İlk Derece Mahkemesi · Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi

Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/826 E. 2025/231 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/826
Karar No
2025/231
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2023/826 Esas KARAR NO : 2025/231

BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ...

DAVACI : ... - ... ... VEKİLLERİ : Av. ... - .... Av. ... - .... Av. ... - Av. .... DAVALI : ... - ... VEKİLLERİ : Av. ... - .... Av. ... - .... Av. ... - .... Av. ... - .... Av. ... - .... Av. ... - .... DAVA : Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 17/02/2016 KARAR TARİHİ : 15/04/2025 YAZIM TARİHİ : 14/05/2025

DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacı ile davalı arasında, 04/05/2010 tarihli sözleşme ile; .... ilçesinde kain ... arama ruhsat nolu linyit kömürü sahasının 350.000,00 USD bedelle ve .... ruhsat sayılı linyit KÖMÜRÜ sahasının da 4.400.000,00 USD bedelle ruhsat haklarının davacıya devrine ilişkin sözleşme yapıldığını; ... nolu arama ruhsatlı sahanın devrinin yapıldığını; .... ruhsat nolu işletme hakkının ise 3.800.000,00 USD ödenmesine karşın davalı tarafından devri için başvuruda bulunulmadığını; devir muamelesinin ifa edilmemesinden dolayı zararlara uğrandığını ve BK m.112 ve devamı uyarınca zararların tazmini olarak şimdilik 10.000,00 USD istendiğini; eğer maden sahasının devrinin şartlarının bulunmadığının saptanması durumunda ödenen 3.250.000,00 USD’nin ödeme tarihinden itibaren ticarî faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini; bu nedenle, devirde mahsur olmadığının tespiti ile .... işletme ruhsatının davalı adına olan kaydının iptali ile maden sicilinde davacı adına kaydının yapılmasına; tescil talebinin mümkün olmaması durumunda, ödenmiş olan 3.250.000,00 USD'nin 25/06/2010 tarihinden itibaren ticari faizleri ile birlikte davalıdan tahsiline, uğranılan zararlara karşılık (menfi ve müspet zararlar, damga vergisi, noter harçları, banka havale masrafı, ödenen faiz vs) kâr kaybı, kaçırılan fırsatlar, oluşan fiyat farkı, başkalarına ödenen diğer zararlara karşılık şimdilik 10.000,00 USD'nin 25/06/2010 tarihinden itibaren davalıdan tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. YANIT: Davalı vekili, yanıt dilekçesinde kısaca; arama ruhsatı için ayrı işletme ruhsatı için ayrı sözleşme bedeli belirlenmediğini; sözleşmenin toplam bedelinin 4.750.000,00 USD olduğunu ve ilk ödeme olan 350.000,00 USD'nin ödenmesi tarihinde arama ruhsatının devir yükümlülüğünün doğacağının sözleşmede hükme bağlandığını; arama ruhsatının devir yükümlülüğünün ilk ödemenin yapılması ile doğacağının belirlenmiş bulunmasının ilk ödemenin arama ruhsatının devir bedeli olduğu yönündeki davacı iddialarının hukukî dayanağı olamayacağını; dosyaya sunulan sözleşmenin ilk sahifesinde davalının imzasının bulunmadığını, sahifenin sonradan hazırlandığını; görüşmelerde her iki sahanın 4.750.000,00 USD şeklinde toplam rakam olarak belirlendiğini; sözleşmenin birinci sayfasının değiştirildiğini; davacı ile yapılan 04/05/2010 tarihli harici satış sözleşmesinin resmî şekil şartına uyulmaması nedeniyle geçerli olmadığını; maden üzerindeki hakların tescil edilmedikçe geçerli olmayacağını; tescilin geçerlilik şartı olduğunu, sözleşmenin .... /... tarafından onaylanmadığını; sözleşmenin 8.maddesine göre devralanın temerrütü için öngörülen 90 günlük sürenin geçtiğini ve ödeme yapılmadığından sözleşmenin işletme ruhsatına ilişkin bölümünün geçersiz hale geldiğini; davacı tarafın geçersiz olsa da bedel ödeme edimini yerine getirmemiş olduğunu; kendi edimini yerine getirmeyen davacının, karşı edimi isteyemeyeceğini; geçersiz sözleşme uyarınca tarafların ancak aldıklarını iade etmeleri gerektiğini; davacının ödediğini iddia ettiği tutar konusunda net rakam vermediğini, bunu ispat etmesi gerektiğini; fesih durumunda ödenen tutarın %20'sinin irat kaydedileceğini ve bakiyesinin defaten ödeneceğinin sözleşmenin 8.maddesinde yazıldığını; sözleşmenin 9.maddesine göre faiz istenemeyeceğini; sözleşmenin 10.maddesine göre davalının ruhsat devrine kadar üretim faaliyetlerine devam edeceğini; davacının edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle zarar talep edemeyeceğini; davalının iyiniyetli olması sebebiyle elinde kalan miktarla sorumlu olduğunu; keşif yapılmasını ve bilirkişi raporu alınmasını; sebepsiz zenginleşmeye dayalı istemlerin iki yıllık zamanaşımına uğradığını ve davanın esastan reddine karar verilmesini, savunmuştur. DELİLLER : 1-Sözleşme ve ekleri, 2-Yazışmalar, ilgili belgeler, 3-Keşif ve bilirkişi görüşleri, 4-Tüm dosya münderecatı, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKÎ NİTELENDİRME : Dava, kömür madeni işletme ruhsatının devri için yapılan akdin yerine getirilerek ruhsat sahasının davacı adına tescili, olmadığı takdirde bedelinin tahsili ve zararın tazmini istemlerine ilişkindir. Taraflar tacir olup, Mahkememiz görevlidir. Davanın dayanağı taraflar arasında yapılmış olan 04/05/2010 tarihli "Harici Satış Sözleşmesi"dir. Bu sözleşmenin ikinci sayfası taraflarca imzalanmıştır. Birinci sayfada ise imza bulunmayıp davacı ve davalı farklı birinci sayfalar sunmuşlardır. Uyuşmazlık; taraflar arasında yapılmış olan sözleşmenin birinci sayfasının "bedel" bölümünde nasıl bir düzenleme bulunduğu; başka bir anlatımla, sözleşmede davacının iddia ettiği, “Arama ruhsatlı sahanın devir bedeli 350.000.USD, İşletme ruhsatlı sahanın devir bedeli 4.400.000.- USD olmak üzere her iki sahanın toplam devir bedeli 4.750.000.- USD'dir." hükmü ile davalının sunduğu “her iki sahanın toplam devir bedeli 4.750.000 USD'dir” şeklindeki hükümden, hangisinin sözleşmenin "bedel" maddesi olduğu; sözleşme kapsamında edimlerin yerine gelip gelmediği, temerrüt ve kusur bulunup bulunmadığı ve hangi tarafa ait olduğu; sözleşmeye göre yapılan ödeme miktarı; sözleşmenin şekil şartına uyulup uyulmadığı ve geçerli olup olmadığı; sözleşmenin geçerli olmaması durumunda tarafların talep edebilecekleri tutarlar ile davacının zarara uğrayıp uğramadığı ve koşullarının bulunup bulunmadığı ve varsa miktarı ile zamanaşımı def'inin yerinde olup olmadığı hususlarından ibarettir. İhtilâfın çözümü için öncelikle tarafları bağlayan sözleşme maddeleri belirlenmelidir. Davacı, sözleşmenin birinci sayfasında: “Arama ruhsatlı sahanın devir bedeli 350.000.USD, işletme ruhsatlı sahanın devir bedeli 4.400.000.- USD olmak üzere her iki sahanın toplam devir bedeli 4.750.000.- USD'dir." şeklinde düzenleme olduğunu iddia etmiştir. Yine sözleşmenin özel şartlar ve ödeme koşulları başlığı altındaki 2'nci maddede farklılık bulunup, davacı, "İlk etapta sözleşmenin akti ile birlikte arama ruhsatlı sahanın devri gerçekleştirilecektir, aşağıda belirlenen ödeme planının birinci diliminin, 350.000.-USD avans çeki ile eş zamanlı olarak gerçekleştirilecektir" derken; davalı, "İlk etapta sözleşmenin akti ile birlikte arama ruhsatlı sahanın devri, aşağıda belirlenen ödeme planının birinci diliminin, 350.000.-USD tediyesi ile eş zamanlı olarak gerçekleştirilecektir" demektedir. Öncelikle farklı sözleşme maddelerine dayanılması nedeniyle iddia ettiği konuda ispat yükü davacıdadır. MK m.6 uyarınca: "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." Davacı, iddiasını yazılı ve yasal delillerle ispatlayamamıştır. Bunun yanı sıra, davalı vekili, yanıt dilekçesinde davacının imzasını taşıyan "ödeme onay istek formu" belgesinin fotokopisini sunmuştur. Bu belgede " .... ilçesinde bulunan ... Arama Ruhsat Sayılı Linyit Kömürü Sahası ile .... İşletme Ruhsat Sayılı Linyit Kömürü sahasının 4.750.000.-$bedel karşılığında devrinin alınmasını rica ederiz. Onay ... (Yönetim Kurulu Başkanı)" yazılı olduğu izlenmiştir. Davacı vekili, bu belgedeki imzaya itiraz ileri sürmemiştir. Belgede belirgin olarak "ile" bağlacı kullanılmış olduğundan, her iki sahanın toplam bedelinin 4.750.000.-$ olduğu kabul edilmelidir. Bu kabul doğrultusunda ihtilâf çözülecektir. Sözleşmenin birinci sayfasında yer alan 4'üncü maddede: "İkinci etapta, yine ödeme planı çerçevesinde 11x400.000.-USD=4.400.000.