İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/601 E. 2025/1040 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/601
- Karar No
- 2025/1040
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/601 Esas KARAR NO : 2025/1040
DAVA : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28/06/2024 KARAR TARİHİ : 27/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/12/2025 Yukarıda isim ve adresleri yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın açık yargılaması ve dosyanın tetkiki sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: davacı vekili özetle; davacı ... aleyhine Bakırköy .... İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takibe karşı, tebligatın muhtara yapılmış olması ve davacının bundan haberdar olamaması nedeniyle itiraz edilemediğini, davaya konu icra takibinde dayanak belge olarak yalnızca adi bir hesap tablosu gösterildiğini, herhangi bir fatura, fiş, dekont sunulmadığını, zira müvekkil iddia olunan bedelin karşılığı olarak davalıdan hiçbir mal veya hizmet almadığını, HMK'nın İspat yükü başlıklı 190. Maddesine göre ispat yükünün kural olarak davalı(alacaklı)'ya ait olduğunu, ödeme emrine itiraz süresinin geçirilmesi, maddi hukuk bakımından davacının takip konusu alacağın varlığını ikrar ettiğine karine teşkil etmeyeceğini, Yargıtay da isabetli olarak ödeme emrine itiraz süresinin mazeretsiz geçirilmesinin derdest takip dışında bir etkisi olmayacağından takip konusu borcun hiç doğmadığının tespiti talebiyle açılan menfi tespit davasında ispat yükünün yine davalı alacaklıda olduğuna karar verdiğini, davalı alacaklı tarafından Bakırköy .... İcra Dairesi'nin ... sayılı icra takibinde takip dayanağı olarak sunulan cari hesap ekstresinde yer alan fatura ve belgelere istinaden davacıya herhangi bir mal veya ürün teslimi yapılmadığını, herhangi başkaca bir hizmet de sunulmadığını, Davalı tek taraflı olarak düzenlemiş olduğu faturalar neticesinde davacıdan alacaklı konumda gözüktüğünü, gerçekte davacıya teslim edilen herhangi bir mal ve ürün teslimi bulunmadığını, başkaca bir hizmet de sunulmadığından ötürü salt fatura düzenlenmiş olması sebebiyle davacının borçlu olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, şayet davalı tarafın fatura içeriklerinde belirtilen ürün ve hizmetlerin kendisi tarafından yerine getirildiğini iddia ediyorsa bu hususu ispat yükü de kendi üzerine düştüğünü, davacının sorumlu olmadığı bir takipten dolayı, muhtara yapılan tebligat sebebiyle itiraz süresini geçirmiş olmasından kaynaklı cebri icra tehdidi altında bulunduğunu, icra takibi neticesinde davacının banka hesaplarına, araçlarına haciz konulması ve faaliyetini sürdürdüğü iş yerindeki eşyaların muhafaza altına alınması halinde davacı ve ailesi telafisi imkansız zararlara uğrayacağını, bu nedenle takip bedelinin tarafımızca icra veznesine yatırılmasını müteakip uygun görülecek teminat karşılığında icra veznesine yatırılan paranın davalı alcaklıya ödenmemesi hususunda tedbir kararı verilmesini ve davacının davaya konu takipte sorumluluğunun bulunmadığı hususunun tespit edilmesini, davalının dava değerinin %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalıya yapılan usulüne uygun tebligata rağmen davalıı tarafından davaya cevap verilmemiştir. DELİLLER: Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası, ticaret sicil kayıtları, vergi dairesi kayıtları, mahkememizce aldırılan 25/08/2025 tarihli bilirkişi raporu, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosya üzerinden yapılan takibe ilişkin olduğu, başlatılan icra takibindeki alacak miktarına özgü olmak üzere borçlu olup olmadığının tespiti ile kötü niyet tazminatı talebi isteminden ibarettir. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Mahkememiz tarafından aldırılan mahkememizce alınan 25/08/2025 tarihli bilirkişi raporu bilimsel veri ve içeriğe sahip, denetime elverişli bulunması sebebiyle hükme esas alınmıştır. Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesi : Alacaklı ... tarafından borçlu ... aleyhine, 02/05/2024 tarihinde, muavin defteri dayanak gösterilerek, 2.050.723,69 TL Fatura Alacağı ve işlemiş faiz olarak, toplam alacak 2.717.925,24 TL bedelli Tutarındaki Toplam Alacağın İcra Gideri,Vek.