İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/894 E. 2026/211 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/894
- Karar No
- 2026/211
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/894 KARAR NO : 2026/211
DAVA : İtirazın İptali (Kurtarma Ve Yardımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/12/2023 KARAR TARİHİ : 05/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Kurtarma Ve Yardımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACI: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin uluslararası karayolu taşıması ile iştigal ettiği, --- plakalı römorkun davalı yanca 17.02.2023 itibarı ile bir yıllık kasko sigortalı olduğu, sigortalı römorkun 12.03.2023 tarihli kaza ile tam hasar gördüğü ve ----- oluşan hasar dolayısı ile ------ içi taşıma ve Türkiye taşıması için 5.500 EURO navlun teklifi alındığı, davacının teklifi pahalı bularak kendisine ait ----- plakalı çekici ile römorku tam hasarlı bir şekilde Türkiye’ye getirdiği, aracın Türkiye’ye getirilebilmesi için çekici ve hasarlı araç için tren bileti alındığı ancak hasarlı aracın trenle sevkine izin verilmediği, ---- karayolu ile gelinmiş, oradan ----ile ----- limanına taşıma yapıldığı, limandan da ------ garajına römorkun çekildiği, bundan sonra davalıdan tren ve gemi taşıma süreci için katlanılan ödemelerin davalıdan talep edildiği, davalının çekici + römork gemi ücretini ödediği, tren ücretinin ise çekici hariç kısmı ödendiği, toplam ödemenin 1.915,00 EURO olduğu, davacının 5.000,00 EURO çekme kurtarma teminatı tavanından kalan 3.085,00 EURO bedelin ödenmesi için 11.07.2023 ve 17.07.2023 tarihli talepler gönderildiği, davalının çekici zaten Türkiye’ye gelecek olduğu gözetilerek ödeme taleplerini reddettiği, sigorta teminatında 5.000 EURO çekme kurtarma teminatı ve aracın geri getirilmesi için seyahat masrafı 1.250 TL teminat olduğu, davalının ödeme talebini reddetmesinin kabul edilemeyeceği, çekme kurtarma masrafının sigorta poliçesi teminatını aşacağı gözetilerek, tam teminat tutarına kadar ödeme gerektiği hususları ileri sürüldüğü, haksız itirazın iptali ile davacı lehine inkar tazminatı talep etmiş yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 12.03.2023 tarihinde kazaya karışan aracın davalı nezdinde genişletilmiş kasko poliçesi sigorta teminatında olduğu, Araç hasarı için 308.700,00 TL tazminat ödendiği, sorumluluğun karşılandığı, davacının davalı sigorta şirketini ibraname ile ibra ettiği, bu hasar için başkaca talebi bulunmadığını bildirdiği, ihtirazi kayıt olmaksızın ödemeyi alan davacının başkaca talepte bulunamayacağı, ----- taşımasında hasarlı römork için yapılan masrafların da davalı yanca karşılandığı, tren bileti boşa alındığı, yeterli araştırma yapılsa alınmayacak iken alınan tren biletine 1.040 EURO ödendiği, bunun yarısını dahi davalının ödediği, bunu ödeme yükümlülüğü de bulunmadığı halde ödenmiş olduğu, gemide oluşan masrafın tamamen ödendiği, masrafı olmayan kendi hizmeti için ödeme talebinin yerinde olmadığı, davalının teminat limitleri ile sınırlı sorumlu olduğu, bunu aşan taleplerin kabul edilemeyeceği hususları açıklanmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE: İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır. b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır. c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu, ---. İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı dosyası takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; davalı borçlu tarafından itiraz dilekçesinde borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği, huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan dosya bilirkişi incelemesine tevdi edilmiştir.Bilirkişinin ibraz ettiği 21/05/2025 tarihli raporda; davacı sigorta ettiren sıfatı ile TTK m.1448 gereği, riziko gerçekleştiğinde, önlemler alarak hasarın artmasını engellemek durumundadır. Bu yönü ile kendi yükümlülüğü kapsamında hasarlı römorkun yurda getirilmesi yükümlülüğü olup, masraflarını alabilirse de bundan menfaat temin edemeyecektir. Gerçekte trenle yolculuk yapılamayacağını denetlemeden bunun için ödediği bedellerden davalı sorumlu olamaz. Basiretli ve özenli bir taşıyıcı gibi