- USD tediye edildikten sonra, işletme ruhsatlı sahanın devri ikmal edilecektir. Sözleşme aktinde ödeme planındaki vadelerde ödenmek üzere 12 adet çek tanzim edilecektir." denilmiştir. Sözleşmenin ikinci sayfasındaki hükümler davacı ve davalının kabulündedir. Sözleşmenin ikinci sayfasındaki maddeler şöyledir: m.6: Ödemeler, ruhsat devri tamamlanana kadar avans olarak kayıt altına alınacak, ... yükümlülüklerini yerine getirdiği tarihte fatura tanzim edilecektir. m.8. “Avans ödemelerinin gününde yapılmaması durumunda, ilk 30 günlük süreye yasal temerrüt faizi uygulanacaktır. Gecikmenin 90 günü aşması durumunda, sözleşmenin işletme ruhsatı devrini kapsayan kısmı münfesih sayılacaktır. Fesih gününe kadar yapılan ödemelerin %20'si ... tarafından irad kaydedilecek, bakiyesi ...'a defaten geri ödenecektir.”, m.9:”Vadeli ödeme dönemi boyunca sahanın hukukî durumunun korunması sorumluluğu ... aittir. Mücbir sebepler dışında, sözleşme ahkamının gerçekleştirilememesi vaki olursa, ... tediyesi yapılan avansları def'aten geri ödemekle yükümlüdürler. Taraflar bunun dışında herhangi bir gerekçe ve mazeret gösteremez ve faiz, tazminat vesair nam altında hak iddia edemezler.” m.10:”... ruhsat devrine kadar geçecek süre boyunca işletme projesi çerçevesinde sahadaki üretim faaliyetlerine devam ederler. Bu zaman zarfında ödenmesi gereken ruhsat harcı, devlet hakları vb. yükümlülükler ... tarafından karşılanacaktır.”, Sözleşmenin maddeleri onu imzalayan taraflar yönünden bağlayıcıdır. Sözleşme, taraflar için normatif bir alan meydana getirir ve yanlar için yasa gücündedir. Bu nedenle, taraflar arasındaki uyuşmazlık, sözleşme hükümlerine göre çözülecektir. Davada; .... işletme ruhsatının davalı adına olan kaydının iptali ile maden sicilinde davacı adına kaydının yapılması; tescil talebinin mümkün olmaması durumunda, ödenmiş olan 3.250.000,00 USD'nin tahsili ve uğranılan zararlara karşılık (menfi ve müspet zararlar, damga vergisi, noter harçları, banka havale masrafı, ödenen faiz vs) kâr kaybı, kaçırılan fırsatlar, oluşan fiyat farkı, başkalarına ödenen diğer zararlara karşılık şimdilik 10.000,00 USD'nin tahsili istenmiştir. O hâlde üç talep vardır. Bunlar: a) işletme ruhsatının davacı adına tescili, b) olmadığı takdirde bedelinin tahsili, c)zararın tazminidir. 3213 sayılı Maden Kanunu'nun beşinci maddesinin ikinci fıkrasında: "Hakların bölünmezliği, devri ve intikali" başlıklı maddede: "Maden ruhsatları, görünür rezerv geliştirme hakkı ve buluculuk hakkı devredilebilir. Devir yapılmadan önce arama ve işletme ruhsatlarının devredildiği tarihteki ruhsat bedelinin iki katı tutarında devir bedeli alınır. Devir Bakanlık onayı ile gerçekleşir." üçüncü fıkrasında: "Durum maden siciline şerh edilir. Devir muamelesi maden siciline şerh edilmesi ile tamam olur." denilmiştir. 38'inci maddesinin dördüncü fıkrasında ise: "Madenler üzerine iktisap edilecek haklar tescil edilmedikçe hüküm ifade etmez." denilmiştir. Maddede açık bir şekilde madenler üzerinde iktisap olunacak hakların tescil ile birlikte hüküm ifade edeceği başka bir deyişle tescil gerçekleşmedikçe devrin hüküm ifade etmeyeceği düzenlenmiştir. Benzer bir uyuşmazlıkta .... şu şekilde hüküm kurmuştur: {...3213 sayılı Maden Kanunu'nun 38/4 maddesi uyarınca "Madenler üzerinde iktisap edilecek haklar tescil edilmedikçe hüküm ifade etmez." Yine 06/07/1970 günlü Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında "arama ruhsatının devrine dair ön sözleşmenin de kanundaki şekle göre yapılması gerektiği" belirtilmiştir. Dosya incelendiğinde; taraflar arasında adi şekilde 04/03/2011 tarihinde yapılmış, "..." başlıklı arama ruhsatlı mermer sahasının ruhsatının devri konusunda sözleşme imzalandığı ve sözleşmeye aykırı davranan tarafın diğer tarafa 30.000 TL ödemekle yükümlü olduğunun kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Bu haliyle, taraflar arasında imzalanan ve adi şekilde yapılmış olan sözleşme yukarıda belirtilen Maden Kanunu'nun 38. maddesine ve 1970 günlü Y.İ.B.K'na uygun olmadığından geçersizdir...