İlk Derece Mahkemesi · Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 2022/307 E. 2023/220 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Esas No
- 2022/307
- Karar No
- 2023/220
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2022/307 KARAR NO : 2023/220 HAKİM : ... ... KATİP : ... ...
DAVACI : ... - T.C. Kimlik No: ... VEKİLİ : Av. ... -.... DAVALI : ... ... VEKİLİ : Av. ... - ....
DAVA : Marka Hükümsüzlüğü DAVA TARİHİ : 15/08/2022 KARAR TARİHİ : 07/12/2023 KARAR YAZIM TARİHİ :17/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesiyle; "..." markasının müvekkili adına tescilli olduğunu, müvekkilinin, dava dışı ... Ürt. Tic. Paz. Ltd. Şti. unvanlı firmanın ortak ve yetkilisi olduğunu, şirketin ürettiği sucuk ve pastırmaya ilave olarak sosis, salam, kavurma, füme et, jambonla beraber taze/donuk dana-kuzu et ve et ürünleri üretimine dair yatırımlar yaparak ürün çeşitliliğini artırdığını, dava dilekçesinde sayısı ve nice sınıfları verilen markaların müvekkili adına tescilli olup müvekkili tarafından uzun yıllardır Türkiye'nin her yerinde kullanıldığını, davalının “...'nun ... ...” markasının ise 29/30/31 sınıfta ... numara ile tescil edildiğini, davalının markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, davalıya ait tescilli markanın müvekkillerinin daha önceki tarihte koruma altına alınmış “...” markasıyla iltibas yarattığını, davalı adına “...'nun ... ...” ibaresinin kullanılması halinde tüketici nezdinde işletmesel köken anlamında bir bağlantı kurulma ihtimalinin yüksek olduğunu, müvekkilinin markasını hiç ara vermeden kullandığını, yoğun bir maddi manevi çaba göstererek, tv reklamları, gazete - billboard ilanları, bastırmış olduğu katalog ve yaygın ürünleri ile markasını ayırt edici ve sektöründe tanınan bir marka haline getirdiğini, davalının tescilli markasındaki “...” kelimesinin müvekkillerinin markasıyla aynı olacak şekilde kullanarak sebep olduğu tecavüzün önlenmesi gerektiğini beyanla; dava konusu markanın hükümsüzlüğüne, mahkeme aksi kanaatte ise anılan markalardan "..." ifadesinin çıkartılmasına, davalının müvekkiline ait markayı haksız kullandığının tespitine, tecavüzün önlenmesine, sonuçların ortadan kaldırılmasına karar verilmesine; cevaba cevap dilekçesi ile bu sefer, davaya konu markanın 29. ve 30. sınıflarda hükümsüzlüğüne karar verilmesini karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı şahıs cevap dilekçesiyle; davacı yanın işbu davada, adına tescilli markalara dayanarak hem hükümsüzlük ve hem de marka hakkı ihlali isteminde bulunduğunu, davacının her iki istemi bakımından “...” ibareli 29. sınıf ürünleri içeren ..., “... ” ibareli 29 ve 30. sınıf ürünleri içeren ..., “...+...” ibare ve biçimli 29. sınıf ürünleri içeren ..., “... Sofrası” ibareli 5. ve 29. sınıf ürünleri içeren ..., “... " ibareli 29 ve 32. sınıf ürünleri içeren ..., “... ...” ibareli 29. sınıf ürünleri içeren ... ve “...” ibareli 29. sınıf ürünleri içeren ... sayılı markalar için 6769 sayılı SMK m.25/7 ve m.29/2 hükümleri uyarınca kullanmama def'inde bulunulduğunu, müvekkilinin markasından “...” ibaresinin terkini talebinin kanuna aykırı olduğunu, markalar arasında benzerlik bulunmadığını, sadece “...” ibaresinin bulunmasından kaynaklı karıştırma ihtimali bulunmadığını, davacının markalarının tanınmış olmadığını, SMK m. 6/5 şartlarının bulunmadığını, müvekkili marka tescilinin iyiniyetli olduğu bu sebeple açılan davanın reddi gerektiğini, sadece “...” ibaresinin ortak olmasının, markaların karıştırılacak seviyede benzer olduğunu kabule yeterli olmadığını, ... uygulaması gereği, bu tür genel ve herkes tarafından bilinen bölge ve yer adlarının ancak yanına bir takım ekler konulmak suretiyle veya bir kısım biçim farklılıkları da eklenmek suretiyle marka olarak tescilinin mümkün olduğunu, marka olarak tescil olunsalar bile zayıf bir marka olarak korunabileceklerini beyanla; açılan hükümsüzlük ve ihlal ile markadan “...” ibaresinin terkini istemli davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir. YARGILAMA: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı adına tescilli ... sayılı markanın hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı, davalının kullanımlarının davacının markasına tecavüz oluşturup oluşturmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır. Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. Bilirkişi kurulunca düzenlenen RAPORDA ve EK RAPORDA özetle: 1-) Davaya konu ... sayılı markanın, tescilli 29. ve 30. sınıfında yer alan bütün malları ile davacı yanın yukarıda listelenen markalarında yer alan mallarının aynı / aynı tür olduğu, 2-) Davalı yanın kullanmama def’i kapsamında, davaya konu markanın 29.01 alt sınıfında yer alan “et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri” malları açısından hükümsüzlük talep edilebileceği, 3-) Davaya konu ... sayılı davalı şahıs markası ile davacı yanın hükümsüzlük talebine dayanak markaları arasında 6769 s. SMK’nun 6/1. maddesi kapsamında ilişkilendirme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimali bulunduğu, 4-) Davacı yanın SMK’nun 6/5. madde kapsamındaki tanınmış marka korumasından yararlanamayacağı, 5-) Davacı yan 29. ve 30. sınıfta yer alan mallar açısından hükümsüzlük talep etmiş olmakla birlikte, sadece 29.01 alt sınıfında yer alan “et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri” malları açısından hükümsüzlük halinin oluştuğu, 6-) Davalı şahsın eylemli kullanımına dair dosya kapsamında bilgi ve belgenin bulunmadığı, bu hali ile haksız kullanımının bulunmadığı, 6769 sayılı SMK 7. ve 29. maddeleri uyarınca davacının markalarından doğan haklara tecavüzün varlığının kabul edilemeyeceği, tecavüzün kaldırılması veya men’i şartlarının oluşmadığı, takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir. Bilirkişi raporunun / ek raporun her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır. GEREKÇE: Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir. “Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise; (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir. (9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir. Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik ... içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, ..., ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (....). Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır. 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 7. Maddesine göre: (1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir. (2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması. (3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması. (4) Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin ya-yım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez. (5) Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez: a) Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi. b) Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması. c) Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması. 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 29. Maddesine göre, (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır: a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak. b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek. c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak. ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek. (2) 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü tecavüz davalarında def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. Buradan hareketle; 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun “Kullanma İspatı”na ilişkin 19/2. Maddesi; “6 ncı maddenin birinci fıkrası kapsamında yapılan itirazlarda, itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. İtiraz sahibi tarafından bu hususların ispatlanamaması durumunda itiraz reddedilir. İtiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması hâlinde itiraz, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenir.” şeklindedir. 