İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/337 E. 2025/353 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/337
Karar No
2025/353
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/337 KARAR NO : 2025/353

DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 13/05/2024 KARAR TARİHİ : 18/04/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket nezdinde zorunlu trafik sigortası (ZMMS) ile sigortalı bulunan -----plakalı araç, 27.05.2023 tarihinde, ----- plakalı araca çarparak trafik kazasına sebebiyet verdiğini, meydana gelen trafik kazasında sigortalı araç sürücüsü olay yeri terk ettiğini, müvekkili şirket tarafından ödenen sigorta tazminatının TTK m. 1481 ile ZMMS Genel Şartları B.4. maddesi kapsamında rücuen tazminini, (fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere) Davanın kabulüyle, davaya konu icra dosyasına yapılan itirazının iptaline, takibin 18.794,86 TL (takip toplamı) üzerinden devamı ile 04.12.2023 (sigorta tazminatının ödeme tarihi) tarihinden itibaren işleyecek faiziyle (ticari temerrüt faizi) birlikte tahsiline, Asıl alacak tutarının %20’sinden aşağı olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, dosyanın tensibi ile birlikte davalıların menkul, gayrimenkul malları ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine, yargılama giderleri, vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle belirtmek gerekir ki dava süresinde açılmamıştır. Olayın gerçekleştiği tarih dikkate alındığında, davacı, kanuni süre içerisinde başvuru yapmadığını, bunun yanında dava yetkili mahkemede açılmadığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, dava dilekçesinde, 27.05.2023 tarihinde ----- plakalı araca müvekkil şirkete ait ---- plakalı aracın çarptığı ve olay yerini terk ettiği iddia edilmediğini, davacı tarafından müvekkil şirketin, ilgili araca zarar verdiği iddia edilse de bu iddianın gerçek dışı olduğunu, müvekkil şirket aracı tarafından herhangi bir araca zarar verilmediğini, kaldı ki davacının, dilekçesinde sözünü ettiği kazaya dair herhangi bir tutanak, görüntü kaydı veya somut delil bulunmadığını, dava dilekçesi ekinde ilgili kazanın gerçekleştiğini ispat edecek herhangi bir delil bulunmadığını, davacının ilgili tarihte bir kaza olduğu ve müvekkil şirket aracının kaza yerini terk ettiğini neye dayandırdığının meçhul olduğunu, itirazın iptali istenen icra takibi başlatılırken, dava dilekçesinde bahsi geçen delillere dayanılmadığını, bu nedenle icra takibine dayandırılmayan delillerin işbu davada ileri sürülmesinin hukuken mümkün olmadığını, bugüne dek kazanın müvekkil şirket aracı sebebiyle gerçekleştiğini kanıtlayan herhangi bir somut delil sunulamadığını, müvekkiline karşı açılmış bulunan işbu davanın dava şartı gerçekleşmemiş olması nedeniyle usulden reddine, mahkeme aksi kanaatteyse esastan reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan davacı hakkında takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Huzurdaki dava, icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır. Ticari davalarda zorunlu arabuluculuk son tutanağı dosyaya sunulmuştur. ----İcra Müdürlüğü'nün ---- esas sayılı dosyası celp edilmiştir. Mahkememizce işbu dosyada, Sigorta Uzmanı ve Makine Mühendisi bilirkişilerin raporu dosya arasına alınmıştır. Bilirkişi tarafından tanzim edilen bilirkişi raporunda özetle; 3- ANALİZ, İNCELEME VE DEĞERLENDİRMELER: Dava dosyasında mevcut; SBM BELGELERİ’ NİN İNCELENMESİ: ---- Birliği’ nin bila tarihli, ---- sayılı belge ve eklerinden; ---- plakalı aracın, kaza tarihinde dava dışı---- şirketine ZMM, davalı ----- sigorta şirketine KASKO sigortalı, malikinin dava dışı ---- olduğu, ----- plakalı aracın, (alacağa konu) kaza tarihinde davacı ----- ŞİRKETİ’ ne ZMM sigortalı olduğu, malikinin davalı ---- olduğu, belirlenmiştir. Keza yazı ekinde,------ firmasına ait 28.09.2023 tarihli kesin ekspertiz raporu düzenlenmiş olup raporda “---- plakalı aracın ---- model, ---- marka, ----- tipte, 164266 km de, onarıma ait parça ve işçilik bedelinin KDV hariç toplam 17,844.55TL tutarda olacağı belirlenmiş olup hasara ilişkin görüntüler ekinde sunulmuştur. MADDİ HASARLI TRAFİK KAZASI TUTANAĞININ İNCELENMESİ: ----- Bölge Trafik Denetleme Amirliğinin düzenlediği 27.05.2023 tarihli tutanak aşağıda verilmekte olup; Kazanın Meydana Geldiği Tarih ve Saat: 27.05.2023, Saat: 10.10 Kaza Yeri: ----istikameti, No:---- önü, -----Kaza tutanağında olayla ilgili; “sürücüsü olay yerinden ayrılan ---- plakalı araç, -----Caddesi, ----- istikametine seyir halinde iken o esnada yolun sağ tarafında park halinde bulunan ----- plakalı aracın sol ayna ve yan kısımlarına çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir. Bu kazanın oluşumunda ----- plakalı aracın sürücüsü 2918 sayılı KTK' nun 67/1-a kuralını ihlal ettiği kaza yerinde yapılan inceleme ve beyanlar neticesinde tespit edilmiştir” olarak belirtildiği anlaşılmıştır. Olay yerinin uydu görüntüsü aşağıda verilmiştir. KUSUR YÖNÜNDEN: Dosya kapsamında kazanın ve kusurun anlaşılmasına katkıda bulunur nitelikte başkaca bir bilgi ve tespitin bulunmadığı görülmüş; Yukarıda irdelenen tespitler kusurun anlaşılmasına yeterli bulunarak kusur durumu aşağıda değerlendirilmiştir. Kaza mahalli meskûn mahal içinde, çift yönlü trafiğe açık, 8.50 metre genişliğinde asfalt yolda, kazaya etken trafik işaretlemesi bulunmamakla, yolda çalışma veya engel bir durum olmayıp, açık havada, yatay güzergâh düz, eğimsiz ve kaza vakti gündüz olup; DAVA DIŞI ---- PLAKALI ARAÇ PARK HALİNDE; Olup kaza mahalli olan yoldan geçmekte olan sürücüsü olay yerinden ayrılan aracın sağ yan kısımları ile çarparak hasarlandığı belirgin olup, bu oluşumda araçların ve trafiğin olağan güçlüklerinin ötesinde bir etkisinin bulunmadığı anlaşıldığından: atfı kabil bir KUSURU BULUNMAMAKTADIR. DAVACIYA ZMM SİGORTALI, DAVALI ŞİRKETE AİT -----PLAKALI ARAÇ SÜRÜCÜSÜ-BELİRSİZ; Sevk ve idaresinde bulunduğu aracı ile kaza mahalli olan yolda seyir ederken, yolun sağ tarafında, hareketsiz-park halinde bulunmakta olan araca, sağ yan kısımları ile çarparak kazanın gerçekleştiği belirgin olup kazanın oluşumunda, trafikte seyri esnasında kontrol ve özen yükümlülüklerini yerine getirmeyip, dikkatli olması gerekirken aksine hareketlerle aracını yoldaki mevcut trafik durumuna göre kendi gidiş yolunda tutma ve durdurma becerisi gösteremeyerek harici bir neden yok iken kontrolünü kaybederek yandan çarpmış olması sureti ile “Tedbirsizlik Dikkatsizlik” ve yine; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun: Trafik işaret ve kurallarına uyma zorunluluğu: Madde 47 – Karayollarından faydalananlar aşağıdaki sıralamaya göre; d) Trafik güvenliği ve düzeni ile ilgili olan ve yönetmelikte gösterilen diğer kural, yasak, zorunluluk veya yükümlülüklere, Uymak zorundadırlar. Araç manevralarını düzenleyen kurallar: Madde 67 – Manevralarda aşağıdaki kurallar uygulanır. Sürücülerin, park yapmış taşıtlar arasından çıkarken, duraklarken veya park yaparken taşıt yolunun sağına veya soluna yanaşırken, sağa veya sola dönerken, karayolunu kullananlar için tehlike doğurabilecek ve bunların hareketlerini zorlaştıracak şekilde davranmaları yasaktır. Trafik kazalarında sürücü kusurlarının tespiti ve asli kusur sayılan haller: Madde 84 – Araç sürücüleri trafik kazalarında; l) Park için ayrılmış yerlerde veya taşıt yolu dışında kurallara uygun olarak park edilmiş araçlara çarpma, hallerinde asli kusurlu sayılırlar. Hükümlerinin ihlali niteliğinde olarak trafik kurallarına aykırılıkla mezkûr kazanın esas ve tek nedenini oluşturmuş olduğundan: Kazanın oluşumunda, park halinde çarpma (84/j bendi) halleri ile Asli olarak % 100 (YÜZDE YÜZ) ORANINDA KUSURLUDUR. ALACAK YÖNÜNDEN: Dosya kapsamında alacak miktarının belirlenmesine katkıda bulunur nitelikte başkaca bir bilgi ve tespitin bulunmadığı görülmüş; Yukarıda irdelenen tespitler, hasar zararının anlaşılmasına yeterli bulunarak aşağıda değerlendirilmiştir. Dava konusu alacağı oluşturan -----plakalı aracın hasarlı görüntüleri aşağıda verilmiştir. Yukarıdaki görüntülerden belirlenebildiği üzere; aracın sol yan tarafından aldığı darbe nedeniyle hasarlandığı belirlenmiş olup ONARIMIN YETKİLİ SERVİS DIŞINDA ÖZEL SERVİS OLAN ---- TAMİRHANESİNDE GERÇEKLEŞMESİNE RAĞMEN ONARIM FATURASININ DOSYAYA SUNULMADIĞI, ANCAK DİKİZ AYNA VE KAPAĞI PARÇALARININ SATIN ALIM FATURASININ 5,549.30TL tutarda olduğu görülmüştür. SBM Belgelerinde sunulan ekspertiz raporu aşağıda verilmiştir. Dava konusu alacağı oluşturan ----- plakalı aracın hasarlı parçalarının sol dikiz ayna ve kapağı ile sol arka çamurluk ve sol ön kapı olup çamurluk ve kapı parçalarının onarıldığı belirlenmekle, dikiz ayna ve kapağının fiyat ile ilgili yapılan piyasa araştırmasına ait görsel aşağıda verilmiştir.Bu durumda alacağa konu hasar onarım bedelinin parça ve işçilik bedelinin KDV dâhil toplam 17,844.55TL + %20= 21.413,64TL tutarda olacağı belirlenmiştir. SİGORTA MEVZUATI YÖNÜNDEN İNCELEME VE DEĞERLENDİRME: Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (Trafik Sigortası) Genel Şartları A.3. SİGORTANIN KAPSAMI; Sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, üçüncü şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde bu Genel Şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri, kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür. Sigortanın kapsamı üçüncü şahısların, sigortalının Karayolları Trafik Kanunu çerçevesindeki sorumluluk riski kapsamında, sigortalıdan talep edebilecekleri tazminat talepleri ile sınırlıdır. Araca bağlı olarak çekilmekte olan römork veya yarı römorkların (hafif römorklar dahil) veya çekilen bir aracın sebebiyet vereceği zararlar çekicinin sigortası kapsamındadır. Ancak, insan taşımada kullanılan römorklar bunlar için poliçede özel şartları belirtilecek ek bir sorumluluk sigortası sağlanmış olması kaydıyla teminata dahil olur. Meydana gelen bir kazada zararın önlenmesi veya azaltılması amacıyla, sigorta ettirenin yapacağı makul ve zorunlu masraflar teminat limitleri dahilinde sigortacı tarafından karşılanır. Bu sigorta, sigortalının haksız taleplere karşı savunmasını bu genel şartların B.2.4. maddesi hükmü çerçevesinde temin eder. A.5. KAPSAMA GİREN TEMİNAT TÜRLERİ Bu genel şart kapsamındaki teminat türleri aşağıda yer almaktadır. a) (Değişik:----- Maddi Zararlar Teminatı: Hak sahibinin kaza tarihi itibariyle bu genel şartta tanımlanan ve zarar gören araçta meydana gelen değer kaybı dahil doğrudan malları üzerindeki azalmadır. Sigortalının sorumlu olduğu araç kazalarında değer kaybı, talep edilmesi halinde ilgili branşta ruhsat sahibi sigorta eksperleri tarafından tespit edilir. Değer kaybının tespiti bu Genel Şart ekinde yer alan esaslara göre yapılır. B.4- Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve Sigortacının İşletene Rücu Hakkı Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez. Değişik:----Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda kazaya sebebiyet veren sigortalıya rücu edebilir. Sigortalıya başlıca şu nedenlerle rücu edilir: a) Tazminatı gerektiren olay, sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş ise, b)(Değişik:----Tazminatı gerektiren olay, aracın ilgili mevzuat hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip olmayan veya geçerliliğini yitirmiş sürücü sertifikasına sahip ya da ehliyetine geçici/sürekli el konulmuş kimseler tarafından sevk edilmesi veya trafik kurallarının ağır kusur ile ihlali sonucunda meydana gelmiş ise, c) Aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararlar, ç) Tazminatı