İlk Derece Mahkemesi · Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 2023/206 E. 2024/395 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Esas No
- 2023/206
- Karar No
- 2024/395
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/206 Esas - 2024/395 T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2023/206 KARAR NO : 2024/395 HAKİM : ... KATİP : ...
DAVACI : ... Mersis No:... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : 1- ... .... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : 2- ... VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali DAVA TARİHİ : 04/12/2023 KARAR TARİHİ : 19/09/2024 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesiyle; davacının işletmesinin 2017 yılında ...’un ... semtinin tenha bir yerinde kurulduğunu, bu durumdan mülhem işletme adının “... ...” veya “... ...” olarak kullanıldığını, işletmenin geniş müşteri kitlesine ulaştığını ve şubeleştiğini, davacının “...” ibareli seri markaların sahibi olduğunu, bu serinin devamı olarak “...” ibareli dava konusu başvuruyu yaptığını, başvuruya konu işaret ile redde mesnet marka arasında SMK m.6/1 hükmünün uygulanmasına neden olacak bir benzerliğin bulunmadığını, “...” ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, bu ibareden kaynaklı kısmi benzerliğin tescile engel olmayacağını, ülkemizde dini inanış gereği alkollü ürünlerin gizli, kuytu yerlerde tüketildiğini, redde mesnet markada yer alan “...” ibaresiyle birlikte düşünüldüğünde “...” ibaresinin bu nedenle tanımlayıcı olduğunu, redde mesnet markada yer alan şekil unsurunun ve markalardaki ek unsurların da farklılığı arttırdığını başvuruya konu işaretin “...” ve ...’un kısaltması “...” ibaresinden oluştuğunu, davalının ... sektöründe faaliyet gösterdiğini, davacının ise yemek sağlama hizmeti verdiğini, ilgili tüketicilerin bilgi düzeyinin yüksek olduğunu, davacının “... ...” ve “... ...” ibareli kullanımlarının halk nezdinde maruf nitelikte olduğunu, dürüst kullanım nedeniyle bu ibareler üzerinde hak sahibi olduğunu iddia ederek ....’nun ...sayılı kararının iptaline ve dava konusu ... sayılı "..." ibareli marka tescil başvurusunun, başvuru listesinde yer alan bütün emtialar açısından tescili için gerekli kurum işlemlerinin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket vekili cevap dilekçesiyle; davalının “...” ibaresinin gerçek ve üstün hak sahibi olduğunu, 2012 yılından bu yana faaliyetlerini anılan marka ile sürdürdüğünü, davacının “...” ibareli seri markaları bulunduğu iddiasının yerinde olmadığını, davacının seri marka iddialarının dayanağını oluşturan listede “...” ibaresinin bulunmayan markaların bulunduğunu, “...” ibaresini içerenlerin ise çekişmesiz olmadığını, seri marka argümanının başvuru sahibi tarafından değil, itiraz sahibi tarafından kullanılabilir nitelikte olduğunu, “...” ibaresinin restorancılık hizmetine yabancı olması nedeniyle ayırt edici gücünün yüksek olduğunu, tarafların ayrı sektörde faaliyet gösterdiği iddiasının yerinde olmadığını, davalının sadece içki satmadığını, hamburger de dâhil çeşitli yiyecek ve alkolsüz içecek servisi de yaptığını, çekişme konusu hizmetlerin ortalama tüketicisinin bilinç düzeyinin yüksek olmadığını, genellikle pahalı olmayan, uzun süre düşünmeden tercih edilen bir hizmet olduğunu, davacının markalarının maruf olduğu iddiasının yerinde olmadığını, maruf olsa dahi benzerlik incelemesinde bu durumun bir etkisinin olmadığını, davacının dürüst kullanım ve çekişmesiz şekilde uzun süreli kullanımdan dolayı sessiz kalma yoluyla hak kaybı oluştuğu iddiasının yerinde olmadığını, davalının davacının yapmış olduğu “...” ibareli markalara itiraz ettiğini, uyuşmazlıkların yargı aşamasına taşındığını, dolayısıyla çekişmesiz bir dürüş kullanımın ya da sessiz kalma yoluyla hak kaybının oluşmadığını, davacının “...” ibareli markalarına karşı hükümsüzlük davası, kullanımlarına karşı tecavüz davası açıldığını, davacı markasındaki “...” ibaresinin “...”un kısaltması olması nedeniyle ayırt edici olmadığını, esas unsurun “...” olduğunu bu ibarenin davalıya ait markanın da esas unsuru olduğunu, SMK m.6/1 hükmünün uygulanma koşullarının oluştuğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. YARGILAMA: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; ... sayılı kararının iptaline ve dava konusu ... sayılı "..." ibareli marka tescil başvurusunun, başvuru listesinde yer alan bütün emtialar açısından tescili için gerekli kurum işlemlerinin devamına karar verilmesi talebine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. ...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; davacı adına 03.11.2022 tarihinde tescil başvurusu yapılan, kapsamında 43. sınıftaki hizmetler bulunan, ... sayılı marka tescil başvurusunun yayımına, davalı tarafından SMK m.6/1 hükmü kapsamında yapılan itirazın ... (...) tarafından kabul edilmesi kararına karşı, davacı tarafından ... nezdinde yapılan itiraz, ...’nin ...sayılı kararı ile: ''... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ... sayılı "..." ibareli marka ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi uyarınca reddi yönündeki ... kararına karşı, başvuru hakkındaki ret kararının kaldırılması talebiyle başvuru sahibi tarafından yapılan itiraz incelenmiştir. (...) Yapılan incelemede, başvuruya konu marka ile ret gerekçesi markanın "..." ibaresini ortak olarak içerdiği ve markalar arasında görsel ve işitsel bakımdan benzerlik bulunduğu, ayrıca markaların eşya listesi kapsamında aynı/aynı tür hizmetlerin yer aldığı, sonuç olarak markalar arasında karıştırılma ihtimali ortaya çıkabileceği kanaatine ulaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle işbu itirazın reddi gerekmiştir. İtirazın ve başvurunun reddine oybirliği ile karar verilmiştir.'' şeklinde karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir. Ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlık konusuyla ilgili iddia, savunmalar doğrultusunda rapor düzenlenmesi için AYRI AYRI seçilen 2 bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir. Marka vekili bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle: redde mesnet marka karşısında davacıya ait marka başvurusunun SMK m.6/1 hükmü kapsamında reddi koşullarının oluştuğu, bu tespitimizin iptali talep edilen ... kararı ile uyumlu olduğu, takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir. Sektör uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle: -Dava konu marka ile iddialara mesnet markalar arasında başvuru aşaması açısından tarihsel öncelik sonralık ilişkisinin SMK'ya uygun şekilde gerçekleştiği, -Dava konusu markanın kapsamındaki 43. SINIF mallarının, davacı markasının kapsamında aynı/aynı tür/benzer olarak yer aldığı, -Dava konusu markanın kapsamında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve anlamsal benzerlik bulunduğu, dava konusu marka ile davacıya ait marka arasında işaret ve markanın ortak unsurunun bire bir aynı olması (...) nedeniyle karıştırılma ihtimalinin söz konusu olduğu, -Ortak olarak işaretlenen ürün listesinin hemen her yaştan ve kesimden ortalama tüketiciye hitap eden ürünler olup, özel bir tüketici kesimine hitap etmeyen, nispeten kısa zaman aralığında tercih yapılarak satın alınan, yüksek fiyatlı olarak nitelendirilemeyecek ürünler olması hızlı karar verilen ürünler olması sebebiyle tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin olduğu, -Kötü niyetin ispat edilemediği, -Davacıya ait marka başvurusunu SMK m 6/1 reddi koşullarının oluştuğu, inceleme neticelerinin ... 24.11.2023 tarih, ...sayılı kararının yerinde olduğu, takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir. Bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzenlendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır. GEREKÇE: Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir. “Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise; (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir. (9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir. Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (...). Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davacı Markası Redde Mesnet Davalı Markası ... ... (43. sınıf) (43. sınıf) Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; dava konusu markanın kapsamındaki 43. SINIF: Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri.Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri. mallarının, davacı markasının kapsamında aynı/aynı tür/benzer olarak yer aldığı görülmektedir. Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir. Davacının markasının incelenmesinde; başvuruya konu işaret, standart yazı karakteriyle “...” ibaresi ile davacının beyanlarına göre “...” ilinin kısaltması olan “...” sözcüğünden oluştuğu, markanın tümü büyük harfler ile yazıldığı, gri bir zemin üzerine siyah tonda yazıldığı, markanın kelime markası olduğu, şekil unsuru içermediği, markanın esas unsurunun ... ibaresi olduğu, anlaşılmaktadır. Davalının markasının incelenmesinde; redde mesnet marka “...” ibaresi, “...” ibaresi ve şekil unsurundan oluştuğu, kırmızı bir zemin üzerine siyah renk ile yazıldığı, ibarenin hemen üzerinde ve ibareyi ortalar şekilde bir şeklin mevcut olduğu, markanın karma marka olduğu, markadaki esas unsurun ... ibaresi olduğu anlaşılmaktadır. Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. ...'nun 08.06.2016 gün ve .... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da göz önünde bulundurularak yapılan incelemede, davalı adına tescilli "..." esas ibareli marka ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde; başvuruda yer alan "..." ibaresi bir ilin kısaltması olması, redde mesnet markanın kapsamında yer alan "..." ibaresi ise çekişme konusu hizmetler bakımından vasıf ve çeşit bildirir nitelikte olması nedeniyle ayırt edicilikten yoksun olduğu, ... ibaresinin ise ''kaçak ya da yasak şeylerin saklandığı gizli yer, gizli saklı köşe, gizli bir yere koymak saklamak‟ anlamına geldiği, ... ibaresinin markasal anlamda ayırt ediciliği yüksek bir ibare olduğu, dava konusu markanın kapsamında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve anlamsal benzerlik bulunduğu, dava konusu marka ile davacıya ait marka arasında işaret ve markanın ortak unsurunun bire bir aynı olması nedeniyle karıştırılma ihtimalinin söz konusu olduğu; işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "..." markasını gördüğünde bunun davalının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu, taraf markaları arasında SMK 6/1 maddesi anlamında iltibas bulunduğu, Öte yandan davacının kötü niyet iddiasına yönelik somut deliller sunmadığı, davacı yan tarafından, davalının “...” işaretini kendisine marka olarak seçerken spekülasyon, yedekleme, şantaj vs. gibi amaçlarla veya davacının markaları ve faaliyetleriyle haksız rekabet doğuracak eylemlere giriştiği hususlarında dava dosyasında herhangi bir delil sunulmamış olduğundan, sırf markalardaki "..." ibaresini kullanılmasından kaynaklı benzerliğin kötü niyetin tespiti için yeterli olmadığı, bu durumda dava konusu edilen marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığının ispat olunamadığı, SMK 6/9 şartlarının somut olayda oluşmadığı da dikkate alınarak davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere: 1-DAVANIN REDDİNE, 2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333), Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/09/2024
Katip .... Hakim ... e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır