İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/1159 E. 2025/1142 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1159
- Karar No
- 2025/1142
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/1159 Esas KARAR NO : 2025/1142
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 07/12/2023 KARAR TARİHİ : 11/12/2025 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/01/2026 Davacı tarafından mahkememizde açılan davada yapılan yargılama sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından mahkememize sunulan dava dilekçesinde özetle; 17/03/2017 tarihinde saat 14.50 sıralarında sürücü ..... 'in (TC No: ..... ) sevk ve idaresindeki ..... plaka sayılı aracın Koçman Caddesi üzerinde, .... Market tarafından Yenibosna yönüne doğru hızlı bir şekilde seyir halinde iken, Koçman Caddesi'n den yaya olarak karşıdan karşıya geçmeye çalışan müvekkili .....' e çarpmış olduğunu, müvekkili ..... ' in BTM ile giderilmeyecek şekilde, kırıklı ve bilinci kapalı olarak ağır yaralanmasına neden olduğunu, o esnada o bölgeden geçmekte olan ..... plakalı ..... SAĞLIK VE AMBULANS HİZMETLERİ TİC. A.Ş. ye ait ambulans ekiplerince ilk müdahalesi yapılmış ve ilk müdahale sonrası ..... Hastanesine götürülmüş olduğunu, Kazadan sonra müvekkili ......'in uzun ve yoğun bir tedavi süreci geçirmiş, kaza sonucunda dalağının patlaması nedeniyle ameliyatla dalağı alınmış, ayrıca sol omuzda oluşan parçalı kırık nedeniyle ameliyat edilemediğinden kırık omuzu bandajlanmış, kırıkların kaynaması için bandajla hareketsizlik sağlanmış, iyileşme süreci zamana bırakılmış, hareketsiz kalan kolun eski haline dönebilmesi için fizik tedavi süreci başlatılmış olduğunu, bu sürede çalışamayan müvekkilinin, üç aylık tedavi sürecinin sonunda tamamen iyileşemediği halde birlikte yaşadığı annesi ve kardeşinin geçimini sağlamak, ev kirasını ödeyebilmek için işe başlamak zorunda kalmış olduğunu ve çalışmaya başlamış olduğunu, ancak çalışmaya başladıktan sonra da sürekli fizik tedavi görmek zorunda kalmış olduğunu tüm bu nedenlerle; davamızın kabulüne, müvekkili .....' in geçici iş göremezlik zararı nedeniyle 100 TL, müvekkilde oluşan hasar, iş göremezlik, ve ekonomik geleceğinin etkilenmesi nedeniyle 100 TL, iyileşme sürecinde yapılan tüm tedavi, paramedikal giderler ve yol giderleri için 100 TL olmak üzere toplam 300 TL maddi tazminatın olay tarihinden işleyecek ticari faiziyle birlikte tüm davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili tarafından mahkememize sunulan cevap dilekçesinde özetle; Kanaatimizce sigortalı araç sürücüsü kusursuz olduğundan ve davacı yanların dava konusu kaza sonucunda kalıcı maluliyetleri oluşmadığından ve geçici iş göremezlik, bakıcı gideri, tedavi gideri zararları müvekkili şirket sorumluluğunda olmadığından davanın reddine, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, aleyhe hüküm kurulacak olması halinde SGK tarafından yapılan-yapılacak ödemelerin müvekkili Şirket’in sorumluluğundan tenziline, kusur durumunun tespiti için Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti’nden ve Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi’nden rapor alınmasına, davacının maluliyet oranının tespiti için Erişkinler için Engellilik Yönetmeliği’ne göre rapor alınmasına, tazminat oranı ve miktarının tespiti için, yukarıdaki hususlar tamamlandığında Hazine Müsteşarlığı Aktüerler Sicili’ne kayıtlı aktüer bilirkişiden rapor alınarak gerçek zararın tespit ettirilmesine, taraflarınca huzurda görülen davanın ikame edilmesine sebep olunmadığından faiz, harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin başvuran tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememiz dosyası öncelikle kusuru incelemesi bakımından bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından mahkememize sunulan 16/04/2024 tarihli raporda özetle; "Mevcut tespitlere göre; 1- Yaya geçidi bulunmayan yerlerde yayalar yolun karşısına geçmek için kavşak başlarını kullanmaları gerekmekte olup geçiş hakkını kullanırken trafiği engelleyecek veya tehlikeye düşürecek şekilde davranmaları yasak olup Yaya .....”in karşıya geçerken taşıt yolu içerisini kullanarak kazaya sebebiyet verdiğinden ; - 2918 Sayılı Karayolları Trafik Yönetmeliğinde belirtilen Yayalara ait kusurlardan ( YÖNT. 138-b -3 Işıklı işaret veya yetkili kişilerin bulunmadığı geçitlerde veya kavşaklarda güvenlikleri açısından yaklaşan araçların uzaklık ve hızını göz önüne alarak uygun