gerektiren olay, yolcu taşımaya ruhsatlı olmayan araçlarda yolcu taşınması veya yetkili makamlarca tespit edilmiş olan istiap haddinden fazla yolcu veya yük taşınması veya patlayıcı, parlayıcı ve tehlikeli maddeleri taşıma ruhsatı bulunmayan araçlarda, bu maddelerin parlama, tutuşma ve infilakı yüzünden meydana gelmiş ise, d) Sigortalının rizikonun gerçekleşmesi halinde bu genel şartların B.1. maddesinde belirtilen yükümlülükleri yerine getirmemesinden dolayı zarar ve ziyan miktarında bir artış olursa, e) Tazminatı gerektiren olayın aracın çalınması veya gasp edilmesi sonucunda olması halinde, çalınma veya gasp edilme olayında sigortalının kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusurlu olduğu tespit edilirse, f) Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde, Sigortacı rücu sebeplerine dayanarak tazminat sürecini geciktiremez ve bu sebeplere dayalı bilgi ve belgeyi hak sahibinden talep edemez. SİGORTA YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME: Poliçe: Dosyada mübrez ----plakalı araç için---- tarafından ------adına düzenlenmiş 20.09.2022-20.09.2023 tarihleri arasında geçerli ----- poliçe nolu ZMMS Poliçesi ile sigortalı olduğu, poliçe teminat limitinin maddi araç başına 27.05.2023 tarihinde 120.000,00 TL olduğu, Olay: 27.05.2023 tarihinde Kaza tutanağında olayla ilgili; “sürücüsü olay yerinden ayrılan ---- plakalı araç---- Caddesi, ----- istikametine seyir halinde iken o esnada yolun sağ tarafında park halinde bulunan------plakalı aracın sol ayna ve yan kısımlarına çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir. Bu kazanın oluşumunda ----- plakalı aracın sürücüsü 2918 sayılı KTK' nun 67/1-a kuralını ihlal ettiği kaza yerinde yapılan inceleme ve beyanlar neticesinde tespit edilmiştir” Kusur: DAVACIYA ZMM SİGORTALI, DAVALI ŞİRKETE AİT ----- PLAKALI ARAÇ SÜRÜCÜSÜ-BELİRSİZ; Kazanın oluşumunda, park halinde çarpma (84/j bendi) halleri ile Asli olarak % 100 (YÜZDE YÜZ) ORANINDA KUSURLUDUR. Ödeme:1-----tarafından 29.09.2023 tarihinde ----- plakalı araca temin edilen yedek parça bedeli ----- 4.328,46 TL olarak ödendiği, 2- ---- tarafından -----adına ----- Bankası kanalıyla 04.12.2023 tarihinde ----- sorgu nolu dekont ile 14.237,50 TL ödeme yapıldığı, Takip: ----- İcra Dairesinin ---- Esas sayılı dosyası ile 24.01.2024 tarihinde ----- tarafından ----- aleyhine 18.565,96 TL asıl alacak 16.12.2022 ( istenen yıllık adi kanuni faiz) 228,90 TL işlemiş faiz olmak üzere 18.794,86 TL üzerinden yıllık adi kanuni faiz talepli , “Müvekkil sigorta şirketinde sigortalının sigorta poliçesi kapsamında --- nolu hasar dosyası ile bağımsız eksper/aktüer raporu ile hesaplanarak ödenen tazminatın ------ rucu nolu dosyası ile tazminata konu olayda belirlenen kusur oranınca rücuen tazmini talebidir 18.565,96 TL,” açıklaması ile ilamsız takipte ödeme emri ile icra takibi yapıldığı, 27.05.2023 tarihinde Kaza tutanağında olayla ilgili; “sürücüsü olay yerinden ayrılan ---- plakalı araç, ---- Caddesi, ----- istikametine seyir halinde iken o esnada yolun sağ tarafında park halinde bulunan----- plakalı aracın sol ayna ve yan kısımlarına çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir. Bu kazanın oluşumunda -----plakalı aracın sürücüsü 2918 sayılı KTK' nun 67/1-a kuralını ihlal ettiği kaza yerinde yapılan inceleme ve beyanlar neticesinde tespit edilmiştir” Bu durumda olay yeri bulguları, sürücünün kim olduğu ve kusur dağılımı tespiti güçleşmektedir. Bu tür durumlarda, yaralanma veya vb hayati tehlike arz eden (mücbir sebep) sebepler var ise, zaruri olarak olay yerini terk eden tarafların derhal sağlık kuruluşlarına müracaat ederek “alkol testi” yaptırmaları, durumu yetkili makamlara (karakol, jandarma vb) bildirmeleri gerekmektedir. Bu tür bir girişimin varlığı halinde “sürücü değişikliği, alkol vb” durumlardan bahsedilemeyecektir. Dosyada davalının alkol muayene tespiti (olay günü hastaneden alınan) veya kaza günü yetkili kolluk kuvvetlerine müracaatını gösterir belge bulunmamaktadır. Maddi ve yaralanmalı trafik kazalarında mücbir sebep olmaksızın olay yerinin terk edilmesi mevzuat hükümleri ile yasaklanmıştır. Şayet sürücü ---- kazadan sonra olay yerini terk etmesi olayının zaruri olduğu kabul edilirse, şahsın hastane raporu ile kaza esnasında alkollü olmadığı durumunu ispatlaması yerinde olacaktır. Ancak dosyada bu yönde bir evrak sunulmamıştır. Dolayısıyla vaki kazada % 100 kusurlu ----- plakalı araç sürücünün kim olduğu, alkollü olup olmadığı, dolayısıyla ehliyetnamesinin var/yeterli olup olmadığı muğlaktır. Bu durum sürücünün kazada AĞIR KUSURLU olup olmadığı olayını değerlendirme imkânını ortadan kaldırmaktadır. Şayet bir kazada sürücü yasal sınırın üzerinde alkollü veya yeterli ehliyetnameye sahip değilse, AĞIR KUSURDAN bahsedilecektir. Bu bakımdan sürücünün mücbir sebep olmaksızın olay mahallini terk etmesi alkol ve yeterli ehliyet tetkiki yapılması imkânını, yani Ağır Kusur değerlendirmesinin yapılması imkânın ortadan kaldırmıştır. Ayrıca dosyaya mübrez evraklar ve sürücünün beyanı incelendiğinde aşağıdaki durumların var olmadığı anlaşılmaktadır. Sürücü olay yerinden ayrılmış ancak daha sonra polise müracaat ederek kazayı bildirmiş ise, Kaza anında, kaza yapan karşı taraftan korkup, can güvenliğinden endişe ederek olay yerinden uzaklaşmış ise, Kazanın meydana geldiği yerde durmak başkaca kazalara yol açacağı için olay yerinden daha uygun bir yere aracını götürmüş ise, Yukarıda sayılan haller mücbir sayılabilecek nedenler arasında sayılabilir ancak firari sürücü beyanında yukarıdaki hallerden bahsetmediği gibi dosyada yukarıdaki hallerin (alkol testi ve kaza günü verilen ifade formu) varlığını ispatlayıcı bir belge de sunmamıştır. Trafik kazalarında sürücülerin kim olduğu, yetkili kollukça veya 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 81. maddesinin 2.fıkrası’na göre (Yalnız maddi hasar meydana gelen kazalarda, kazaya dahil kişilerin tümü, yetkili ve görevli kişinin gelmesine lüzum görmezlerse, bunu aralarında yazılı olarak saptamak suretiyle kaza yerinden ayrılabilirler) tutanak tutularak kayıt altına alınmaktadır. Sürücünün olay yerini terk etmesi ehliyet ve alkol kontrollerini imkânsız hale getirmektedir. Sigorta tekniği açısından; T.T.K. 1409. Maddesine göre ortaya çıkan rizikonun teminat dışında kalan hallerden biri dâhilinde (kast ve ağır kusur dâhil) bulunduğunu ispatlama yükümlülüğü Sigorta Şirketinin üzerinde yer almaktadır. Karayolları Trafik Kanunu 95. Maddesi “Tazminatın azaltılması veya kaldırılması sonucunu doğuran haller: Madde 95 – Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez. Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir.” hükmünü havidir. Türk Ticaret Kanunu 1425. Madde gereği ise, sigorta poliçesi genel şartların yanı sıra özel şartlar içerebilir. Sigorta şirketi ile akdedilen poliçe dönemini kapsayan 01.06.2015 yürürlük tarihli Karayolu Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartlarına göre sigortalıya aşağıdaki şartlar ile rücu edilebilmektedir. Bu hususların ispat yükümlülüğü yukarıda ifade olunduğu üzere kural olarak sigorta şirketine aittir. Davaya konu icra dosyasına yapılan itirazının iptaline, takibin 18.794,86 TL (takip toplamı) üzerinden devamı ile 04.12.2023 (sigorta tazminatının ödeme tarihi) tarihinden itibaren işleyecek faiziyle (ticari temerrüt faizi) birlikte tahsiline, talep edildiği, DAVACININ RUCUEN TALEP ETTİĞİ TAZMİNAT KOŞULLARININ POLİÇE KAPSAMINDA OLUŞUP OLUŞMADIĞI VE MİKTARININ DEĞERLENDİRİLMESİ a) ZMSS Poliçelerine Genel Bakış; Sigorta sözleşmeleri ile himaye sağlanan rizikoların kapsamı sözleşmede açıkça teminat sunulan ve sunulmayan rizikoların sayılması biçiminde belirlenir. Bu belirlemelerin kapsamı ve sınırlarını TTK m.1409/1 hükmü ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanunun 11/4 hükmünde öngörülmektedir. TTK ‘ nın “Sigortanın Kapsamı” başlıklı 1409/1 fıkrası hükmünde “Sigortacı, sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zararlardan veya bedelden sorumludur” düzenlemesi ve Sigortacılık Kanunun 11/4 hükmünde; “Sigorta sözleşmelerinde kapsam dâhiline alınmış olan riskler haricinde, kapsam dışı bırakılmış riskler açıkça belirlenir. Belirtilmemiş olan riskler teminat kapsamında sayılır” düzenlemesi yer almaktadır. Her iki hüküm birlikte sigortacının rizikoyu taşıma yükümlülüğünün kapsamını tespit etmeye yönelik son derece açık ve birbirini tamamlayıcı nitelikte düzenlemeler içermektedir. Zarar sigortaları, mal sigortaları ve sorumluluk sigortaları olarak sınıflandırılmıştır. Mal sigortalarında sigortalının aktifinde meydana gelen azalmanın önlenmesi amaçlanırken, sorumluluk sigortalarında ise malvarlığı, bir tazmin yükü altına girmesi sebebiyle sigortalının malvarlığındaki pasifinde meydana gelen artışların karşılanmasını konu almaktadır. Sorumluluk sigortalarının bir türü olan karayolları Mali Sorumluluk Sigortası diğer adıyla Trafik Sigortası; motorlu araç işleteninin, karayolunda üçüncü kişilere verdiği bedensel ve maddi zararları belli limitlerle karşılayan sigorta türüdür. KZMMS nda sigortacı, işletenin mali ve hukuki sorumluluğunu üstlenmektedir. 2918 sayılı KTK. 91 ile 111. Maddeleri arasında yer verilen, kamu düzenini ilgilendiren ve yasa metninde yapılması zorunlu tutulan söz konusu sigorta türü, kanunlarda detaylı olarak emredici nitelikte düzenlenmiştir. Genel Olarak sorumluluk sigortalarını düzenleyen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 1473 ile 1486 maddeleri arasında temel düzenlemelere yer verilmiştir. Söz konusu düzenlemeler, Trafik Sigortasının yanında diğer sorumluluk sigortalarına da uygulanabilmektedir. Ayrıca KTK. madde 93 ‘de Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, teminat tutarları ile tarife ve talimatlarını çıkarma yetkisi 4199 sayılı yasa ile Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanlığa verilmiştir. Diğer taraftan belirtilen düzenlemelerin yanında Türk Borçlar Kanununun ilgili hükümleri de uygun düştüğü ölçüde Trafik Sigortasından kaynaklanan uyuşmazlıklara uygulanmaktadır. Türk Borçlar kanunu sözleşme serbestini kabul etmesine karşın kanunda bazı zarar sigortalarının yapılması zorunlu tutulmuştur. 5684 sayılı Sigortacılık kanunun 13. Maddesinde keyfiyet; “Bakanlar Kurulu, Kamu yararı açısından gerekli gördüğü hallerde zorunlu sigortalar ihdas edebilir. Sigorta Şirketleri 20. Maddenin 2. Fıkrasının (b) bendi ile 3. Fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla faaliyet gösterdiği sigorta branşlarının kapsamında bulunan zorunlu sigortaları yapmaktan kaçınamaz” ifadesi ile, yapılan zorunlu sigortaların temel amacının “Kamu Yararı” olduğu açıkça ifade edilmiştir. 2918 sayılı KTK ‘nun 91. Maddesi “İşletenlerini bu kanunun 85. Maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmak zorundadır” düzenlenmesine yer verilmiştir. Aynı Yasanın 85. Maddesinde ise “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa,… doğan zararlardan müşterek ve müteselsilsen sorumlu olurlar” hükmüne yer verilmiştir. Sorumluluk sigortalarında; sigorta ettirenin sorumlu olacağı pek çok arar ihtimali vardır ve bunların hepsi sözleşme kurulurken tespit edilemez, bu nedenle sorumluluk sigortaları için yasalarda ve sigortasözleşmelerinde sigortacının sorumlu olacağı zarar ihtimallerine değil, sorumlu olmayacağı zarar ihtimalleri (teminat dışı kalan haller) sayılarak zarar sınırlandırılması yoluna gidilmiştir. Trafik sigortasının da (Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası) sorumluluk sigortasının bir çeşidi olması