} denilmiştir. Eldeki davada da taraflar arasında 04/05/2010 tarihli "Harici Satış Sözleşmesi" imzalanmıştır. Taraflar bu sözleşmeye dayanmaktadır. Dolayısıyla Maden Kanunu'nun 38'inci maddesinin dördüncü fıkrasına ve 1970 günlü Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre yanlar arasında düzenlenen adi sözleşme geçersizdir. Zira, ruhsat devrine ilişkin harici satış sözleşmesinin de yasal şekle göre yapılması gerekir. Başka anlatımla, dava konusu edilen .... işletme ruhsatı yönünden herhangi bir tescil işlemi bulunmadığından, devir, hükümsüzdür. Geçersiz (hükümsüz) işlemde elde edilenin iadesi gerekecektir. Sorun, iade tutarının saptanmasıdır. Davalı zamanaşımı def'i ileri sürmüştür. Yeri gelmişken belirtmek gerekir ki taraflar arasında işletme ruhsatının devri/satış sözleşmesi vardır. Sözleşmeden kaynaklanan dava, BK m.146 gereğince on yıllık genel zamanaşımına tâbidir. Bu nedenle sözleşme ve dava tarihi itibariyle koşulları bulunmayan zamanaşımı def'inin reddine karar verilmiştir. Sözleşme geçersiz sayılmakla yapılacak iadenin kapsamı yönünden teknik inceleme gerektirmesi sebebiyle mahallinde keşifler yapılmış ve bilirkişi görüşleri alınmıştır. Bilirkişilerden, ... arama ruhsatlı linyit kömür sahası ile 5425 sicil 1489 işletme ruhsat sayılı linyit kömür sahasının sözleşme ve dava tarihindeki değerlerinin tespiti istenmiştir. Bu şekilde öncelikle işletme ruhsatlı alanın değeri saptanmalıdır. Bilahare, sözleşmenin birinci sayfasında yer alan 4'üncü maddede: "İkinci etapta, yine ödeme planı çerçevesinde 11x400.000.-USD=4.400.000.- USD tediye edildikten sonra, işletme ruhsatlı sahanın devri ikmal edilecektir. Sözleşme aktinde ödeme planındaki vadelerde ödenmek üzere 12 adet çek tanzim edilecektir." denilmiş olup ödemelerin tamamen yapılmamış olması da işletme ruhsatlı sahanın devrine mani sayılmıştır. Davacının yapacağı ödemelerin, ruhsat devri tamamlanana kadar avans olarak kayıt altına alınacağı sözleşmenin 6'ncı maddesi icabıdır. Sözleşmenin 8'inci maddesi ise gecikmeleri düzenlemiştir. Buna göre: m.8. “Avans ödemelerinin gününde yapılmaması durumunda, ilk 30 günlük süreye yasal temerrüt faizi uygulanacaktır. Gecikmenin 90 günü aşması durumunda, sözleşmenin işletme ruhsatı devrini kapsayan kısmı münfesih sayılacaktır. Fesih gününe kadar yapılan ödemelerin %20'si ... tarafından irad kaydedilecek, bakiyesi ...'a defaten geri ödenecektir.” denilmiştir. Her ne kadar sözleşmede yapılan ödemelerin %20'sinin irad kaydedileceği düzenlenmiş ise de geçerli olmayan sözleşmeye dayanarak irad kaydı talebinde bulunulamaz. Zira, davacı ödemeleri tam yapsa da tescil talebi hüküm ifade etmeyecekse davalı yönünden de geçerli olmayan sözleşmeden dolayı hak talebi olamaz. Bu durumda, tarafların birbirlerine tüm verdiklerini sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade etme yükümlülükleri vardır. Hâl böyle olunca, Mahkememiz, geçersiz sözleşme gereğince verilen paranın davacıya iadesine karar verecektir. Bu kabul doğrultusunda, iadesi gereken tutar bulunmalıdır. Birinci bilirkişiler kurulu .... 'nın 25/09/2017 tarihli kök raporu, işletme ruhsatına ilişkin dosyanın getirtilmesi yönünde eksikliğe ilişkindir. Bu kurulun 18/12/2018 tarihli ek raporunda, arama ruhsatlı sahanın değeri 2.795.375 USD, işletme ruhsatlı alanın değeri ise 1.954.625 USD bulunmuştur. Çeklerin hiçbirinin ticarî defterlere kayıt edilmediği de belirtilmiş, davacı yanca ödendiği belirtilenlerin davalı tarafından alındığınin kabul edildiği de yazılmıştır. Bilirkişiler ödenmeyen tutarın 1.200.000 USD olduğunu ve arama ruhsatlı alanın değeri olan 2.795.375 USD'nin tenzili ile 1.954.625 USD'den ödenmeyen 1.200.000 USD'nin çıkarılmasıyla ödenen kısmın 754.625 USD olduğunu bularak bu tutardan da %20 irat kaydı nedeniyle davacının 603.700,00 USD talep edebileceğini oy çokluğuyla belirtmişlerdir. Maden Yüksek Mühendisi Bilirkişi Sn. ... ayrık görüş sunmuştur. Birinci bilirkişiler kurulunun ayrık görüşlü raporuna yapılan itirazlar nedeniyle taşınmaz üzerinde ikinci kez keşif yapılmasına ve yeni bilirkişilerden rapor alınmasına karar verilmiştir. İkinci bilirkişiler .... 