinde gönderilen mailde “tarafınıza geciken ödeme nedeniyle kusura bakmayın lütfen, bayramdan sonra her 2 fatura için de ödeme olarak planlamamızı yaptık.” Açıklaması ile mail göndermiş oldukları, davalı yan tarafından davacı yana 17.04.2024 tarihinde gönderilen mailde “bu hafta planlama yapıp size Cuma gününe kadar dönüş yapmış olacağım.” Açıklamalı mail gönderilmiş olduğu görülmekte olduğu, ancak gerek ticari defterlerde gerek dosya içeriğinde davalı tarafından 2024 yılında davacı yana yapılmış bir ödemeye rastlanmamış olduğu, Takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu, 7-) Davacı yan tarafından Davalı yana 25.04.2024 tarihinde 3.360,01 USD Alacağın ödenmesi için PTT İle ihtarname gönderilmiş olduğu, davacı yan tarafından PTT ile yapılan gönderiye ait gönderi hareketlerinin dava dilekçesinde eklenmiş olduğu ve davalı yana ihtarnamenin teslim edildiği görülmekte olduğu, bu belgede davalı yana 29.04.2024 tarihinde gönderinin teslim edilmiş olduğu anlaşılmakta olduğu, 8-) Davacı yan lehine karar alınması durumunda, Davacı yan’ın, icra takip tarihi olan 21.05.2024 tarihinden itibaren asıl alacağına işleyecek 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi gereğince Devlet Bankalarının yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek USD faizi talep edebileceğine ilişkin Takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu, Sonuç ve kanaatine varılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, faturaya dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemlerine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacının icra takibindeki tutar kadar davalıdan alacaklı olup olmadığı, davalının icra takibine itirazının haksız olup olmadığı, haksızsa icra inkar tazminatı koşullarının bulunup bulunmadığı, 01/03/2024 tarihli faturaya konu ürünün kullanım amacı bakımından kendisinden beklenen faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan nitelikte ya da bildirilen niteliklerin bulunmaması şeklinde bir ayıbı olup olmadığı, varsa ayıbın niteliği ve türü noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır. Bakırköy ...... İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı icra takip dosyası UYAP aracılığıyla dosya arasına alınmıştır. İncelendiğinde, davacı tarafından, davalı aleyhine başlatılan ilamsız icra takibi olduğu, takip çıkışının 3.360,01-USD asıl alacak olduğu, davalı (borçlunun) 07/07/2024 tarihinde borca itiraz dilekçesi verdiği ve takibin durduğu, takip dayanağının 15/02/2024 ve 01/03/2024 tarihli faturalar olarak belirtildiği anlaşılmıştır. 2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir.
İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı).
Somut olayda, davacı taraf davalı ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında iki adet fatura borcunun ödenmediğini iddia etmekte, davalı ise, ürünlerin ayıplı olduğunu ileri sürmektedir.
Bu kapsamda, davacı tarafın sözleşme ve ticari ilişki kapsamında faturaya konu ürünlerin/hizmetin davalı yana eksiksiz ve ayıpsız ifa edildiğini ispat külfeti bulunmaktadır. Davalı ise, ürünlerin ayıplı olduğunu iddia ettiğine göre, bu hususta ileri sürülen vakıadan lehine hak çıkaran davalının, ürünlerin ayıplı olduğunu ispat etmesi gerekmektedir. Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir. Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı). Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.). Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2).
Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302 Esas 2015/12272 Karar sayılı ilamı).
Mahkememizce tarafların ticari defteri incelenerek rapor düzenlenmesi için dosya SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi, yukarıda özetine yer verilen raporunu dosyaya sunmuştur. Mahkememizce alınan rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur. Mahkememizce davalı tarafa ticari defterlerini ibraz etmek üzere usulüne uygun bildirim yapılmasına rağmen davalı tarafın ticari defter ve belgelerini incelemeye esas olmak üzere mahkemeye ibraz etmediği görülmüştür. Somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın incelenen ticari defterlerinde alacak kalemlerinin bu defterlerde kaydedilmiş olması tek başına alacağın varlığına veya fatura içeriği mal ve hizmetlerin teslimi konusuna delil oluşturmamaktadır.
Ancak, Mahkememizce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 83. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3 gereğince, ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş ise de usulüne uygun ihtarata rağmen davalı tarafça ticari defterlerin ibraz edilmediği görülmektedir. Taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı tarafın ticari defterlerinin kayıtları usulüne uygun olduğundan davacı lehine delil vasfı taşıdığı, davacı tarafından dava ve takip konusu edilen fatura alacağının davacı tarafın ticari defterlerinde yer aldığı anlaşılmaktadır.
Ayrıca, bilirkişi raporunda da yer verildiği üzere, tarafların bağlı oldukları Vergi Daire Müdürlükleri tarafından Mahkemeye gönderilmiş olan BA BS Bildirimlerine göre, tarafların BA BS Bildirimlerinde fark olmadığı, davacı alacağını oluşturan KDV dahil toplam tutarı 3.360,01-USD olan E faturaların davacının BS, davalının BA bildiriminde kayıtlı olduğu, davalı tarafından davacıya düzenlenmiş satış veya iade faturası bildiriminin olmadığı tespit edilmiştir. Takibe ve davaya konu faturaların davalının bağlı olduğu vergi dairesi müdürlüğüne BA formları ile bildirilmiş olması, fatura içeriği malların veya hizmetin davalıya teslim edildiğinin ve davalının sözleşme kapsamında bu teslime bir itirazının bulunmadığının kabulü gerekmektedir. (Yargıtay 19. HD' nin 2015/12329 E., 2016/6138 K. ve 2014/11846-15110 E.K. sayılı kararları da bu yöndedir.) Davalı her ne kadar, ürünlerin ayıplı olduğunu iddia etmiş ise de, ayıp iddiası hususunda hiç bir delil sunmamış, bu iddiasını ispat edememiştir. Buna göre, davacı ile davalı arasındaki ticari ilişkinin varlığı, davacı tarafın davalı ile aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklı edimlerini yerine getirdiği, davalıya yansıtılan ve takibe konu 3.360,01-USD fatura bedelinin usulüne uygun olduğu hususlarının; davacı tarafın ticari defterler kayıtları, davalı tarafın defterlerini ibrazdan kaçınması ve vergi dairesi kayıtları ile davacı tarafından ispat edildiğinin kabulü gerekmiştir.
Davalı tarafın takibe konu alacağı ödediğini, yazılı belge ile ispat edemediği anlaşıldığından, davanın kabulü ile takibe yapılan itirazın iptaline karar vermek gerekmiştir. Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Buna göre davalı borçlu tarafından ticari defter ve vergi müdürlüğü kayıtları ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM;Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜNE, -Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünün ...... esas sayılı takip dosyasında davalının yaptığı itirazın iptali ile, takibin 3.360,01 USD asıl alacak ve bu alacağa takip tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince faiz yürütülmek suretiyle DEVAMINA, -Kabul edilen asıl alacağın takip tarihindeki TCMB efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığının %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine ÖDENMESİNE,
2-Alınması gereken 7.710,80-TL karar harcından daha önce Mahkememiz dosyasına yatırılan 1.924,54-TL peşin harcın indirilmesi ile eksik kalan 5.786,26-TL eksik harcın davalıdan alınması ile Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 1.924,54-TL peşin harç ve 427,60-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 2.352,14-TL harcın davalıdan alınması ile davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 5.285,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınması ile davacıya verilmesine, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Arabuluculuk ücreti 3.600,00-TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen tutar üzerinden hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınması ile davacıya verilmesine, 8-Kullanılmayan avansın kararın kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa geri verilmesine, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 vd. maddeleri gereğince (5235 sayılı Kanunun 2. maddesi de dikkate alınarak) davacı vekili ve davalı vekilinin (e-duruşma) yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya başka bir mahkeme aracılığıyla gönderilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 15/01/2026 Katip ...... e-imzalıdır Hakim ..... e-imzalıdır