itibariyle kanun koruyucu, sınırlamalar dışında kalan bütün rizikoların poliçe kapsamında değerlendirilmesi yönünde düzenleme yoluna gitmiştir. SİGORTA MEVZUATI YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME: Poliçe: Dosyada mübre--- plakalı araç için ---. tarafından ----- adına düzenlenmiş 20.09.2022-20.09.2023 tarihleri arasında geçerli ---- poliçe nolu ZMMS Poliçesi ile sigortalı olduğu, poliçe teminat limitinin maddi araç başına 27.05.2023 tarihinde 120.000,00 TL olduğu, Bazı durumlarda Sigorta Şirketi, sigorta ettirene (kendi sigortalısına) rücu edebilir. Özellikle KTK. m. 95’e göre sigorta ettirenin prim borcunu ödememiş olması, limitlerin artmasından sonra ek poliçe yaptırmaması, sigorta süresi bittikten sonra poliçenin yenilenmemesi gibi durumlar, zarar gören üçüncü kişilere karşı ileri sürülemeyeceğinden, sigortacı, yeni limitler üzerinden veya sözleşme süresi bittikten sonra ödeme yapmış ise, yükümlülüklerini yerine getirmemiş olan kendi sigortalısına karşı dönme hakkını kullanabilecektir. Bunun dışında Genel Şartların B.4 (eski 4) maddesinde sayılan durumlarda da, sigortacının kendi sigortalısına karşı dönme hakkını kullanabileceği kabul edilmiştir. Bunlar: a) Tazminatı gerektiren olay, işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasdi bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş ise, b) İşleten, yetkili makamlardan izin almaksızın düzenlenen bir yarış için Karayolları Trafik Kanunu uyarınca yapılması gereken özel bir sigortanın yapılmamış olduğunu biliyorsa veya gerekli özeni göstermesi halinde bilebilecek durumda ise, c) Tazminatı gerektiren olay, aracın Karayolları Trafik Kanunu hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip olmayan kimseler tarafından sevk edilmesi sonucunda meydana gelmiş ise, d) Tazminatı gerektiren olay, işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay, yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa, e) Tazminatı gerektiren olay, yolcu taşımaya ruhsatlı olmayan araçlarda yolcu taşınması veya yetkili makamlarca tespit edilmiş olan istiap haddinden fazla yolcu veya yük taşınması veya patlayıcı, parlayıcı ve tehlikeli maddeleri taşıma ruhsatı bulunmayan araçlarda, bu maddelerin parlama, tutuşma ve infilakı yüzünden meydana gelmiş ise, f) Sigorta ettirenin, rizikonun gerçekleşmesi halinde, B.1 maddesinde belirtilen. (beş gün içinde ihbar, koruma ve kurtarma önlemleri alma, bilgi ve belgeleri gecikmeksizin verme, açılan davayı duyurma, başka sigorta sözleşmeleri varsa bunları bildirme) yükümlülüklerini yerine getirmemesinden dolayı zarar ve ziyan miktarında bir artış olursa, g) Tazminatı gerektiren olayın aracın çalınması veya gasp edilmesi sonucunda olması halinde, çalınma veya gasp edilme olayında işletenin kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusurlu olduğu tespit edilirse, Bütün bu durumlarda sigortacı, sigortacısına (işletene) karşı dönme (rücu) hakkını kullanabilecektir. Şimdi bunların ayrıntılı olarak incelendiğinde; Kazanın, işletenin ve eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin “kasti bir hareketi veya ağır kusuru” sonucu olması; Genel Şartlar B.4 maddesi (a) bendine göre, işletenin ve eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin “kasti bir hareketi veya ağır kusuru” sonucu meydana gelen kazalar nedeniyle sigorta bedelini ödeyen sigortacı, sigorta ettirene (işletene) rücu edebilecektir. Bunun karşıt anlamı, eğer işletenin ve eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin “kasti bir hareketi veya ağır kusuru” yoksa “yüzde yüz kusurlu olsalar bile” sigortacının dönme (rücu) hakkından söz edilemeyeceğidir. Sürücünün veya yardımcı kişilerin “kasıtlı” davranışları saptanabilir bir eylem olarak ortaya çıkabilir ise de, “ağır kusur”un ne olduğu bugüne kadar yeterince tanımlanmış ve unsurları belirlenmiş değildir. Yargıtay kararlarındaki tanımlamalara göre. “Ağır kusur, özel bir hukuk kavramı olup, kasıt olmamakla birlikte, kasta yakın bir kusurun varlığı anlamına gelir.” Gene Yargıtay kararlarına göre: “Sürücü yüzde yüz kusurlu olmakla birlikte, kastı veya kasta yakın bir kusuru söz konusu değilse, sigortacının dönme (rücu) hakkı doğmayacaktır.” SİGORTA YÖNÜNDEN; TTK 1409. Maddesi gereğince hasarın teminat dışı kaldığını ispat yükü sigortacıya düşmektedir. Bu sebeple riziko sonucu oluşan zararın, sigortalının ya da eylemlerinden sorumlu olan kişilerin kastı yâda ağır kusuru neticesinde gerçekleştiğini ispat yükü sigortacınındır. (Yargıtay ----- HD. 11.03.2010 tarih, ---- Sayılı kararı) 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMSSGŞ B.4/b bendinin son cümlesinde eski Genel Şartlarda yer almayan yeni bir düzenleme getirilmiştir. İlgili düzenlemeye göre kazanın, trafik kurallarının ihlali neticesinde meydana gelmesi durumu rücu sebebi olarak belirtilmiştir. Genel Şartların 4/a maddesinde sadece ağır kusur ve kast hali rücu sebebi olarak sayılmışken, 4/b maddesinde böyle bir düzenlemeye gidilmesi meydana gelebilecek her kaza da sigortacının, sigorta ettirene rücu edeceği anlamını gelecektir. Nitekim sigorta hukukunun genel ilkelerine aykırılık teşkil eden belirtilen düzenleme aleyhine ---- tarafından ve ZMSSGŞ bir takım maddelerinin iptali için yapılan başvuruda Danıştay ---- Dairesi ------ sayılı dosyasında belirtilen “veya trafik kurallarının ihlali” ibaresi yönünden yürütmeyi durdurma kararı verilmişti. Ancak Hazine Müsteşarlığı tarafından 02.02.2016 tarih ---- sayılı ---- gazetede yapılan yeni düzenleme ile ilgili cümle “trafik kurallarının ağır kusur ile ihlali sonucunda meydana gelmiş ise” şeklinde değiştirilmiştir. Ağır kusurların; kazaya ehliyetsiz sürücünün neden olması, Ehliyetine el konulmuş sürücünün kazaya sebebiyet vermesi ve kusurlu olması, kazaya uyuşturucu