25/7 maddesi ise; “6 ncı maddenin birinci fıkrası uyarınca açılan hükümsüzlük davalarında 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. Hükümsüzlüğü istenen markanın başvuru veya rüçhan tarihinde, davacının markası en az beş yıldır tescilli ise davacı ayrıca, söz konusu başvuru veya rüçhan tarihinde 19 uncu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartların yerine getirildiğini ispatlar.” hükmünü içermektedir. Böyle bir durumda marka hükümsüzlüğü talep eden davacının dayanak yaptığı markasını kullandığını ispat etmesi gibi bir yükümlüğü doğacaktır. Hükümsüzlük davasına dayanak yapılan markanın tescilli markanın kullanılmadığına ilişkin def’i de makanın kullanılıp kullanılmadığı dava tarihinden itibaren geriye doğru beş yıl içinde gerçekleşmiş olmalıdır. SMK 19/2. Maddesi; “6 ncı maddenin birinci fıkrası kapsamında yapılan itirazlarda, itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. İtiraz sahibi tarafından bu hususların ispatlanamaması durumunda itiraz reddedilir. İtiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması hâlinde itiraz, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenir.” şeklindedir. Yine, 25/7 maddesinde ise; “6 ncı maddenin birinci fıkrası uyarınca açılan hükümsüzlük davalarında 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. Hükümsüzlüğü istenen markanın başvuru veya rüçhan tarihinde, davacının markası en az beş yıldır tescilli ise davacı ayrıca, söz konusu başvuru veya rüçhan tarihinde 19. maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartların yerine getirildiğini ispatlar.” Hükmü düzenlenmiştir. Böyle bir durumda marka hükümsüzlüğü talep eden davacının dayanak yaptığı markasını kullandığını ispat etmesi gibi bir yükümlüğü doğacaktır. Hükümsüzlük davasına dayanak yapılan markanın tescilli markanın kullanılmadığına ilişkin def’i de makanın kullanılıp kullanılmadığı dava tarihinden itibaren geriye doğru beş yıl içinde gerçekleşmiş olmalıdır. SMK’nun 9. Maddesi uyarınca şu haller “markayı kullanma” olarak kabul edilir: a) Markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması. b) Markanın sadece ihracat amacıyla mal veya ambalajlarında kullanılması. Markanın, marka sahibinin izni ile kullanılması da marka sahibi tarafından kullanım olarak kabul edilmektedir. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; Dosya kapsamından davalı şahsın tescil edilen markası içeriğinde ''...'' ve benzeri ibarenin yer aldığı herhangi bir marka kullanımına dair bilgi ve belgeye rastlanılmamıştır. Davacı yanın markasının hükümsüzlük istemi açısından dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık sürede tescil şartı aranmaktadır. Bu kapsamda yapılan incelemede, dava tarihi 15.08.2022 olduğu, davacı yanın en güncel markasının tescil tarihinin 2013 olduğu görülmekle, davacı yanın davası konu bütün markaları olan ....sayılı markalar hakkında kullanmama def’i açısından inceleme yapılması gerektiği kabul edilmiştir. Davacı yan dava dilekçesi ekinde, 8 ayrı ürün görseli sunmuş olduğu, üretim belgelerinden anlaşıldığı üzere, söz konusu ürünlerin dava dışı davacının yetkilisi/ortağı olduğu firma tarafından üretildiği, ürünlerin .... ürünlerine ait olduğu, ürünlerin üretim tarihine dair herhangi bir bilginin yer almadığı, cevaba cevap dilekçesi ekinde ise, 1 adet 10-30 Kasım 2016 tarihine ait “...” başlıklı market ürün fiyat listesi / kataloğunun yer aldığı, içeriğinde, “....” ürünlerinin listelendiği, 1 adet 21 Mayıs – 03 Haziran 2014 tarihine ait “...” başlıklı market ürün fiyat listesi / kataloğunun yer aldığı, içeriğinde, “....” ürünlerinin listelendiği, 1 adet 13 Ekim – 01 Kasım 2015 tarihine ait “...” başlıklı market ürün fiyat listesi / kataloğunun yer aldığı, içeriğinde, “... ” ürünlerinin listelendiği, 1 adet 10 – 29 Şubat 2016 tarihine ait “...” başlıklı market ürün fiyat listesi / kataloğunun yer aldığı, içeriğinde, “... ” ürünlerinin listelendiği, 1 adet (okunamıyor) Mayıs 2016 tarihine ait “...” başlıklı market ürün fiyat listesi / kataloğunun yer aldığı, içeriğinde, “... ” ürünlerinin listelendiği, 1 adet 25 Şubat – 04 Mart (yıl bulunmamakta) tarihine ait “...” başlıklı market ürün fiyat listesi / kataloğunun yer aldığı, içeriğinde, “... 