İlk Derece Mahkemesi · Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 2024/369 E. 2025/66 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Esas No
2024/369
Karar No
2025/66
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/369 Esas - 2025/66 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2024/369 KARAR NO : 2025/66

HAKİM : ...... KATİP : ...... DAVACI : ...... VEKİLİ : Av. ..... DAVALILAR : 1-...... 2-...... VEKİLİ : Av. ...... DAVA : FSEK Tazminat DAVA TARİHİ : 03/09/2024 KARAR TARİHİ : 28/02/2025 YAZILDIĞI TARİH : 04/03/2025 Mahkememizde görülmekte bulunan FSEK Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesiyle; Müvekkili şirketin mühendislik üzerine bilgisayar programları üreten ve lisans yoluyla bunların kullanımını üçüncü kişilere satan, alanında tanınmış bir şirket olduğunu; 1989 yılında ......’da kurulduğunu; mekansal verinin dijitalleşmesine öncülük eden ilk yerli yazılım firması olduğunu; Müvekkili şirkete ait ... isimli programın, sahibinin hususiyetini taşıyacak şekilde şekillenmiş ve FSEK’te bulunan eser türlerinden fikri bir çabanın ürünü olması nedeniyle ilim ve edebiyat eseri vasfında olduğu kabul olunduğunu; bilgisayar programı, sahibine eser üzerinde maddi ve manevi haklar sağlamakta olup ... isimli bilgisayar programının FSEK uyarınca tüm haklarına müvekkili şirketin sahip olduğunu; ... yazılım programı ...... tarafından 24.05.2012 tarihinde tescil edildiğini; yazılım sektörünün kendine has özellikleri nedeniyle ... isim hakkının marka tescilinin de ... nezdinde gerçekleştirildiğini; Müvekkili şirketin, tüm yasal hakları kendisinde bulunan bu programın kullanılması ve sair şekilde çoğaltılması, değiştirilmesi, işlenmesi, tersine mühendislik işlemine tabi tutulması, tamamının veya bir bölümünün başka bir şekilde kullanılması v.b. konularında yurt içinde veya yurt dışında hiçbir kişi ya da kuruluşa izin ya da yetki vermediğini; FSEK 38 uyarınca bilgisayar programlarını yükleme ve çalıştırma hakkı, ilgili programı 'yasal yollardan edinen' kişilere ait olduğunu; aksine bir kullanımın mevzuat uyarınca program sahibinin haklarını ihlal ettiğini; çoğaltma hakkı da eser sahibine ait olup, FSEK 22. madde gereğince programın hard disk, cd ve başka benzeri araçlara yüklenmesinin ve izin alınmamasının çoğaltma hakkının ihlali olarak kabul edildiğini; Deliller kısmında yer alan mahkeme dosyası ile müvekkiline ait ... programının lisanssız olarak kullanılıp kullanılmadığının tespiti için mahkemece keşif /delil tespiti gerçekleştirildiğini; tespit sonrası düzenlenen bilirkişi raporunda da açıkça görüldüğü üzere; davalıların faaliyette bulunduğu işyerindeki 2 adet bilgisayarda, ... programının çeşitli modülleriyle birlikte lisanssız (kaçak) şekilde ticari amaç ile kullanıldığının ve ilgili bilirkişi raporu ile birlikte davalı tarafından müvekkili şirketin yazılımlarının izinsiz olarak, korsan diye tabir edilen biçimde yüklenip kullanıldığının ve kullanılmakta olduğunun tespit edildiğini, Davalıların ... isimli yazılımı herhangi bir sözleşme ve izne tabi olmaksızın, şifre kırmak suretiyle kullandığını, işi ve faaliyet alanı gereği bu programdan haksız kazanç elde ettiğini; müvekkili şirketin mali haklarına tecavüz ettiğini; FSEK m. 68 (1) hükmüne göre, davalı aleyhine, davaya konu bilgisayar programının satımı konusunda sözleşme olması halinde belirlenecek bedelin 3 katı tutarında tazminat talep ettiklerini; müvekkili şirketin sahibi olduğu bilgisayar programları, mühendislik alanında çözümler üreten, bu alanda veri tabanlarının oluşmasını sağlayan alanında yegane yazılımlar bütünü olduğunu; bu programların, çok sayıda şirket tarafından kullanıldığı gibi,...... ve ilgili kamu kurumlarınca da kullanıldığını; ..., ..., ...’nın bunlardan birkaçı olduğunu; müvekkili şirketin uğradığı zararın büyüklüğünün ortaya çıkmasında ve müvekkil şirkete ait eserin sözleşme bedelinin belirlenmesinde bu hususların da göz önünde bulundurulmasını talep ettiklerini; davalı taraf ile ticari uyuşmazlıklarda dava şartı olan arabuluculuk görüşmesi de yapıldığını, ancak anlaşma sağlanamadığını beyanla davalıların müvekkiline ait eser olan ... isimli bilgisayar programını lisanssız kullanması nedeniyle, 5846 Sayılı Kanunun 68.md uyarınca fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000,00 TL telif tazminatının öncelikle programların yükleme tarihlerinin tespit edilmesi halinde yükleme tarihinden itibaren, mümkün olmaması halinde ise haksız eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek ticari (reeskont) faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesiyle, davanın her iki davalı yönünden ......Mahkemelerinin yetkili olması gerektiğini ifade ederek yetkisizlik itirazında bulunulmuştur; davalı ... yönünden ayrıca husumet itirazında bulunarak, davalı ...’in sadece ... LTD. ŞTİ. ortağı olması nedeniyle davada taraf olamayacağını; bu nedenle öncelikle müvekkil ... yönünden davanın husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili, ...... Limited Şirketi bakımından da yetkisizlik itirazında bulunarak, her iki davalı yönünden her ne kadar davacı dava dilekçesinde tespit ile yapılan bilirkişi raporunda "davalıların faaliyette bulunduğu işyerindeki 2 adet bilgisayarda, ... programının çeşitli modülleriyle birlikte lisanssız (kaçak) şekilde ticari amaç ile kullanıldığı tespit edilmiş" ibaresi kullanılmış ise de yapılan keşfin sadece şirket için yapıldığının raporda açıkça yazıldığını; rapor incelendiğinde bilgisayarların şirkete ait olduğu yönünde herhangi bir delilden bahsedilmediğini; 4-5 yıl önce yüklenmiş olduğunu; aktif kullanımda olmadığının belirlendiğini; bahse konu yüklemelerden müvekkili şirketin bilgisi dahi olmadığını; şirket çalışanları müvekkilinin izni ve onayı, bilgisi olmadan iş bu programı yüklediklerini; pasif halde bilgisayarlarında tuttuklarını; raporda ticari amaç için kullanıldığına yönelik bir tespit bulunmadığını; müvekkili tarafından iş bu programın ciddi kullanımının davacı tarafından ispatının gerektiğini; davacının ... olarak yılda yüzü aşkın dava açtığını; davacıya ait program şifrelerinin ya çok zayıf olduğunu ya da internet üzerinden kolayca indirilebildiği için ... programı indirenleri özel yazılım ile takip avukatlarına ihbar ile yakalatıp programı fahiş fiyatlarla almaya zorladığını; huzurdaki davanın bir hak arama davası olmayıp, pazarlama taktiği olduğunu, FSEK 38/II ve m.38/III'de düzenlenen şartlarının oluşmadığını, FSEK 38/II,III hükmünün sadece yükleme değil yapılan yüklemenin iş görür biçimde kullanılabilir olmasını da gerekli kıldığını; FSEK 38. maddenin arayüzün çalıştıramadığı programların bulunduğu olaylara uygulama alanı bulunmadığını, korsan saldırılardan korunabilecek bir ürünü korumayarak veya zayıf koruyarak, davacının haksız kullanımı teşvik ettiğini ve sonra da bu hatayı istismar edip kendisine haksız gelir yaratmaya çalıştığını; hakkın açıkça kötüye kullanılmasının söz konusu olduğunu; davanın reddinin gerektiğini; müvekkili şirkete ait işyerinde yapılan tespitte programların aktif olmadığının aşikar olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. YARGILAMA VE GEREKÇE: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davacıya ait bilgisayar programlarının davalı tarafından izinsiz ve lisansız kullanıldığı iddiası nedeniyle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000,00 TL telif tazminatının öncelikle programların yükleme tarihlerinin tespit edilmesi halinde yükleme tarihinden itibaren, mümkün olmaması halinde ise haksız eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek ticari (reeskont) faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir. Yargılama devam etmekte iken; Davacı vekili 26/02/2024 tarihli dilekçesiyle; Tarafların hem işbu hukuk davasına ilişkin hem de ceza soruşturmasına ilişkin olarak sulh olduklarını, tarafların karşılıklı olarak yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi bulunmadığını, sulh uyarınca arabuluculuk ücretinin davalılar tarafından karşılanacak olması nedeniyle davalı tarafa yükletilmesine talep etmiştir. Davalı vekili 28/02/2025 tarihli dilekçesiyle; Davacı ile hem huzurdaki davaya ilişkin olarak hem de ceza soruşturmasına ilişkin olarak her iki davalı yönünden sulh olduklarını, bu nedenle karşılıklı olarak yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığını, sulh uyarınca arabuluculuk ücretinin taraflarınca ödeneceğini beyan etmiştir. Açıklanan nedenlerle sulh protokolü kapsamında davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere: 1-Sulh nedeniyle davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 2-Harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 4-Taraflar lehine ücret vekalet ve yargılama gideri takdirine yer olmadığına, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333), Dair verilen karar, tarafların yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup, usulen anlatıldı.04/03/2025

Katip ...... Hakim ...... e-imzalıdır e-imzalıdır

Atıf: Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2024/369, K. 2025/66, T. 28.02.2025, www.arakarar.com/karar/ankara-1-fikri-ve-sinai-haklar-hukuk-mahkemesi-2024-369-e-2025-66-k-d68be897076f