madde veya alkol almış sürücünün sebebiyet vermesi, istihab haddinin aşılması durumlarında, gabarinin aşılması, (her koşulda ağır kusurlu olduğu ve/veya rücu sebebi olduğu kabul edilmemek kaydı ile) sıralanmaktadır. T.C. Yargıtay -----. Hukuk Dairesi ----- Özet: Somut olayda; davacı vekili sigortalı araç sürücüsünün olay yerini terk ettiğinden sigortacının rücu hakkının doğduğu iddiasıyla dava açmıştır. Poliçe geçerlilik süresi içinde sigortalı aracın belirtilen yer ve şekilde kaza yaptığı sabittir. Ancak; açıklandığı üzere ZMSS Genel Şartları’nda teminat dışı haller tahdidi olarak sayılmış olup, sigortalı araç sürücüsünün kaza sonrası olay yerinden ayrılması tek başına hasarın teminat dışı kalmasına neden olmayacağından ve davacı sigorta şirketinin hasarın teminat dışında kaldığını somut delillerle ispat edemediği gözetilerek mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.” Denilmektedir. Yargıtay -----. Hukuk Dairesi 22.11.2018 tarih -----. sayılı ilamı: …Taraflar arasında geçerli zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçe genel şartlarının B.4. maddesinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısının sigortalısına rücu edebileceği haller belirtilmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde rücu nedeni olarak sürücünün firar ettiğini belirtmiş olup sürücünün olay yerini terk etmesi sigortacıya rücu hakkı vermez. TTK. 1409 madde hükümlüne göre taraflar arasında sözleşme kurulduktan sonra gerçekleşen rizikoları ödemek durumundadır. Teminat dışı halleri de somut delillerle ispat edilmesi gerekir. Yine... Şirketi genel şartlar B.4. maddesinde sayılan rücu hallerin gerçekleştiğini somut delillerle ispat etmesi gerekir. Dosyadaki bilirkişi raporuna göre de davalı %100 kusurlu görülmüş ve rücu şartlarının gerçekleştiğine ilişkin herhangi bir tespit yapılamadığı belirtilmiştir. Mahkemece araç sürücüsünün olay yerinden ayrılarak delillerin toplanmasını engellediği, sürücü belgesi ve alkol durumunun bu nedenle saptanamadığı belirtilerek, davalıya ait araç sürücüsünün kusurlu olması nedeniyle tazminatın tahsiline karar verilmiş ise de... Genel şartları B.4. Maddesinde belirtilen koşulların oluşup oluşmadığı hususunda değerlendirme yapılmadan ve aynı olay nedeniyle devam eden dava olduğu anlaşılmakla taraflar açısından etkisi tartışılmadan yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. Kabule göre; dosya içeriğinin incelenmesinden ayrıca bir hasar raporu alınmadığı, ödemelerin değerlendirilmesiyle yetinildiği görüldüğünden hasar ve tamirata ilişkin konusunda uzman makine mühendisi bilirkişiden... İçtihatları doğrultusunda rapor alınması gerekirken sadece ödemeler değerlendiren bilirkişi raporunun hükme esas alınması doğru görülmemiştir…” Mevcuttur. Yine; Yargıtay -----. Hukuk Dairesi -----. sayılı ilamında; “Dava, ZMSS sözleşmesine dayanılarak sigorta şirketi tarafından sigortalı aleyhinde açılan rücu en tazminat istemine ilişkindir. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun 1409. Maddesine göre sigortacı, sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumludur. Trafik Sigortası Genel Şartlarının A/1 maddesine göre gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması müsademesi devrilmesi düşmesi yuvarlanması gibi kazalar ile 3. kişilerin kötü niyet ve muziplikle yaptıkları hareketler aracın yanması çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararlardan sigortacı sorumludur. Sigortacı gerçekleşen rizikoların poliçe teminatı kapsamı dışında olduğunu iddia ediyorsa 1409/2 maddesi gereği ispat külfeti sigortacıya aittir. Bu düzenlemeler karşısında poliçede belirtilen rizikonun gerçekleştiğini sigortalı, rizikonun teminat kapsamı dışında olduğu iddiasında ise ispat külfeti sigortacıya aittir. Türk Ticaret Kanunu’nun 1446. Maddesine göre "Sigorta ettiren, rizikonun gerçekleştiğini öğrenince durumu gecikmeksizin sigortacıya bildirir. Rizikonun gerçekleştiğine ilişkin bildirimin yapılmaması veya geç yapılması, ödenecek tazminatta veya bedelde artışa neden olmuşsa, kusurun ağırlığına göre, tazminattan veya bedelden indirim yoluna gidilir." Ayrıca yine aynı yasanın 1447. Maddesinde "Sigorta ettiren, rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sözleşme uyarınca veya sigortacının istemi üzerine, rizikonun veya tazminatın kapsamının belirlenmesinde gerekli ve sigorta ettirenden beklenebilecek olan her türlü bilgi ile belgeyi sigortacıya makul bir süre içinde sağlamak zorundadır. Ayrıca, sigorta ettiren, aldığı bilgi ve belgenin niteliğine göre, rizikonun gerçekleştiği veya diğer ilgili yerlerde sigortacının inceleme yapmasına izin vermekle ve kendisinden beklenen uygun önlemleri almakla yükümlüdür. Bu yükümlülüğün ihlal edilmesi sebebiyle ödenecek tutar artarsa, kusurun ağırlığına göre tazminattan indirim yapılır." Düzenlemeleri karşısında sigortalı araç sürücüsünün kaza mahallini terk etmesi tek başına teminat dışı hal olarak kabul edilemeyecektir. Sigortalının geç bildirimi ya da sigortacıya sunması gereken belgeleri süresinde sunmaması durumunda ancak, ödenecek tazminatta bir artış sağlamış ise tazminatta indirim sebebi olarak sayılmıştır. Sigortacının, trafik sigortalısı hakkında rücu en tazminat davası açabilmesinin sebepleri ve şartları, 2918 sayılı KHK’ nın 95 ve ZMSS Poliçe Genel Şartlarının 4.maddesinde düzenlenmiştir. Bunlar arasında ehliyetnamesi sürücü tarafından aracın kullanılması sırasında meydana gelen zararlar, münhasıran alkolün etkisi nedeniyle meydana gelen zararlar, rizikodan sonra ihbar ve diğer yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle zararda artış olmuşsa artan kısımla ilgili zararlar, sürücünün ağır kusurlu veya kasıtlı olması halinde meydana gelen zararları vs. saymak mümkündür. Somut olayda, kaza tespit tutanağı incelendiğinde davalıya ait aracın karıştığı trafik kazasında sürücünün belirlenemediği belirtilmiş olmasına karşın bilirkişi raporunda sürücünün davalı... Kabul edilerek olayda %100 kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Olay Olduğu yönündeki tespitine itiraz etmediği gibi dava dilekçesinde de sürücünün davalı dışında adı soyadı belirtilen başka bir şahıs olup bu şahsın da alkollü ya da ehliyetsiz araç kullandığı yönünde bir iddiası ve bu yönde somut delili olmadığı, sürücünün davalı olduğu hususunun mahkemenin de kabulünde bulunmasına göre Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları gereğince ağır kusur kavramı bir özel hukuk kavramı olup kasıt değildir. Bu sebeple %100 kusurlu bulunmak ağır kusurlu olunduğunu göstermez. Kaldı ki sigortalının %100 kusurlu bulunması, olay yerini terk etmesi rücu sebebi olarak sayılmamıştır. Bu durumda mahkemece 2918 sayılı KGK’nin 95.maddesi ile ZMSS genel şartlarının 4.maddesinde belirtilen rücu sebeplerinin somut olayda bulunmadığının, aksinin davacı... Şirketi tarafından ispatlanmadığının kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 20.06.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.” ifadelerine yer vermiştir. YARGITAY ----- Hukuk Dairesi ----- Sayılı 13.09.2018 tarihli ilamında ; "Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçe genel sartlarının B.4. maddesinde sigorta şirketinin sigortalısına rücu edebilecegi haller düzenlenmis olup, rücu hakkının dogdugunun ve maddede sayılan bu hallerin mevcut oldugunu ispat yükü sigorta sirketindedir. Davacı vekili dava dilekçesinde rücu nedeni olarak sürücünün firar ettigini belirtmis olup sürücünün olay yerini terk etmesi sigortacıya rücu hakkı vermez. Sigorta sirketinin somut delillerle genel sartlar B.4. maddesinde sayılan hallerin gerçekleştiğini ispat etmesi gerekir. Davacı ..., zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları uyarınca, sürücünün ehliyetsiz oldugunu veya alkollü bulundugunu somut delillerle kanıtlaması buna göre arastırma inceleme yapılması gerekir. (HGK.nun 10.12.1997 gün ---- HGK.nun 16.12.1998 gün, ----HGK.nun 22.12.2010 gün---- sayılı kararları) O halde, mahkemece davacı davasını somut delillerle kanıtlayamadıgından davasının reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı oldugu sekilde kabulüne karar verilmesi dogru görülmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, şeklinde karar vermiştir." HUZURDAKİ DAVADA: a) 27.05.2023 tarihinde Kaza tutanağında olayla ilgili; “sürücüsü olay yerinden ayrılan ---- plakalı araç, ---- Caddesi, ----- istikametine seyir halinde iken o esnada yolun sağ tarafında park halinde bulunan ----- plakalı aracın sol ayna ve yan kısımlarına çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir. Bu kazanın oluşumunda ----- plakalı aracın sürücüsü 2918 sayılı KTK' nun 67/1-a kuralını ihlal ettiği kaza yerinde yapılan inceleme ve beyanlar neticesinde tespit edilmiştir” Olay yerinden ayrıldığı, Davacıya ZMM sigortalı, davalı şirkete ait ---- plakalı araç sürücüsü-belirsiz; kazanın oluşumunda, park halinde çarpma (84/j bendi) halleri ile asli olarak % 100 (yüzde yüz) oranında kusurlu, tespit ve kanaat edildiğini, (kanaatine ulaşılmış olup, işbu rapor düzenlenmiş olmakla birlikte, elbette 6754 sayılı bilirkişi kanunu 6. Maddesi kapsamında Bakanlık tarafından 07.09.2020 tarihli bilirkişilerin uyacağı rehber ilkelerin 27. Maddesi gereği (asli kusurlu, tali kusurlu, kusur oranı) tespiti Hâkim yetkisindedir.) Maddi ve yaralanmalı trafik kazalarında mücbir sebep olmaksızın olay yerinin terk edilmesi mevzuat hükümleri ile yasaklanmıştır. Şayet sürücü ---- kazadan sonra olay yerini terk etmesi olayının zaruri olduğu kabul edilirse, şahsın hastane raporu ile kaza esnasında alkollü olmadığı durumunu ispatlaması yerinde olacaktır. Ancak dosyada bu yönde bir evrak sunulmamıştır. Dolayısıyla vaki kazada %100 kusurlu --- plakalı araç sürücünün kim olduğu, alkollü olup olmadığı, dolayısıyla ehliyetnamesinin var/yeterli olup olmadığı muğlaktır. Bu durum sürücünün kazada AĞIR KUSURLU olup olmadığı olayını değerlendirme imkânını ortadan kaldırmaktadır. b) --- plakalı araç için---- tarafından ---- adına düzenlenmiş 20.09.2022-20.09.2023 tarihleri arasında geçerli ----- poliçe nolu ZMMS Poliçesi ile sigortalı olduğu, poliçe teminat limitinin maddi araç başına 27.05.2023 tarihinde 120.000,00 TL olduğu, (Genel Şartlar dahilinde hesaplama yapıldığı; Sigorta bilirkişileri olarak; Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih ----- Sayılı ilamı ve yine 19 Haziran 2021 tarihli ---- yayımlanan “İcra Ve İflâs Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” Kanun No. ---- Kabul Tarihi: 9/6/2021, 18.madde dikkate alındığında ise; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 90 ıncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Kanun” ibareleri “Kanunda” şeklinde yapılan değişiklik 14.02.2023 tarih ---- sayılı --- yayımlanan Anayasa Mahkemesinin ----- tarihli kararı ile iptal edildiği Sayın Mahkemenin malumu olduğu üzere; Yargıtay içtihatları dâhilinde değerlendirilmesinin mümkün olacağının hukuki takdirinin Yüce Mahkemeye ait olduğu) c) 1-----. tarafından 29.09.2023 tarihinde ------plakalı araca temin edilen yedek parça bedeli ---- 4.328,46 TL olarak ödendiği, 2----- tarafından----adına ---- Bankası kanalıyla 04.12.2023 tarihinde ----- sorgu nolu dekont ile 14.237,50 TL ödeme yapıldığı, Yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, ispat yükü sigortacıya ait olduğunun kabulü ile davacı ZMMS sigortacının davalı araç işleteninden salt olay yerini terk etmiş olması sebebi ile kasdi ve ağır kusurlu olduğundan söz edilemeyeceği, Asli ve tam kusurlu olan sigortalının dava konusu olayda dava dışı 3. Şahsın aracına maddi zarar verdiği görülmüş olsa da; Genel şartlar dâhilinde ve elbette Yüksek Yargı kararları dâhilinde davacı sigorta şirketinin talep etmiş olduğu işbu tutardan sorumlu olmayacağı, başka bir değişle davacının davalı sigortalısından işbu ödenmiş olduğu 3. Şahıs zararını talep edemeyeceği (menfi) kanaatine varılmış olup, hukuki takdir elbette Yüce Mahkemenindir. Sayın Mahkeme tarafından aksi yönde karara varılması halinde ise; davacı sigorta şirketinin ödediği ----- tarafından 29.09.2023 tarihinde ödenen 4.328,46 TL ile 04.12.2023 tarihinde ödenen 14.237,50 TL ödemenin 24.01.2024 takip tarihi itibarıyla güncel değeri,

4- SONUÇ: Tarafların iddia ve savunmaları, HMK 222 mad. ve TTK. Hükümlerine göre, uyuşmazlığa konu üzerinde bilirkişi sıfatıyla, dava dosyasına mübrez belgeler ile "takdiri delil" niteliğini haiz davacı kayıtları ve dayanağı belgeler üzerinde yapılan inceleme sonucunda; DAVACIYA ZMM SİGORTALI, DAVALI ŞİRKETE AİT----PLAKALI ARAÇ SÜRÜCÜSÜ-BELİRSİZ; Kazanın oluşumunda, park halinde çarpma (84/j bendi) halleri ile Asli olarak % 100 (YÜZDE YÜZ) ORANINDA KUSURLUDUR. Bu durumda alacağa konu hasar onarım bedelinin parça ve işçilik bedelinin KDV dâhil toplam 17,844.55TL + %20= 21.413,64TL tutarda olacağı belirlenmiştir. Talep edilen 18.565,96 TL nin kadri maruf olduğu,---- plakalı araç için---- tarafından-----adına düzenlenmiş 20.09.2022-20.09.2023 tarihleri arasında geçerli ----- poliçe nolu ZMMS Poliçesi ile sigortalı olduğu, poliçe teminat limitinin maddi araç başına 27.05.2023 tarihinde 120.000,00 TL olduğu, Asli ve tam kusurlu olan sigortalının dava konusu olayda dava dışı 3. Şahsın aracına maddi zarar verdiği görülmüş olsa da; Genel şartlar dâhilinde ve elbette Yüksek Yargı kararları dâhilinde davacı sigorta şirketinin talep etmiş olduğu işbu tutardan sorumlu olmayacağı, başka bir değişle davacının davalı sigortalısından işbu ödenmiş olduğu 3. Şahıs zararını talep edemeyeceği (menfi) kanaatine varılmış olup, hukuki takdir elbette Yüce Mahkemenindir. Sayın Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde davacının ödediği tutarı 24.01.2024 takip tarihi itibarıyla 18.874,10 TL olarak talep edebileceği bildirilmiştir.Mahkememiz tarafından dosyada bulunan bilgi ve belgeler incelenmiş olup; Dava, başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacıya sigortalı, ---- plakalı araç sürücüsünün kaza sonrası olay yerini terk etmesi sebebiyle ödenen tazminat tutarının davalı taraftan rücuen tazmini için takip başlatıldığı görülmüştür. Dosyada mübrez --- plakalı araç için----- tarafından ----- adına düzenlenmiş 20.09.2022-20.09.2023 tarihleri arasında geçerli ----- poliçe nolu ZMMS Poliçesi ile sigortalı olduğu, poliçe teminat limitinin maddi araç başına 27.05.2023 tarihinde 120.000,00 TL'dir. ----- Bölge Trafik Denetleme Amirliğinin düzenlediği 27.05.2023 tarihli tutanak aşağıda verilmekte olup; Kazanın Meydana Geldiği Tarih ve Saat: 27.05.2023, Saat: 10.10 Kaza Yeri: --- istikameti, No:---- önü, -----, Kaza tutanağında olayla ilgili; “sürücüsü olay yerinden ayrılan ---- plakalı araç, -----istikametine seyir halinde iken o esnada yolun sağ tarafında park halinde bulunan ----- plakalı aracın sol ayna ve yan kısımlarına çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir. Bu kazanın oluşumunda ----- plakalı aracın sürücüsü 2918 sayılı KTK' nun 67/1-a kuralını ihlal ettiği kaza yerinde yapılan inceleme ve beyanlar neticesinde tespit edilmiştir” olarak belirtildiği anlaşılmıştır. Genel şartlardaki düzenlemeden anlaşılacağı üzere sigortacının sigortalıya olay yerinin terk haline dayalı rücu hakkını kullanabilmesi için zararın bedeni zarar niteliğinde olması gerektiği, somut uyuşmazlıkta rücuya konu zararın maddi zarar niteliğinde olduğu, bu hali ile rücu şartlarının oluşmadığı görülmektedir. Davacı tarafça kaza yerinin terk edilmesi dışında sigortalıya rücu edilmesini gerektiren sürücünün ehliyetsiz olması veya alkollü bulunması gibi herhangi bir nedene dayanılmadığı gibi söz konusu durumların mevcudiyetine ilişkin dosyada herhangi bir belgenin de bulunmadığı, meydana gelen kazada salt kaza yerinin terk edilmesi nedeniyle zararın artmasına neden olunduğuna dair bir belgenin de bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davacıya sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olmasının ve kaza yerini terk etmesinin tek başına rücu sebebi olmaması, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4 maddesinde belirtilen rücu koşullarının oluştuğunun Davacı sigorta şirketi tarafından somut delillerle ispat edilememesi nedeniyle, Davacı tarafından Davalıya rücu talebinde bulunamayacağı anlaşılmaktadır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine ilişkin aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Kötü niyet tazminat talebinin şartları oluşmadığından reddine, 3-Karar tarihinde alınması gerekli 615,40-TL harcın davacı tarafça peşin olarak yatırılan 427,60-TL harçtan mahsubu ile 187,80 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansından kullanılmayan kısmın kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde yatırana iadesine, 6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden dava tarihindeki kur üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 18.794,86 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 7-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) Maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 Maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usûlen anlatıldı.

Atıf: İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/337, K. 2025/353, T. 18.04.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-11-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-337-e-2025-353-k-d953ecbc12f0