hareketle trende güvenlik riski gözetilse bu biletler ödemesi olmazdı. Kaldı ki, faturası olması ödendiği anlamına da gelmez. Tren firmasına ödenmesi hususu ve iade alınamaması hususu da ayrıca ispat edilmek gerekir. Personel gideri ve çekici kullanılamaması iddiası ise, eğer çekici zaten yurda gelecek idiyse, davacı yana bir masraf veya zarar vermiş olmayacaktır. Davalı yanın ek ödeme taleplerini reddetmesi somut olaya uygun gözükmektedir. Bu durumda, davacının ayrıca tazmin edilmeyen zararı varsa ispat etmesi gerekir. Aksi takdirde, davalının ödediği 1.915 EURO tazminat somut olaya uygun olduğu değerlendirilmektedir. Raporun sonuç kısmında; davacıya ait yurt dışı taşıma sürecinde hasarlanan römorkun yurda getirilmesi için katlandığı masrafları azami 5.000 EURO tutarına kadar tazmin talep edebileceği, ancak bu tavan dahilinde masrafların makul ve somut olaya uygun olması gerektiği, davacının zararın artmasını engelleme, zararı önleme için yapması gerekenler kapsamında çekici kullanımı, çekicinin şoförünün çalışması, akaryakıt masrafı gibi masrafları varsa da bunun somut olayda hasarlı römorkun taşınması için sırf bu hasara yönelik olduğunun sabit olmadığı, zaten çekicinin yurda getirilmesi gerektiği gözetilerek birtakım masraflar olabileceği, davacının ödenmediği ileri sürülen masraflarının belgeleri ve somut delilleri ile sunulmadığı, delilleri sunulan masraflardan tren masrafının davalı sorumluluğunda olmamasına karşın ½ oranında karşılandığı, ---- masrafının ise tamamının ödendiği, davacının daha fazla masraf kabilinden ödemesi ve zararının sabit olmadığı sürece, tahsil ettiği 1.915 EURO tazminatın bu kapsamda somut olaya uygun olduğu, aşan zarar iddiası sabit olursa, davalının 5.000 EURO limit dahilinde ödemesi gerekebileceğine ilişkin mütalaada bulunulmuştur. Somut olay da davacı sigorta ettiren sıfatı ile TTK m.1448 gereği, riziko gerçekleştiğinde, önlemler alarak hasarın artmasını engellemek durumundadır. Bu yönü ile kendi yükümlülüğü kapsamında hasarlı römorkun yurda getirilmesi yükümlülüğü olup, masraflarını alabilirse de bundan menfaat temin edemeyecektir. Gerçekte trenle yolculuk yapılamayacağını denetlemeden bunun için ödediği bedellerden davalının sorumlu olmayacağı, basiretli ve özenli bir taşıyıcı gibi hareketle trende güvenlik riski gözetilse bu biletler ödemesi olmayacağı, kaldı ki, faturası olması ödendiği anlamına da gelmeyeceği, tren firmasına ödenmesi hususu ve iade alınamaması hususu da ayrıca ispat edilmesinin gerekeceği; Bu durumda, davacının ayrıca tazmin edilmeyen zararı varsa ispat etmesi gerekmekte olduğu Davacının zararın artmasını engelleme, zararı önleme için yapması gerekenler kapsamında çekici kullanımı, çekicinin şoförünün çalışması, akaryakıt masrafı gibi masrafları varsa da bunun somut olayda hasarlı römorkun taşınması için sırf bu hasara yönelik olduğunun sabit olmadığı, zaten çekicinin yurda getirilmesi gerektiği gözetilerek birtakım masraflar olabileceği, davacının ödenmediği ileri sürülen masraflarının belgeleri ve somut delilleri ile sunulmadığı, Delilleri sunulan masraflardan tren masrafının davalı sorumluluğunda olmamasına karşın yarısını karşılandığı, ----- masrafının ise tamamının ödendiği, Davacının daha fazla masraf kabilinden ödemesi ve zararının sabit olmadığı sürece, tahsil ettiği 1.915 EURO tazminatın bu kapsamda somut olaya uygun olduğu, usul ve yasaya dosya kapsamına uygun bilirkişi kök ve ek raporu ile sabit olmakla hükme esas alınarak ispatlanamayan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekil de hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: (Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere) 1-Davanın REDDİNE, 2-Karar harcı 4.239,45 TL 'den davacı tarafça dava açılışı sırasında 740,77 TL peşin olarak yatırılan harcın mahsubu ile bakiye kalan 3.498,68-TL harcın davacı taraftan tahsil edilerek, hazineye irat kaydı yapılmasına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 45.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, 7-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 -TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,Dair davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.