1 KG sucuk”, “... ...” ürünlerinin listelendiği, 1 adet 29 Mayıs – 11 Haziran 2014 tarihine ait “...” başlıklı market ürün fiyat listesi / kataloğunun yer aldığı, içeriğinde, “... sultan 750 GR piliç salam” ürününün listelendiği, 1 adet 10 – 23 Nisan 2014 tarihine ait “...” başlıklı market ürün fiyat listesi / kataloğunun yer aldığı, içeriğinde, “....” ürününün listelendiği, 12 ayrı fatura sunulduğu, faturaların dava dışı şirkete ait olduğu, tarihlerinin sırası ile 07.02.2018, 02.03.2018, 07.03.2017, 01.04.2017, 22.10.2022, 22.12.2021, 30.12.2020, 30.12.2019, 26.12.2019 şeklinde olduğu, dava tarihi olan 15.08.2022 tarihinden sonra ve 15.08.2017 tarihinden önceye ait fatura ve diğer bilgi ve belgelerin dikkate alınamayacağı, bu kapsamda davacı yanın sunmuş olduğu katalogların tamamının, 5 yıldan eski olduğu, faturalar incelendiğinde, her ne kadar davacı yan adına düzenlenmemiş olsa da, yetkilisi / ortağı olduğu firmanın düzenlemiş olduğu faturaların da markanın kullanımı kapsamında sayılabileceği, faturalardan; “...” ibaresinin markasal olarak kullanıldığının tespit edildiği, buna göre davacı yanın markasının “...” ürünlerinde ciddi olarak, ticari etki yaratacak şekilde kullandığı tespit edilmiştir. Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Hükümsüzlüğe Mesnet Davalı Markası Davacı Markaları Tescil/Koruma Tarihi
...'.... ... .... (29, 30, 31) ... ...+.... ... ... .... (05, 29, 30. sınıf) Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; dava konusu marka ile davacı markalarının kapsadığı mallar karşılaştırıldığında, dava konusu marka kapsamında aynı/aynı tür ve benzer mallar ile birlikte, kullanım amaçları, işlevleri ve birbirleri ile olan ilişkileri (alternatif veya tamamlayıcı olması) bakımından yapılan değerlendirmede, davaya konu markanın dava konusu edilen 29. ve 30. sınıfta yer alan malların, davacı yan markalarında yer alan mallar ile aynı / aynı tür olduğu görülmektedir. Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir. Davalının markasının incelenmesinde;davaya konu markanın “...’nun ... ...” ibaresinden oluştuğu, davaya konu markanın, kelime ve ... unsuru içermekle bileşke marka olduğu, beyaz zemin üzerine, çeşitli renklerden oluşan buğday, ... bölgesine ait grafik, bitki şekilleri ile söz konusu ... kompozisyonun altında ve üstünde olacak şekilde, üstte “...’nun ...” ibaresi, altta “...” ibaresinin yer aldığı anlaşılmaktadır. Davacının markalarının incelenmesinde; davacı yan markalarına bakıldığında, bir kısım markalarının kelime markası olduğu, ....sayılı markaların ise kelime unsuru ile birlikte ... unsurunu da içerdiği, her iki markada “...” ibaresinin yer aldığı, ....sayılı markaların kelime markası olduğu, beyaz zemin üzerine siyah tonlarda, farklı yazı karakterleri ile tek satıra gelecek şekilde, “..“...” ibarelerini içerdiği anlaşılmaktadır. Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. ... Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve .... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, taraf markalarında ön plana çıkan ibarelerinin gerek okunuş gerek de görsel olarak birbirleri ile belli bir benzerlik içerdiği, her ne kadar “...” ibaresinin düşük düzeyde ayırt edici olduğu; ancak bir kısım davacı yan markalarında tek unsur olarak söz konusu ibarenin yer alması, diğer bir deyiş ile başkaca ayırt edici unsurun bulunmaması birlikte değerlendirilmiş, davaya konu markada “...” ibaresi yan unsur olarak kabul edilmekle, “...’nun ...” ile “...” ibareleri arasında belli bir benzerlik bulunması, taraf markalarındaki zayıf ibareler dışında, taraf markalarını birbirinden uzaklaştıracak güçte herhangi bir işaretin tespit edilememesi, “...’nun ...” ibaresinin de “...” ibaresini refere etmesi, davaya konu markada yer alan şeklin ise tescil edilen sınıflar ile yakın ilişkili olması, herkesçe bilinen “...” coğrafi bölgesine ait haritayı içermesi, “...” ibaresinin ön plana çıkması ile söz konusu işaretlere yoğunlaşacağı, bu nedenle de tüketicinin her iki taraf markasındaki ibareleri birbirlerine benzeteceği, bu hali ile taraf markaları arasında benzerlik bulunduğu; işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "...'nun ... ..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu, taraf markaları arasında iltibas bulunduğu; davacının tanınmışlık iddiasında bulunduğu ancak bu hususta iddiasını destekler nitelikte dosyada delil bulunmadığı, tanınmışlık düzeyine ulaştığını gösterir nitelikte, piyasa araştırması, satış rakamları, yurt içi ve yurtdışı satış ağı vb. delillere rastlanmadığı, davacı markasının bir kişiye veya teşebbüse sıkı sıkıya bağlı, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine sahip, dost ve düşman ayrımı yapılmaksızın coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım yapacak seviyeye ulaşmadığı, davacı yanın dilekçesinde atıf yaptığı bilirkişi raporları uyarınca tanınmış marka olduğunun kabul edilmeyeceği; benzer görülen mallar açısından davacı marka sahibinin davaya konu markanın tescilinden zarar görme veya itibarında zarar meydana gelme ihtimalinin bulunmadığı kabul edilmiş olmakla, davacı lehine, hükümsüzlük istemine dayanak 6769 sayılı SMK’nun 6/5 kapsamındaki korumadan yararlanamayacağı; dosya kapsamında davalı yanın tescilli markayı kullandığına veya eylemli olarak başkaca bir markasal kullanımda bulunduğuna dair bir bilgi ve belgeye rastlanmadığından marka hakkına tecavüzün gerçekleşmediği, davalı yanın tek başına tescilli markasının olmasının haksız kullanım anlamına gelmeyeceği ve 6769 sayılı SMK m. 7 ve m. 29 uyarınca davacının markalarından doğan haklara, benzerlik tespit edilen sınıflar kapsamında tecavüzün bulunmadığı kabul edilmiştir. Tüm dosya kapsamına göre; davaya konu ... sayılı markanın, tescilli 29. ve 30. sınıfında yer alan bütün malları ile davacı yanın yukarıda listelenen markalarında yer alan mallarının aynı / aynı tür olduğu, davalı yanın kullanmama def’i kapsamında, davaya konu markanın 29.01 alt sınıfında yer alan “et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri” malları açısından hükümsüzlük talep edilebileceği, davaya konu ... sayılı davalı şahıs markası ile davacı yanın hükümsüzlük talebine dayanak markaları arasında 6769 s. SMK’nun 6/1. maddesi kapsamında ilişkilendirme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimali bulunduğu, davacı yanın SMK’nun 6/5. madde kapsamındaki tanınmış marka korumasından yararlanamayacağı, davacı yan 29. ve 30. sınıfta yer alan mallar açısından hükümsüzlük talep etmiş olmakla birlikte, sadece 29.01 alt sınıfında yer alan “et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri” malları açısından hükümsüzlük halinin oluştuğu, davalı şahsın eylemli kullanımına dair dosya kapsamında bilgi ve belgenin bulunmadığı, bu hali ile haksız kullanımının bulunmadığı, 6769 sayılı SMK 7. ve 29. maddeleri uyarınca davacının markalarından doğan haklara tecavüzün varlığının kabul edilemeyeceği, tecavüzün kaldırılması veya men’i şartlarının oluşmadığı anlaşılarak, davaya konu ... sayılı markanın 29.01 alt sınıfında yer alan "Et, Balık, Kümes ve Av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri" malları açısından kısmen hükümsüzlüğüne ve bu kapsamda sicilden terkinine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere: 1-Davaya Konu ... sayılı markanın 29.01 alt sınıfında yer alan "Et, Balık, Kümes ve Av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri" malları açısından kısmen hükümsüzlüğüne ve bu kapsamda sicilden terkinine, Fazlaya ilişkin taleplerin reddine, 2-Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü gösterilen 7.334,40-TL yargılama giderinin takdiren 4.889,60-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından yargılama gideri sarfedilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333), Dair verilen karar, hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup, usulen anlatıldı. 07/12/2023
Katip ... Hakim ... e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ İLK MASRAF : 172,90-TL GİDER AVANSI :7.161,50-TL TOPLAM :7.334,40-TL