İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/460 E. 2024/621 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/460
Karar No
2024/621
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/460 Esas KARAR NO : 2024/621

DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 26/06/2022 KARAR TARİHİ : 24/09/2024

Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; 01/12/2020 tarihinde müvekkili kırmızı ışıkta trafikte durmuş bulunan diğer araçlar ile birlikte durmakta iken, ... plakalı araç ile davalı sürücü ... müvekkilin sevk ve idaresindeki araca ve müvekkilin önünde bulunan başka bir araca (...) çarparak yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazasının meydana gelmesine sebebiyet verdiğini, işbu kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü ... kaza tespit tutanağı ve ... 40. Asliye Ceza Mahkemesi ... Esas dosyasında alınan bilirkişi raporu ile sabit olduğu üzere %100 kusurlu olup bu kazanın meydana gelmesinde müvekkilin kusuru bulunmadığını, kaza sonrası müvekkili ambulans ile hastaneye götürülerek müdahaleler yapıldığını, müvekkilinin ... Müdürlüğünde idari personel olarak çalıştığını, bunun dışında müvekkilinin sigortalı işi dışında haftanın 7 günü saat 18:00 - 01:00 aralığında günlük 250 TL yevmiye ile motorlu kurye olarak ek iş yaptığını, müvekkilinin kaza sonrasında kendi ihtiyaçlarını karşılayan ve ailesine/ çevresine destek olan biri iken gerek bazı ek işlerini kaybetmesi gerek istirahatli olması nedeniyle çalışamaması ve çalışması halinde dahi efor kaybı nedeniyle verimli çalışamaması sebepleri ile destek sağlayan biri konumundan desteğe muhtaç hale geldiğini, ekonomik sorunların her geçen gün artığı, pandemi sürecinin hayatı son derece olumsuz etkilediği ve etkisini her geçen gün arttırdığı bir süreçte müvekkilinin iyi bir iş performansı ve kazanç sağlarken bir anda yardıma muhtaç hale geldiğini, trafik kazası sonucu müvekkilinin bedelsel zarara uğraması nedeniyle 6100 sayılı yasanın 107. Maddesi gereği fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1000 TL maddi tazminatın sigorta şirketi yönünden temerrüte düştüğü tarihten, diğer davalılar yönünden sigorta limitlerini aşmamak üzere kaza tarihinden itibaren işletilecek avans faizi, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, 100.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden işletilecek avans faizi ve yargılama giderleri ve ücreti vekalet ile birlikte davalılardan (sigorta şirketi hariç olmak üzere) müştereken ve müteselsilen tahsilini, her türlü tedavi ve iyileşme giderleri için şimdilik 100 TL, kazanç kaybı için şimdilik 100 TL, Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar için şimdilik 100 TL, geçici işgöremezlik nedeniyle şimdilik 100 TL, beden gücü kaybı nedeniyle şimdilik 100 TL tazminatın sigorta şirketi yönünden temerrüte düştüğü tarihten, diğer davalılar yönünden kaza tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile yargılama giderleri ve ücreti vekalet ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; dava konusu trafik kazası anılan zamanaşımı süreleri geçtikten çok sonra açılmış olduğunu, karar görenlerin doğrudan dava açma hakkı ortadan kaldırıldığını, dava öncesinde sigorta kuruluşuna başvuru zorunluluğu getirildiğini, haliye başvurunun tam yapılması gerektiğini, yetkili merci tarafından hazırlanmamış olan ve dosyaya sunulan hatalı raporların hükme esas alınması halinde telafisi güç zararlar meydana geleceğini, işbu nedenle maluliyet tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumu’na gönderilmesi gerektiğini, müvekkilinin Karayolları Trafik Kanunu’nun 91. maddesi ve zorunlu mali mesuliyet sigortası (zmms) uyarınca, sigortalısının kusuru ile 3. şahıslara verdiği zararı poliçe teminat limiti ile sınırlı olduğunu, öncelikle zamanaşımı def’i ve gerekçeli itirazları dikkate alınarak haksız ve hukuka aykırı davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle reddini, davacı uhdesinde meydana gelen zararlardan müvekkili şirketin ZMMS poliçe teminatı kapsamında sorumluluğu bulunmadığı gerekçesiyle haksız davanın reddini talep etmiştir. Davalılar ... ve ... vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin beyanına göre davacının ciddi bir durumunun olmadığını, kırık gibi süreli tedaviyi gerektirir bir rahatsızlığının bulunmadığını, kaza günü kaldırıldığı hastanede verilen raporda "yapılan muayenede vücudunda kırık olmadığı, kalıcı tedavi gerektiren bir durumu yoktur" şeklinde olduğunu, daha sonra bu ifadenin aksine başka hastaneden alınan raporlarda müştekinin vücudunda kırık olduğunun belirtildiğini, 01/12/2020 tarihinde meydana gelen kazadan sonra 04/12/2020 tarihinde davacının ... Devlet Hastanesine müracaat ettiğini ve vücudunda kırık olduğundan bahisle rapor düzenlendiğini, aradan 3 gün geçtikten sonra düzenlenen bu raporda gözüken kırıkların 3 gün önce niye gözükmediğinin meçhul olduğunu, müvekkilinin sebebiyet verdiği kaza sonucu oluşan yaralanma ile bu raporda belirtilen yaralanma arasında bir bağ olmadığını, davacının kaza sonrası kaza mahallinde iken daha önce yine kaza geçirdiğini, bu kaza sonucu aynı yerde kırık oluştuğunu müvekkiline beyan ettiğini, önceki kazada olan ve henüz tam iyileşmeyen kırığın burada etkin olup olmadığının araştırılması gerektiğini, davacının kalıcı yaralanması ile meydana gelen kaza arasında bağ bulunmadığından davanın reddini, mahkeme aksi kanaatte ise maddi taleplerin tamamının sigorta tarafından karşılanması sebebiyle bu taleplerin reddini, manevi tazminatın reddini talep etmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dava, trafik kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Somut olayda; 01/12/2020 tarihinde davalılardan ... adına kayıtlı, davalı ...A.Ş. nezdinde ZMMS kapsamında sigortalanmış olan, davalı ...'nun sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile davacının sevk ve idaresindeki ... plakalı araç arasında meydana gelen trafik kazası neticesinde davacının yaralanması sebebiyle işbu maddi ve manevi tazminat istemli davanın açılmış olduğu görülmüştür. Dava dilekçesi içeriği ve başlık kısmı incelendiğinde davacı vekili tarafından işbu davaya konu edilen tazminat miktarlarının çelişkili olarak belirtilmiş olması sebebiyle karışıklığın giderilmesi amacıyla tensip zaptıyla birlikte süre verilmiş olup davacı vekili tarafından ibraz edilmiş olan talep soncunun açıklanmasına ilişkin beyan dilekçesinde özetle; "maddi tazminat kapsamındaki bir kısım taleplerimiz ayrıca kalem kalem sıralanarak mükerrer talep halinde talep edilmiştir. Bu nedenle ayrı ayrı kalemler halinde talep ettiğimiz tazminat taleplerimiz 1000 TL'lik maddi tazminat talebimiz içinde yer alan taleplerimizdir. Dolayısıyla kalem kalem sıraladığımız taleplerimizin tek başlık olarak maddi tazminat adı altında talep şeklinde dikkate alınmasını, yargılama neticesinde dava dilekçemizde sıraladığımız tüm tazminat taleplerimiz hakkında hesaplama yapılarak bu kapsamda maddi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini " talep etmiş olduğu aynı zamanda eksik harcını ikmal etmiş olduğu görülmüştür. Haksız Fiillerden doğan borç ilişkileri Türk Borçlar Kanununun 49. Ve devamı hükümlerinde düzenlenmiş olup 49. Maddenin "(1)Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. (2)Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür." şeklindeki düzenlemesi ve aynı kanunun Zararın ve kusurun ispatı başlıklı 50. Maddesinin "(1) Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. (2)Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler." şeklindeki düzenlemesi uyarınca bir haksız fiil sonucunda zarar görenin tazminat isteminde bulunabilmesi için ortada haksız fiilin bulunması, failin kusur olması, talepte bulunan şahısta zararın meydana gelmiş olması ve zarar ile fiil arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir. Bir zarar sigortası türü olan zorunlu mali sorumluluk sigortasında sigortacı işletenin sorumluluğunu yine ancak sorumlu olduğu çerçevede karşılamakla yükümlüdür. Bu bakımdan zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile işletenin poliçe limiti dahilinde tazminat sorumluluğunu yüklenen sigorta şirketi gerçek zarardan, işletenin ve eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru oranında sorumlu tutulabilecektir. Yargılama esnasında dava konusu kazaya ilişkin olarak hasar dosyası, tescil kayıtları, davacının tedavisine ilişkin evrakları, ceza dosyası celp edilmiş olup henüz bir maluliyet ve kusur raporu alınmadan davacı vekili tarafından ibraz edilmiş olan 31.10.2022 tarihli dilekçede "Esası belirtilen dosyamızda yargılama giderleri ve manevi tazminat yönünden talep ve dava haklarımız saklı ve baki kalmak üzere sigorta şirketi ile yapılan sulh protokolü gereğince maddi tazminat alacak hakkımızdan tüm davalılar yönünden feragat ediyoruz. Sigorta şirketi vekalet ücreti talebinde bulunmayacak olup bu hususta sigorta şirketi yönünden beyanda bulunulacaktır. İş bu sebeple maddi tazminat taleplerimiz yönünden feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep ederim." şeklindeki beyanı ile birlikte işbu davadaki maddi tazminat taleplerinden tüm davalılar bakımından feragat etmiş olduklarını beyan etmiş olduğu görülmekle davacının maddi tazminat taleplerinin feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. Davacının manevi tazminat talepleri bakımından yapılan incelemede; Anayasanın 5 12, 17, 20 ve 26 maddelerinde kişilik değerlerinin önemini esas alarak bunları ihlal edenlere karşı kişinin korunmasını garanti altına almıştır. Kanun koyucu manevi tazminat davası açılacak halleri MK 240/11, 25, 85 ve devamı maddeleri ile TBK 56 ve 58 maddelerinde düzenlenmiştir. TBK 56 md.si maddesi ise özel nitelikte bir hüküm olup Fiziki (maddi) kişilik değerlerinin yani yaşama hakkı ile vücut bütünlüğünün ihlalinden doğan hallerde manevi zararların tazminini düzenlemiş, anılan maddenin 2.fıkrasında ,ağır bedensel zarar veya ölüm halinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebileceği hüküm altına alınmıştır. TBK'nın " Manevi Tazminat" başlığını taşıyan 56. Maddesine göre " (1) Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. (2) Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir." Haksız bir eylem yüzünden çekilen ruhsal eylem ve üzüntüler, o tarihte duyulan ve duyulacağının varlığı kabul edilen olgulardır. TBK'nın 56. Maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasına da amaç edinmemiştir. Tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olacak kadar olmalıdır. 22/6/1966 günlü 7/7 sayılı İBK'nın gerekçesinde takdir olunacak tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Dosya kapsamında her ne kadar mahkememizce davacının maddi tazminat istemlerinden feragat etmesi sebebiyle maluliyet oranının tespiti bakımından bir rapor alınmamış ise de davalı vekilinin mahkememizin 16/05/2023 tarihli celsesindeki "Eksiklikler giderilsin, dosyaya celp edilen belgeleri inceleyip beyanda bulunmak için süre talep ederiz, ceza dosyasından davacı asilin ATK dan bizzat hazır bulundurulması suretiyle rapor hazırlanması istenilmiştir, ceza dosyasından alınan rapor daha sağlıklı olacağından ceza dosyasındaki ATK raporunun alınmasının beklenilmesini talep ederiz" şeklindeki beyanına karşılık davacı vekilinin "Ceza dosyasındaki ATK raporunun beklenilmesine muvafakatimiz vardır" şeklindeki beyanı uyarınca işbu davaya konu talebin sadece manevi tazminata ilişkin olması sebebiyle mükerrer yargılama giderlerine sebebiyet verilmemek adına ceza dosyasında davacı asilin maluliyetine ilişkin olarak alınan rapor beklenilmiş olup söz konusu rapor celp edilip incelendiğinde; "Dava konusu olaya bağlı 01.12.2020 tarihinde tibia proksimalde plato, posterior ve eminentialarda avülse kırıklara neden olan yaralanmasının, 1) Kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum OLMADIĞI, 2) Kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte OLMADIĞI, 3) Vücudundaki kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisi Hafif (1), Orta (2-3) ve Ağır (4-5-6) olarak sınıflandırıldığında ve birden fazla kırık saptandığından; şahısta saptanan kırıkların müştereken hayat fonksiyonlarını AĞIR (4) derecede etkileyecek nitelikte olduğu, 4) Kişi hakkında düzenlenmiş olay tarihli tıbbi belgelerde yüz sınırları içerisinde tarif edilen travmatik lezyonların ve kişinin 30.10.2023 tarihinde kurulumuzda yapılan muayenesinde büyük oranda ciltle aynı renk ve seviyeyi aldığından belirli bir mesafeden, belirgin bir dikkat sarf etmeden, ilk bakışta fark edilmediği görüldüğünden yüzde sabit iz niteliğinde OLMADIĞI, 5) Organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması ya da yitirilmesi niteliğinde herhangi bir anatomik eksiklik veya fonksiyonel bozukluk tarif ve tespit edilmediği" kanaatine varıldığı anlaşılmıştır. Savcılık soruşturması aşamasında ve ceza yargılamasında alınan kusur raporları incelendiğinde raporların hüküm kurmaya ve denetime elverişli olması sebebiyle işbu davada da esas alınmış olup bu kapsamda alınan kusur raporlarında davacının kusursuz olduğu, davalı sürücünün ise asli kusurlu /%100 kusurlu olduğunun belirtilmiş olması, yukarıda anılan ATK maluliyet raporu uyarınca kaza akabinde davacının basit bir tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ölçüde yaralandığı, davacının kırıklarının hayat fonksiyonlarını AĞIR (4) derecede etkileyecek nitelikte olduğu, anlaşılmakla alınan raporların davacı yararına belirlenecek manevi tazminatın miktarının takdirine elverişli olduğu kabul edilmiş olup her ne kadar davalı vekili tarafından rapora karşı itirazda bulunulmuş ise de mahkememizin işbu dosyası ile benzer mahiyette bulunan İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin ... Esas, ... Karar Sayılı, 11.07.2024 Tarihli "... dosyadaki mevcut tedavi belgelerine göre kaza nedeniyle davacının yaralandığı sabit olup manevi tazminatın niteliği gereğince ayrıca maluliyet oranın tespit edilmesine gerek olmamasına," şeklindeki gerekçeli ilamı ve söz konusu raporlar uyarınca davacının kaza akabinde geçirmiş olduğu süreç de göz önünde bulundurulduğunda davacının manevi tazminat talebinin davalı araç maliki- işleten ...'nu ve davalı sürücü ...'nu ekonomik olarak zarar uğratmayacak, davacının da zenginleşmesine sebebiyet vermeyecek şekilde yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda tarafların kazadaki kusur oranı da göz önünde bulundurulduğunda manevi tazminatın asıl amacının davacıda kaza neticesindeki yaralanması sebebiyle meydana gelen ızdırabın bir nebze olsun karşılanmasına yönelik olması sebebiyle, davaya konu haksız fiil sebebiyle ... 40. Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasından yapılan yargılama sonucunda "Sanığın olay tarihinde aracının freni tutmadığı için yağmur yağması nedeniyle yerler de kaygan olduğu için kazanın gerçekleştiğine yönelik savunması, Katılanın doğruluğunu mahkememiz huzurunda tekrar ettiği olay tarihinde motosikletiyle seyir halindeyken kırmızı ışıkta durduğu sırada arkasından bir aracın hızla gelerek kendisine çarptığına yönelik soruşturma aşamasındaki beyanı, Katılanın yaralandığına dair Adli Tıp Kurum raporu, meydana gelen kazada Sanığın asli ve tam kusurlu olduğuna ilişkin bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın üzerine atılı suçu işlediği anlaşıldığından cezalandırılması yoluna gidilmiştir. Sanık hakkında temel cezanın belirlenmesinde, meydana gelen kazada sanığın asli kusurlu olduğu da gözetilerek alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile sanık ...'nun neticeten adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş olduğu hususu da göz önünde bulundurulduğunda davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere; Davacının davasının KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ ile; 1-Davacının maddi tazminat taleplerinin feragat nedeniyle reddine, 2-Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 01/12/2020 tarihinde meydana gelen kazadan kaynaklı olarak 55.000,00 TL manevi tazminatın davalı ... ve ...'ndan kaza tarihi olan 01/12/2020 tarihinden itibaren işletilecek olan yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile birlikte davacıya verilmesine, -Davacının fazlaya dair isteminin reddine, 3-Alınması gerekli olan 3.757,05-TL karar ilam harcından dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 80,70-TL, tamamlama harcı olarak alınan 334,96-TL olmak üzere toplam 415,66-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 3.341,39-TL harcın davalılar ... ve ...'ndan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan peşin harç ve tamamlama harcı toplamı olan 415,66-TL davalılar ... ve ...'ndan alınarak davacıya verilmesi, 5-Davacı tarafından sarf edilen dava açılış gideri: 92,20-TL ( başvurma, vekalet harcı ) davetiye, posta gideri: 444,50-TL olmak üzere toplam: 536,70-TL yargılama giderinin %54,4 kabul-red oranı üzerinden hesaplanan 291,96-TL'sinin davalılar ... ve ...'ndan davacıya verilmesine, kalanının davacı üzerine bırakılmasına, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 17.900,00TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'ndan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalılar ... ve ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar ... ve ...'na verilmesine, 8-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 1.560,00TL'nin %54,4 kabul-red oranı üzerinden hesaplanan 848,64-TL'nin davalılar ... ve ...'ndan, 711,36-TL'sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 9-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, 10-Davalı ... Şirketi vekalet ücreti talebinde bulunmadığından bu hususta hüküm tesisine yer olmadığına, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/09/2024

Katip ¸e-imzalıdır

Hakim ¸e-imzalıdır

* İş bu karar 5070 Sayılı Kanun hükümlerine göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/460, K. 2024/621, T. 24.09.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-18-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-460-e-2024-621-k-f19220eca521