İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/753 E. 2026/57 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/753
- Karar No
- 2026/57
- Karar Tarihi
T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas -... T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : ... KARAR NO : ...
HAKİM :... KATİP : ...
DAVACI : İ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI :... VEKİLLERİ : Av... Av. ... DAVA : Sigorta (Kaza Sigortası Kaynaklı) DAVA TARİHİ :... KARAR TARİHİ : ... KARAR YAZIM TARİHİ : ...
Mahkememize açılan Sigorta (Kaza Sigortası Kaynaklı) davasının yapılan yargılaması sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkilinin yönetimindeki motosiklet ile ana yola kontrolsüz bir şekilde geri geri çıkan ... plakalı araca çarpışması şeklinde trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonucunda müvekkilinin ağır yaralandığını, müvekkilinin meydana gelen kazada kusuru bulunmadığını, davalı sigortalının ise asli ve tam kusurlu olduğunu, çarpmanın etkisiyle müvekkilinin şuurunu kaybettiğini, uzun bir süre tedavi gördüğünü, 8 adet dişinin kırıldığını, sağ gözünde kalıcı hasar oluştuğunu, suratının sağ tarafında kalıcı yara oluştuğunu, üst dudağının yarıldığını, sol kulağında kalıcı duyma kaybı oluştuğunu, sol parmaklarının hasar gördüğünü, beyninde hasar oluştuğunu ve sağ bacağına platin takıldığını, vücudunun çeşitli yerlerinin kırıldığını ve ölümden döndüğünü, kazaya sebebiyet veren aracın sigortacısı olan davalı sigorta şirketine başvuru yaptıklarını ancak olumlu cevap alamadıklarını, yapılan arabuluculuk görüşmelerinden de bir sonuç alamadıklarından bahisle fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla meydana gelen kaza neticesinde iş göremediğinden kaynaklanan geçici iş gücü kaybı 100,00-TL, kalıcı iş gücü kaybı ve beden gücü kaybı için 100,00-TL, hastane ve tedavi giderleri için 100,00-TL olmak üzere toplam 300,00-TL maddi tazminatın işleyecek en yüksek faizi ile davalıdan tahsiline, yargılama giderlerinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde: kazaya karışan ... plaka sayılı aracın müvekkili şirket nezdinde ... poliçe numarası ile ZMMS kapsamında teminat altına alındığını, davacı tarafından talep edilen geçici iş göremezlik, bakıcı gideri ve diğer tedavi giderlerinin belirsiz alacak olarak talep edilemeyeceğini, davacı tarafın ktk gereğince sigorta şirketine başvuru şartını tam olarak yerine getirmeden dava açtığını, bu nedenle davanın usulden reddinin gerektiğini, kaza ile sakatlık arasındaki illiyet bağının ve davacının maluliyet oranının erişkinler için engellilik değerlendirmesi hakkında yönetmelik uyarınca tespiti bakımından dosyanın Adli Tıp 3. İhtisas Kurumu’na sevk edilmesi gerektiğini, meydana gelen kazada kusur oranının tespiti bakımından dosyanın adli tıp trafik ihtisas dairesine gönderilmesi gerektiğini, davacının kaza sırasında kask ve koruyucu kıyafet giymediğini, tüm yaralanmaların kafa bölgesinde meydana geldiği nazara alınarak kask takmaması nedeniyle zararın arttığını, davacının kask ve koruyucu kıyafet giymemesi durumunun müterafik kusur sayılacağından bu hususun göz önünde bulundurularak müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla gelirin asgari ücret üzerinden hesap edilmesi gerektiğini, davacının kaza sebebiyle elde ettiği gelir ve tazminatların mahsubunun gerektiğini, bu hususta SGK'ya yazı yazılarak ödeme yapılıp yapılmadığının tespit edilmesini, davacının tedavi giderlerinin SGK tarafından karşılanması nedeniyle müvekkilinin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkili sigorta şirketine usulüne uygun olarak yapılmış bir başvuru bulunmaması nedeniyle faiz başlangıç tarihinin ancak dava tarihi olabileceğini, haksız ve mesnetsiz davanın esastan ve usulden reddine, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Sigorta poliçesi, kaza tespit tutanağı, hastane kayıtları, sgk kayıtları, savcılık dosyası örneği ve tüm deliller toplanmış, bilirkişi incelemeleri yaptırılmıştır. Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesinin 10/04/2025 tarihli raporunda: davacı sürücü ...'nin %15 (yüzde onbeş) oranında kusurlu olduğu, sürücü ...'ın %85 (yüzdeseksenbeş) oranında kusurlu olduğu kanaatinde olduklarını bildirmişlerdir. Dosyaya mübrez 26/12/2025 tarihli bilirkişi heyet raporunda: geçici bakıcı zararının %15 kusur indirimi neticesinde 14.048,71-TL olduğu, davacı talebinin bulunmadığı, geçici iş göremezlik zararının %15 kusur indirimi neticesinde 25.967,29-TL olduğu, davacı talebinin 100,00-TL olduğu, toplamda SGK kapsamına girmeyen tedaviden kaynaklanan giderlerinin 2022 rayiçlerine göre %15 kusur indirimi neticesinde 14.692,67-TL olduğu, davacı talebinin 100,00-TL olduğu, 30.09.2025 ödeme tarihindeki yapılan hesaplamalar sonucunda davacının sürekli iş göremezlik zararının; %15 kusur indirimi neticesinde 1.514.545,19-TL olduğu, 02.05.2022 kaza tarihinde kişi başına sakatlık ve tedavi teminatı limitinin ayrı ayrı 500.000,00-TL olduğu, geçici iş göremezlik ile tedavi ve bakıcı zararının tedavi teminatı klozu, sürekli iş göremezlik zararının ise sakatlık teminatı klozu kapsamında olduğu, geçici iş göremezlik, tedavi ve bakıcı zararının toplam 54.708,67-TL olduğu ve limit dahilinde kaldığı, sürekli sakatlık zararının ise poliçe limitini aştığı, davalı sigorta vekilinin tarihsiz dilekçe ekinde sunduğu 26.09.2025 tarihli "İBRANAME - FERAGATNAME" başlıklı belgenin incelenmesinde, tüm tedavi masrafları, bakıcı giderleri, geçici ve sürekli sakatlık talepleri için 470.750,00-TL asıl alacak (ferileriyle birlikte 765.639,00-TL) ödenmesi karşılığında sigorta şirketinin ibra edildiği, dava ve talep haklarından feragat edildiği, ödeme tarihinden itibaren en geç 3 iş günü içerisinde feragat beyanının mahkemeye sunulacağının belirtildiği (söz konusu dilekçenin sunulmadığı anlaşılmıştır), davacı vekili kısmında isim yazmamakla birlikte imzalı olduğu, QNB Bank ödeme dekontuna göre 30.09.2025 tarihinde davacı vekilinin hesabına 733.166,75-TL ödeme yapıldığı anlaşılmış olup netice itibariyle limit kadar feragat olduğunun kabulü halinde, her ne kadar ibranamede her bir zarar kalemi için ayrı ayrı yapılan ödeme tutarı belirsiz olsa da limit kadar mahsup yapılması gerektiği, ayrıca dava sonrası ödeme olduğundan güncellenmeksizin mahsup edilmesi gerektiği anlaşıldığından; davacının bakiye geçici iş göremezlik, bakiye tedavi ve bakiye bakıcı zararının kalmadığı, bakiye sürekli iş göremezlik zararının ise (1.514.545,19 - 500.000,00 limit) 1.014.545,19-TL olduğu, 26.09.2025 tarihli ibranamenin sonuçları hakkında takdirin sayın mahkemede olduğu, 2025 yılı verilerine göre yapılan hesaplama sonucunda sürekli iş göremezlik zararının limit üzerinde olduğu ve sadece sigorta şirketinin davalı olduğu anlaşıldığından son asgari ücretlere göre güncel hesaplama yapılmasına ihtiyaç kalmadığı görüş ve kanaatinde olduklarını bildirmişlerdir. YARGILAMA VE GEREKÇE: Dava, meydana gelen trafik kazası neticesinde yaralanan davacının bir kısım maddi tazminat talebine ilişkindir. Dava tahkikat aşamasında iken davacı taraf harici olarak ödeme yapıldığını belirterek davanın konusuz kaldığını bildirmiştir. İlke olarak her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî sebeplere göre hükme bağlanır. Ne var ki, dava açıldıktan sonra meydana gelen bir olay nedeniyle dava konusunun ortadan kalkması, eş söyleyişle davanın esası hakkında karar verilmesinde hukukî yararın kalmaması hâlinde bu olayın hükümde göz önüne alınması ve böyle bir durumda mahkemenin, davanın konusuz kalması sebebiyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar vermesi gerektiği her türlü duraksamadan uzaktır. Dava açıldıktan sonra ortaya çıkan bir olgu nedeniyle artık dava konusu edilen talep hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesine gerek ya da neden kalmıyorsa, burada davanın konusuz kalmasından söz edilebilir. Tüm bu genel açıklamalar ışığında somut uyuşmazlık incelendiğinde; dosya kapsamında kusur, maluliyet ve aktüer raporu alındığı, bu aşamadan sonra taraflar arasında eldeki davaya konu tazminat talepleri yönünden 26/09/2025 tarihli ibranamenin düzenlendiği, davalı tarafça davacıya geçici ve sürekli iş göremezlik ve tedavi gideri olarak 470.750,00-TL ödeme yapıldığı, bunun yanında davacıya 74.612,00-TL vekalet ücreti, 165.000,00-TL işlemiş faiz, 55.277,00-TL icra vekalet ücreti, ödendiği, taraf vekillerinin dosyamıza sunmuş oldukları dilekçelerinde uyuşmazlığın konusuz kaldığını bildirdikleri açıktır. Bu durumda davanın esası hakkında bir karar verilemeyecektir. Mahkememizin dosyası başlangıçta adli yardım talepli açılmadığından davacı tarafından bir kısım yargılama giderleri yapılmış, 12/12/2024 tarihli ara karar ile davacının adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiş, bu aşamadan sonra yargılama giderleri suçüstü ödeneğinden karşılanmıştır. Davacı vekili 21/01/2026 tarihli dilekçesinde lehine çıkabilecek yargılama giderlerinden de feragat ettiğinden davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına suçüstü ödeneğinden karşılanan yargılama giderlerinin ise davacıdan tahsil ile hazineye irat kaydına karar vermek gerekmiştir. Taraf vekillerinin talepleri doğrultusunda vekalet ücretine hükmedilmemiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na 7155 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi ile 06.12.20218 tarihinde eklenen 5/A maddesi ile; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi ile konusu bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava şartı olarak getirilmiştir. Ancak TTK'nın 5/A maddesi ile konusu para alacağına ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava ön şartı olarak düzenlenmişken 26.04.2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesinde yapılan değişiklik ile;" zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta Kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurulabilir." ifadesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortasına karşı açılacak davalarda dava açmadan önce sigortacıya yazılı başvuru yapılması ve bu süre içinde hiç cevap verilmemesi veya verilen cevabın zarar görenin talebini karşılamaması halinde yani zarar gören ile sigortacı arasında uyuşmazlık çıkmasından sonra dava açılabileceği düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile sigortacıya başvuru bir dava şartı olarak getirilmiştir. Bir başka deyişle Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesi ile trafik kazası sonucu zarar gören kişilerin sigortacıya karşı dava açabilmesi için aralarında bir uyuşmazlık çıkması gerektiği şartı düzenlenmiştir. Buna göre zarar gören öncelikle tazminat taleplerini sigortacıya iletecek ve böylece uyuşmazlığı kendi aralarında çözmeye çalışacaklardır. Bu haliyle zarar görenin dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartı alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak önümüze çıkmaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasında "Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz." ifadesi ile dava şartı olarak arabuluculuğun sınırları özel kanunlarda tahkim ve başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurunun zorunlu olması ile çizilmiştir. Bir başka deyişle tahkimin veya başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının zorunlu kılındığı durumlarda arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak uygulanmayacaktır. Yukarıda açıklandığı üzere, trafik kazası sonucu davacının tazminat taleplerini öncelikle sigortacıya ilettiği, bu haliyle dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartının yerine getirildiği, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasına göre artık zorunlu arabuluculuk hükümlerinin uygulanamayacağı bu itibarla yargılama gideri olarak arabuluculuk masraflarının davalıya yükletilemeyeceği gözetilerek arabuluculuk masrafları davacı üzerinde bırakılmıştır. (Bkz. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/2615 Esas, 2024/7426 Karar sayılı ilamı) H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Konusuz kalan davada KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 732,00-TL ilam harcından, tahsil edilen 269,85-TL peşin harcın mahsubuna, bakiye 462,15-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafın yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-Suçüstü ödeneğinden karşılanan 9.000,00-TL bilirkişi ücreti ve 278,60-TL posta ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 6-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, 7-Tarafların talebi bulunmadığından vekalet ücreti hususunda bir karar verilmesine yer olmadığına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal iki haftalık süresi içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/01/2026
Katip ...
Hakim ...