'ün 23/07/2019 tarihli raporlarında; sahaların görünür rezervlerini incelemiş, çeşitli tarihlerde ... sunulan üç ayrı işletme projesinin bulunduğunu belirleyerek ...'e verilen görünür rezerv tutarlarına dayanarak sahadaki rezervlerin hesaplanmasının güvenilir olmadığını belirterek, taraflar arasında sözleşmenin yapıldığı tarihte ...'nın stamplarına göre sahalardaki rezerv durumunun taraflarca kabul edilerek 04/05/2010 tarihli sözleşmenin akdedildiğini belirterek ... stamplarının esas alınmasıyla ve fakat hesaplama yöntemine katılınmayarak ... sayılı arama ruhsat sahasında 6.403.280 ton (görünür+muhtemel) rezerv bulunduğunu; ... sayılı işletme ruhsat sahasında 8.957.260 ton (görünür+muhtemel) rezerv olduğunu belirtmişlerdir. Her iki saha arasında 6.403.280/15.360.540= 0,4160 oranı bularak; arama ruhsat sahasının 4.750.000 $x0.4169=1.980.275 USD ve işletme ruhsat sahasının ise 4.750.000 $-1.980.275$=2.769.725 USD olduğunu hesaplamışlardır. Davacıya iadesi gereken tutar olarak 1.200.000 USD ödenmediğinden, 2.769.725 $-1.200.000$=1.569.725 USD bulmuşlardır. Bilirkişilerin bu aşamaya kadar olan düşünceleri, dosyaya, bilgi ve belgelere uyumlu görülerek Mahkememizce benimsenmiştir. Bilirkişilerin geçersiz sözleşmenin irad kaydına ilişkin hükmünün de uygulanabilir olması yönündeki düşüncesi Mahkememizce yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, dava konusu edilen .... işletme ruhsatı yönünden herhangi bir tescil işlemi bulunmadığından, sözleşme geçersiz (hükümsüz) olduğundan, sebepsiz zenginleşme hükümlere uyarınca elde edilenin iadesi gerekir. İkinci bilirkişiler kurulunun yapılan keşif ve ayrıntılı raporlarıyla saptandığı gibi işletme ruhsatlı sahanın değeri 2.769.725 USD hesaplanmış olup, davacı tarafından ödenmeyen 1.200.000 USD'nin tenzili ile talepte haklı olunan tutar 1.569.725 USD'dir. Geçersiz sözleşmenin irada ilişkin hükmünün uygulanabilirliği yoktur. Bu sebeple, 1.569.725,00 USD'nin davalıdan tahsiline karar verilmelidir. Fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmelidir. Davacının sözleşme bedelinin iadesi yönünde yaptığı bir ihtar bulunmamaktadır. .... yevmiye sayılı ihtarname uğranılan zararlara ilişkindir. BK m.117 gereğince, muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Dolayısıyla, yapılan ihtar bulunmadığından, dava tarihi itibariyle faiz yürütülmelidir. Geçersiz sözleşme nedeniyle uğranılan zararların tazmini istemi bakımından, yasal koşulları bulunmayan talebin reddine karar verilmelidir. Gerekçesiyle yapılan yargılama sonucu mahkememizce 04/02/2020 tarihinde; 1.- .... işletme ruhsatının davalı adına olan kaydının iptali ile maden sicilinde davacı adına kaydının yapılmasına ilişkin istemin; sözleşmenin geçersizliği nedeniyle reddine, 2.-Tescil talebinin reddedilmesi ve terditli talep nedeniyle; sebepsiz zenginleşme uyarınca davacı tarafından ödenen 1.569.725 USD'nin 17/02/2016 dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa gereğince Devlet Bankalarının (USD) yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin istemin reddine, 3.-Koşulları bulunmayan zarar isteminin reddine, Şeklinde verilen kararın, her iki şirket vekilince istinaf edilmesi üzerine, .... ., sayılı 23/10/2023 tarihli ilamı ile mahkememiz kararı; Dava, kömür madeni işletme ruhsatının devri için yapılan akdin yerine getirilerek ruhsat sahasının davacı adına tescili, olmadığı takdirde bedelinin tahsili ve zararın tazmini istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır. Davacı, sözleşmenin birinci sayfasında, “Arama ruhsatlı sahanın devir bedeli 350.000 USD, işletme ruhsatlı sahanın devir bedeli 4.400.000 USD olmak üzere her iki sahanın toplam devir bedeli 4.750.000 USD'dir." şeklinde düzenleme olduğunu iddia etmiştir. Yine sözleşmenin özel şartlar ve ödeme koşulları başlığı altındaki 2'nci maddede farklılık bulunup, davacı, "İlk etapta sözleşmenin akti ile birlikte arama ruhsatlı sahanın devri gerçekleştirilecektir, aşağıda belirlenen ödeme planının birinci diliminin, 350.000 USD avans çeki ile eş zamanlı olarak gerçekleştirilecektir" derken; davalı, "İlk etapta sözleşmenin akti ile birlikte arama ruhsatlı sahanın devri, aşağıda belirlenen ödeme planının birinci diliminin, 350.000 USD tediyesi ile eş zamanlı olarak gerçekleştirilecektir" demektedir. Mahkemece ispat yükü üzerinde olan davacı yanca sunduğu sözleşmenin ilk sayfasına yönelik iddialarını usulüne uygun delillerle ispat edememesi nedeniyle her iki sahanın toplam bedelinin 4.750.000 $ olduğu kabulü ile uyuşmazlığın çözümlenmesi gerektiğine yönelik tespitinin yerinde olduğu anlaşılmıştır. Sözleşmenin birinci sayfasında yer alan 4'üncü maddesi "İkinci etapta, yine ödeme planı çerçevesinde 11x400.000.-USD=4.400.000.- USD tediye edildikten sonra, işletme ruhsatlı sahanın devri ikmal edilecektir. Sözleşme aktinde ödeme planındaki vadelerde ödenmek üzere 12 adet çek tanzim edilecektir." hükmünü içermektedir. Sözleşmenin ikinci sayfasındaki hükümler davacı ve davalının kabulündedir. Sözleşmenin ikinci sayfasındaki maddeler şöyledir: m.6: Ödemeler, ruhsat devri tamamlanana kadar avans olarak kayıt altına alınacak, ... yükümlülüklerini yerine getirdiği tarihte fatura tanzim edilecektir. m.8. “Avans ödemelerinin gününde yapılmaması durumunda, ilk 30 günlük süreye yasal temerrüt faizi uygulanacaktır. Gecikmenin 90 günü aşması durumunda, sözleşmenin işletme ruhsatı devrini kapsayan kısmı münfesih sayılacaktır. Fesih gününe kadar yapılan ödemelerin %20'si ... tarafından irad kaydedilecek, bakiyesi ...'a defaten geri ödenecektir.”, m.9:”Vadeli ödeme dönemi boyunca sahanın hukukî durumunun korunması sorumluluğu .... aittir. Mücbir sebepler dışında, sözleşme ahkamının gerçekleştirilememesi vaki olursa, ... tediyesi yapılan avansları def'aten geri ödemekle yükümlüdürler. Taraflar bunun dışında herhangi bir gerekçe ve mazeret gösteremez ve faiz, tazminat vesair nam altında hak iddia edemezler.” m.10:”... ruhsat devrine kadar geçecek süre boyunca işletme projesi çerçevesinde sahadaki üretim faaliyetlerine devam ederler. Bu zaman zarfında ödenmesi gereken ruhsat harcı, devlet hakları vb. yükümlülükler ... tarafından karşılanacaktır.”, Davada, .... işletme ruhsatının davalı adına olan kaydının iptali ile maden sicilinde davacı adına kaydının yapılması, tescil talebinin mümkün olmaması durumunda, ödenmiş olan 3.250.000,00 USD'nin tahsili ve uğranılan zararlara karşılık (menfi ve müspet zararlar, damga vergisi, noter harçları, banka havale masrafı, ödenen faiz vs) kâr kaybı, kaçırılan fırsatlar, oluşan fiyat farkı, başkalarına ödenen diğer zararlara karşılık şimdilik 10.000,00 USD'nin tahsili istenmiştir. O hâlde üç talep vardır. Bunlar: a) işletme ruhsatının davacı adına tescili, b) olmadığı takdirde bedelinin tahsili, c)zararın tazminidir. 3213 sayılı Maden Kanunu'nun beşinci maddesinin ikinci fıkrasında, "Hakların bölünmezliği, devri ve intikali" başlıklı maddede, "Maden ruhsatları, görünür rezerv geliştirme hakkı ve buluculuk hakkı devredilebilir. Devir yapılmadan önce arama ve işletme ruhsatlarının devredildiği tarihteki ruhsat bedelinin iki katı tutarında devir bedeli alınır. Devir Bakanlık onayı ile gerçekleşir." üçüncü fıkrasında: "Durum maden siciline şerh edilir. Devir muamelesi maden siciline şerh edilmesi ile tamam olur." denilmiştir. 38'inci maddesinin dördüncü fıkrasında ise: "Madenler üzerine iktisap edilecek haklar tescil edilmedikçe hüküm ifade etmez." denilmiştir. Anılan hükümler uyarınca mahkemece taraflar arasında adi yazılı şekilde düzenlenen sözleşmenin geçersiz olduğu ve sözleşme kapsamında tarafların birbirlerine tüm verdiklerini sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade etme yükümlülükleri bulunduğu ve tescil talebinin yerinde olmadığına dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. Yine geçersiz sözleşme nedeniyle her ne kadar sözleşmenin 8. maddesinde yapılan ödemelerin %20'sinin irad kaydedileceği düzenlenmiş ise de geçerli olmayan sözleşmeye dayanarak irad kaydı talebinde bulunulamayacağına ilişkin değerlendirmelerde yerindedir. Mahkemece iadesi gereken tutarın tespiti kapsamında bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Birinci bilirkişiler kurulunun 25/09/2017 tarihli kök raporu, işletme ruhsatına ilişkin dosyanın getirtilmesi yönünde eksikliğe ilişkindir. Bu kurulun 18/12/2018 tarihli ek raporunda, arama ruhsatlı sahanın değeri 2.795.375 USD, işletme ruhsatlı alanın değeri ise 1.954.625 USD bulunmuştur. Çeklerin hiçbirinin ticarî defterlere kayıt edilmediği de belirtilmiş, davacı yanca ödendiği belirtilenlerin davalı tarafından alındığının kabul edildiği de yazılmıştır. Bilirkişiler, ödenmeyen tutarın 1.200.000 USD olduğunu ve arama ruhsatlı alanın değeri olan 2.795.375 USD'nin tenzili ile 1.954.625 USD'den ödenmeyen 1.200.000 USD'nin çıkarılmasıyla ödenen kısmın 754.625 USD olduğunu bularak bu tutardan da %20 irat kaydı nedeniyle davacının 603.700,00 USD talep edebileceğini oy çokluğuyla belirtmişlerdir. Maden Yüksek Mühendisi Bilirkişi ... ayrık görüş sunmuştur. Birinci bilirkişiler kurulunun ayrık görüşlü raporuna yapılan itirazlar nedeniyle taşınmaz üzerinde ikinci kez keşif yapılmasına ve yeni bilirkişilerden rapor alınmasına karar verilmiştir. İkinci bilirkişilerin 23/07/2019 tarihli raporlarında, sahaların görünür rezervlerini incelemiş, çeşitli tarihlerde ... sunulan üç ayrı işletme projesinin bulunduğunu belirleyerek ...'e verilen görünür rezerv tutarlarına dayanarak sahadaki rezervlerin hesaplanmasının güvenilir olmadığını belirterek taraflar arasında sözleşmenin yapıldığı tarihte ...'nın stamplarına göre sahalardaki rezerv durumunun taraflarca kabul edilerek 04/05/2010 tarihli sözleşmenin akdedildiğini, ... stamplarının esas alınmasıyla ve fakat hesaplama yöntemine katılınmayarak ... sayılı arama ruhsat sahasında 6.403.280 ton (görünür+muhtemel) rezerv bulunduğunu, .... sayılı işletme ruhsat sahasında 8.957.260 ton (görünür+muhtemel) rezerv olduğunu belirtmişlerdir. Her iki saha arasında 6.403.280/15.360.540= 0,4160 oranı bularak arama ruhsat sahasının 4.750.000 $x0.4169=1.980.275 USD ve işletme ruhsat sahasının ise 4.750.000 $-1.980.275$=2.769.725 USD olduğunu hesaplamışlardır. Davacıya iadesi gereken tutar olarak 1.200.000 USD ödenmediğinden, 2.769.725 $-1.200.000$=1.569.725 USD bulmuşlardır. Mahkemece yukarıda yapılan belirlemeler sonrasında iki kez bilirkişi raporu alınmış ise de raporların birbiri ile çelişkili olduğu ve rapora itirazlar giderilmeksizin, bağdaştırıcı rapor alınmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile hüküm tesis edildiği anlaşılmıştır. Bu durumda, mahkemece denetime ve hüküm kurmaya elverişli yeni bir rapor alınmak suretiyle oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, dava dosyasının kapsamı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde; mahkemenin hüküm kurmasını sağlayacak olan tüm esaslı delillerin toplanmamış, mahkemece değerlendirilmemiş olması nedeniyle, tarafların istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerden ötürü kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmiştir. Kaldırma kararı sonrası yeniden taraf teşkili yapılarak, taraf vekillerinden hüküm kurulmasını sağlayacak olan toplanmayan esaslı delil bulunup bulunmadığı sorulmuş, taraf vekillerince, dayandıkları ancak toplanmayan esaslı delil bulunmadığı yönünde beyanda bulunulmuştur. Mahkememizce kaldırma kararı doğrultusunda maden mühendisi, jeoloji yüksek mühendisi, harita mühendisi ve nitelikli hesap uzmanından oluşturulan bilirkişi kurulu refakate alınarak mahallinde 03/05/2024 tarihinde keşif de yapılmak suretiyle, kaldırma kararında yer alan hususlarda rapor tanzimi için bilirkişi kurulu görevlendirilmiş, Bilirkişi kurulunca 30/10/2024 tarihinde nitelikli hesap bilirkişisinin karşı görüşünü de içerir şekilde düzenlenen rapor, .... ., sayılı 23/10/2023 tarihli kesin nitelikteki kaldırma kararında eksik olduğu ifade edilen hususları karşılamadığı için gerekli uyarı da yapılmak suretiyle kaldırma kararı ilamı içeriği dikkate alınarak, ek rapor düzenlenmesi hususunda bilirkişi kurulu yeniden görevlendirilmiş, Bilirkişi kurulunca önceki raporlar da değerlendirilmek suretiyle gerekçeli ve denetime elverişli olarak düzenlenen 10/02/2025 tarihli ek raporda, raporun kanaat ve sonuç bölümünde; *Sözleşme tarihinin: 04.05.2010- Dava tarihinin: 17.02..2016 olduğunun, 1-Dosyada bulunan bilirkişi raporlarının Ruhsat sahiplerinin her yıl nisan ayı 30'a kadar ... sunduğu ruhsat sahalarına ait Satış Bilgi Formu-Faaliyet Bilgi Formu ve İşlete faaliyet Raporundaki bilgileri kullanarak rapor hazırlamadıkları, 2-Bilirkişi raporları arasında rezerv kabullerinde büyük farklılıkların olduğu, 3-Muhtemel rezervin belirsizlikler nedeni ile kuruşlandırılamayacağının, iki bilirkişi raporunda da Muhtemel Rezerv kullanılarak: hesaplanmaların yapıldığının, 4-Bilirkişi Kurullarının sözleşme fesh edilmiştir dediği halde, sözleşmeyi kullanarak hesaplama yaptıklarının, 5-Bilirkişi raporlarının kendi aralarında da çelişkili olduğunun, rezerve tonajları arasında büyük farklılığın olduğunun, 6-Kurulumuz raporu ile dosyada bulunan raporlar uyuşmadığının, raporlar arasındaki çelişkinin giderilemediğinin, 7-Önceki her iki kurulun da eder hesaplamalarında aynı mantığı kullandığının, 8-Davacının ileriye dönük kömür üretimi üretiminden/satışından davalıdan talep edebileceği miktarı 313.019.504 TL (ÜÇYüzOnÜçMilyon OnDokuzBin BeşYüzDört Lira) olarak hesaplandığı, davadaki talebin 10.000,00-USD olduğu, geçersiz sözleşme kapsamında bu miktarın davalı şirketten talep edilip edilemeyeceği yönündeki nihai takdirin Sayın Mahkemeye ait bulunduğu, 9-Muhtemel Rezervin kuruşlandırılmasının yapılmayacağı, 10-İşletme Ruhsat belgesinin sahada kömür bitinceye kadar sahibinin ruhsat sahibi olmadığını, Ruhsat süresinin 10 yıl olduğunun. Temditin garanti olmadığının, 11-Arama Ruhsatlı sahanin(...) 27.01.20225 tarihinde İşletme Ruhsatını ... aldığının. ...'ın Proje metninde(davacı vekilinin mahkemeye Haziran 2024'de suhduğu proje metni) Görünür Rezerv miktarının: 5.618.900 m2 x 1,95 m x 1,3 -14.243.912/Ton, Ocak Verim:%85 olarak alındığı, İşletilebilir Görünür Rezerv Miktarı: 14.243.912 Ton x %85 = 12.107.324 Ton olduğu, Bu ruhsattaki kömürün İşletme Ruhsatlı saha ile aynı karakteristiğinde-özelliğinde olduğu, 12-İşletme Ruhsatlı Sahanın(Şaşmaz) 2022 sonu itibari ile; Görünür Rezervinin: 1.905.882,26 Ton, Muhtemel Rezerv Miktarı: 21.235.500 Ton olduğu, Davacının davalıdan talep edebileceği 2022 yılı sonu tarihi itibari ile tutarım 313.019.504 TL olduğu, 13-...'ın ruhsat Sahasının: İşletilebilir Görünür Rezervinin:12.107.324 Ton, Proje metninde Ocak Ömrünün 24 yıl olması nedeni ile Muhtemel rezerv belirtilmediği, İşletme İznini alınıp üretim ve dekapaj faaliyetlerinin başladığına dair dosyada kaydın olmadığı, 14-Taraflar arasında yapılan sözleşmede her iki saha için toplam ödeme miktarının 4.750.000,00-USD olarak kararlaştırılmış olması, arama ruhsatlı sahanın bedelinin 4.103.970,78-USD olarak hesaplanmış olması ve yapılan toplam ödeme miktarının 3.550.000,00-USD olması karşısında, yapılan ödeme miktarı davacı adına kayıtlı arama ruhsatlı sahanın bedelini dahi karşılamadığından, davacıya iadesi gereken miktarın olmadığı, davadaki talebin 3.250.000,00-USD olduğu, Başka bir anlatımla davacı tarafından yapılan ödemeler miktarı, davacı tarafa devri yapılan arama sahasının bedelinden az olduğu, 15-Eksik ödeme miktarının 1.200.000,00-USD olarak hesaplandığı, Şeklinde tespitlere yer verilmiştir. Bilirkişi kurulu ek raporunun 19. sayfasında arama ruhsat sahası rezervi 12.107.324 ton, işletme ruhsat sahası rezervi ise 1.905.882,26 ton olarak belirlenmiş olup, arama sahası rezervinin parasal tutarı 4.103.970,78 USD, işletme sahası bedeli ise 646.029,22 USD olarak hesaplanmıştır. Yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, her iki saha için toplam ödeme miktarı 4.750.000,00 USD olarak kararlaştırılmış olup, yapılan ödeme tutarı ise 3.550.000,00 USD olmakla, yapılan ödeme davacıya devir olunan, davacının devraldığı ruhsat sahası bedelini dahi karşılamamakla, davanın reddi cihetine gidilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Nedenleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın reddine, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince, Bu karar nedeniyle alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 170.775,00 TL'den mahsubu ile artan 170.159,60 TL'nin karar kesinleştiğinde ve istemi halinde davacıya İADESİNE, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan 50,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca; davalı yararına hesaplanan 692.000,00 TL nispî vekâlet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, 6-HMK m.333/1 uyarınca harcanmayan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair, Davacı Vekili Av. .... , Davalı Vekili Av. ...'ın yüzlerine karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.15/04/2025

Başkan ... ¸e-imzalıdır. Üye ... ¸e-imzalıdır. Üye ... ¸e-imzalıdır. Katip ... ¸e-imzalıdır.

Atıf: Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/826, K. 2025/231, T. 15.04.2025, www.arakarar.com/karar/ankara-9-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-826-e-2025-231-k-38ccef806f31