zamanda geçmek,) zorundadır. maddesini ihlal etmesi nedeniyle kazanın oluşumunda %75 kusurlu olduğu, 2-Bu kazanın oluşumunda; ...... Plakalı araç sürücüsü .....”in yerleşim yeri içerisinde hızını yol ve trafik durumuna uydurmayarak kazaya sebebiyet verdiğinden -2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununda belirtilen Sürücülere ait diğer kusurlardan ; ( 52/1-b Aracının hızını ,aracın yük ve teknik özelliğine görüş,yol ,hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak ) maddesini ihlal etmesi nedeniyle kazanın oluşumunda % 25 KUSURLU olduğunu" belirtmiştir. Kusur raporu alınması akabinde dosya maluliyet oranının tespiti ve sair uyuşmazlık konuları yönünden rapor tanzimi ATK'ya gönderilmiş, 17/04/2025 tarihli ATK raporunda özetle; "Mevcut belgelere göre; 29/07/1982 doğumlu, ..... ’in 17/03/2017 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının; A)30.03.2013 tarihli 28603 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik kapsamında; I-Sindirim sistemi, Splenektomi, %10 engellilik oranı, A1)Kişinin Tüm Vücut Özürlülük Oranının %10(yüzdeon) olduğu, B)03/08/2013 tarih, 28727 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği ile bu yönetmelik kapsamında yer almayan bölüm, cetvel ve listeler için, 11/10/2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kullanılarak ve mesleği bildirilmemekle Grup1 kabul olunarak: Gr1 XI (3……….15)A %19 E cetveline göre %18 B1)Kişinin Tüm Vücut Maluliyet Oranının %18 (yüzde onsekiz) olduğu, C)Özürlülük kavramıyla meslekte kazanma gücü kaybı, çalışma gücü kaybı kavramlarının farklı kavramlar oldukları, farklı tüzük ve yönetmeliklerin, farklı bölümlerinde değerlendirildikleri, aralarında bağlantı bulunmadığı, aralarında çelişkiden bahsedilemeyeceği, D)İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 4 (dört) aya kadar uzayabileceği, E)Başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı, ancak iyileşme süresi içerisinde 1 (bir) ay boyunca başka birisinin yardımına ihtiyaç duyabileceğini" belirtmişlerdir. Dava, haksız fiil nedeniyle meyanda geldiği iddia olunan cismani zarara ilişkin tazminat davasıdır. Uyuşmazlığın, 17/03/2017 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle davacının geçici sürekli iş göremezlik tazminatı, tedavi ve yol giderlerini davalıdan talep edip edemeyeceği, meydana gelen kusurun ve meydana gelen zarardan sorumluluğun kimde olduğu, müterafik kusur koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır. TBK'nın 49'uncu maddesine göre haksız fiil sorumluluğu için davalının kusurlu ve hukuka aykırı bir fiilinin bulunması gerekir. Görüleceği üzere haksız fiil sorumluğundan bahsedilebilmesi için; a-fiil, b-hukuka aykırılık, c-illiyet bağı ve d-zarar unsurlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir. Yani davacının tazminata hak kazanabilmesi için bu dört unsurun birlikte gerçekleştiğini ispatlaması şarttır. Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davasında, zarar ile zararlı sonucu doğuran olayın gösterdiği özellikler tazminat hukuku kurallarına uygun biçimde değerlendirilmeli, davalıların varsa kusuru tazminat hukuku ilkelerine göre zarar belirlenmelidir. Mevcut olayımızda ise davalının tazminatla sorumlu tutulabilmesi için meydana gelen haksız eylemde sigortalısı araç sürücüsünün kusurlu olması gerektiği açıktır. Tarafların kaza sebebiyle meydana gelen zarardan sorumlulukları, kazanın meydana gelmesindeki kusur oranları ile sınırlıdır. Somut olayda zararın meydana geldiği iddia olunan trafik kazasına ilişkin olarak kaza tespit tutanağının düzenlenmemiş olduğu, yaralanmalı trafik kazasına ilişkin olarak kaza üzerine doğrudan başlatılan bir soruşturma dosyasının bulunmadığı, kazanın meydana geldiği tarihten beş yılı aşkın süre sonra davacı şikayeti üzerine açılan soruşturma dosyasında olay yerini gören kamera kaydı olmadığı gibi kaza tespit tutanağını da olmadığından ve bu nedenle taraflar arasında bir kusur dağılımı yapılamadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, verilen karara karşı itirazda bulunulması neticesinde sulh ceza hakimliği denetiminden geçerek itirazın reddine karar verilmek suretiyle kesinleştiği, mahkememizce aldırılan kusur raporunun özetlenen safahatten anlaşıldığı üzere doğrudan beyana dayalı olarak düzenlendiği, raporda da bu hususun açıkça ifade edildiği, kaza tespit tutanağına, görgü tanıklarına, kamera kayıtlarına vb. herhangi bir kayda dayanılmaksızın düzenlendiği, bu haliyle raporun objektif esaslara dayalı düzenlenmiş olduğunun kabul edilemeyeceği, bu yönüyle de hükme esas alınmasının mümkün olmadığı kanaatine ulaşılmıştır. Mahkememizce kusur oranlarının tespitini objektif esaslara dayalı olarak gerçekleştirmek adına 18/09/2025 tarihli celsede 1 numaralı ara karar ile taraflara olayı gören tanıkları var ise bildirmeleri için süre verilmiş, davacı vekili tarafından sunulan 04/10/2025 tarihli dilekçesi ile .....'i tanık olarak bildirmiş ve kaza sonrası davacıya ilk müdahaleyi yapan ..... logolu ambulans görevlileri tarafından düzenlenen hasta formu evrakında adı geçen görevlilerin tespit edilerek tanık olarak dinlenmesi talebinde bulunmuştur. Tanık ..... 11/12/2025 tarihli celsede dinlenmiş ve davaya konu kazanın meydana geliş şekline ilişkin görgüye dayalı bir tanıklığının bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacı vekili aynı celsede dilekçelerinde bahsi edilen hasta formunda geçen ambulans çalışanlarının kazanın ne şekilde gerçekleşmiş olduğunu görmediklerini, yalnızca kaza sonrası mahalden geçtikleri için davacıya ilk müdahaleyi yaptıklarını ifade etmiştir. Davacı vekilinin duruşmadaki bu beyanı karşısında ambulans görevlilerinin kazanın meydana gelişine dair görgüye dayalı tanıklarının bulunmadığı anlaşılmakla dinlenilmelerine de yer olmadığı, zira bu kişilerin dinlenmesinin kazanın meydana gelmesinde tarafların kusur oranlarının tespiti noktasında yargılamayı aydınlatmaya yönelik bir katkı sağlamayacağı anlaşılmıştır. Bu koşullar altında kazaya ilişkin olarak kazaya karışan tarafların kusur oranlarının net şekilde tespitinin mümkün olamayacağı, bu bakımdan davalının kazadan kaynaklı meydana gelen zararlardan sorumluluklarının bulunduğunu ispat yükü üzerinde olan davacının net şekilde ortaya koyamadığı kanaatine ulaşılmıştır. Sürücü .....'in soruşturma dosyasında alınan ifadesinde 17/03/2017 tarihinde yaralanmalı trafik kazasına karışmadığını ifade ettiği, davalı vekilinin 12/09/2025 tarihli beyan dilekçesi ekinde sunduğu, sürücü .....'in kazaya ilişkin olarak davacı ile karşılıklı olarak düzenlediği ibraname olarak nitelendirilebilecek evrak kazanın meydana geldiğine ilişkin karşı taraf kabulü olarak değerlendirilebilirse de, yargılamanın ilerletilebilmesi adına gerekli kusur oranlarının açıklığa kavuşturulması adına bu evrakın da bir katkısının bulunmadığı kanaatine ulaşılmıştır. Davacının UYAP entegrasyon sisteminden yapılan taraf olduğu soruşturma dosyası sorgulamasında da kazanın meydana geldiği 2017 yılında müşteki olarak taraf olduğu bir soruşturma dosyasının bulunmadığı, zaten dava dilekçesinde dahi kaza sonrasında soruşturma dosyasının açılmadığının davacı tarafın da kabulünde olduğu anlaşılmıştır. Tüm bu belirtilen esaslar çerçevesinde ispat yükü üzerinde olan davacının kazanın meydana gelmesinde karşı tarafın kusurunun bulunduğu somut olarak ortaya koyamadığı kanaatine ulaşılmış ve davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Somut olayda davacının davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesi imkansız değil ise kendisinden beklenemez. Zira talep edilen tazminatın miktarı dosyaya tarafların sunacağı deliller sonrasında mahkemece yaptırılması muhtemel bir bilirkişi incelemesi sonucunda teknik bir hesaplama sonrası ortaya çıkabilecektir. Davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olduğu, böyle bir durumda tazminat miktarı belirlenmeden dava dilekçesinde gösterilen miktar yönünden davanın reddine karar verildiğinde başlangıçta gösterilen miktar baz alınarak istinaf dilekçesi kararın kesin olduğu gerekçesiyle reddedilmemelidir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17.Hukuk Dairesinin 28.09.2017 tarih 2017/909 Esas 2017/1358 Karar sayılı ilamı bu yöndedir. ) Bu nedenle istinaf kanun yolu açık olmak üzere aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM-Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 615,40-TL ilam harcından peşin alınan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına, 3-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 3.120,00-TL arabulucu ücretinin davacıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 300,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine, 6-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine, Dair, davacı ve davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/12/2025 Katip ..... ¸e-imzalıdır Hakim ..... ¸e-imzalıdır