İlk Derece Mahkemesi · Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 2022/402 E. 2023/491 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Esas No
- 2022/402
- Karar No
- 2023/491
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/402 Esas - 2023/491 TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/402 Esas KARAR NO : 2023/491
HAKİM : ... KATİP : ...
DAVACI : ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... DAVALI : 1-... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : 2- ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : 3-... VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) DAVA TARİHİ : 26/10/2022 KARAR TARİHİ : 17/11/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/11/2023 Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili 26/10/2022 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 1973 yılında kurulduğunu, halihazırda Türkiye’nin her yerinde faaliyet gösteren “...” ve “...” ibareli markaların sahibi olduğunu, “...” markasının ... sayı ile tanınmış marka olarak tescil edildiğini, ... sayılı markaların müvekkiline ait olduğunu, bu markaların seri marka olduğunu, müvekkiline ait “... ... ...” markası ile redde mesnet markalar arasında karıştırılmaya sebebiyet verecek ölçüde benzerlik bulunmadığını, müvekkilinin 2013 yılından bu yana tescilli ..., ..., sayılı markalarının bulunduğunu, müvekkilinin 2016 yılında yemek takımları içeriğinde ... tozunu kullandığı bir ürünü piyasaya sunduğunu, bu konudaki patentin de müvekkiline ait olduğunu, bu doğrultuda pek çok “...” ve “...” ibareli markanın müvekkili adına tescil edildiğini, huzurdaki davaya konu markada “...” unsurunun ön plana çıkartıldığı bir marka başvurusunda bulunmak istediklerini, “... ...” ibaresinin, kullanılan ... tozunun daha fazla olduğunu ifade ettiğini, markada yer alan esaslı unsurun “...” olduğunu, davalıların markalarıyla karıştırılmasına imkân olmadığını, ... ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, çoğu firma tarafından 21. sınıfta kullanıldığını, ayırt ediciliği düşük ibareleri içeren markaların benzerlerinin tescil edilebileceğini, ....’nin “... ... ” markası ile davalının markalarını benzer bulmadığını, “... ” markası ile ilgili devam eden davalarda bilirkişi raporunda markaların benzer görülmediğini, markalar arasında iltibas ihtimali bulunmadığını, hedef tüketici kitlesinin dikkat seviyesinin yüksek olduğunu, beyan ederek ... no'lu ... Kararının "21. Sınıf: İşlenmemiş cam, yarı işlenmiş cam, dekorasyon için cam mozaikler ve cam tozları (inşaat için olanlar hariç), cam yünleri (izolasyon ve tekstil amaçlı olmayan). Değerli etalden olanlar da dahil olmak üzere bu sınıfta yer alan ve elektrikle çalışmayan ev ve mutfak gerekçleri (çatal, bıçak, kaşıklar hariç): yemek servis takımları, kap-kacak, şişe açacakları, saksılar, pipetler, elektriksiz pişirme aletleri." bakımından kısmen iptaline karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. CEVAP: Davalı ... vekili 22/12/2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu ... kararının yerinde olduğunu, taraf markalarında “...” ibaresinin ortak olduğunu, “...” ibaresinin tali unsur olduğunu, markaların iltibasa sebebiyet verecek ölçüde benzer olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... San. A.Ş. vekili 23/11/2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 1970 yılından bu yana sektörde faaliyet gösterdiğini, davacı tarafından yapılan başvuruya karşı yaptıkları itiraz sonrasında başvurudan bir kısım mal ve hizmetlerin çıkartıldığını, ... sayılı markaların müvekkiline ait olduğunu, “...” ve “...” ibarelerinin ilk defa müvekkili tarafından ihdas edildiğini, davacının kötüniyetli olduğunu, müvekkilinin ilk defa 1991 yılında kullanmaya başladığını, davacının 25 yıl sonra aynı sektörde “...” ibaresini kullanmak için başvuruda bulunduğunu, mevcut davalar sürerken davacının yeni başvurularda bulunduğunu, davacı tarafından tescil edilen önceki tarihli markalara karşı ... E. sayılı dosya üzerinden hükümsüzlük davası açıldığını, bu dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda hükümsüzlük şartlarının oluştuğunun mütalaa edildiğini, müvekkili tarafından ikame edilen hükümsüzlük davası ardından davacının aynı logo ile yeni bir başvuru yaptığını, davacının devamlı surette “...” ve “...” ibareleri için başvuruda bulunduğunu ve kötüniyetli olduğunu, müvekkiline ait markaların asli unsurunun “...” ve “...” olduğunu beyanla; davanın reddini talep ettiği görülmüştür. Davalı ... ... vekili 16/02/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin soyadından hareketle marka tescili aldığını, köklü markaları ile kendi ürünlerini üreten bir firma olduğunu, davacının ısrarla “...” ibaresini kullanmaya çalıştığını, davacının kötü niyetli olduğunu, davaya konu markada “...” ibaresinin baskın unsur olduğunu, müvekkilinin “...” esas unsurlu seri markalar yarattığını, markalar arasında ayniyet olduğunu beyanla; davanın reddini talep ettiği görülmüştür. UYUŞMAZLIK: Dava, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının "İşlenmemiş cam, yarı işlenmiş cam, dekorasyon için cam mozaikler ve cam tozları (inşaat için olanlar hariç), cam yünleri (izolasyon ve tekstil amaçlı olmayan).Değerli metalden olanlar da dahil olmak üzere, bu sınıfta yer alan ve elektrikle çalışmayan ev ve mutfak gereçleri (çatal, bıçak, kaşıklar hariç): yemek servis takımları, kap-kacak, şişe açacakları, saksılar, pipetler, elektriksiz pişirme aletleri." emtiaları bakımından davacının itirazlarının reddine ilişkin kısmının hukuka uygun olup olmadığı, davacıya ait ... sayılı "... ... ..." ibareli marka başvurusu ile redde mesnet alınan ... sayılı markalar arasında "İşlenmemiş cam, yarı işlenmiş cam, dekorasyon için cam mozaikler ve cam tozları (inşaat için olanlar hariç), cam yünleri (izolasyon ve tekstil amaçlı olmayan).Değerli metalden olanlar da dahil olmak üzere, bu sınıfta yer alan ve elektrikle çalışmayan ev ve mutfak gereçleri (çatal, bıçak, kaşıklar hariç): yemek servis takımları, kap-kacak, şişe açacakları, saksılar, pipetler, elektriksiz pişirme aletleri." emtiaları bakımından ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davacının önceki tarihli markalarından kaynaklı müktesep hakkının bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir. Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, özel ve teknik hususlara ilişkin bilirkişi incelemesi yapılmış, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İşlem dosyasının tetkikinde; Davacının "... ... ..." ibareli 11.01.2021 tarihinde gerçekleştirdiği ... sayılı marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında 28.06.2021 tarih ve 375 sayılı Bülten’de ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davalı şahsın 16.07.2021 tarihinde ... sayılı markalarını mesnet göstererek 6769 sayılı SMK’nın m.6/1, m.6/3 m.6/9 hükümleri kapsamında itirazda bulunduğu, davalı şirketin 13.08.2021 tarihinde ... sayılı markaları mesnet göstererek SMK'nın m.6/1 hükmü kapsamında yayına itirazda bulunduğu, davacı şirketin 25.10.2021 tarihli itiraza karşı görüş dilekçeleri ibraz ettiği, yayına yapılan itirazın ...'nca SMK m.6/1 hükmü uyarınca kısmen kabul edilerek bir kısım mal/hizmetlerin başvurudan çıkartılmasına karar verildiği, redde mesnet olarak ... sayılı markaların gösterildiği, bu karara karşı davacı tarafından 23.05.2022 tarihli karara itiraz dilekçesi sunulduğu, davalı şirketin 23.06.2022 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi sunduğu, yeniden yapılan itirazı değerlendiren ... sayılı ... kararı ile itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 29.08.2022 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir. Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür. Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır. Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, redde mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; ... Dairesi'nin ve Hukuk Genel Kurulu' nun yerleşmiş uygulamasına göre (HGK. 19.11.2003 T,...) ... kararının yerinde olup olmadığı, kararın alındığı tarihteki koşullara göre değerlendirilmelidir. (...) Eldeki dava da salt ... kararının iptali istemini barındırdığından ... karar tarihi olan 22.08.2022 tarihindeki marka işlem dosyasında mevcut maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak ve salt marka işlem dosyası ile sınırlı olarak değerlendirme yapılmıştır. Marka işlem dosyasında yer almayan ancak dava aşamasında ibraz edilen bilgi ve belgeler değerlendirme dışı tutulmuştur. Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda tablolaştırıldığı üzere; dava konusu marka başvurusundan çıkartılan ve iş bu davaya konu olan "İşlenmemiş cam, yarı işlenmiş cam, dekorasyon için cam mozaikler ve cam tozları (inşaat için olanlar hariç), cam yünleri (izolasyon ve tekstil amaçlı olmayan). Değerli metalden olanlar da dahil olmak üzere bu sınıfta yer alan ve elektrikle çalışmayan ev ve mutfak gerekçleri (çatal, bıçak, kaşıklar hariç): yemek servis takımları, kap-kacak, şişe açacakları, saksılar, pipetler, elektriksiz pişirme aletleri." emtialar ile redde mesnet markaların kapsamlarında yer alan ve bilirkişi raporunda kırmızı ve mavi ile renklendirilen mal ve hizmetler; aynı ya da benzerdir. Davacıya ait "... ... ..." ibareli marka başvurusunun hiçbir görsel unsur taşımaksızın, salt kelime unsurlarından oluştuğu, “...”, "..." ve “...” ibarelerinin bağımsız üç ayrı sözcük olarak kullanımı ile oluşturulduğu görülen markada, “...” ibaresinin aynı zamanda davacı yanın ticaret unvanının da kılavuz unsuru ve davacı taraf “...” markası olduğu görülmektedir. "..." ibaresi; hemen her sektörde bir ürünün fazla versiyonu anlamında kullanılagelen harcıalem bir ibare olduğu, ayırt ediciliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Dava konusu markada yer alan “...” kelimesi ise; uyuşmazlık konusu emtialar bakımından ayırt edici vasfı bulunan, somut bir anlamı haiz, Türkçe bir kelime olup anılan kelimenin yazım biçimi itibariyle de “...” ve "..." ibareleri ile eş büyüklük ve önemde konumlandırılmış olduğu görüldüğünden davacı yanın markasında asli korunmak istenen ibarenin “...” sözcüğü olduğu kanaatine varılmıştır. Davalı ... ...'ye ait redde mesnet markalar incelendiğinde; "..." ve "..." ibarelerinden oluştukları, söz konusu markalarda ayırt ediciliği oluşturan esas unsurun "..." sözcüğü olduğu tespit edilmiştir. Davalı ... San. A.Ş'ye ait redde mesnet markalar incelendiğinde; "... ve "..." ibarelerinden oluştukları, "..." ibaresinin davalı şirketin ticaret ünvanının ayırt edici unsuru olduğu, "..." ibarelerinin tasviri sözcükler oldukları, "..." unsurunun da tabak figürünü içermesi nedeniyle ayırt ediciliğinin bulunmadığı, buna göre; redde mesnet bu markaların esaslı unsurunun "..." sözcüğü olduğu tespit edilmiştir. Taraf markaları bir bütün olarak karşılaştırıldığında; markaların kapsamlarındaki emtiaların yüksek düzeyde benzerlik taşıdığı, markaları oluşturan işaretlerin ortak olarak “...” ibaresini içerdiği, bu ibarenin tescil kapsamındaki emtialar açısından ayırt edici vasfı bulunan bir ibare olduğu, dava konusu markada “...” ibaresinin ... markanın yanındaki tek ayırt edici unsur olduğu ve bu ibarenin her iki davalı markasının da asli ayırt edici unsuru olduğu, bu anlamda işaretler arasında yüksek düzeyli işitsel, kavramsal ve görsel benzerliklerin mevcut olduğu, emtia benzerliği ve işaret benzerliği bir bütün olarak ele alındığında markaların aynı iktisadi – idari kaynağa ait markalar olarak algılanabilecekleri, ortalama tüketicinin taraf markaları ile her koşulda yan yana karşılaşma imkanı olmadığından, farklı zamanlarda farklı yerlerde anılan markalar ile aynı ya da benzer mal ve hizmetlerde karşılaştığında, önceden tanıdığı davalı markaları ile dava konusu markayı doğrudan ilişkilendirme eğiliminin kuvvetli olacağı, karıştırılma ihtimalinin temelinde, makul miktarda ortalama tüketicilerin, bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde, herhangi bir sebeple bir bağlantı kurmasının yeterli olduğu, sonuç olarak reddedilen emtiaların tamamında taraf markaları arasında SMK m.6/1 hükmü bağlamında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu kanaatine varılmıştır. ...'nun 08/06/2016 tarih ...sayılı kararı uyarınca; iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, bu yönden dosya içerisinde mevcut bilirkişi raporunun aksi yöndeki hukuki kanaatlerine itibar edilmemiştir. Davacı taraf, müktesep hak iddiasında bulunmuştur. ....’nin 19.09.2008 tarih ve .... sayılı “... kararında kazanılmış hak teşkil eden önceki markaların tespiti yönünden bazı kıstaslar getirmiştir. ... Dairesinin 19.09.2008 tarihli ve .... Sayılı kararına göre; Bir işletme tarafından uzunca süredir kullanılan markanın asli unsuru muhafaza edilerek ve markanın bu işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yarattığı izlenim korunmak suretiyle, önceki markanın kapsadığı ürünlerin veya bir ürün çeşidinin tüketiciye yenilenmiş bir marka imajı ile sunulması ve bu yolla marka sahibi işletmenin piyasaya arz ettiği ürünlerinin de işletmesel köken olarak öncekilerle bağlantılı olduğu mesajını veren yeni markalar yaratmak amacıyla önceki markada yer alan asıl unsurun yanına başkaca asli ve/veya tali unsurlar ekleyerek oluşturduğu markaların seri marka olarak kabulü olanaklıdır. Bu tür markalar niteliği itibariyle 556 sayılı KHK'nın 55. maddesinde tanımlanan ortak markalara benzemekle birlikte; seri markalar, ortak markalarda mevcut olan bir grupta yer alan işletmelerin mal veya hizmetlerini diğer işletmelerden ayırt edilmesi fonksiyonu, teknik yönetmelik gibi özelliklere sahip olması gerekmeyen ve esasen ortak asli unsuru taşımakla birlikte her biri diğerinden bağımsız nitelikteki ticaret ve hizmet markalarıdır. Bu karar içeriğinden de anlaşılabileceği üzere müktesep hakkın kabulü üç koşula bağlanmıştır. Bunlar: • müktesep hak iddia edilen marka ile davaya konu markadaki asli unsurların muhafaza edilmiş olması ve eski markaya karşı hükümsüzlük davası açılacak sürenin dolmuş olması ve bu markanın çekişmesiz şekilde kullanılması, • markalar arasında işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yaratılan izlenimin korunması, • dava konusu markada, müktesep hak iddia edilen markaya nazaran kapsamın genişletilmemiş olması. Bu üç şartın gerçekleştiği durumlarda marka sahibi kazanılmış hak elde eder. Bu üç şartın gerçekleştiği durumlarda marka sahibi kazanılmış hak elde eder. Hemen belirtmek gerekir ki; yukarıdaki şartlar sağlansa bile, sonraki tarihli marka başvurusu, itiraza mesnet markaya yakınlaşma ve bu yolla haksız yararlanma tehlikesi oluşturmamalıdır. Burada irdelenmesi gereken husus; marka olarak seçilen işaretin önceki tarihli kök seri markaların yenilenmesi suretiyle mi oluşturulduğu, yoksa itiraza mesnet markalar ile yakınlaşarak onunla iltibas tehlikesi doğurma tehlikesi oluşturacak şekilde mi mizanpajının yapıldığıdır. Daha ilk bakışta başvurunun kök markanın değil de, itiraza mesnet markanın yeni düzenlenmiş bir versiyonu olduğu yönünde ortalama tüketici nezdinde izlenim doğuyorsa, önceki kök markalardan kaynaklı müktesep hak şartlarının doğduğundan söz edilemez. Bu itibarla seri marka olarak tescili talep edilen işaret, kök markadan esaslı farklılıklar göstermemeli ve seri marka seçilirken itiraza mesnet markaya yakınlaşacak font, renk, mizanpaj değişikliklerinden kaçınılmalıdır. (...) Müktesep hak iddiası bakımından hemen belirtmek gerekir ki; önceki tarihli markanın çekişme konusu olmaktan çıkması hali tek başına müktesep hak şartlarının doğumunu sağlamaz. Önceki tarihli markanın başvuruya konu emtialar bakımından aynı zamanda fiili olarak kullanıldığının da ispatlanması gerekir. Zira, müktesep hak müessesesinin kabul edilmesinin amacı, önceki tarihli markanın uzunca süredir kullanımı nedeniyle ilgili tüketici kesiminde oluşan imajın, sonraki tarihli marka başvurusuna sirayet etmesini sağlamaktır. Bu nedenledir ki, fiilen kullanılmayan önceki tarihli markanın ilgili tüketici kesiminde bir imaj duygusu oluşturduğundan söz edilemez. Olmayan imajın yenilenen yeni bir marka başvurusuna aktarımı da dolayısıyla söz konusu olamaz. Müktesep hak şartları bakımından yukarıda ifade ettiğimiz görüşü destekler nitelikte, ... Dairesi'nin 06/01/2020 tarih ... sayılı kararında, önceki markanın fiilen kullanılmasını, müktesep hakkın doğumu bakımından gerekli görmüştür.
Somut olayda yapılan incelemede; Dava konusu marka başvurusu 11.01.2021 tarihinde tescil başvurusuna konu edilmiştir. Bu kapsamda bakıldığında, yalnızca ...sayılı markaların 5 yıllık başvuru sürelerini doldurduğu; sair markaların ise 5 yıllık süreyi doldurmaması sebebiyle müktesep hak sağlayamayacağı kanaatine varılmıştır. ... sayılı markanın tescil sınıfının 27. sınıf olduğu ve çekişme konusu emtiaları içermediği görülmekle müktesep hak sağlamayacağı kanaatine varılmıştır. Nihayeten ... sayılı marka ise “...” ibaresinden oluşmakta olup davaya konu markada bu esaslı unsurun korunmadığı kanaatine varılmakla müktesep hak sağlamayacağı kanaatine varılmıştır. Sonuç olarak; davacı yanın ileri sürdüğü müktesep hak iddiası yerinde bulunmamıştır. Yukarıda izah edilen gerekçelerle davaya konu ... kararının iptalini gerektirir hukuka aykırı bir yön tespit edilmediğinden davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70 TL'nin düşümü ile bakiye kalan 189,15 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 80,70 TL peşin harç, 80,70 TL başvurma harcı, 62,70 TL vekalet harcı, 3.500,00 TL bilirkişi ücreti, 45,42 TL dosya kapağı masrafı, 387,00 TL posta-tebligat masrafı olmak üzere toplam 4.156,52 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı ... San. A.Ş. tarafından sarf edilen 88,30 TL vekalet harç sarfiyatına ilişkin yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ... San. A.Ş.'ye verilmesine, 6-Davalı ... ... tarafından sarf edilen 51,20 TL vekalet harç sarfiyatına ilişkin yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ... ...'ye verilmesine, 7-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa re'sen iadesine, Dair, Davacı vekilinin, Davalı Kurum vekilinin, Davalı ... vekilinin ve Davalı ... ... vekilinin yüzüne karşı, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.17/11/2023
Katip ... E-imza
Hakim ... E-imza