Ücr. ve Takip Tarihinden İtibaren Asıl Alacağa İşleyecek (2.050.723,69 TL yıllık %44,25 Avans Faizi (3095 S.lı K. Uyarınca)) faiz ile tahsili talepli olarak takip başlatıldığı, takibin 15/05/2024 tarihinde kesinleştirildiği anlaşılmıştır. Borçlar Kanunu bakımından bir borcun doğduğu iddia ediliyorsa, alacaklı taraf bu iddiasını teslimat, fatura, irsaliye, sözleşme gibi belge ve delillerle ispatla yükümlüdür. İcra takibine dayanak olarak yalnızca cari hesap ekstresi sunulması ve bu ekstreye dayanak herhangi bir ticari belgenin dosyaya eklenmemiş olması, alacağın varlığı konusunda önemli bir ispat eksikliğine işaret etmektedir. Ancak buna karşılık, davacının ticari defterlerinde davalıya ait bir borcun kayıtlı olması, borcun ticari teamüller ve muhasebe ilkeleri çerçevesinde kabul edildiğini ve bu kaydın da mükellef tarafından tutulduğundan kendi aleyhine delil niteliği taşıdığını göstermektedir. Dolayısıyla, somut olayda her ne kadar icra takibinin belgesiz şekilde başlatılması, ilk bakışta borcun varlığına dair ispat yükünü yerine getirmeyen davalı aleyhine bir durum teşkil etse de; davacının kendi ticari defterlerinde yer alan borç kaydı, Borçlar Kanunu'nun 3. maddesi ve TTK’nın defter hükümleri doğrultusunda alacağın varlığına dair kuvvetli bir karine oluşturmaktadır. Bu durumda, borç ilişkisinin varlığının kabulü yönünde değerlendirme yapılması gerekecektir. Ancak davacının, söz konusu kaydın hataen veya fiili bir borç ilişkisi olmadan yapıldığını, örneğin sadece geçici kayıt, mahsup hatası veya mutabakat dışı işlemler neticesinde oluştuğunu ispat etme imkânı her zaman saklıdır. Mali inceleme sonucuna göre davacının defterlerinde yer alan satıcı borcu kaydı, her ne kadar tek başına mal/hizmet teslimini belgelendirmese de, defterlerin hukuka uygunluğu sebebiyle alacağın varlığı yönünde lehine bir karine oluşturmakta; aksi ispat edilmediği sürece borcun varlığı kabul edilmelidir. Bu nedenle, menfi tespit davasında davacı bu kayıtların gerçek bir borç ilişkisini yansıtmadığını ve gerçekte mal/hizmet teslimi yapılmadığını somut ve inandırıcı delillerle ortaya koymakla yükümlüdür. İİK. m. 72/I’de: “Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit dâvası açabilir.” hükmü ile, menfi tespit dâvasının konusu belirlenmiştir. Ancak, bu hükümde, menfi tespit dâvasının tanımına yer verilmemiştir. Bu hükümden hareketle, menfi tespit dâvasının konusunun, takip konusu yapılan veya böyle bir tehlikeyi bünyesinde barındıran alacağın, doğum şartlarından herhangi birinin eksikliği veya sona erme sebeplerinden birinin mevcudiyeti neticesinde yokluğunun tespiti olduğu söylenebilecektir. Bununla birlikte, borçlunun ileri sürdüğü dar anlamda bir def’i sonunda (zamanaşımı gibi) borcun ödenmek zorunda bulunmadığı da menfi tespit dâvasının konusu oluşturabilir. Menfi tespit davalarında ispat yükü bakımından Yargıtay, doktrindeki baskın görüşe uygun kararlar vermektedir. Yargıtay, Türk Medeni Kanunu m. 6’daki genel kuraldan hareketle; davacı-borçlunun iddiasının dayandığı nedenlerin niteliğine göre, ispat yükünün, davacı-borçluda veya davalı-alacaklıda olabileceğini kabul etmektedir (Doktrindeki diğer görüşler ve menfi tespit davaları bakımından ayrıntılı bilgi için bkz: Konyar, H., İcra Hukukunda Menfi Tespit Davası, İstanbul 2001, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi). İcra takibinde işlemiş faiz ve işleyecek faiz talebinde bulunulmuş ise de, davacının işbu davadaki (dava dilekçesindeki) talebi incelendiğinde, işlemiş faiz ve işleyecek faizin oranı yönünden açık bir menfi tespit talebinde bulunulmadığı anlaşılmaktadır. Taleple bağlılık kuralı nedeniyle takipte talep edilen işlemiş faiz miktarı ve işleyecek faizin oranı bakımından bir değerlendirme yapılmaması gerektiği düşünülmektedir. Sayın Başkanlığınızca aksi kanaate varılması hali için takipte talep edilen işlemiş faiz ve işleyecek faiz bakımından değerlendirmelerde de bulunulmuştur. İcra takibinde işlemiş faiz olarak kademeli bir şekilde 01.10.2022 tarihinden itibaren asıl alacak tutarına 3095 sayılı Kanun m.2/2 hükmüne göre ticari işlerde geçerli temerrüt faizi (avans faizi) oranları üzerinden faiz işletildiği toplam işlemiş faiz tutarının ise 667.201,55-TL olduğu görülmüştür. Sözleşmeden kaynaklanan muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer, meğer ki taraflar arasında borcun ifa edileceği gün birlikte tayin edilmemiş olsun (TBK.m.117). Dava konusu olayda alacağın muayyen bir günde ödeneceğinin kararlaştırılmış olduğu veya davacı borçlunun ihtar ile temerrüde düşürüldüğüne ilişkin bir bilgi, belge dosyada mevcut olmadığından, takip tarihinden öncesi için işlemiş faiz olarak talep edilen 667.201,55-TL için davacının davalıya borcunun bulunmadığı kabul edilebilir. İcra takibi ile borçlu temerrüdü gerçekleşeceğinden, tarafları tacir olan işbu uyuşmazlık bakımından, takip tarihinden sonrasında talep edilen yıllık %44,25 faiz oranı, 3095 sayılı Kanun m.2/2 kapsamında 02.05.2024 icra takip tarihinde geçerli olan avans faizi olduğundan, icra takibindeki oranın yerinde olduğu görülmüştür. Davacı tarafça yasal defter ve belgeler ibraz edilmiş olup; defter tasdiklerinin süresi içinde yapıldığı ve sahibi lehine delil olma özelliğine haiz olduğunun anlaşıldığı görülmüştür. Davalının (...) İcra Takibine Dayanak Olarak Sunduğu Belge incelendiğinde; davalı tarafından davacı aleyhine (...) adına toplam 2.050.723,69 TL tutarında asıl alacak ile faizler olmak üzere toplam alacak 2.717.925,24 TL için takip başlatıldığı, - Davalı, takibe dayanak olarak sunduğu cari ekstreye göre davacıdan 2.050.723,69 TL (A) durumdadır. - Takip talebinde başka belge (fatura aslı, teslimat, dekont) eklenmemiş olup; sadece bu ekstre ibraz edildiği, davacı taraf (...) Defterlerinde: - 2023 Yılı Yevmiye ve Kebir Defterleri ile Kapanış Fişinde: “...” satıcılar hesabında 2.083.794,30 TL borç kaydı olduğu görüldüğü tespit edilmiştir. Tarafların iddia ve savunmaları, celp edilen tüm deliller, mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamına binaen; Somut olayda; davalı tarafından davacıya karşı Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile, 02/05/2024 tarihinde, muavin defteri dayanak gösterilerek, 2.050.723,69 TL Fatura alacağı ve işlemiş faiz olarak, toplam alacak 2.717.925,24 TL bedelli tutarlı icra takibi başlatıldığı, mahkememizce görevlendirilen bilirkişi tarafından tarafların ticari defter ve kayıtları incelendiği, davacının da kendine delil olarak dayandığı ticari defterlerinde davalıya 2.083.794,30-TL borçlu olarak göründüğü, mali inceleme sonucuna göre davacının defterlerinde yer alan satıcı borcu kaydı, her ne kadar tek başına mal/hizmet teslimini belgelendirmese de, defterlerin hukuka uygunluğu sebebiyle alacağın varlığı yönünde lehine bir karine oluşturduğu, ispat yükünün bu nedenle davacı üzerinde olduğu, aksi ispat edilmediği sürece borcun varlığının kabulü gerektiği, davacının kendi ticari kayıtları ve defterlerine göre de davalıya borçlu olduğunun gözükmesi karşısında, davacı tarafından kendi defter kayıtlarının aksini ispatlar bir belge, delil, somut delil de bulunmadığından ispatlanmamış olması nedeniyle borcun varlığı kabulü gerektiği, İcra takibinde işlemiş faiz ve işleyecek faiz talebinde bulunulmuş ise de, davacının davadaki talebi incelendiğinde, işlemiş faiz ve işleyecek faizin oranı yönünden açık bir menfi tespit talebinde bulunulmadığı, taleple bağlılık kuralı nedeniyle takipte talep edilen işlemiş faiz miktarı ve işleyecek faizin oranı bakımından bir değerlendirme yapılmayarak, davanın reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL harcın, peşin alınan 46.415,37 TL harçtan mahsubu ile bakiye 45.799,97 TL harcın hükmün kesinleşmesine müteakip istem halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırılan avanstan kullanılmayan gider avansının (iş bu kararın tebliğ gideri avanstan karşılanmak ve bu gider mahsup edilmek kaydıyla) kararın kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine, 5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 395.330,28 TL avukatlık ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 6-Davalı tarafından dosyaya masraf depo edilmemesi ve yargılama gideri yapılmaması nedeniyle bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Dair karar, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde HMK'nun 342.maddesi gereğince dilekçe ile mahkememize veya başka bir yer mahkemesine İstinaf kanun yolu harcı, tebliğ giderleri dahil olmak üzere tüm giderler ödenerek istinaf yolu açık olmak üzere davacı ve davalı vekilerinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/11/2025
Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır