İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/632 E. 2024/811 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/632
Karar No
2024/811
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2023/354 Esas KARAR NO:2024/831

DAVA:Şirketin İhyası DAVA TARİHİ:29/05/2023 KARAR TARİHİ:27/11/2024

Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ... Ticaret Sicilinde .../... numaralı tescilli... ... Limited Şirketin pay sahibi ve aynı zamanda Şirketin Müdürü olduğunu, ...Detayları adlı belge incelendiğinde Şirketin, 07.07.2014 tarihinde Resen Terkin edildiğinin görüldüğünü, ... kain 59 pafta 250 ada , 2 parsel sayılı taşınmazın .../... payı davacının ortağı ve yetkili müdürü olduğu "... Harfiyat İnşaat Malzemeleri Sanayii ve Ticaret Limited Şirketi" adına kayıtlı olduğunu, şirketin ticaret odasına 23.12.1992 tarihinde kaydedilmiş, iş adresi ... olarak kaydedilmiş, Sicil Nosu ...-0 olarak belirtildiğini, şirketin diğer ortaklarının ... olduğunu, şirketin Ticaret Sicilinden Resen Terkin edilmiş ancak Şirket adına kayıtlı taşınmazın tasfiye edilmediğini, TTK 547 maddesinin; "Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir " hükmüne amir olduğunu, burada özellikle dikkat edilmesi gereken hususun, şirketin daimi olarak ihyası değil, tasfiye sırasında eksik yapılmış yahut hiç yapılmamış bazı işlemlerin tedbiren yapılması durumu olduğunu, şirket üzerinde kayıtlı aracın,menkul ya da gayrimenkulün satılmamış olması, şirket borçlarının yapılandırılmamış yahut ödenmemiş olması vs. hallerinde işbu malvarlıklarının satılması, borçların ödenmesi vs. işlemlerin tamamlanması için şirket geçici olarak ihya edilir ya da ek tasfiye kararı alınabildiğini, ek tasfiyenin yapılabilmesi için tasfiye anında dağıtılmamış bazı aktifler var ise, malvarlığı dağıtımında yasal düzenlemeye uyulmamışsa, pay sahiplerinin haksız olarak aldığı paylar hakkında davalar açılacaksa,şirket yararına bir dava açılacaksa yahut aleyhine açılmış bir dava-icra takibinin olması gibi sebeplerin bunlardan bir kaçı olduğunu, ek tasfiye kararı verildikten sonra bu eksiğin yahut hiç yapılmamış işlemler yapıldıktan sonra şirketin tekrar tasfiye edilmiş sayılacağını, yoksa şirketin başından beri hiç tasfiye edilmemiş gibi faaliyetlerine devam edemeyeceğini, geçici ihya ya da teknik ifadesiyle “ek tasfiye” kararı verildiğinde sadece verilen karar çerçevesinde işlem yapılabileceğinden şirket organları bu gayeye dönük olarak yani ek tasfiyenin tamamlanması yönünde işlem yapmak zorunda olup, bunun dışında şirket faaliyetlerini yürütemeyeceğini, Yargıtay içtihatlarının da iddialarını teyit ettiğini belirterek sicilden resen terkin edilen şirketin üzerine kayıtlı taşınmazla sınırlı olarak ek tasfiyesinin yapılması ile sınırlı olarak ihya edilmesine, davacının tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmesini gerektiğini belirterek davanın kabulüne, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün .../... sicil numarasında kayıtlı iken resen sicilden terkin edilen ...Sanayii ve Ticaret Limited Şirketin ,... Sokağında kain 59 pafta 250 ada , 2 parsel sayılı taşınmazdaki payının Ek Tasfiyesi ile sınırlı olmak üzere, ticaret siciline yeniden tescili suretiyle ihyasına, tasfiye Memuru olarak ... 'ın atanmasına, yetkilendirilmesine, keyfiyetin karar kesinleştiğinde ticaret siciline tescil ve ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Ticaret Sicili Müdürlüğünün, TTK.m.32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m.34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, davalı ... Müdürlüğünün resen terkin işlemi, “6102 sayılı Kanunun Geçici 7’nci maddesi" ve 30.12.2012 tarihli ve 28513 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olan “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5’inci maddesi”, “6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 20/1 maddesi” ve “Anonim ve Limited Şirketlerin Sermayelerini Yeni Asgari Tutarlara Yükseltmelerine ve kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ’in 7. Maddesi” kapsamında olup, tesis edilen işlemde hukuka aykırılığın bulunmadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Geçici 7’nci Maddenin 15’nci fıkrası, “Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir.” hükmünü haiz olduğunu, davalı ... Müdürlüğünün, mahkeme hükmü olmaksızın bir şirketi tekrar sicile tescil yükümlülüğünün bulunmadığını, söz konusu şirketin ihyası istenmekte ise; “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ”in 16’ncı maddesinin 2’nci fıkrasında yer alan “Bu Tebliğ hükümlerine göre, ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatiflerin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir.” hükmü gereğince, bu işlemin madde hükmünde de belirtildiği üzere ancak bu hususta mahkemeye başvurulmak suretiyle gerçekleştirileceğinin açık olduğunu, davalının davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle “yargılama giderleri” ve “vekalet ücreti”nden sorumlu tutulamayacağını, her ne kadar dava konusu şirketin, TTK Geçici 7. madde kapsamında ticaret sicilinden terkin edilmişse de; iddia ve talep, dava konusu şirket adına kayıtlı bulunduğu iddia edilen taşınmazın tasfiyesinin yapılması hususuna dayandığını, bu nedenle taleple bağlı kalındığında olaya uygulanacak hukuk kuralının TTK m. 547 olduğunu, TTK m. 547 kapsamında ek tasfiyesine karar verilen şirketlere ilişkin davalarda davalı müdürlüğün yargılama gideri ile vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını, nitekim yerleşik uygulamanın da bu yönde olduğunu, re'sen terkin işlemi hukuka ve kanuni prosedüre uygun olduğu gibi, davacı vekilince re'sen terkin işleminin eksik veya usulsüz olduğuna dair bir iddianın ileri sürülmediğini, son bir husus olarak da, Yargıtay içtihatları gereğince sermaye artırımı yükümlülüğünü yerine getirmediği için ticaret sicilinden resen terkin edilen şirketin, tekrar ticari faaliyetlerine devam edebilecek şekilde ihyasına (ek tasfiyesine) karar verilmesi mümkün olmadığından; taleple bağlı kalınarak sınırlı olarak dava konusu şirketin ihyasına (ek tasfiyesine) karar verilebileceği ve tasfiye memuru atanması gerektiğini, davanın açılmasına sebebiyet vermeyip de davanın niteliği gereği ”Yasal hasım” konumunda bulunan müvekkil aleyhine yargılama giderlerine ve vekâlet ücretine hükmedilmeyeceğini, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 04.04.2016 tarih, 2016/2926 ve 2016/3585 K., 09.02.2015 tarih, 2014/16398 E. ve 2015/1464 K. , 29.01.2007 tarih, 2005/14259 E. ve 2007/927 K. gibi çok sayıda ilâmı ve yerleşik uygulamasının da bu yönde olduğunu belirterek davalı müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, ihyası istenilen şirketin ticaret sicil kayıtları, tapu kaydı, resmi senet sureti, yetki belgesi dosya içerisine alınmıştır. İhyası istenen... ... ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde; şirket ana sözleşmesinin 15/12/1992 tarihinde tescil edildiği, şirketin son yetkililerinin ..., ... olduğu, şirketin son tescilini 07/07/2014 tarihinde yaptırdığı, şirketin tasfiyesinin sona erdiği 07/07/2014 tarihinde tescil edildiğinden sicil kaydının terkin edildiği görülmüştür. Dava, TTK 547 maddesine göre ek tasfiye mahiyetinde şirket ihyası davasıdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, sicilden terkin edilen şirketin davacının taraf olduğu alacak davasına mahsus taraf teşkili amacıyla ihyası noktasında toplandığı, 6102 sayılı TTknun 547.maddesinde; "(1) Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. (2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir. " denilmekte olup, davacının ihyası talep edilen şirketler ile karşılıklı davası olduğu yaklaşık olarak ispat edildiğinden, anılan yasa hükmü gereğince davacının ihya talebinin anılan dava ile sınırlı olmak üzere davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir. İhyası istenen şirket kayıtlarının geçmişe dönük incelenmesinden, davacı ...'ın şirketlerin son yetkililerinden olduğu, davacının tasfiye memuru tayin edilmesi maslahata uygun görülerek tasfiye memuru olarak atanması gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın kabulüne, ... Müdürlüğü nezdinde, ...-0 sicil numarası ile kayıtlı, ...’nin, ... ili, ... ..., ... Mahallesi, 250 ada 2 parsel sayılı taşınmazdaki hisselerinin tasfiyesine matuf İHYASINA, 2-İhya amacına matuf tasfiye işlemlerinin yapılması için ... TC Kimlik numaralı ...’ın tasfiye memuru olarak tayinine, 3-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kararın bir suretinin ticaret sicil müdürlüğüne bildirilmesine, 4-Harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcının daha önceden ödenen 179,90 TL karar ve ilam harcından mahsubu ile eksik kalan 247,7 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 5-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun yasa gereği hasım olması nedeniyle ücreti vekalet ve yargılama giderleriyle sorumlu tutulmamasına, 7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 Hafta süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 27/11/2024

Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/632, K. 2024/811, T. 21.11.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-10-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-632-e-2024-811-k-c4919934e0f7